BAU DEGS BAŞKANI DOÇ. DR. CİHAT YAYCI’NIN YUNANİSTAN’IN EN YÜKSEK TİRAJLI GAZETESİ KATHİMERİNİ’YE VERDİĞİ RÖPORTAJ

7 Aralık 2020

“Kıta Sahanlığı ve 152 Ada’nın Masada Olmasını İstiyoruz”

“Emekli Tümamiral Cihat Yaycı ile görüşmemiz ortak bir tanıdığımız aracılığıyla ayarlandı ve kabulünün ve şahsıma gösterdiği misafirperverliğin kusursuz olduğunu söyleyebilirim. İfade ettiği tezler, söyleşi sırasında bizi sert tartışma noktasına getirecek kadar katıydı. Emekli Tümamiral  Türk kıta sahanlığının Ege’nin yarısına kadar  yayıldığını düşünüyor, Türk-Libya  memorandumunun tamamen yasal olduğunu iddia ediyor, adaların kıta sahanlığı olmadığını ve Türkiye’nin Ege’deki 152! ada ve adacıktaki Yunan egemenliğine haklı olarak itiraz ettiğini  savunuyor.
Sayın Yaycı “Türk-Libya Memorandumu”nun planlayıcısı ve “Mavi Vatan”a ilham verenlerdendir. Teorisi ile ilgili,  bazılarını okuduğum, iki tanesini de bana özel imzalayıp verdiği birçok kitabı var.
Geçen Mayıs ayında Deniz Kuvvetleri Kurmay Başkanlığı görevinden istifa etti. Bugün özel Bahçeşehir Üniversitesi Denizcilik ve Global Stratejiler Merkezi’nin (BAU DEGS) başkanıdır.
Türk donanmasının tam olarak ne zaman güçlü hissettiğini veya ne değişti de ‘Mavi Vatan’dan bahsetmeye başladığını veya Türk-Libya Memorandumunu öğrenmeye çalıştım. Yaycı başta artık asker-akademisyen! olduğunu vurguladı. “Türk donanması şimdi güçlü hissetti de bu teorileri çıkardı şeklinde söylenenler gerçeği yansıtmıyor çünkü bu Libya ile anlaşma konusu Güney Kıbrıs İdaresi’nin (Kıbrıs Cumhuriyeti’ni kast ediyor) Mısır ile  anlaşması gibidir. Dolayısıyla, Libya ile anlaşmanın da kendi mantığı vardır. Yasaldır. Çünkü Türkiye ile Libya dediğimizde, biri Asya (Anadolu) diğeri Afrika’da, iki kıta ülkesinden söz ediyoruz.  Bu anlaşmaya Türkiye maksimalist iddialar eklemedi ve Rodos, Kaşot, Karpat ve Girit’e dokunmayan bir hat çekti” dedi.
İtiraz etmeye başlıyor, Türkiye’nin tezlerinin maksimalist olduğunu ve adaların kıta sahanlığına kendi etkileri olduğunu vurguluyorum.
Birlikte kalkıyor ve ‘Mavi Vatan’ haritasına gidiyoruz.  Bana Meis’i gösteriyor ve ‘burası benim kıta sahanlığımdır deme, çizgi çekme ve Libya ile anlaşma yapamazsınız deme hakkınız yok. Bir ada başka bir kıta ülkesi ile teması engelleyemez. Yunanistan’ın Girit, Kaşot, Karpat, Rodos ve Meis kıta sahanlıklarını bir kıta bölgesi gibi hesapladığını söylüyor. “Bu olamaz” diyerek ısrar ediyor.
Tartışma daha da şiddetleniyor ve ‘Yunanistan ve Mısır deniz bölgeleri konusunda aralarında anlaştı ve Türkiye ile Libya arasındaki anlaşmayı etkisiz hale getirdiklerine inanıyor.  Bu anlaşma Girit’in kıta sahanlığını ve adaların kıta sahanlığı olduğunu tanıyor’ diyorum.
‘Samos’un kıta sahanlığı var ama Türkiye’nin yok diyemezsiniz.  Bu adalar Türkiye’nin kıta sahanlığı üzerinde bulunuyor. Rodos nerede bulunuyor? Yunan kıta sahanlığında mı?’ diyor. Kendisine ‘Rodos’un da kendi kıta sahanlığı var’ cevabını veriyorum.
Harita üzerindeki tartışmamızda ‘Doğu Akdeniz’de Yunanistan ile görüşecek bir şeyimiz yok. Türkiye Akdeniz’de 2.280 kilometre kıyı şeridine sahiptir’ vurgusunu yapıyor.
Bize çay ve tatlı ikram ettiklerinde ‘Mavi Vatan’ yoktu. Ne oldu da ortaya çıktı? Hedef ne?” diyerek ısrar ediyorum.  Sayın Yaycı, gururlu bir şekilde, 2017-2018’de planladığını savunuyor. ‘Bu adalar (doğudaki)Türk kıta sahanlığında bulunuyor. Bu, bu adaların Türkiye’ye ait olduğu anlamına gelmiyor. Yunanistan’a devredilirken (gri bölgeler hariç) isimlendirilen adaların egemenlik haklarında hiçbir kuşku yok. Mesele, kara suları dışındaki deniz yetki bölgeleri.’
Yaycı’ya ‘Onlarca istikşafi temas oldu ve belki tekrar olur. Türkiye böyle bir haritaya sahipken  konuşmaya devam edebilir mi? Yunanistan’ın müzakerelere devam etmesini nasıl beklersiniz?’ diyorum, o ise bana akademik bir çalışma olduğu cevabını veriyor.
Kendisine şimdi artık ‘resmî harita’ olduğunu hatırlatıyorum: ‘artık akademik çalışma değil. Türkiye Cumhurbaşkanı Donanma Komutanlığı’nı ziyaret ettiğinde gördük.’ Yaycı, memnuniyetle gülümseyerek ‘Evet şimdi resmî. Cumhurbaşkanımız ve Dışişleri Bakanı gibi Savunma Bakanı da 462.000 kilometrekare Mavi Vatan’dan söz ediyor. Keza, yasaldır. Türkiye’nin deniz yetki bölgelerinin bilinmesi için oluşturduk şunlar ilan edilenler, şunlar edilmeyen ancak edilmesi öngörülenler. Bu harita ile Türk halkı denizlerinin değerini anladı’ diyor.
Kitaplarından da tezlerini ve Türkiye’nin görüşlerini bildiğim için kendisine, Türkiye adaların egemenlik haklarına itiraz meselesini gündeme getirdiğinden, 1996 İmia’dan sonra olanları sormak istedim.
“Yunanistan’a devredilmemiş 152 ada, adacık ve kayalıktan söz ediyoruz. Biz adaları talep etmiyoruz, sadece bu adalar, adacıklar ve kayalıklar Yunanistan’a devredilmedi, gelin görüşelim diyoruz. Hangileri size ait görelim. Sadece Yunanistan’ın maksimalist tezlerine son vermesi gerektiğini vurguluyorum.” Yaycı, başka bir meseleyi daha ekleme fırsatı buluyor. “Bizim için adaların gayrı askerîliği meselesi de var. Bunlar bir paket olarak görüşülsün.”
Görüşlerinin beni çok da tatmin etmediğini anlayıp sizi temin ederim, Türkiye’nin Yunanistan’a karşı herhangi bir düşmanlığı yok. Size samimiyetle söylüyorum. 40 yıl Deniz Kuvvetleri’nde görev yaptım, 13 yaşımda beri askerim. Biz askerî okullarda eğitilirken Yunanistan’ı asla düşman görmedik. Ancak Yunanistan’da Türkiye’nin istila edeceği, adaları alacağı şeklinde yanlış bir izlenim var’ diyerek bir dostluk mesajı ortaya koymaya başlıyor.
Uzun görüşmemizi tamamlamadan önce Sayın Yaycı’ya ‘sizden, Dedeağaç’tan Kıbrıs’a kadar adil ve uluslararası hukuka uygun bir çizgi çekmenizi istesem nereye çekerdiniz?’ diye sordum.  Mavi Vatan haritasını göstererek bana ‘haritada gördüğünüz gibi! cevabını verdi ve ‘bu adildir. Bu harita, mavi noktalar adaları talep ediyoruz demek değildir. Sadece kara suları var ve Yunanistan’a aitler. Mavi, kıta sahanlığımızı gösteriyor’ dedi.

