Ermenistan, Türk’ün sabrını zorlamaya devam ediyor !

 

 

Ermenistan tarafından geçtiğimiz günlerde Azerbaycan’a yönelik gerçekleştirilen ve birçok sivilin can kaybına neden olan saldırıya bugün misliyle karşılık veriliyor. Her şeyde bir hayır vardır dedikleri bu olsa gerek ki Azerbaycan işgal altında ki 7 köyünü kurtardı ve kararlı ilerleyişine devam ediyor. Ama bir gerçek var ki, Ermenistan’ın Rusya’nın haberi olmadan bu saldırıyı gerçekleştiremeyeceği biliniyor. Ancak Rusya bir yandan Ermenistan’ı kışkırtırken diğer yandan askeri yöntemlerle sonuç alınmasını doğru bulmadığını ifade ediyor. PutinErmenistan Başbakanı Paşinyan ile görüşmesinden sonra Kremlin’den yapılan açıklamada bölgede askeri çatışmaların derinleşmesinden endişe duyulduğu ifade edildi. Azerbaycan’ın işgal edilen köylerin bir kısmını kurtardıktan sonra yapılan bu açıklama timsah gözyaşlarından öteye bir anlam taşımıyor.

 

Tabi Ermenistan’ın saldırganlaşmasının arkasında Fransa’nın parmak izlerini de görmek gerekiyor. Yunanistan’ı kışkırtarak bir sonuç elde edemeyen Putin, bir kez daha Ermenistan kartını devreye soktu. Ermenistan, Yunanistan, Rum kesimi kimi Macron’un, kimi Putin’in maşası olmaktan öteye geçemediler.

 

Macron, Yunanistan ve Rum kesimini kışkırttı ne oldu? Ne Yunanistan ne Rum kesimi kazançlı çıktı. Macron ise Erdoğan’ı arayıp, geri adım atmak zorunda kaldı. Şimdi benzer bir oyunu Ermenistan üzerinden oynamaya çalışıyor.

 

Ama söz konusu Ermenistan olunca buradaki esas oğlan Putin

 

Libya’da sıkışan Putin, Ermenistan kartını sahaya sürdü. Ancak Putin’de gördü ki, hırsı aklından öte giden Ermenistan Başbakanı Paşinyan sadece kendisini değil, Rusya’yı da rezil edecek.

Bu olay da bir kez daha gösterdi ki, bölgenin iki büyük ülkesi Türkiye ve Rusya olmadan bölgede bir statükonun oluşturulması mümkün değil. Türkiye, Kafkasya’da Rusya gerçeğini dikkate almadan hiçbir adım atmadı. Rusya’yı ürkütmek yerine Rusya ile işbirliğini tercih etti. Ama aynı yaklaşımı göremedik. Bunu Putin’in de iyi anlaması gerekiyor. Özellikle Fransa’nın bölgeye parmağını sokmasının önlenmesi açısından.

 

 

TÜRKİYE’YE MESAJ

 

Bu saldırıyı sadece Azerbaycan’la sınırlı görmek, fotoğrafı eksik okumak olur. Bunun bir ucunda da Türkiye var. Türkiye, şimdiye kadar Ermenistan’a her zaman ılımlı yaklaşmasına, bir dönemler milli takımların dostluk maçı yapılabilecek seviyeye gelinmesine rağmen, Ermenistan kişilikli bir devlet olarak değil, başka ülkelerin sahaya sürdüğü bir kart olarak hareket etmeyi tercih etti. Ama sert kayaya çarptı. Ne Azerbaycan eski Azerbaycan. Ne Türkiye eski Türkiye. Ne de bölgede artık eski dengeler var.

 

AZERBAYCAN’IN STRATEJİSİ DEĞİŞTİ

 

Azerbaycan’ın Ermenistan saldırısını püskürttükten sonra işgal altındaki köyleri kurtarması da gösterdi ki, artık askeri varlığıyla da önemli bir güç olan Azerbaycan var. Azerbaycan’dan gelen bilgiler bu kez savunma hattının ön cepheye kurulduğu yönünde. Bundan sonra Azerbaycan’ı izlemekte yarar var. Dün Ermenistan sivil yerleşim yerlerine saldırmakla birlikte yeni bir cinayet daha işledi. Bir devlete yakışmayan çapulcu bir kabile anlayışını yansıtan bir şekilde sivil yerleşim yerlerine saldırdı. Cevabını da aldı. Görüldü ki, Azerbaycan, Türkiye’nin de katkılarıyla askeri anlamda kapasitesini yükseltmiş. Bu Azerbaycan açısından bir dönüm noktası olabilir.

