BAU DEGS SÖZLÜK: DENİZ HUKUKU TERMİNOLOJİSİ

 

Denizlerin hukuki rejiminin gösterdiği farklılıklara göre, denizlerdeki muhtelif alanlar aşağıdaki gibi sınıflandırılabilir.

 

1- Ulusal sınırlar içinde kalanlar:

iç sular, karasuları, takımada suları ve belli ölçülerde uluslararası boğazlar

 

2- Ulusal sınırlar dışında, kıyı devletinin ilanı ile belirli işlevsel münhasır yetkileri olan yerler, bitişik bölge, münhasır ekonomik bölge, münhasır balıkçılık alanları:

Kıta sahanlığı ise ilana bağlı olarak oluşmayıp, ulusal sınırların dışına da uzanan geniş bir bölümü içerir;

 

3- Hiçbir devletin yetkisinde bulunmayıp herkesin serbestçe girip yararlanabileceği açık denizler.

 

 

Esas Hat (Esas Çizgi/Kıyı Çizgisi):

 

Devletin deniz ülkesinin tanımlanması ve belirlenmesinde en önemli ölçüt, esas hat olarak adlandırılan kıyı çizgisidir. Deniz hukukunda esas hat (base line) devletin yetkisine tabi olan deniz alanlarının ölçülmeye başlandığı hattır. İç sular rejiminin geçerli olduğu deniz kesimi ile kara suları rejimini ve diğer deniz alanlarını ayıran sınır kara alanlarının iç sınırı olan esas hat (kıyı çizgisi) olarak ifade edilmektedir.

 

 

Esas Hattın Belirlenmesi:

 

1. Normal esas; suların en alçak olduğu zamanda ki coğrafi kıyı çizgisine eşittir.

2. Düz esas; kıyı fazla girintili ve parçalanmış ise veya kıyının hemen yakınında adalar, sağlıklar veya kayalıklar bulunuyor ise, bu tür kıyılarda iç sınır kıyının uygun uç noktalarını birleştiren düz hatlar esas alınarak belirlenmektedir. 1982 Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’nin (BMDHS) 5-7. Maddelerinde karasularının genişliğini ölçmeye yarayan hattın sahil boyunca uzayan en düşük cezir hattı olduğu, girintili çıkıntılı sahillerde veya kıyının yakınında adalar, sığlıklar, kayalar mevcut ise düz esas hat yöntemi uygulanacağı belirtilmektedir.

 

 

İç Sular:

 

 

İç suları tanım olarak; karasularının ölçülmeye başlandığı esas hattın kara tarafında kalan deniz alanlarıdır. İç sular, karasularının iç sınırı ile kara ülkesi arasında kalan deniz kesimidir. İç suların dış sınırı, karasularının genişliğinin ölçüldüğü esas hatlardır. Koylar, körfezler, limanlar, kapalı denizler ve iç denizler ile düz esas hatların gerisinde kalan sular iç suları teşkil eder.

 

 

Kara Sular:
Karasuları, devletin sahilleri veya iç sularının dış sınırı (normal esas çizgi veya düz esas çizgi) ile açık deniz arasında belirli genişlikteki bir deniz alanını ifade eder. Karasuları iç sularla birlikte devletin deniz ülkesini oluşturur.

 

 

Karasuların Genişliği:

 

Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’nin 2. maddesine göre “karasuları”; kara ülkesinin ve iç sularının ve bir takımada devleti olması halinde takımada sularının ötesinde kıyısına bitişik ve karasuları olarak tarif edilen bir deniz kuşağını kapsar.

 

 

Sözleşmenin 3. Maddesinde her devletin karasularının genişliğini tespit etme hakkına sahip olduğu belirtilirken, bu alanın tespit edilen esas hatlardan itibaren 12 deniz milini aşmayan genişlikte olması gerektiği öngörülmüştür.

 

 

 

 

Bitişik Bölge:

 

 

Kara sularına bitişik olan ve kıyı devletinin belirli bir genişliğe kadar bazı konularda yetkilerini kullandığı açık deniz alanını ifade eder. 1982 BMDHS 33. maddesi, karasularının iç sınırından başlayarak genişliğin 24 mil olduğunu belirtmektedir.

