DOĞU AKDENİZ DENKLEMİNDE AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ

24 Mart 2021

DOĞU AKDENİZ DENKLEMİNDE AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ

 

ÖZET

Akdeniz Havzası tarih boyunca ticaret yollarının kavşak noktası olması bakımından önemli bir konumda olmuştur. Coğrafi keşifler sonrası bir dönem önemini yitirse de Süveyş Kanalı’nın açılması dünya ticaretini tekrardan buraya kaydırmış ve hak ettiği önemine kavuşmasını sağlamıştır. Bu nedenle de tarih boyunca süper güçlerin odak noktası olmuş ve bu bölgeye yerleşmek üzere adımlar atmasına neden olmuştur. 2010 yılında Doğu Akdeniz’de yüksek miktarlarda doğalgaz, petrol ve hidrokarbon yataklarının bulunması ve İsrail açıklarında bu yataklardan bir tanesinin keşfedilmesi Doğu Akdeniz’deki gerilimin fitilini ateşlemiştir. Bundan sonraki süreçte Amerika Birleşik Devletleri(ABD) Orta Doğu ve barındırdığı yer altı kaynakları üzerindeki hakimiyetini bu bölgede de pekiştirmek maksadıyla Doğu Akdeniz’e yönelmiştir. Başlarda herhangi bir tarafa konumlanmaya ABD, 2019 yılında Yunanistan ile yapılan “Karşılık Savunma ve İş Birliği Anlaşması”nı güncelleyerek ve “Doğu Akdeniz Güvenlik ve Enerji İşbirliği Kanunu”nu kongreden geçirerek Doğu Akdeniz denkleminde hızlıca yerini almıştır. Bu yasal düzenlemeler sonrası ABD, bölgedeki askeri varlığını ve nüfuzunu artırmak amacıyla birçok adım ve askeri yığınaklar yapma yoluna gitmiştir. Bu çalışmada da genel itibarıyla ABD’nin bu yöndeki eylemleri konu alınmış ve bunların Türkiye’nin yanı sıra Doğu Akdeniz’de yer alan Rusya gibi aktörlere olumsuz etkisi de ele alınmıştır.

GİRİŞ

Antik çağlardan beri Mısır ve Roma gibi büyük medeniyetlere ev sahipliği yapması bakımından Doğu Akdeniz Havzası tarih boyunca önemli bir ticaret merkezi olmuş ve büyük imparatorlukların, devletlerin ilgisini cezbetmiştir. İpek ve Baharat yollarının buradan geçmesi 15. Yüzyılın sonlarındaki coğrafi keşiflere kadar ticari önemini korumasına yardımcı olmuştur. Coğrafi keşiflerden sonra dünya ticaretinin okyanuslara kayması bölgenin ticari önemini azaltmış fakat 1859’da Süveyş Kanalı’nın açılması, Hindistan’a ve Güneydoğu Asya’ya giden yolu kısaltması nedeniyle Avrupa ve Asya arasındaki deniz ticaretini tekrardan buraya kaydırmış ve böylece Doğu Akdeniz havzası tekrardan eski önemine kavuşmuştur.

Kolonilere yakın olması veya onlara giden yolun üzerinde olması 19.yüzyılda özellikle İngiltere, Fransa gibi kolonici devletler nezdinde önemini arttırmış ve bu dönemde bahsedilen devletler bölgede yer almaya çalışmıştır. Birleşik Krallık’ın Kıbrıs’ı ilhak etmesi veya Fransa’nın Mora’nın batısındaki Yedi Ada’yı alması bu durumun örnekler niteliktedir. Ayrıca dönemin “üç büyükler”inden bir tanesi olan Rusya da sıcak denizlere inme politikası güderek bu havzada yer almaya çalışmıştır.

Soğuk Savaş’ın ardından Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği(SSCB) yıkılışıyla birlikte Doğu Akdeniz’de yer alma politikası rafa kalkmış olsa da dönemin diğer süper gücü Amerika Birleşik Devletleri(ABD) bu havzaya kıyıdaş olan ülkelerde bulundurduğu askeri unsurları vasıtasıyla varlığını korumuştur. Gerek Türkiye ve Yunanistan gibi Kuzey Atlantik Paktı (NATO) üyesi müttefikleri gerekse de İsrail gibi bölgesel stratejik ortakları üzerinden Doğu Akdeniz’de kendisini her daim hissettirmiştir.

                           Doğu Akdeniz’deki doğalgaz kaynakları[1]

Yapılan araştırmalar ve sondaj çalışmaları sonucunda Doğu Akdeniz’de çok büyük miktarlarda hidrokarbon, doğalgaz ve petrol yataklarının bulunması Doğu Akdeniz’i tekrardan gündeme getiren bir gelişme olmuştur. Kıyıdaş ülkelerin bu zenginlikten payına düşeni almak adına yaptıkları girişimler bölgedeki tansiyon ve gerilimi hat safhaya çıkarmıştır. Değerli doğal kaynaklar ABD’nin yanı sıra diğer önemli aktörlerden olan Avrupa Birliği(AB) ve Rusya’nın da bölgeye olan ilgisini cezbetmiştir. Bu bağlamda Rusya’nın da Suriye’deki iç savaş sayesinde Suriye’ye konumlandığını ve Tartus’ta elde ettiği deniz üssü sayesinde de Doğu Akdeniz denklemine dahil olduğu görülmektedir.

