AGİT Minsk Grubu’nun Etkinliğinin Artırılması ve İhtilafın Çözümüne İlişkin Alternatif Yöntemler

 

27 Eylül 2020 tarihinde Ermenistan Silahlı Kuvvetleri’nin işgal ettiği Yukarı Karabağ ve çevresindeki yedi bölge üzerinden gerçekleştirilen saldırılar sonucu Azerbaycanlı birçok sivil ve asker hayatını kaybetmiştir. Azerbaycan Silahlı Kuvvetleri’nin yapılan saldırılara karşılık vermesiyle birlikte çatışmaların hacmi artmış, 1994 yılında imzalanan ateşkesten bu yana en şiddetli halini almıştır. Karabağ Sorununu diplomasi yoluyla çözmeyi amaçlayan Avrupa Güvenlik ve İş Birliği Teşkilatı Minsk Grubu ise hedeflediği çözüme oldukça uzaktır. Birlemiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 822, 853, 874 ve 884 sayılı kararlarında öngörülen Ermeni tarafının işgal edilen bölgelerde silahlı saldırılarına son vermesi ve geri çekilmesi çağrısı, AGİT Minsk Grubu’nun yönettiği barışçıl çözüm sürecinde hayata geçirilememiştir. AGİT Minsk Grubu’nun 28 yıllık geçmişi boyunca yapılan tüm ateşkes antlaşmaları ihlallerle sonuçlanmış, iki taraf arasındaki mikro çatışmalar devamlılığını sürdürmüştür. Bu duruma sebep olan ana etken ise Minsk grubunun işgalci Ermenistan’a ve işgale uğrayan Azerbaycan’a karşı aynı tutumu sergilemesidir. Bu tavır Azerbaycan tarafında adaletsizlik ve güvensizlik algısı oluşturmaktadır. Sorunun barışçıl çözümüne yönelik istişareler Azerbaycan devletinin yetkili kurumları tarafından da açıklandığı gibi bölgedeki Ermeni işgalinin sona ermesinden sonra başlayacaktır. Bu süreçte AGİT Minsk Grubu’nun etkinliğinin artırılması ve ihtilafın çözümüne ilişkin alternatif yöntemler konusundaki görüşler aşağıdaki gibi belirlenmiştir.

 

Hem uluslararası toplum hem de uluslararası kuruluşlar Karabağ’daki durumu bir ‘ihtilaf’ değil, ‘işgal’ olarak nitelendirmelidir.

 

Ermenistan’ın, Ermenistan sınırları içinde kurduğu paralı ve paramiliter terörist gruplar göz önüne alınarak; Karabağ ekseninde ve Azerbaycan sınırları açısından risk taşıdığına ve bölgesel güvenlik tehdidi oluşturduğuna mutabık kalınmalıdır.

 

Azerbaycan halkının rızası olmadığı taktirde bölgeye herhangi bir barış gücü müdahalesi engellenmelidir.

 

AGİT Minsk Grubu eş başkanlarından olan Fransa’nın çatışmalar boyunca işgalci Ermenistan’ı destekleyen açıklamaları sorunun adil çözümüne ilişkin inancı azaltmaktadır. Dolayısıyla Fransa’nın eş başkanlık yetkileri askıya alınmalıdır.

 

27 Eylül 2020 tarihinde başlayan çatışmalar sonucunda işgalci Ermenistan’ın girişimleri konusunda adil bir tutum sergileyen, aynı zamanda bölgedeki siyasi ve askeri gelişmelerden doğrudan etkilenen Gürcistan’a üyelik şansı tanınmalıdır.

 

Azerbaycan’ın sahada elde askeri kazanımların sürdürülebilirliği, masada Ermenistan taleplerini reddetmesinden geçmektedir. Bu kapsamda sahadaki haklı askeri müdahalenin, BM 51. Maddesi gereğince gerçekleştirildiği uluslararası kamuoyuna duyurulmalıdır.

 

Karabağ üzerinde hiçbir çözüm üretmeyen, aksine çözümleri reddeden ve uzlaşmak yerine, sadece kendi taleplerini ileri süren Ermenistan’a, AGİT Minsk Grubu içerisinde ‘talep hakkı’ veya ‘müzakere şansı’ tanınmamalıdır.  Ermenistan’a fırsat tanıyacak her eylem, bölgenin istikrarına siyasi ve askerî açıdan tehdit teşkil edecektir.

 

 

EDA CİMBAT

 

CANER ÇİFTÇİ

 

BAU DEGS Gönüllü Destek Araştırmaları