MEDENİYETLER ÇATIŞMASI TEORİSİ VE FRANSA’DA YAŞANAN OLAYLAR

 

 

EurAsia Prospective sitesinde, “Ariane Bonzon’a göre Türkiye’nin stratejileri”[1] başlıklı bir röportaj yayınlanmıştır. Bonzon, Türk kimliğini Batı karşıtı ve Hristiyan karşıtı, yani aynı zamanda Ermeni karşıtı olarak oluşturulmaya çalışıldığı şeklinde gerçeklikten tamamen uzak, medeniyetler çatışmasını andıran bir açıklamada bulunmuştur.

 

 

Samuel Huntington, etnik ve siyasal çatışmaların temelinde medeniyetler ayrımının yattığına inanmakta ve özellikle tarihi, ideolojik ve dini-kültürel sebeplerle birbirine düşmanlık güden medeniyetlerin çatışması olarak tanımlamaktadır. Medeniyetler Çatışması paradigmasının temel argümanı, Batı Medeniyeti ile İslam Medeniyeti arasında gerçekleşeceği öngörülen kültürel ve dinsel çatışmaya dayanmaktadır. Röportajın bu kısmı uluslararası ilişkiler teorisi kapsamında incelendiğinde ise, Batı Medeniyetini Fransa, İslam Medeniyeti ise Türkiye’nin temsil ettiğini düşünürsek, Ariane Bonzon iki ülke arasında bir çatışma öngörmektedir.

 

 

Tarih/coğrafya dersinde bir lise öğretmeni Hz. Muhammed’in karikatürlerini göstermesi üzerine, Rusya doğumlu 18 yaşında bir Çeçen tarafından 16 Ekim 2020 Cuma akşamı sokakta boğazı kesilerek öldürülmüştür. Olayın hemen ardından Cumhurbaşkanı Macron, “yurttaşımız apaçık bir İslamcı terör saldırısının kurbanıdır” diyerek açıklama yapmıştır.

 

 

Ermeni asıllı bir dergi müdürü olan Valérie Toranian ise: “Fransızlar İslamcı barbarlar tarafından katlediliyor. Ermeniler Azerbaycan’ın bombardımanı altında ölüyor, boğazları Erdoğan’ın cihatçıları tarafından kesiliyor.”[2] şeklinde tweet atmıştır. Toranian’ın bu tweeti tamamen akıl dışıdır ve gerçekten oldukça uzaktır. Fransa’da ki Ermeni diasporası, Fransa’da yaşanan bu olayları kendi lehlerine çevirmeye çalışıp hem İslam düşmanlığı hem de Türk düşmanlığını körükleyerek Ermenistan’a desteğin artmasını sağlamaktadır. Türkleri kötülemek ve kendi ülkesi için olabildiğince destek toplamak adına yalan bilgiler yayılmış ve hiçbir fırsatı kaçırmayan Ermenistan’ın Fransa Büyükelçisi tarafından da retweet edilmiştir.

 

 

28 Ekim Çarşamba günü, Türklerin ve Ermenilerin yoğun olarak yasadığı Fransa’nın Isère kentinde, Ermeniler protesto yapmak için A7 otoyolunu kapatıp Türklere ve iş arabalarına saldırmıştır. Saldırıda, 4 kişinin yaralandığı, 2’sinin durumunun ağır olduğu ve maddi hasarların olduğu bilinmektedir. Yaklaşık 300-400 kişi olan protestocular Türk milletine ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hakaret etmeleri üzerine, Türk asıllı bir Fransız vatandaşı gösterici Ermenilerin Türk bayrağını yakmalarından endişe ettikleri için yakınlarına gittiklerini açıklamıştır[3].

 

 

Saldırıda yaralanan Türk, olay yerinde polisin olduğu ama müdahale etmediğini aktarmıştır. Ermeni protestocuların yakınında 4-5 tane ambulans gördüğünü fakat onlar yarım saat bekledikleri halde ambulansın gelmemesi üzerine kendi imkanlarıyla hastaneye gittiklerini ifade etmiştir[4]. Bölge de yaşayan Türkler de bu olayı protesto etmek için akşam toplanmış ve bir yürüyüş gerçekleştirmişlerdir.