2010 yılında ABD Jeolojik Araştırmalar Merkezi tarafından Nil Delta Havzası, Levant Havzası ve Girit açıklarında toplamda 9,8 milyar varil petrol, 9,8 trilyon metreküp doğalgaz,  6 milyar varil sıvı doğalgaz rezervi ve tüm bunlara ek olarak Doğu Akdeniz genelinde yaklaşık 30 milyar varil petrole eşdeğer hidrokarbon yataklarının bulunduğu açıklanmıştır.[2] Bu gelişme Doğu Akdeniz’in enerji naklini sağlayan rolünün yanı sıra artık enerji üreten bir bölge olma özelliği kazanmasını sağlamıştır. Kaynak rezervlerinin bulunması sonrasında Doğu Akdeniz ve Adalar Denizi’ne komşu devletler arasında kesin bir deniz sınırı bulunmaması sebebiyle bölgedeki tansiyon artmıştır. Özellikle Türkiye ve Yunanistan arasında artan tansiyon, Yunanistan’ın Avrupa Birliği (AB) üyesi olması nedeniyle AB’nin ve süper güç olarak olaya müdahil olma ihtiyacı hisseden ABD’nin dahil olmasıyla iki devletin arasındaki sorun uluslararası bir boyuta ulaşmıştır.

ABD, bölgedeki çeşitli üsleri ve denizdeki askeri unsurlarıyla bölgede faaliyet göstermektedir. Ürdün’deki “Muvaffak Salti Hava Üssü,” İsrail’de bulunan  “Maşabim Hava Üssü” ve “Dimona Radar Tesisi”ne ilaveten ABD’nin 6’ncı Filosunun sıklıkla İsrail’in Hayfa Limanı’nı ziyaret etmesiyle ABD, Akdeniz’in doğu sınırında, Levant Havzası’nda oldukça etkindir. AyrıcaTürkiye’de bulunan İncirlik Üssü ve Kürecik Radyo İstasyonu ile de Doğu Akdeniz’deki varlığını pekiştirmiştir.

        ABD Dışişleri Eski Bakanı Pompeo ile Yunan mevkidaşı Dendias[3]

 

Gerilimin tırmandığı Doğu Akdeniz Havzası’nda son dönemlerde ABD, sahadaki askeri varlığını artıracak adımlar atmaktadır. ABD, Yunanistan ile Ekim 2019 yılında imzaladığı protokol uyarınca, 1990 yılında imzalanan “Karşılık Savunma ve İşbirliği Anlaşması (MCDA)”nı güncellemiştir.[4] Böylelikle Washington yönetimi iki ülke arasındaki askeri iş birliğinin ve yatırımların artarak devam edeceğinin sinyallerini vermiştir. İmzalanan protokol, ABD’nin Yunanistan’daki askeri varlığını genişletmesinin de yolunu açmıştır. Anlaşma uyarınca Girit’teki Suda Üssü başta olmak üzere Larissa, Stefanovikio ve Dedeağaç(Alexandroupolis)’teki üsler ABD ve NATO kullanımına açılmıştır. Halihazırda Larissa’daki üste MQ-9 Reaper tipi insansız hava araçlarının bulunduğu bilinmektedir.[5]

Girit Adası’nda bulunan üs, özellikle ABD’nin Akdeniz’de konumlanan donanması için önem arz etmektedir. Uzun bir süredir ABD 6.Filosu’na Doğu Akdeniz’de İsrail’in Hayfa Limanı ev sahipliği yapmaktaydı fakat Çin’in modern İpek Yolu projesi olan “Bir Kuşak Bir Yol” projesi kapsamında Levant Havzası’ndaki Hayfa Limanı, ABD’nin siyasi baskısına rağmen Çin’e kiralanmıştır. Bu durum doğal olarak ABD’nin Doğu Akdeniz’deki varlığına yara vermiş ve filosu için yeni bir ev bulma ihtiyacını doğurmuştur. Tam bu noktada Suda Körfezi, ABD için bir çıkış yolu sunmaktadır. Yunanistan ile imzalanan anlaşma çerçevesinde ABD, buradaki üssün genişletilerek 6.Filo’nun hizmetine açmayı planlamaktadır. Geçtiğimiz aylarda Yunan gazetesi Ekathimerini’de kaleme aldığı yazısında Michael Rubin, Girit ile alakalı olarak; “Önümüzdeki dönem Suda Körfezi’nin Amerikalılar için Ramstein Hava Üssü veya Okinawa kadar tanınan bir isim olması umalım.” ifadelerini kullanmıştır.[6] Bu bağlamda Girit’teki üssün yakın gelecekte ABD Donanması’nın merkezinde yer alacağı ve muhtemelen Rusya ve Türkiye’nin faaliyetlerine karşı caydırıcı bir unsur olarak çokça karşımıza çıkacağı söylenebilir.

Yunanistan’da artan ABD varlığının konumlanacağı diğer bir nokta ise Dedeağaç’tır. Dedeağaç’ta halihazırda küçük bir yerleşke olarak faaliyet gösteren üssün ABD tarafından önümüzdeki zaman diliminde genişletilmesi öngörülmektedir. Geçtiğimiz aylarda Batı Trakya’da, Türkiye sınırında icra edilen ABD- Yunanistan ortak tatbikatı kapsamında 30 adet saldırı helikopterini buraya konuşlandırılarak Türkiye sınırındaki ABD varlığının ilk tohumları atılmıştır. Böylece Türkiye’ye karşı Yunanistan’ın yanındayız mesajı verilmiştir. ABD buradaki üssü büyük bir oranda büyüterek buraya askeri varlığını konuşlandırmak istemektedir.[7] Bu kapsamda, mevcut yerleşke genişletilerek hava üssü ve askeri gemiler için de askeri bir liman yapılması planlanmaktadır. Buradaki askeri üs, mevcut konumu ve Türkiye sınırına yakınlığı nedeniyle diğerlerine nazaran Türkiye açısından oldukça kritik bir öneme sahiptir. Yunan medyası tarafından buradaki üssün sözde bir Türk saldırısı karşısında Yunanistan’ın korunması amacıyla yapıldığını iddia etmektedir. Fakat üs, konumu itibariyle Türkiye’ye tehdit olmasından ziyade,  Rusya’yı Karadeniz’de baskılama işlevi de görecektir. Soğuk Savaş’tan bu yana ABD, Sovyetler Birliği’ni ve onun mirasçısı Rusya Federasyonu’na giden ticaret yolları üzerinde hakimiyet kurma politikası gütmektedir. Böylece, ekonomisi büyük oranda doğalgaz ve petrol ihracatına dayanan Rusya’nın tekrardan ekonomik olarak güçlenmesinin önüne geçilmek istenmektedir. Dolayısıyla Dedeağaç’ta kurulacak bir NATO üssünün, Rusya açısından bir tehdit, caydırıcı bir faktör olmasının yanı sıra bir NATO üyesi olan Türkiye için de ulusal güvenliği açısından bir tehdit unsuru olarak karşımıza çıkacaktır.

