1915 ERMENİ MESELESİNİN HUKUKİ DEĞERLENDİRİLMESİ

24 Nisan 2021

1915 ERMENİ MESELESİNİN HUKUKİ DEĞERLENDİRİLMESİ

 

ULUSLARARSI HUKUKA GÖRE TÜRKİYE’NİN SORUMLULUĞU

Ermenilerin iddialarının temelinde soykırıma maruz kalma savı yatmaktadır. Soykırım, uluslararası ceza hukuku bakımından bir suç tipidir. Bu suçun temel dayanağı ise Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesidir. Bu sözleşme Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 9 Aralık 1948 tarihli oturumunda kabul edilmiş, 12 Ocak 1951 tarihinde ise yürürlüğe girmiştir. Sözleşmede aksine bir hüküm olmadığı için bu sözleşme, yürürlüğe girdiği tarihte devam eden ve yürürlüğe girdiği tarihten sonra gerçekleşen olaylara uygulanır. Bu durumda, 1915 tarihli Sevk ve İskan kanunu ve bunun uygulanmasından kaynaklanan hususlarla ilgili olarak Soykırım suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi’ni esas almak mümkün değildir zira bu tarihten önce soykırım suçu, uluslararası hukukun bir konusunu teşkil etmemektedir. Bu sebeple söz konusu sözleşme çerçevesinde Türkiye’ye yönelik sorumluluk iddiaları, hukuken bir değer taşımamaktadır.[1] Ayrıca 1969 Viyana Antlaşmalar Hukuku Sözleşmesi’nin 28. Maddesinde açıkça belirtildiği üzere aksine bir hüküm olmadıkça, uluslararası antlaşmalar geriye yürümesi ve sonuç doğurması mümkün değildir. Dolayısıyla ermeni iddialarının uluslararası hukuk açısından hukuki bir niteliği ve değeri bulunmamaktadır.[2]

ERMENİ TEHCİRİN SEBEPLERİ 

  1. Yüzyılda milliyetçilik akımının etkisinde kalan Ermeniler, bağımsızlıklarını gerçekleştirmek adına çeşitli örgütler kurmuşlar ve eylemlerde bulunmuşlardır.

İhtilalci ve terörist nitelik taşıyan bu örgütler, 1880’den itibaren faaliyetlerini artırmaya başlamışlar, özellikle İstanbul, Erzurum, Trabzon ve Van’da teşkilatlanmışlardır. Bir taraftan yayın yoluyla geniş Ermeni kitlelerine düşüncelerini anlatırken, diğer taraftan da terörist çeteler oluşturarak Doğu Anadolu’da Osmanlı vergi memurlarına, postacılara, hakimlere ve sivil halka saldırılar düzenlemeye başlamışlardır. Köylerde katliamlar gerçekleştiren bu çeteler, kendilerine yardım etmeyen ermeni zenginlerini de öldürmekten geri durmamışlardır. Çetelerin gerçekleştirdiği saldırılar ve yaptıkları katliamlar hem Ermenilerin huzurunu kaçırmış, hem de Müslümanlar ile Ermeniler arasındaki dostane ortamın bozulmasına yol açmıştır.[3]

Müslüman ahaliden eli silah tutanlar askere alındığı için, sivil halk çetelere karşı tamamen savunmasız durumda kalmıştır. Sivil halkın bu savunmasızlığını değerlendiren çeteler, Rus ordusuna yol açmak ve Müslüman ahaliyi yok etmek için katliamlara girişmişlerdir. Bu katliamlardan birisinin gerçekleştiği Van ve çevresinde,17 Mayıs 1915 ‘de sivil halkı, kadın, çocuk, yaşlı demeden katliama tabi tutmuşlardır. Ermeni çeteleri aynı vahşetini, Zeytun, Muş, Bitlis, Kayseri, Diyarbakır, Elazığ, Erzurum, Sivas, Trabzon, Ankara, Adana, Urfa, İzmit, Bursa, Antakya, İzmir, İstanbul, Maraş, Antep ve Halep’te de gerçekleştirmişlerdir.[4]

 

TEHCİR KARARININ ALINMASI

Osmanlı Rus savaşı devam ederken ermeni çetelerinin göstermiş olduğu faaliyetler Osmanlı devletini zor durumda bırakmıştır.