 

 

Gazeteci Valérie Toranian[5] ise “İğrenç. Silahlılar ve Ermenileri arıyorlar … Bugün Fransa’da Türkler “işi bitirmek” istiyorlar.”[6] şeklinde tweet atarak sanki Ermeniler Türker’i kışkırtmamış, saldırmamış yahut maddi zarar vermemiş gibi gerçeği değiştirmeye çalışmaktadır. Üstelik Ermenilerin onca agresif ve saldırgan protestolarına rağmen Türklerin bir araya gelip gerçekleştirmiş olduğu bu barışçıl protestoya farklı anlamlar yüklenmektedir. Ayrıca ilk saldıranların Ermeni olduğu yerel kaynaklarca aktarılmıştır ve görüntülerde görülmektedir. Türk asıllı Fransız vatandaşların sözde bir “soykırım” yapacakları iddiasında bulunması ise hakikatten yoksun hayalperest bir bakış açısı çizmekle kalmamıştır, aynı zamanda Fransa’nın iç bütünlüğüne zarar vermektedir.

 

 

Avrupa ve Asya analisti Laurent Leylekian: “Şu anda, Ermeni asıllı Fransızları Vienne’de, sonra da Lyon banliyösü Decines’te, “küçük Ermenistan”da, Türk barbar ordularını kışkırtmaya geliyor.”[7] diye tweet paylaşmıştır. Bu paylaşımlar Fransa’da Türk halkına karşı kin ve nefrete sürüklemektedir.

 

 

29 Ekim Perşembe günü Nice’te, bir kilise de Fransız vatandaşın boğazı kesilerek katledilmiştir ve iki kişide bıçaklanarak öldürülmüştür. Suçlunun “Allahu Ekber” diye bağıran 30 yaşında bir Kuzey Afrikalı olduğu bilinmektedir. Bu ve benzer olaylar Medeniyetler Çatışması teorisi kapsamında düşünüldüğünde, iki büyük medeniyet arasında ki çatışma için kıvılcımlarının atıldığı anlaşılmaktadır.

 

 

Bu oylar üzerine, İç İsleri Bakanı “vigipirate planını”[8] “terörist saldırılar” seviyesine yükseltmiştir. Macron ise, Sentinelle operasyonunda[9] askeri sayısını 3 000’den 7 000 çıkartarak[10] güçlendirmiştir.

 

 

Ayrıca, Fransız aşırı sağ hareketi “Kimlik Hareketi” (Génération identitaire), Nice sokaklarında “biz kendi evimizdeyiz” ve “İslam, Avrupa dışına” şeklinde sloganlar atmıştırlar.

 

 

Açık bir şekilde Ermenileri Türkiye ve Azerbaycan’ın ortak düşmanı olarak tanımlamaktadır. Fakat, bu açıklamayı yaparken Türkiye uzmanı Bonzon’un ülkemizde yaşayan 70 000 Ermeni vatandaşımızı[11] görmezden geldiği ve aynı zamanda Türkiye’nin milli bütünlüğünü hedef aldığını düşünmeye itmektedir.

 

 

Olayın ardından Macron konuşmasında, Nice’teki saldırı için “İslamcı terör saldırısı” olarak nitelendirmiştir. Saldırının tüm Fransa’ya yönelik olduğunu ve Katoliklerle dayanışma içinde olduğunu ifade etmiştir. Lakin, “Fransa’da sadece bir topluluk var, o ulusal topluluktur.” şeklinde ki söylemi, uygulamada tamamen farklıdır.