Dedeağaç’daki üs, konumu itibarıyla Lozan Barış Antlaşması hükümlerine aykırıdır. Lozan Antlaşması Trakya Sınırına İlişkin Sözleşme’nin birinci maddesi: “Ege Denizi’nden Karadeniz’e kadar, Türkiye’yi Bulgaristan ve Yunanistan’dan ayıran sınırların her iki yanındaki topraklar, aşağıdaki sınırlar içinde  ve yaklaşık olarak 30 kilometre genişliğinde olmak üzere, askerden arındırılacaktır.” hükmüne yer vermektedir.[8] Maddenin açıkça bildirdiği üzere üssün yapılması planlanan bölgenin Lozan’a göre gayri-askeri statüde kalması gerekmekte ve  bölgeye askeri unsurların yerleştirilmesinin uluslarası hukuka aykırı olduğunu belirtmektedir.

ABD’nin Doğu Akdeniz’deki tutum ve faaliyetlerine baktığımızda, tüm bunların Türkiye’nin çıkarlarına olumsuz etki ettiği görülmektedir. Yunanistan’a çıkılan desteğin elbette ki ABD açısından çeşitli nedenleri bulunmaktadır. Türkiye ile Yunanistan arasında askeri güç dengesinin bulunmayışı ve Yunanistan’ın kendini mağdur olan taraf olarak lanse etmesi başat faktörler arasında bulunmaktadır. Türkiye ile Yunanistan yakın geçmişte karasuları konusundan Kardak Krizi’ne kadar birçok sorunla karşı karşıya gelmiştir. Tüm bu sıcak gelişmelerde, çeşitli güçlerin arabulucuğu iki komşu devleti savaşın eşiğinden döndürmüştür. Günümüzde ise Doğu Akdeniz ve Adalar Denizi(Ege)’ndeki deniz yetki alanları ve karasuları mevzusu bölgedeki tansiyonun aşırı derecede yükselmesine sebebiyet vermiştir. Yunanistan’ın denizlerdeki maksimalist hak iddiaları ve Lozan uyarınca gayri askeri statüde olması gereken Batı Anadolu adalarını Türkiye aleyhine silahlandırmasına rağmen uluslararası kamuoyunda Türkiye’yi saldırgan tutumu sergileyen taraf olarak lanse etmiştir. Türkiye’nin bu suçlamalar karşısında haklılığını dış dünyaya yeteri kadar duyuramaması uluslararası toplum tarafından tansiyonu artıran tarafın Türkiye olduğu kanısına varmasına neden olmuştur. Bu durum Yunanistan’ın mağdur rolüne bürünmesini sağlamış ve uluslararası arenadan, ABD’den destek görmesini kolaylaştırmıştır.

                                                        NATO Askerleri[9]

İki NATO üyesi arasında savaş çanlarının çalması ABD’yi rahatsız eden en önemli etkendir. NATO, üyeleri arasında askeri iş birliği ve topyekün bir savunma ittifakı oluşturma misyonuyla ortaya çıkmış askeri bir örgüttür. Bünyesinde bulunan ve örgütün güneydoğu kanadını oluşturan bu iki devletin birbirleriyle savaşması NATO’nun hamisi konumunda olan ABD’nin en son isteyeceği şeydir. Çünkü Türkiye ve Yunanistan arasındaki olası bir savaş durumu, özellikle Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un “NATO’nun beyin ölümü gerçekleşmiştir” minvalindeki açıklamalarını uzun zamandır dile getirdiği bir dönemde NATO’nun çatlamasına, belki de dağılmasına sebebiyet verecektir. Bu durum Macron’un hayalini kurduğu “Avrupa Ordusu”na haklı bir gerekçe kazandıracak ve Avrupa ordusuna giden yolda bir adım olan  “Kalıcı Yapılandırılmış İşbirliği Savunma Anlaşması (PESCO)”na olan desteği artıracaktır. Bu durumda, II.Dünya Savaşı sonrası Avrupa’ya konumlandırılan askeri unsurlar, Marshall Planı kapsamında verilen yardımlar ve NATO ile oluşturulmuş olan ABD etkisinin azaldığının görüldüğü bir dönemde, Avrupa Birliği’nin savunma alanında ABD’ye olan gereksinimini bitirerek ABD karşısında bağımsız bir aktör olarak yer almasının önünü açacaktır. Bu gelişme küresel siyasetteki ABD çıkarlarını ve hegemonyasını elbette ki zedeleyecektir. Bu nedenle Washington yönetimi, böyle bir durumun ortaya çıkmasını önlemek, en azından yakın geleceğe öteleme gayesini taşımaktadır. ABD için böylesine yıkıcı sonuçlar doğurabilecek olası bir Türk -Yunan savaşını engellemenin yegane yolu kuşkusuz ikili arasındaki askeri dengeleri eşitlemekten geçmektedir. Beyaz Saray, Yunanistan’a destek çıkan bir ABD’nin bölgede Türkiye nezdinde caydırıcı bir faktör olacağını düşünmektedir.