Hedefiniz Saldırgan

Görüşmemize kısa bir ara verdikten  sonra ve ofisinden İstanbul B0ğazı’ndan geçen gemilere bakarken kendisine soruyorum: “Yunanistan, adaların karşısında Türkiye’nin çıkarma gemilerinin olduğunu söylüyor. Bu adaları ne zaman alalım diye düşünüyor veya plan yapıyor musunuz?” Şaşkınlıkla, Yaycı’nın, Yunanistan’ın adalardan Anadolu’ya! çıkarma planı olduğunu savunmaya başladığını saptadım. “Size samimiyetle söylüyorum, hayır.  Böyle bir şeyi asla düşünmedik. NATO üyesi olduğumuzdan, asla çıkarma yapmadık, bombalamadık da.” “Ancak 1922’de adalardan geldiniz ve Anadolu’yu almaya çalıştınız. Adaların militarize edilme maksadı nedir? Hedefleri saldırgandır. Bir boşluk bulsalar, bunu planlıyorlar. Bu büyük bir tehdit, aynı 1922’de olduğu gibi Megali İdea’ya hazırlık.”
Kaynak: Kathimerini

DİĞER YAZILAR

Grönland seçimlerini kazanarak Geleneksel Siumut Liderliğini Deviren Inuit Ataqatigiit
Grönland seçimlerini kazanarak Geleneksel Siumut Liderliğini Deviren Inuit Ataqatigiit
13 Nisan 2021

  Inuit Ataqatigiit Grönland seçimlerini kazanarak geleneksel Siumut liderliğini devirmiş oldu. Bu seçimlerde en önemli konuların başında Grönland’de yapılması...

Rusya’dan kritik ‘Kanal İstanbul’ ve ‘Montrö’ açıklaması: “Değiştirilmesi söz konusu değil.”
Rusya’dan kritik ‘Kanal İstanbul’ ve ‘Montrö’ açıklaması: “Değiştirilmesi söz konusu değil.”
10 Nisan 2021

BAU DEGS Başkanı Doç.Dr. Cihat Yaycı; “Hep başından beri söylediğim şeyi Rus Büyükelçi de söylemiş. Kanal İstanbul Montrö’yü etkilemez!!!”...