 

 

Bonzon, Fransa’nın “İslamcı ayrılıkçı” yasa tasarısına dayanan iç politikasının, Türkiye’ye yönelik dış politikasının bir bileşeni haline geldiğini ve Fransa’daki Türk müdahalesini hedef aldığını açık bir biçimde ifade etmiştir. Fransa’nın İslam karşıtlığını ve Türk düşmanlığını iç politikasına yansıtması ve Cumhurbaşkanı Erdoğan için Fransa’nın Cumhurbaşkanı Macron’u ideal bir “düşman” nitelendirmesi son derece endişe vericidir.

 

 

Erdoğan’ın Macron’u “zihinsel sorunlu” olarak nitelendirmesinin ardından, Charlie Hebdo’nun Cumhurbaşkanımız hakkında kamu diplomasisine yakışmayan bir karikatür yayınlamıştır.

 

 

1960’ların başında, Hara Kiri dergisi Fransa’nın eski Cumhurbaşkanı Charles de Gaulle’ün ölümüyle dalga geçen bir kapak yayınlamasının ardından kapatılmıştır[12]. Kapatılmasından bir hafta sonra Charlie Hebdo adıyla tekrar açılmıştır. Bu olay ile, Fransa’nın kendi değerleri için ifade özgürlüğünün kısıtlanabileceği ve ifade özgürlüğünün kin/nefrete dönüşmemesi gerektiği görülebilmektedir.

 

 

2010 yılında, Charlie Hebdo, Jean Sarkozy’nin Yahudiliğe geçme olasılığı konusunda ironik bir köşe yazısı nedeniyle 16 yıllık karikatüristini görevden almıştır. Mahkeme, Charlie Hebdo karikatüristi Siné’nin haksız yere işten çıkardığını ve tazminat ödemesine karar vermiştir.

 

 

Eylül 2020 tarihinde, rapçi Freeze Corleone’nun “Shoah umrumda değil” sözleri üzerine, İç İsleri Bakanı olaya müdahil olmuştur ve Corleone’nun şarkıları bütün platformlardan çıkartılmıştır. Fransa’da ki Yahudi topluluğunu incitmemek için çaba sarf edilirken, Müslümanların değerlerine neden saygısız ithamlarda bulunulup saldırılmaktadır?

 

 

Ayrıca, Fransa’nın bu tutumu Minsk Grubu’ndaki Eş bakan olarak tarafsız statüsünün sorgulanmasına neden olmaktadır.

 

 

Yine 29 Ekim Perşembe günü, bir adam sokakta insanları tabancayla tehdit ederken polis tarafından vurularak öldürülmüştür. Saldırganın Kimlik Hareketi’nin bir üyesi olduğu söylenmektedir. Avignon savcılığı verdiği demeçte, adamın psikiyatrik tedavi gördüğünü ve tutarsız yorumlarda bulunduğunu ifade etmiştir. Cumhuriyet savcısı Philippe Guemas, Bleu Vaucluse radyosuna verdiği açıklamada: “Kişi Fransız, Fransa doğumlu ve Müslüman diniyle hiçbir ilgisi yoktur. Terör eylemiyle kesinlikle ilgisi yoktur. Dengesiz birinin eylemi olarak, bu olay bir genel hukuk meselesidir. Soruşturma bu adamın psikolojik profilini aydınlatmalıdır.”[13] Cumhuriyet savcısının bu demeci Medeniyetler Çatışması teorisi kapsamında incelendiğinde ise, terörü İslam ile bağdaştırması, yani “Müslüman değilse terörist değildir, psikolojik olarak dengesiz bir bireydir” algısını yaratması, ötekileştirme ve bir düşman yaratma çabası olarak değerlendirilmektedir. Aynı algı ABD’de de Siyahlar ve Müslümanlar için geçerlidir. Bir terörist beyaz ise “Psikolojisi bozuk bir genç” denilerek olayı ört pas edilmeye çalışılmaktadır.