Yunanistan ve Çin taleplerini gösteren haritalar[10]

Çin Halk Cumhuriyeti, Güney Çin Denizi’nde yer alan Spratly ve Paracel adalarını da içine alan ada ve kayalıklar üzerinde hak iddia ederek neredeyse tüm Güney Çin Denizi üzerinde hak iddia etmektedir.[11] Filipinler, Endonezya ve Tayvan gibi kıyıdaş ülkelerin hakkını gasp eden bu iddiaya ABD nezdinde karşı çıkılmaktadır. ABD, Çin’in bölgedeki yayılmacılığına karşı bölgeye çeşitli aralıklarla donanma yollamakta, Çin’e karşı diğer ülkelerin haklarını savunmaktadır. Yunanistan da Ege’de ve Doğu Akdeniz’de Çin’e paralel, aşırıcı hak iddialarında bulunmasına rağmen, Güney Çin Denizi’nde Çin’in karşısında duran ABD, Akdeniz meselesinde Yunanistan’ın yanında durmaktadır. İki benzer olayda Washington yönetiminin bambaşka, tam olarak zıt tutumlar sergilediği görülmektedir. Her iki bölgedeki farklı çıkarlar, ABD’yi farklı taraflara konumlandırmıştır.

ABD Ulusal Güvenlik Eski Danışmanı Zbigniew Brzezinski 2003 yılında kaleme aldığı “Hegemonik Bataklık” adlı makalesinde Amerika’nın Orta Doğu’daki dolaylı rolünün Avrupa ve Asya gibi enerjiye bağımlı ekonomiler üzerinde siyasi bir kaldıraç olacağını belirtmiştir.[12] Yani enerji zengini bu bölge üzerinde sağlanan hegemonyanın, Avrupa ve Asya’daki güçlere karşı bir sopa olarak kullanılabileceğinin altını çizmiştir. Dönemin şartlarında sadece Orta Doğu’dan bahsedilmiş olsa da günümüzde, Doğu Akdeniz’deki doğal kaynak rezervleri Doğu Akdeniz Havzası’nı ikinci bir Orta Doğu konumuna getirmiştir. Hal böyle olunca ABD bakımından buradaki enerji kaynakları ve bunların tedariği gibi hususlarda da bir hegemonya kurma ihtiyacı doğmuştur. Bu noktada Yunanistan ve içinde bulunduğu mali bunalım ortamı ABD için bulunmaz bir nimet olmuş ve Yunanistan, ABD’nin Doğu Akdeniz stratejisindeki yerini almıştır. 2008 yılındaki ekonomik kriz ve sonrası ekonomik çıkmaza giren Yunanistan, AB fonları ve özellikle Almanya’nın yardımlarıyla bugüne ulaşmış ve yaralarını sarmaya çalışmaktadır. Yunanistan’ın yatırım kaynağı bulma isteği Çin ile yakınlaşmasına sebebiyet vermiş ve akabinde de en büyük limanı olan Pire Limanı’nın çoğunluk hissesini Çin’e satarak Çin’in Avrupa’ya açılan bir kapı elde etmesine neden olmuştur. Bir NATO ülkesinin Çin eksenine kaymaya başlaması, doğal olarak ABD’nin olaya müdahale etmesini zorunlu kılmıştır. Bu nedenle ABD, hem Doğu Akdeniz’deki askeri varlığını artırmak için hem de Yunanistan’a yatırımlar yaparak Çin’den uzaklaştırmak amacıyla iş birliğine girişmiştir. Yani ABD- Yunanistan yakınlaşmasının arka planında yer alan faktörlerden birisinin Çin olduğu söylenebilir. Diğer bir faktör ise, Brzezski’nin makalesinde de belirttiği üzere enerji kaynakları ve onların koz olarak kullanılmasıdır. Avrupa enerjisinin büyük bir çoğunluğunu dış ülkelerden ithal etmektedir, yani enerjide dışa bağımlıdır. Doğu Akdeniz’deki büyük doğalgaz ve petrol rezervleri AB için hayati bir önem taşımakta olup bu enerjinin Avrupa’ya geçmesinde Yunanistan konumu nedeniyle kilit rol oynamaktadır. İsrail gazının Avrupa’ya taşınmasını sağlayacak  olan “EastMed” projesinin hayata geçmesi  Yunanistan’ı AB enerji tedariğinde kilit bir noktaya konumlandıracaktır. Yunanistan üzerinde kurulacak bir ABD otoritesi, AB enerji tedariğindeki büyük payın ABD kontrolüne girmesi anlamını taşımaktadır. Özellikle günümüzde AB’nin ABD’den ayrı bir aktör olma çabasını artırdığı düşünüldüğünde ABD’nin bu gücünü AB’yi sindirmek ve iplerini elinde tutmak için kullanmak isteyeceği aşikardır. ABD ile AB arasındaki çatlağın böylece kapanacağını düşünmektedir. Bu nedenle ABD’nin Doğu Akdeniz’de Türkiye yerine Yunanistan’ı desteklediği söylenebilir. Yunanistan’ın AB üyesi olması, Türkiye’ye kıyasla üzerinde çok daha rahat bir şekil otorite kurulabileceği ve kuklaya dönüştürülebileceği  düşüncesi Beyaz Saray’ı Yunanistan safına katmış ve Yunan tezlerini savunmasını sağlamıştır. Böylelikle ABD, AB üzerindeki nüfuzunu artırırken aynı zamanda da Çin’in bir NATO üyesi üzerindeki etkisini köreltebilecek bir fırsat elde etmiştir.