Osmanlı hükümeti, cephe gerisini emniyete almak ve savunmasız kalmış sivil vatandaşları Ermeni çetelerinin yaptığı katliamlardan korumak için bazı köklü tedbirler almak mecburiyetinde kalmıştır. Osmanlı hükümeti bu mecburiyet sonucunda bölgede bulunan ermeni nüfusunu tehcire tabir tutma kararını almıştır.[5]

1915 ermeni tehciri kararı, seferberlik hali, cephe gerisinin güvenliği ve çıkan isyanlar gerekçe gösterilerek alınmıştır. Tehcir kararının alınmasında en önemli faktör olan Van isyanı bütün hızıyla devam ederken, başka bölgelerde de isyanlar çıkmış ve ordu cephede Ruslar’ la savaşmaktayken bu isyanlar bastırılamamıştır. Başkumandan Enver Paşa’nın 2 Mayıs 1915 tarihinde Dahiliye Nazırı Talat Paşa’ya gönderdiği tehcir kararını ihtiva eden emirde isyanlar sebep olarak gösterilmektedir:

Van gölü etrafında ve Van valiliğince bilinen yerlerdeki Ermeniler, isyanlarını sürdürmek için daima toplu ve hazır haldedirler. Toplu halde bulunan Ermenilerin buralardan çıkartılarak isyan yuvalarının dağıtılması düşüncesindeyim.[6]

HUKUKİ AÇIDAN TEHCİR KARARININ ALINMASI

Tehcir kararı, idari bir tasarruf olarak, seferberlik zamanında, olağanüstü şartlar altında, güvenlik gerekçesiyle alınmış askeri bir tedbirdir.

Ceza hukuku açısından bakıldığında tehcir, devlete isyan suçunun cezalarından bir tanesini oluşturmaktadır. Fiili olarak isyana kalkışmış, Rus ordusuna katılarak Osmanlı ordusuyla savaşmış, cephe gerisinden casusluk yapmış, sivil vatandaşları katletmiş, yerleşim yerlerini yakmış Ermenilere verilmesi gereken ceza ölümdür. Ancak fiili olarak isyan etmemekle birlikte, isyancılara ve düşmanlara yardımcı olan, kılavuzluk yapan, içlerinde saklayan, savaş şartlarında cephe gerisindeki emniyeti tehdit eden ve karışıklık çıkaran Ermeniler için sürgün kararı alınmıştır. Sürgün kararı, isyan suçunun ilk aşamalarında tedbir olarak uygulanan bir cezadır.[7]

 

SEVK VE İSKAN KANUNU

Sevk ve iskan kanunu, dört maddeden oluşan kısa bir kanundur.3. ve 4. Maddeleri yürürlülük maddesi olan bu kanunun 1. Maddesi, savaş sırasında halkın herhangi bir şekilde hükümetin emirlerine, ülkenin savunmasına ve emniyetinin sağlanmasına dair yapılan düzenlemelere karşı muhalefet etmesi; silahla saldırması ve karşı koyması hallerini düzenlemektedir. Bu gibi durumlarda ordu, kolordu ve tümen komutanları ile komutanların vekilleri ve müstakil bölge komutanları en ağır şekilde cezalandırma, saldırıyı ve karşı koymayı tamamen ortadan kaldırma yetkisine sahiptir. Ayrıca ilgili yetkililer, sahip oldukları bu yetkiyi askeri güçler aracılığıyla derhal hayata geçirmek mecburiyetindedirler.  2. Madde ise sevk ve iskan yetkisiyle ilgilidir. Maddeye göre ordu, müstakil kolordu ve tümen komutanları askeri sebeplere dayanarak veya casusluklarını ve hainliklerini hissettikleri köy ve kasaba ahalisine tek tek veya toplu olarak başka yerlere sevk ve iskan ettirebilirler.[8]

