Azerbaycan – Ermenistan Geriliminde Rusya Federasyonu’nun Tutumu ve Türkiye

 

Türkiye, son dönemlerde AB ve ABD tarafından Rusya yanlısı olmakla, Rusya Federasyonu ile askeri anlamda sıkı bir birliktelik içinde olmakla suçlanmaktadır. Bu ithamların sebebi ise Türkiye’nin Rusya’dan S-400 füze sistemlerini satın almasıdır. Bu gelişme üzerine ABD tarafından bazı yaptırımların uygulanması söz konusu olmuş ve Türkiye, kritik önemdeki F-35 savaş uçağı projesinden çıkarılmıştır.

 

Ancak yakından bakıldığında durumun aslında böyle olmadığı, Türkiye Cumhuriyet ve Rusya Federasyonu’nun birçok farklı alanda zıt taraflarda bulundukları ve aslında bazı bölgelerde sıcak çatışmaya çok yakın olduklarını görmek mümkündür. Mevcut durumda Rusya’nın Suriye’de Esad’ın en büyük destekçisi olması ve bunun karşı tarafından Türkiye’nin ise belirli muhalif grupları çoğu platformda ciddi olarak desteklemesi, Suriye’de arka planda bir Rusya – Türkiye çekişmesine sahne olmaktadır.

 

27 Kasım 2019 tarihinde Türk hükümeti ve Libya’nın BM tarafından tanınan hükümeti arasında imzalanan deniz yetki alanlarının sınırlandırılması andlaşmasının akabinde Türkiye, bahsedilen meşru Libya hükümeti ile ilişkilerini geliştirmiş ve bu hükümetin, darbeci General Hafter’e karşı devam eden mücadelesine karşı gerek diplomatik gerek teknik destekte bulunmuştur. Rusya ise Libya denkleminde meşru hükümetin, dolayısıyla Türkiye’nin, karşısında bulunan darbeci General Hafter’i desteklerken bu esnada Rus paralı asker topluluğu Wagner mensupları da Libya’da Hafter saflarında sıcak çatışmalarda yer almaktaydılar. Kısacası Türkiye-Libya deniz yetki andlaşması sonrasında Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki meşru haklarını korumak amacıyla yaptığı hukuki hamleler, Türkiye’yi Libya ve Doğu Akdeniz bağlamında bir kez daha Rusya ile karşı karşıya getirmiştir.

 

12 Temmuz 2020 tarihinde Ermenistan’ın Azerbaycan’ın Tovuz şehrine saldırması yeni bir aktif çatışma silsilesinin ilk halkası olmuştur. Halihazırda uzun yıllardır devam eden uyuşmazlık bir kez daha aktif bir silahlı çatışmaya dönüşmüştür. İki ülke arasındaki temel problemin Dağlık Karabağ sorunu olduğu aşikar iken Dağlık Karabağ’ın 200 kilometre kuzeyinde yer alan ve doğrudan Ermenistan-Azerbaycan sınır hattında yer alan Tovuz şehrine saldırılması aslında olayın sadece Azerbaycan-Ermenistan özelinde gelişen bir olay olmadığını ve arka planda bazı mesajların da verildiğini göstermektedir. Tovuz şehri, Azerbaycan’ın Gürcistan üzerinden Türkiye ve Avrupa’ya bağlandığı hat üzerinde yer alırken Bakü-Tiflis-Kars demiryolu bu şehirden geçmektedir. Ayrıca Türkiye’ye doğalgaz sağlayan TANAP doğalgaz boru hattı ile Bakü-Tiflis-Ceyhan petrol boru hattı da bu bölgeden geçmektedir. Bu bölgenin, son zamanlarda ivme kazanarak gelişmekte olan Türkiye-Azerbaycan enerji ilişkileri üzerinde stratejik öneme sahip olduğu su götürmez bir gerçek iken buraya yapılan bir saldırının da aslında Rusya ve Ermenistan tarafının Azerbaycan ve Türkiye’ye özellikle enerji birlikteliği hususunda verdiği bir uyarı mesajı olarak algılanmasının mümkün olduğu söylenebilir.  1

 