                                 Akdeniz’deki ABD ve Rus Donanmaları[13]

 

Yazıda önceden de belirtildiği üzere, ABD’nin Rusya politikası Soğuk Savaş’tan bu yana onu karadan kuşatmak ve buna ek olarak da Rusya’ya giden ticaret yollarını kontrol altına alarak Rusya’nın SSCB dönemindeki ekonomik gücüne ulaşmasını engellemektir. Bu doğrultuda ABD’nin İsrail ve Mısır vasıtasıyla Süveyş üzerinden Rusya’nın Hint- Pasifik ticaret  güzergahını kontrol altına almıştır. Türkiye ve Yunanistan’ın NATO üyeliği ve ABD müttefiki olması da Karadeniz’e giden su yolları üzerinde dolaylı bir kontrol sağlamıştır. Fakat 2011 yılında Suriye İç Savaşı’nın patlak vermesi ve akabinde Rusya’nın buraya yerleşmesine önayak olmuştur. Suriye’deki Tartus Deniz Üssü’nü devralması ve Rus Donanmasını buraya konuşlandırmasıyla da Rusya sonunda sıcak denizlere inmeyi başarmıştır. Bu durum, ABD’nin bölgede kendini daha görünür kılma ve nüfuzunu koruma zorunluluğunu beraberinde getirmiştir. Bu bağlamda Yunanistan’da iş birliğine girişip askeri varlığını artırmasının yanı sıra çeşitli girişimlerde de bulunmuştur.

Doğu Akdeniz Gaz Forumu (EMGF)’na resmi katılım başvurusu ABD’nin bu yoldaki girişimlerinden bir tanesidir. Türkiye ve KKTC’yi dışarıda bırakarak Eylül 2020’de Mısır, Yunanistan, Güney   Kıbrıs, İsrail, İtalya ve Ürdün’ün katılımıyla kurulan foruma ABD, 13 Ocak’ta resmi olarak başvuruda bulunmuştur.[14] Foruma aktif olarak katılımı ABD’nin bölgedeki gazın geleceği hususunda fikir beyan etme ve müdahale etme hakkı doğuracaktır.

2019 yılında Demokrat Senatör Robert Menendez tarafından ABD Senatosu’na sunulan “Doğu Akdeniz Güvenlik ve Enerji İşbirliği Kanunu” ABD’nin Akdeniz’de atacağı adımların ne yönde olacağı hakkında genel bir çerçeve çizmektedir. Kanun, günümüzdeki ABD hamlelerine ve Doğu Akdeniz’deki dış politikasının istikametine ışık tutması bakımından önem arz etmektedir. Genel itibarıyla kanun; Güney Kıbrıs, Yunanistan ve İsrail  ile siyasi ve askeri iş birliğinin artırılarak Rus etkisinin kırılması ve bölgedeki doğalgaz kaynaklarının güvenli bir şekilde Avrupa’ya aktarılarak Rus gazına bir alternatifin oluşturulması amacıyla ortaya çıkmıştır. Türkiye’nin S-400 alması nedeniyle F-35 programında çıkarılması ve CAATSA yaptırımlarına maruz kalması ve 1987’den bu yana Güney Kıbrıs’a uygulanan silah ambargosunun kaldırılması da yine bu kanun kapsamındadır.[15] NATO operasyon ve görevlerine binlerce yıllık askeri birikimiyle başarılı bir şekilde katkıda bulunan Türkiye’nin, ABD tarafından düşmanlarına uygulanan CAATSA[16] yaptırımlarına maruz bırakılması müttefiklik ruhuna açıkça terstir. Rusya’dan S-400 hava savunma sistemlerinin satın alınması yaptırımların ana nedeni olarak görülmektedir. Fakat Türkiye, Rusya’dan hava savunma sistemleri alıp bunları aktif şekilde NATO silahlarıyla kullanan ilk NATO ülkesi değildir. Slovakya, Bulgaristan ve Yunanistan gibi NATO üyesi devletlerin de bu sistemlere sahip olduğu bilinmektedir. Üstelik Yunanistan, bu sistemi 2013’te NATO’ya ait tesislerde yapılan bir tatbikat sırasında test etmiş buna rağmen hiçbir üye devletten bu teste eleştiri yapılmamıştır.[17] Orta Doğu gibi iç savaş ve silahlı çatışmaların yoğun olarak yaşandığı bir coğrafyada Türkiye’nin hava savunma ve füze sistemlerine sahip olmak istemesi ulusal güvenliği açısından hayati bir önem taşımaktadır. Bu doğrultuda Ankara, 2013 yılında Obama döneminde Patriot sistemi almak istemiş fakat Obama yönetimi Türkiye’nin bu talebini reddetmiştir.[18] Akabinde Avrupa’daki sistemlerle ilgilenen Türkiye, istediği neticeleri alamayınca Patriot muadili olan Rus yapımı S-400 sistemlerini almak durumunda kalmıştır. Tüm bu gelişmelere rağmen Washington yönetiminin Türkiye’ye bu konuyu bahane ederek yaptırım kararı alması iki “müttefik” devlet arasındaki ilişkilerin yara almasına neden olmuştur.

33 yıl aradan sonra Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY)’ne uygulanan silah ambargosunun kaldırılması Doğu Akdeniz Güvenlik ve Enerji İşbirliği Kanunu’nun Doğu Akdeniz denklemine getirdiği diğer bir önemli gelişmedir. GKRY, özellikle son dönemlerde AB’den topyekün bir Türkiye yaptırımı kararı çıkmasını istemektedir. Fakat AB bünyesindeki Almanya, Macaristan veya İtalya gibi devletler bu kararın çıkmasına birçok kez engel olmuşlardır. Bu gelişmeler karşısında GKRY, misilleme amacıyla AB’nin Rusya’ya karşı planladığı yaptırım kararlarını bloke etmektedir.[19] Her ne sebeple olursa olsun Güney Kıbrıs’ın bu tutumu Rusya- GKRY ilişkilerine pozitif yönde etki etmektedir. Güney Kıbrıs siyasetinde komunist ideolojiye sahip Emekçi Halkın İlerici Partisi(AKEL)’nin uzun yıllardır sandıktan ilk üçte çıkması ve bir dönem cumhurbaşkanı dahi çıkarması GKRY’deki komunist ideolojinin gücünü kanıtlar niteliktedir. Bu durum Rusya ve Güney Kıbrıs’ın siyasiye ek olarak ideolojik olarak da birbirlerine yakın olması GKRY’nin yakın gelecekte Rusya’ya daha yakınlaşabilmesinin yolunu açma ihtimali yadsınamayacak derecede fazladır. Avrupa Birliği’ne küs olan ve Rusya ile yakınlaşma ihtimali bulunan Güney Kıbrıs’ı kendi tarafına çekmek isteyen ABD böyle bir adım atma yoluna gitmiştir. Trump yönetiminin attığı bu adımın yakın gelecekte Biden yönetimi tarafından devamının getirileceğine şüphe yoktur. Fakat bu adım, günümüzde hala güncelliğini koruyan Kıbrıs Sorunu’nu tırmandıracaktır. Özellikle iki egemen devletin bulunduğu adada dengelerin Güney Kıbrıs lehine değişmesine neden olacaktır.