 

“Ermenilerin Sevk ve İskanlarına İlişkin Talimatname” (30.5. 1915)

 

24 Nisan 1915 tarihinde valiliklere gönderilen tamim çerçevesinde Ermeni Komitelerinde isyan çıkaranların tutuklanmaları isyanları önlemek açısından yeterli olmamıştır. Bu nedenle, giderek artan Ermeni isyanlarını önlemek amacıyla 30 Mayıs 1915 tarihinde “Ermenilerin Sevk ve İskanlarına İlişkin Talimatname” çıkarılmıştır. Tehcir doğrudan doğruya cephelerin güvenliğini sarsacak bölgelerde uygulanmıştır.

Talimatnamede;

Ermenilerin sevk ve iskanının (tehcirin) nasıl yapılacağına ilişkin düzenleme yapılmış;

  •  ayrıca Ermenilerin mallarının tesbiti,
  • naklin emniyet içinde yapılması,
  • ve Ermenilere gittikleri yerde barınma ve iş imkanlarının sağlanması hususlarına yer verilmiştir.

31 Aralık 1918 tarihli Geri Dönüş Talimatnamesi

Birinci Dünya Savaşı bittikten sonra, Osmanlı Hükümeti yayınladığı 31 Aralık 1918 tarihli geri dönüş kararnamesiyle tehcire tabi tutulan Ermenileri tehcir öncesi yerlerine dönmeye davet etmiştir.

Geri Dönüş Talimatnamesine göre:

–     Sadece geri dönmek isteyenler sevk edilecek, diğerlerine dokunulmayacak;

  • Yerlerine iade edileceklerin yollarda iaşe sıkıntısı çekmemeleri için gerekli tedbirler alınacak;
    • Geri dönenlere ev ve arazileri teslim edilecek;
    • Yerlerine daha önce muhacir yerleştirilmiş olanların evleri tahliye edilecek;
    • Osmanlı sınırları dışına çıkmış olanlar, geri dönmek isteseler de, yeni bir emre kadar kabul edilmeyecek;
    • Yetim çocuklar, hüviyetleri dikkatlice belirlenerek ailesine veya cemaatlerine iade [9]

SONUÇ

Sonuç olarak bu hususlar doğrultusunda 1915 de yaşanan olaylar planlı bir şekilde yapılan soykırım değil Osmanlı hükümetinin bölgede yaşanan olayları ve isyanları bastırmak içi aldığı idari ve elzem olan kararlardır. Bu kararlar doğrultusunda bölgede bulunan hükümet görevlileri tehcir için gerekli önlemleri alıp ivedilikle cephe gerisini güvene almak, devam eden isyanları bastırmak yoluna gitmişleridir. Bu kararlar uygulanırken tehcire tabi tutulan halkın bir kısmı yolda eşkıyaların saldırılarında, salgın hastalıklarda, daha önce Ermeni çeteler tarafından saldırıya uğramış bölge aşiretlerinin saldırıları yüzünden hayatlarını kaybetmişlerdir. Bu ölümler sonucunda Osmanlı hükümeti adli soruşturma başlatmış, sorumlular yargılanmıştır. Bu bilgilerde göstermektedir ki Ermenilerin savunduğu gibi planlı bir soykırım yoktur.