 

 

 

Kıta Sahanlığı:

 

 

1982 BMDHS madde 76’ya göre; sahildar bir devletin kıta sahanlığı; karasularının ölçülmeye başladığı esas hatlardan itibaren 200 deniz mili mesafeye kadar olan kısımda, bu devletin kara ülkesinin doğal uzantılarının bütünündeki denizaltı alanlarının deniz yatağı ve toprak altlarını içermektedir.

 

 

 

Kıta Sahanlığının Ölçütü:

 

 

1982 BMDHS madde 76; kıta sahanlığında genişlik ölçütünü kabul etmiştir.

 

 

Karasuları genişliğinin ölçülmesinde kullanılan esas hatlardan itibaren 200 deniz mili;

 

 

Kıta sahanlığı dış sınırının 200 deniz milinden öteye uzanması halinde, karasuları genişliğinin ölçülmesinde kullanılan esas hatlardan itibaren 350 deniz milini aşmayacak;

 

 

2500 metre eş derinlik eğrisinden itibaren 100 deniz milini aşmayacak şekilde tespit edilmiştir.

 

 

 

 

Münhasır Ekonomik Bölge (MEB):

 

 

1982 BMDHS Madde 57’ye göre; karasularının ölçülmeye başladığı esas hatlardan itibaren 200 deniz mili genişlikteki deniz alanlarının deniz yatağı ve toprak altı ile üzerindeki suların canlı ve canlı olmayan kaynaklar üzerinde kıyı devletlerine bazı ekonomik kaynaklar tanımasıdır.

 

 

 

 

Kıta Sahanlığı ile MEB Arasındaki Farklar:

 

 

1) MEB; karasularının ölçülmeye başlandığı esas hatlardan itibaren 200 deniz milinin ötesine uzanamaz iken, kıta sahanlığı genişliği 350 deniz miline kadar uzanabilmektedir.

 

 

2) MEB’de sahildar devlet, deniz yatağı üzerindeki sularda, deniz yatağında ve bunların toprak altında, canlı ve cansız doğal kaynakların araştırılması, işletilmesi, muhafazası ve yönetimi konuları ile aynı şekilde sudan, akıntılardan ve rüzgarlardan enerji üretimi gibi, bölgenin ekonomik amaçlarla araştırılmasına ve işletilmesine yönelik diğer faaliyetlerine ilişkin egemen haklar kullanır. Kıta sahanlığında ise sahildar devlet kendi kıta sahanlığında araştırmada bulunmak ve buranın doğal kaynaklarını çıkarmak ve işletmek amacıyla egemen haklar kullanır.

 

 

3) MEB; BMDHS’nin 75.maddesine göre sınırlara ilişkin haritaların ve coğrafi koordinat listelerinin uygun biçimde yayınlanması ve BM’ye deklare edilmesini gerektirir. Kıta sahanlığı ise sahildar devletin ab initio (başlangıçtan beri) ve ipso facto (kendiliğinden) bir hakkı olup, ayrıca bildirim zorunluluğu bulunmamaktadır.

 

 

 

 

Açık Deniz:

 

Hiçbir devletin ülkesine, egemenliğine ait olmayan iç sular, karasuları, takımada devletlerinin takımada suları ve münhasır ekonomik bölge dışında kalan uluslararası deniz alanını kapsamaktadır. BMDHS’nin 87.maddesine göre, açık denizler, sahili bulunsun veya bulunmasın tüm devletlerin yararlanmasına açık bir alan olup burada açık denizlerin serbestliği ilkesi geçerlidir.

 

 

Kayalıklar:

 

BMDHS 6.maddeye göre; mercan kümelerinin ada niteliğindeki kısımları veya serpiştirilmiş kayalıklarla çevrili adalar söz konusu olduğunda, karasularının ölçülmeye başlandığı esas hat, sahildar devlet tarafından resmen kabul edilmiş deniz haritalarında belirtildiği şekliyle, kayalık üzerinde, açık deniz tarafındaki, en alçak hattı ifade eder.

 

 

 

 

Takımada:

 

Birbirleri ile olan bağları coğrafi, ekonomik ve politik yönden bir bütün oluşturacak derecede sıkı olan veya tarihi açıdan bu şekilde kabul edilen ada kısımları, bunlara bitişik sular ve diğer doğal unsurlar da dahil olmak üzere bir adalar grubunu göstemektedir.

 

 

 

 

Takımada Devletleri:

 

BMDHS’nin 46(a) maddesine göre; bütünüyle bir veya birçok takım adadan oluşan ve başka adaları da ihtiva edebilen bir devleti ifade eder.