 

Sonuç olarak ABD, gerek tarihi hasmı olan Rusya’yı baskı altına almak gerekse de süper güç olmanın verdiği iç güdüyle hegemonyasını pekiştirmek amacıyla Doğu Akdeniz’de var olma ihtiyacı hissetmiştir. Bu doğrultuda Türkiye’yi de etkileyecek ve bölgedeki dengeleri değiştirecek siyasi ve askeri adımlar atmıştır. Tüm bu gelişmeler arasında Dedeağaç’a kurulacak olan askeri üs ve buraya tatbikat bahanesiyle ABD tarafından yerleştirilen askeri güçler Türkiye açısından tehdit teşkil etmektedir. Lakin Yunan kamuoyu, bu gelişmeyi her nekadar Türkiye’ye karşı bir adım olarak nitelendirse de buradaki bir üssün Türkiye’den ziyade daha büyük bir tehdit teşkil eden Rusya’ya karşı olduğu söylenebilir. Rusya’nın Batı Bloğu’nun içerisinde, Kaliningrad’da yüklü bir askeri varlığı bulunmasına NATO’nun İncirlik Üssü haricinde Rusya yakınlarında böylesine büyük bir varlığı bulunmamaktadır. İncirlik de konumu itibarıyla Kaliningrad etkisi yaratamamaktadır. Dedeağaç’ın bu ihtiyaca Ukrayna konusunda hizmet edeceği düşünülebilir. Ukrayna’nın uzun zamandır NATO’ya dahil edilmesi gündemde olan bir konudur. Rusya’nın buna karşı çıkararak engel olması hatta Ukrayna’da iç karışıklık çıkararak ülkenin doğu kısmının Rus yanlılarınca kontrol altına alınmasına destek verdiği

                       NATO ve Ukrayna bayrakları. Ukrayna’nın olası NATO üyeliğini simgelemektedir.[20]

bilinmektedir. 2014’ten beri süregelen bu durum güncelliğini hala korumaktadır. Ukrayna’nın Türkiye’den Libya ve Azerbaycan’da başarısını gösteren Türk SİHA’larını satın almış ve Türkiye ile savunma anlamında askeri iş birliklerine girişmiştir.[21] Bunun akabinde ABD Başkanı Biden’ın geçtiğimiz günlerde toplanan Münih Güvenlik Konferansı’nda Ukrayna’nın üzerinde fazlasıyla durması da ufukta Ukrayna’nın topraklarını geri almak maksadıyla Azerbaycan’daki gibi askeri bir harekat başlatacağı ihtimalini ortaya çıkarmaktadır. Rus yandaşlarına, dolayısıyla Rusya’ya karşı yapılacak böyle bir hareket NATO desteğini de beraberinde getirecektir. Tam da bu noktada Dedeağaç’taki bir üssün bu amaca hizmet edeceği söylenebilir. Akabinde Ukrayna’nın NATO bünyesine dahil edilmesi ve füze sistemlerinin yerleştirilmesi de gündeme gelecektir.  Rusya’nın füzelerinin, Suriye ve Kaliningrad vasıtasıyla birçok NATO ülkesini menziline almasına karşılık Rus toprakları NATO füzelerinin menzilinde bulunmamaktadır. Ukrayna’nın, Rusya’nın gölgesinden kurtularak ittifaka katılmasıyla Rusya’nın Kaliningrad kozuna karşı ABD, Ukrayna kozuna sahip olacaktır.

 

 

Hüseyin Anıl KAYA

BAU DEGS ARAŞTIRMACISI

 

Kaynakça

Anadolu Ajansı. “Ukrayna, korvet ve İHA ihtiyacını Türkiye’den karşılayacak.” Aralık 18, 2020. Erişim tarihi: Şubat 26, 2021. https://www.aa.com.tr/tr/ekonomi/-ukrayna-korvet-ve-iha-ihtiyacini-turkiyeden-karsilayacak-/2080972.

Brezinski, Zbigniew . Hegemonic Quicksand.  The National Interest, Winter 2003/04.

CSIS Missile Threat. “The Russia – NATO A2AD Environment.” Ocak 3, 2017. Erişim tarihi: Şubat 25, 2021. https://missilethreat.csis.org/russia-nato-a2ad-environment/.

Defence Turk. “Yunanistan S-300 hava savunma sistemlerini Rusya ile modernize edecek.” Eylül 2020. Erişim tarihi: Şubat 26, 2021. https://www.defenceturk.net/yunanistan-s-300-hava-savunma-sistemlerini-rusya-ile-modernize-edecek.

Diken. “Türkiye Obama döneminde Patriot’ı neden alamadı ve S-400’e yöneldi?” Haziran 29, 2019. Erişim tarihi: Şubat 26, 2021. http://www.diken.com.tr/turkiye-obama-doneminde-patrioti-neden-alamadi-ve-s-400e-yoneldi/.