 

Enes ÇAKIRBAY,  BAU DEGS Gönüllü Araştırmacısı

 

 

 

 

 

 

 

 

KAYNAKÇA

Abdullah DEMİR, ‘’ Hukuk Tarihi Açısından 1915 Ermeni Tehciri ‘’ parg.14

– DEMİR, ‘’ Hukuk Tarihi Açısından 1915 Ermeni Tehciri‘’ parg. 41

– DEMİR, ‘’ Hukuk Tarihi Açısından 1915 Ermeni Tehciri‘’ parg. 44

– DEMİR, ‘’ Hukuk Tarihi Açısından 1915 Ermeni Tehciri‘’ parg. 86-87

(MOROĞLU, 2015)- Nazan MOROĞLU ‘’ Hukuki açıdan sözde ermeni soykırım iddiaları ‘’ TBB Dergisi, sy 608-609 (2015)

– Bahadır Bumin ÖZARSLAN ‘’ Uluslararası Hukuk Açısından Sevk ve İskan Kanunu Uygulanması ‘’ Atatürk Üniversitesi Türk- Ermeni İlişkileri ve Büyük Güçler Sempozyumu,  21. Oturum sy. 1264 (2015)

– ÖZARSLAN ‘’ Uluslararası Hukuk Açısından Sevk ve İskan Kanunu Uygulanması‘sy. 1266-1267

– – ÖZARSLAN ‘’ Uluslararası Hukuk Açısından Sevk ve İskan Kanunu Uygulanması‘sy. 1276

 

 

 

 

[1] (ÖZARSLAN, 2015, s. 1266-1267)

[2] (ÖZARSLAN B. B., 2015, s. 1276)

[3] (DEMİR A. , Hukuk Tarihi Açısından 1915 Ermeni Tehciri, 2008) parg.34.

[4] (DEMİR A. , Hukuk Tarihi Açısından 1915 Ermeni Tehciri, 2008)  parg.41.

[5] (DEMİR A. , Hukuk Tarihi Açısından 1915 Ermeni Tehciri, 2008) parg.44.

[6] (DEMİR A. , Hukuk Tarihi Açısından 1915 Ermeni Tehciri, 2008) parg.85-86

[7] (DEMİR A. , Hukuk Tarihi Açısından 1915 Ermeni Tehciri, 2008) prag. 106.

[8] (ÖZARSLAN B. B., 2015, s. 1264)

[9] (MOROĞLU, 2015, s. 608-609)

DİĞER YAZILAR

MEDYADA BAU DEGS
MEDYADA BAU DEGS
13 Mayıs 2021

12 MAYIS MEDYA BÜLTENİ YAZILI BASIN YANSIMALARI YENİÇAĞ GAZETESİ KÖŞE YAZARI HÜSEYİN MACİR YUSUF; “KKTC TANINMALIDIR” İSİMLİ YAZISINDA BAU...

UZMANLAR HABER7’YE DEĞERLENDİRDİ: TSK FİLİSTİN’E GİDEBİLİR Mİ?
UZMANLAR HABER7’YE DEĞERLENDİRDİ: TSK FİLİSTİN’E GİDEBİLİR Mİ?
12 Mayıs 2021

İŞGALCİ İSRAİL YÖNETİMİ GÜNLERDİR GAZZE’Yİ BOMBALIYOR. YAŞANAN ZULME KARŞI MÜSLÜMAN ÜLKELERİN ADIM ATMASI BEKLENİYOR. UZMANLAR TSK SEÇENEĞİNİ HABER7’YE ANLATTI....

İsrail’in İç Siyaseti Açısından Mescid-i Aksa’dan Başlayarak Tüm İsrail ve Filistin’e Yayılan Kaos’un Bir Değerlendirmesi: Neden şimdi?
İsrail’in İç Siyaseti Açısından Mescid-i Aksa’dan Başlayarak Tüm İsrail ve Filistin’e Yayılan Kaos’un Bir Değerlendirmesi: Neden şimdi?
12 Mayıs 2021

  Birçok insan İsrail ve Filistin’de günden güne artan kaosu izlemekte ve kendine aynı soruyu sormakta: Bu olay neden...