 

 

Tüm metin okunulduğunda, Türkiye’nin Avrupa, ABD ve Orta Asya Devletleri için bir tehdit oluşturduğunu ve bu yüzden durdurulması gerekilen bir güç olduğunu düşündürmektedir. Türk yetkililerin açıklamalarında bahsettiği gibi Türkiye bölgede yalnızlaştırılmaya, ötekileştirilmeye çalışılmaktadır ve bu durum Ariane Bronzon’un röportajında daha da iyi anlaşılmaktadır. Fransız yetkililerin sürekli bir Türk ve İslam düşmanlığını ön planda tutması ve körüklemesi, gittikçe kötüleşen ekonomisini ve pandemi dönemini yönetememesini saklamak amacıyla böyle davrandıkları da düşünülebilir.

 

 

Sanki yakın gelecekte Türkiye’nin diğer ülkeler için bir “varoluş savaşı” hedefi olarak algılanması istenilmektedir. Bir yandan Türklüğü bölmek ve İslam’ı sözde “reforme” etme çabaları vardır. Diğer bir yandan ise bütün bunların Hristiyan ve Batı toplumu için birleştirici bir faktör olarak oluşturma çabası vardır.

 

 

30 Ekim Cuma günü İzmir’de gerçeklesen depremin ardından Fransız sosyal medyasına bakıldığında, Türklere değil de Yunanlılara yardım edilmeli şeklinde ki yorumların çoğunlukta olduğu görülmüştür. Bu elim afetin ardından bile Türklere karşı kin kusulması, Medeniyetler Çatışması teorisi minvalinde ki çabaların karşılık bulduğunu göstermektedir.

 

Asya Ayrancı

 

BAU DEGS Araştırmacısı

 

 

Kaynakça

 

[1] «La stratégie de la Turquie selon Ariane Bonzon», Cyrille Bret, EurAsia Prospective, 17.10.2020.   https://eurasiaprospective.net/2020/10/17/la-posture-strategique-turque-selon-ariane-bonzon/

 

[2] https://twitter.com/valerietoranian/status/1317191940845293568?s=20

 

[3] « Fransa: Ermeni protestosunda 4 kişinin yaralanması sonrası Türkler sokağa indi », Euronews, 28.10.2020 https://tr.euronews.com/2020/10/28/fransa-ermeni-protestosunda-4-kisinin-yaralanmas-sonras-turkler-sokaga-indi

 

[4] Alaattin Doğru, « Fransa’da Ermeni protestocuların yaraladığı Türk genç: Türk bayrağı yakmasınlar diye gittik », Anadolu Ajans, 28.10.2020. https://www.aa.com.tr/tr/dunya/fransa-da-ermeni-protestocularin-yaraladigi-turk-genc-turk-bayragi-yakmasinlar-diye-gittik/2022499

 

[5] Fransız-Ermeni dergisi Nouvelles d’Arménie’nin de kurucusudur

 

[6] https://twitter.com/valerietoranian/status/1321727617272287233?s=20

 

[7] https://twitter.com/Eurotopie/status/1321555362428977157?s=20

 

[8] Fransa’nın ulusal güvenlik uyarı sistemi

 

[9] Fransız topraklardaki terör tehditlerini önlemek ve halkı korumak için Ocak 2015 olayların ardından başlatılan operasyondur.

 

[10] https://twitter.com/EmmanuelMacron/status/1321855020548165632?s=20

 

[11]“Hangi ülkede kaç Ermeni yaşıyor?”, Ermeni Haber Ajansı, 16.03.2018. https://www.ermenihaber.am/tr/news/2018/03/16/Hangi-ülkede-kaç-Ermeni-yaşıyor/125317

 

[12] « Charlie Hebdo: Erdoğan karikatürüyle tepki toplayan ve yayınları tartışma yaratan Fransız hiciv dergisi », BBC, 28.10.2020.   https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-54722020

 

[13] “A Avignon, un homme se revendiquant de « Génération identitaire » abattu par la police” , L’OBS, 29.10.2020. https://www.nouvelobs.com/faits-divers/20201029.OBS35367/a-avignon-un-homme-abattu-par-la-police-pas-de-piste-terroriste-a-ce-stade.html