Euronews. “Güney Kıbrıs, Türkiye’ye tavır almayan AB’ye karşı Rusya yaptırımlarını bloke ediyor.” Son güncelleme: Ocak 25, 2020. https://tr.euronews.com/2020/01/25/guney-kibris-turkiyeye-tavir-almayan-abye-karsi-rusya-yaptirimlarini-bloke-ediyor.

Kathimerini. “US exploring possibilities in Alexandroupoli.” Şubat 21, 2020, Erişim tarihi: Şubat 23, 2021, https://www.ekathimerini.com/249444/article/ekathimerini/news/us-exploring-possibilities-in-alexandroupoli.

Kraska, James. “The Nine Ironies of the South China Sea Mess.” The Diplomat. Eylül 17, 2015. Erişim tarihi: Şubat 20, 2021. https://thediplomat.com/2015/09/the-nine-ironies-of-the-south-china-sea-mess/.

Kedikli, Umut, ve Çalağan, Önder. Enerji alanında bir rekabet sahası olarak Doğu Akdeniz’in önemi. Sosyal Bilimler Metinleri. 2017(1), (2017):120-138.

Meray, Seha L Lozan Barış Konferansı Tutanaklar, Belgeler Cilt 2.  Ankara: Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Yayınları, 2018.

Özgöker, Uğur. ABD’nin Yeni Akdeniz Politikası ve Türkiye’nin Seçenekleri. Türk Asya Araştırmalar Merkezi (TASAM), 2020.

Rubin, Michael. “US and Turkey on course for diplomatic, opinion collison.” Kathimerini. Ocak 24, 2021. Erişim tarihi: 19 Şubat 2021.  https://www.ekathimerini.com/opinion/261589/us-and-turkey-on-course-for-diplomatic-economic-collision/ .

Salihoğlu, C. Kaan. “Greek-American provocation in East Mediterranean.” Daily Sabah. Ağustos 7, 2020. Erişim tarihi: 19 Şubat 2021. https://www.dailysabah.com/opinion/op-ed/greek-american-provocation-in-east-mediterranean?gallery_image=undefined#big .

Sputnik . “ABD, Türkiyesiz Doğu Akdeniz Gaz Forumu’na resmi başvuru yaptı,” Şubat 1, 2021. Erişim tarihi: Şubat 26, 2021. https://tr.sputniknews.com/dogu_akdeniz/202102011043703782-dogu-akdenize-resmi-mudahale/.

TRT World. “Military exercises in Greece are stretching US-Turkey relationship.” Ağustos 3, 2020. Erişim tarihi: Şubat 24, 2021. https://www.trtworld.com/opinion/military-exercises-in-greece-are-stretching-us-turkey-relationship-38609.

U.S Congress. “S.1102 – Eastern Mediterranean Security and Energy Partnership Act of 2019.” Temmuz 10, 2019. https://www.congress.gov/bill/116th-congress/senate-bill/1102/text .

VOA. “Doğu Akdeniz Krizine AB ve ABD Nasıl Bakıyor?.” Ağustos 27, 2020. Erişim tarihi: Şubat 20, 2021. https://www.amerikaninsesi.com/a/do%C4%9Fu-akdeniz-gerilimine-ab-ve-abd-nasil-bakiyor/5560507.html.

Wallin, Matthew. “U.S. Military Bases and Facilities in the Middle East.” American Security Project. Haziran 2018. https://www.americansecurityproject.org/wp-content/uploads/2018/06/Ref-0213-US-Military-Bases-and-Facilities-Middle-East.pdf .

Yaycı, Cihat. Doğu Akdeniz’de Deniz Yetki Alanlarının Paylaşılması Sorunu ve Türkiye. Bilge Strateji 4(6). Bahar 2012.

 

 

[1] “Doğu Akdeniz Gaz Forumu: Türkiye’ye rakip altı ülke bölgesel kuruluş için anlaşma imzalarını attı,” BBC Türkçe, Eylül 22, 2020, Erişim tarihi: Şubat 26, 2021, https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-54252161.

[2] Cihat Yaycı, “Doğu Akdeniz’de Deniz Yetki Alanlarının Paylaşılması Sorunu ve Türkiye,” Bilge Strateji 4(6), Bahar 2012, s. 11.

[3] “ABD ve Yunanistan’dan kapsamlı iş birliği anlaşması,” Sabah, Eylül 28, 2020. Son güncelleme: Eylül 28, 2020, https://www.sabah.com.tr/dunya/2020/09/28/abd-ve-yunanistandan-kapsamli-is-birligi-anlasmasi.

[4] “Yunanistan ve ABD arasındaki savunma işbirliği anlaşması,” Hürriyet, Son güncelleme: Ekim 5, 2019, ttps://www.hurriyet.com.tr/dunya/yunanistan-ve-abd-arasindaki-savunma-isbirligi-anlasmasi-41344697.

[5] “Military exercises in Greece are stretching US-Turkey relationship,” TRT World, Ağustos 3, 2020, Erişim tarihi: Şubat 24, 2021, https://www.trtworld.com/opinion/military-exercises-in-greece-are-stretching-us-turkey-relationship-38609.

[6] Michael Rubin, “US and Turkey on course for diplomatic, opinion collison,” Ekathimerini, Ocak 24, 2021, Erişim tarihi: Şubat 19, 2021, https://www.ekathimerini.com/opinion/261589/us-and-turkey-on-course-for-diplomatic-economic-collision/.

[7] “US exploring possibilities in Alexandroupoli,” Ekathimerini, Şubat 21, 2020, Erişim tarihi: Şubat 23, 2021, https://www.ekathimerini.com/249444/article/ekathimerini/news/us-exploring-possibilities-in-alexandroupoli.

[8] “Seha L.Meray, Lozan Barış Konferansı Tutanaklar, Belgeler Cilt 2,  Ankara: Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Yayınları, 2018, 66.

[9] “NATO’s Financing Gap,” Center for American Progress, Ocak 13,2021, Erişim tarihi: Şubat 26, 2021, https://www.americanprogress.org/issues/security/reports/2021/01/13/494605/natos-financing-gap/.

