Azerbaycan-Ermenistan Çatışması – Ortadoğu’daki Dengeler ve İsrail’​in Bölgeye Bakışı

 

Ermenistan’ın 27 Eylül tarihinde sergilediği saldırgan tavır, Azerbaycan’ın kendini savunma hakkını kullanmasını gerekli kılmıştır. Bu hamleler doğrultusunda şu ana kadar Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü açıklamasına istinaden elde edilen rakamlara göre 7 köy kurtarılmıştır. Artan gerilim devam etmekte ve Azerbaycan işgaldeki topraklarını tekrardan geri kazanmak için hareket ettiği gözlemlenmektedir.

 

Bunlar olurken akıllara şu soru gelmektedir ; Neden şimdi ? Çünkü, Enerji hatlarının yoğun olarak güzergahında tuttuğu Azerbaycan Devleti tabii ki bu hususta hedef haline geldiği görülmektedir. Azerbaycan’da TANAP – BTC – TAP gibi hatların bulunduğunu düşünürsek bölgede çıkan gerilimi anlamamız kolaylaşacaktır. Hatta bölgeyi detaylı incelersek, Suriye’de enerji kaynaklarının çoğunluğunun YPG kontrolünde bulunduğunu ve bu şekilde petrol yataklarının işletildiğini, Libya’da darbeci Hafter’in bölgesinde bir çok enerji üretim tesisi bulunduğunu, Lübnan’ın neden saldırılarla karşı karşıya kaldığını ve Doğu Akdeniz’de nasıl bir beka mücadelesi verildiğini görmek mümkündür.

 

Daha önceki çalışmalarımızda da belirttiğimiz gibi ; özellikle Doğu Akdeniz’deki yataklar Türkiye’nin 572 yıl Avrupa bölgesinin ise 30 yıllık ihtiyacını karşılayabilecek niteliktedir. Böyle nitelikli bir rezerv havuzu için küresel güçler bölgeden pay alabilmek için yoğun bir çaba vermektedir.

 

Ortadoğu’da ne oluyorsa hepsinin temelinde ENERJİ var diyebiliriz.

 

Doğu Akdeniz Çıkmazı

 

Enerji konusunda İsrail bölgeden pay almak için atılımlar yapmaya devam etmektedir. Bölgede İsrail ile normalleşme sağlayan devletlerin asıl isteklerinin enerji ve enerji finansmanı olduğu tespit edilmektedir. Bu adımlar çerçevesinde 2019’da kurulan ve 2020’de imzalarının atıldığı EastMed projesinden bahsedebiliriz.

 

EastMed projesi ile İsrail yetki alanlarından çıkarılan gazın Avrupa’ya aktarılması hedeflenmektedir. Fakat EastMed dışında bırakılan Türkiye’nin Libya ile yapmış olduğu Deniz Yetki Alanı antlaşması ile BMDHS madde 79 gereğince ancak Türkiye’nin izni ile bölgeden bir boru hattı geçirilebilir. Türkiye’nin rızası alınarak, Türkiye’nin belirleyeceği noktalardan geçirilmesi durumunda da EastMed ortakları tarafından Türkiye’nin MEB’i kabul ve tescil edilmiş olacaktır.

 

İsrail yetki alanları ve genel olarak ekonomik anlamda incelendiğinde Türkiye’nin önemini ön plana çıkmaktadır. Olası İsrail – Türkiye antlaşmasında İsrail’in kazanacağı alan 16.344km2’dir. Ayrıca İsrail ile anlaşmalar yaparken Filistin Devleti ile de yapabiliriz. Böylelikle Filistin’e de 10.200 km2 deniz yetki alanı kazandırmış olacağız.

İsrail – Azerbaycan konusuna hangi gözle ve ne şekilde yaklaşıyor ?

 

İsrail ve Azerbaycan’ın yakın ilişkileri uzun yıllara dayanmaktadır. Hatta şuan İsrail’in en deneyimli diplomatlarından birisi olan George Deek İsrail’in Azerbaycan büyükelçiliğini üstlenmektedir. İsrail’in Azerbaycan gerilimine temkinli şekilde yaklaştığı görülse de, takip edildiği kadarı ile Azerbaycan’ı desteklemektedir. İsrail menfaatleri doğrultusunda hareket eden bir devlettir. Çıkarları gereği açıkça olmasa da gönderdiği ve Türkiye üzerinden geçtiği tespit edilen uçakların Azerbaycan’a yardım için askeri malzeme taşıdığı söylenmektedir.

 

Ayrıca Ermenistan kaynaklarında da konuşan bir Rus-İsrailli blog yazarı Alexander Lapshin, İsrail’in Azerbaycan’a silah göndermesinden dolayı duyduğu üzüntüyü dile getirmiştir. Azerbaycan ve İsrail arasındaki ilişkileri rakamlarla inceleyecek olursak da, Azerbaycan için 1,33 Milyar $ ham petrol ihracatı ile İsrail önemli bir partnerdir. Azerbaycan aynı zamanda AB içinde önemini korumaktadır. Çünkü Bilindiği üzere TANAP üzerinden sevk edilen doğalgaz TAP boru hattı ile Yunanistan üzerinden AB’ye bağlanacak. Dolayısıyla Ermenistan yönetiminin saldırıları TAP projesi ile AB enerji arz güvenliği üzerine de yapılmış sayılmaktadır. İsrail bakış açısından bakıldığında ise Azerbaycan’ı; en büyük enerji tedarikçisi, İsrail silahlarının alıcısı ve komşu olduğu İran’la karmaşık ilişkilerini yürütmede faydalı bir partner ülke olarak görmektedir. Bu nedenle sıkı ilişkileri devam ettirme hususunda kararlılığını göstermektedir.

 

Sonuç ;İsrail – Azerbaycan gibi ülkeler bölge ekonomisi için kilit niteliği ya da jeopolitik önem taşımaktadır. Bunun da en önemli sebebi enerji kaynaklarının büyük bölümünün bu ülkelerin yetki alanlarından geçmesidir. Bölge ülkelerinin iş birliği bölgede ki tansiyonu azaltıp yeni bir dönemi başlatabilir. Konumu itibari ile stratejik öneme sahip bir ülke olan Rusya Devletinin de açıklamalarına bakıldığında Ermenistan’a daha sıcak olduğu fakat 2 ülke arasında diyalog istediği gözlemlenmiştir. Bu çerçevede de İsrail, menfaatleri gereği Azerbaycan-Ermenistan geriliminde Ermenistan’a karşı enerji ve jeopolitik müttefiki olan Azerbaycan’ı destekleyecektir.

 

Azerbaycan’ın da işgaldeki topraklarını geri kazanmak için kararlı bir tavır sürdürdüğü gözlemlenmektedir.

 

Türkiye’nin ise bölgesel olarak tam anlamıyla ateş çemberinde kaldığı, her yanında farklı mücadelelerin yaşandığı unutulmamalıdır. Türkiye Cumhuriyeti Devleti bölgesel ve küresel konumu itibari ile menfaatleri üzerine yapacağı ve tarihsel açıdan çok büyük öneme sahip hamleler ile kendi önemini bir kez daha hissettirecektir.

 

Her koşula rağmen unutulmamalıdır ki ; HEDEF TÜRKİYE’dir.

BAU DEGS Araştırmacısı

 

Berk Limboz