 

AMERİKAN SEÇİMLERİ

 

Ermenistan saldırısının zamanlama olarak da değerlendirilmesinde yarar var. Neden şimdi? Sorusunun yanıtına baktığımızda Amerikan seçimleri göz ardı edilmemesi gereken bir faktör olarak çıkıyor karşımıza. Ermeni diasporası Amerikan seçimlerinin meydana getirdiği konjonktürü değerlendirmek istiyor. Seçim sürecinde Yahudi Cemaatine büyük tavizler veren Trump’ın Ermeni oyları nedeniyle kendilerine taviz vermesini bekliyorlar. O nedenle önümüzdeki günlerde kınamalar, gelebilir. Bunlar öngörülemeyecek hamleler değil. Ama bu adımlar gelir, “Söz konusu vatansa gerisi teferruattır” gerçeğinin duvarlarına çarpıp geri döner.

 

NAHÇIVAN’A SALDIRI

 

Ermenistan, Türkiye ile Azerbaycan arasında enerji ve ulaşım konusunda stratejik bir merkez olan Tovuz Bölgesi’ne saldırdı. Tovuz, Bakü-Tiflis-Kars demiryolu ve Türkiye’ye doğalgaz sağlayan TANAP boru hattıyla Bakü-Tiflis-Ceyhan petrol boru hattının geçtiği bir bölge. Saldırı püskürtüldü. Ama orada Azerbaycan’la birlikte Türkiye’ye verilen bir mesaj söz konusuydu. Şimdi Nahçıvan’a saldırı ihtimali konuşuluyor. Dilerim öyle bir çılgınlığa kalkışmaz. Çünkü o zaman karşısında sadece Azerbaycan ordusunu bulmaz, Türk askerini de bulur. Atatürk tarafından, “Türk kapısı” olarak adlandırılan Nahçıvan’a yapılacak bir saldırı, doğrudan Türkiye’ye yönelik bir mesaj olur.

 

AZERBAYCAN KARTLARINI DOĞRU OYNUYOR

Doğu Akdeniz’deki bilek güreşi Kafkasya’ya taşınmak isteniyor. Çünkü Rusya kendisi açısından en güçlü olarak gördüğü bir zeminde bu mücadeleyi yapmak istiyor. Bu bir güç mücadelesi. Azerbaycan’ın savaş hali ilanında bulunması yerinde bir adım oldu. Artık Azerbaycan savunmada değil ön cephede bu mücadeleyi sürdürecek. Bu sürecin sonunda Ermenistan, Dağlık Karabağ’la ilgili müzakerelere oturmak zorunda kalmalı. O nedenle kısa sürede barış görüşmelerin başlaması ve ateşkes ilanı yararlı değil. Azerbaycan bir müddet ilerledikten sonra, barış görüşmeleri başlayabilir. Böylece müzakere masası ön cephede oluşturulur.

 

ERDOĞAN FAKTÖRÜ

 

Türkiye Cumhuriyeti’nin başında hangi hükümet olursa olsun söz konusu Azerbaycan olduğunda farklı hareket etmesi beklenemezdi. Ancak Erdoğan, dünyada Trump ve Putin’le birlikte ismi sayılan üç liderden biri. Güçlü bir lider. Kararlı bir lider. Hele Türk dünyası söz konusu olduğunda. Hele mağdur Müslüman milletler söz konusu olduğunda. Erdoğan’ın, Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev’i arayarak verdiği güçlü destek önemliydi. Sorunun çözümü için Erdoğan ile Putin’in görüşmesi bekleniyor. Ama önce sahada yapılacaklar yapılmalı, söylenecekler söylenmeli. Azerbaycan askeri ilerlemeli. Ondan sonra barış masası kurulmalı.

 

 

BAU DEGS Araştırmacısı

Ali DAVUTOĞLU