[10] “Turkey-Greece tensions: eastern Mediterranean claims in maps,” TRT World, Eylül 1, 2020, Erişim tarihi: Şubat 26, 2021, https://www.trtworld.com/magazine/turkey-greece-tensions-eastern-mediterranean-claims-in-maps-39358.

“South China Sea- A Dirty Show of Chinese Territorial Ambitions,” India.com, Aralık 19, 2020, Erişim tarihi: Şubat 26, 2021, https://www.india.com/news/world/south-china-sea-a-dirty-show-of-chinese-territorial-ambitions-4277936/.

[11] James Kraska, “The Nine Ironies of the South China Sea Mess,” The Diplomat, Eylül 17, 2015, Erişim tarihi: Şubat 20, 2021, https://thediplomat.com/2015/09/the-nine-ironies-of-the-south-china-sea-mess/.

[12] Zbigniew Brezinski, “Hegemonic Quicksand,” The National Interest, Winter 2003/04.

[13] “Buildup in the Mediterranean: Russia’s Fifth Fleet vs. the US’ Sixth Fleet,” United World, Ekim 8, 2020, Erişim tarihi: Şubat 26, 2021, https://uwidata.com/13143-buildup-in-the-mediterranean-russias-fifth-fleet-vs-the-us-sixth-fleet/.

[14] “ABD, Türkiyesiz Doğu Akdeniz Gaz Forumu’na resmi başvuru yaptı,” Sputnik, Şubat 1, 2021, Erişim tarihi:  Şubat 26, 2021, https://tr.sputniknews.com/dogu_akdeniz/202102011043703782-dogu-akdenize-resmi-mudahale/ .

[15] SEC. 3. STATEMENT OF POLICY : (11) to strongly oppose any actions that would trigger mandatory sanctions pursuant to section 231 of the Countering America’s Adversaries Through Sanctions Act (CAATSA) (Public Law 115–44), to include the purchase by Turkey of an S–400 system from the Russian Federation;

SEC. 5. REPEAL OF PROHIBITION ON TRANSFER OF ARTICLES ON THE UNITED STATES MUNITIONS LIST TO THE REPUBLIC OF CYPRUS: (1) allowing for the export, re-export or transfer of arms subject to the United States Munitions List (part 121 of title 22, Code of Federal Regulations) to the Republic of Cyprus would advance United States security interests in Europe by helping to reduce the dependence of the Government of the Republic of Cyprus on other countries, including countries that pose challenges to United States interests around the world, for defense-related materiel;… ( “S.1102 – Eastern Mediterranean Security and Energy Partnership Act of 2019,” U.S Congress, Erişim tarihi: Şubat 25, 2021, https://www.congress.gov/bill/116th-congress/senate-bill/1102/text.)

[16] CAATSA: Countering America’s Adversaries Through Sanctions Act (ABD’nin Hasımlarıyla Yaptırımlar Yoluyla Mücadele Etme Yasası).

[17] “Yunanistan S-300 hava savunma sistemlerini Rusya ile modernize edecek,” Defence Turk, Eylül 2020, Erişim tarihi: Şubat 26, 2021, https://www.defenceturk.net/yunanistan-s-300-hava-savunma-sistemlerini-rusya-ile-modernize-edecek.

[18] “Türkiye Obama döneminde Patriot’ı neden alamadı ve S-400’e yöneldi?,” Diken, Haziran 29, 2019, Erişim tarihi: Şubat 26, 2021, http://www.diken.com.tr/turkiye-obama-doneminde-patrioti-neden-alamadi-ve-s-400e-yoneldi/.

[19] “Güney Kıbrıs, Türkiye’ye tavır almayan AB’ye karşı Rusya yaptırımlarını bloke ediyor,” Euronews, Son güncelleme: Ocak 25, 2020, https://tr.euronews.com/2020/01/25/guney-kibris-turkiyeye-tavir-almayan-abye-karsi-rusya-yaptirimlarini-bloke-ediyor.

[20] “Ukraine in NATO: Ambition Is Not Enough, We Must Deliver,” Emerging Europe,  Mart 30, 2018, Erişim tarihi: Şubat 26, 2021, https://emerging-europe.com/voices/ukraine-nato-ambition-not-enough-must-deliver/.

[21] “Ukrayna, korvet ve İHA ihtiyacını Türkiye’den karşılayacak,” Anadolu Ajansı, Aralık 18, 2020, Erişim tarihi: Şubat 26, 2021, https://www.aa.com.tr/tr/ekonomi/-ukrayna-korvet-ve-iha-ihtiyacini-turkiyeden-karsilayacak-/2080972.

DİĞER YAZILAR

SON 24 SAATTE MEDYADA BAU DEGS
SON 24 SAATTE MEDYADA BAU DEGS
25 Haziran 2021

24 HAZİRAN TARİHLİ YERLİ VE YABANCI BASINDA BAHÇEŞEHİR ÜNİVERSİTESİ DENİZCİLİK VE GLOBAL STRATEJİLER MERKEZİNE İLİŞKİN HABERLERİN YER ALDIĞI MEDYA...

TÜM BOYUTLARIYLA NİL NEHRİ
TÜM BOYUTLARIYLA NİL NEHRİ
23 Haziran 2021

Nil Nehri hem tarihsel hem de güncel anlamda dünyanın en stratejik ve politik akarsularından birisidir. Nil Havzası özelinde gelişen...

SON 24 SAATTE MEDYADA BAU DEGS
SON 24 SAATTE MEDYADA BAU DEGS
23 Haziran 2021

22 HAZİRAN TARİHLİ YERLİ VE YABANCI BASINDA BAHÇEŞEHİR ÜNİVERSİTESİ DENİZCİLİK VE GLOBAL STRATEJİLER MERKEZİNE İLİŞKİN HABERLERİN YER ALDIĞI MEDYA...