Öte yandan Rusya’nın Ermenistan’ı 1992 yılından beri desteklediği, 102. Rus Askeri Üssü’nün 1940 yılından bu yana Ermenistan’ın en büyük ikinci şehri ve Türkiye sınırından yalnızca 10 kilometre uzaklıkta bulunan Gümrü şehrinde konuşlandığı da bilinmektedir. Ayrıca Ermenistan’ın bağımsızlığından bugüne Rus subayları Ermeni ordusunda yer almakta, özellikle Türkiye sınırındaki bölgelerde Rus karakollarınında bulunan Rus askerleri devriye gezerek nöbet tutmaktadırlar. Son zamanlarda da bu bölgelerdeki Rus-Ermeni birlikleri ortak tatbikatlar düzenlemektedirler. 2013 yılında yapılan bir röportajda 102. Rus Askeri Üssü’nün komutanı 2 Andrey Ruzinsky, Dağlık Karabağ konusunda Azerbaycan’la gerçekleşecek herhangi bir çatışmada Rus kuvvetlerinin Ermeni saflarında yer alabileceğini ifade etmiştir. 26 yıldır AGİT Minsk 3 Grubunun eş başkanlığını yapan Rusya ise bu grubun kuruluş amacı olan “Dağlık Karabağ 4 sorununu çözmek” konusunda pek istekli görünmemekte ve tartışmalı durumun korunmasından yana bir tavır sergilemektedir.

 

Ermenistan’ın Tovuz bölgesine saldırması üzerine başlayan sıcak çatışmalar, 27 Eylül tarihinde Azerbaycan’ın Ermenistan işgali altındaki Azeri toprakları  üzerine kapsamlı bir operasyon 5 6 başlatması ve bu bölgelerdeki meşru hakkı olan egemenlik hakkını elde etmeye yönelik askeri operasyonlar icra etmesi ile devam etmiştir. Bu süreçte Rusya Federasyonu, başlatılan operasyonların derhal sona erdirilmesini talep ederken Ermenistan tarafına da yardım etmeye devam etmiştir. 27 Eylül tarihinde Rusya’dan kalkan kargo uçaklarının İran üzerinden Ermenistan’a askeri destek malzemeleri taşıması, medyada kendisine yer bulmuştur.  Türkiye ise halihazırda 7 8 devam eden Azeri-Ermeni çatışmalarında Azerbaycan’ı her alanda desteklediğini açıklayarak konumunu belli etmiştir.

 

Sonuç olarak 1990’lı yıllardan itibaren Türkiye, dost ve kardeş ülke olarak gördüğü Azerbaycan’a her konuda destek vermekte iken Rusya, Sovyetler Birliği’nin dağılmasına rağmen Ermenistan’daki askeri varlığını ortadan kaldırmamış, Ermenistan’ın Rusya’yı koruyucu bir güç olarak görmesi sebebiyle de günbegün askeri yardımlarını arttırmıştır. Rusya’nın askeri mevcudiyetinin ve askeri desteğinin de bölgede Ermenistan tarafından kesin düşman olarak görülen Türkiye ve Azerbaycan’a karşı olduğu açıktır. Son zamanlarda Azerbaycan – Ermenistan hattında meydana gelen sıcak çatışmalarla birlikte Türkiye Cumhuriyeti; Suriye ve Libya’dan sonra üçüncü bir alanda da Rusya Federasyonu ile karşı karşıya gelmektedir.

 

Salih Sina Tayfur

 

BAU DEGS Araştırmacısı

 

 

Kaynakça

 

[1] https://www.savunmasanayiidergilik.com/tr/HaberDergilik/Ermenistan-neden-Tovuz-a-saldirdi

 

[2] https://massispost.com/2020/09/russian-armenian-joint-military-exercise-held-near-turkish-border/

 

[3] https://eurasianet.org/russian-officer-we-would-intervene-in-karabakh-against-azerbaijan

 

[4] https://www.osce.org/mg

 

[5] BM Güvenlik Kurulu, bu bölgelerin Azerbaycan’a ait olduğunu, Ermenistan’ın bu bölgelerde işgalci olarak bulunduğunu ve Ermenistan’ın bu bölgelerden derhal çekilmesi gerektiğini 1993 yılı içerisinde aldığı 822, 853, 874 ve 884 numaralı kararlarında belirtmiştir.

 

[6] http://unscr.com/en/resolutions/doc/884

 

[7] https://tr.euronews.com/2020/08/29/azerbaycan-rusya-17-temmuz-dan-bu-yana-ermenistan-yogun-sekilde-silahland-r-yor

 

[8] https://www.euractiv.com/section/azerbaijan/opinion/russian-military-shipments-to-armenia-a-dangerous-escalation/