Fileleftheros: Erdoğan’ın Rezervine Dair Var Olan Haklı Şüphe

 

FİLELEFTHEROS  26 Ağustos 2020

 

Erdoğan’ın Türkiye’nin Karadeniz’de bulduğu 320 milyar metreküplük en büyük yatağın keşfedildiğine dair yaptığı kutlamayı gördük. Doğal gaz istifadesinin 2023’te başlayabileceğini ve Türkiye’nin doğal gaz ithalatçısından ihracatçısı konumuna gelebileceğini de söyledi.

 

 

Fakat ilk izlenimin ardından uluslararası bilim insanlarının değindiği verilerin çok ciddi şüpheler sergilediğini görüyoruz. Köln Üniversitesi Enerji Ekonomisi Enstitüsü Başkanı Simon Schulte, öncelikle yatağın geliştirilmesine yönelik maliyetin hesaplanması gerektiğini hatırlattı. Karadeniz’de yatakların geliştirilmesinin zor bir mesele olduğunu belirtiyor ve en büyük yatağın Romanya tarafından 2012’de keşfedildiğini ancak hala istifade aşamasına tamamen geçilemediğini hatırlatıyor.

 

 

Türkiye’nin kendi içinde de şüpheler var. Enerji konularında uzman Necdet Pamir kendi yaptığı analizinde, miktardan ve yatak büyüklüğünden söz etmek için çok erken olduğunu söyledi ve bu tür araştırmalar ve hesaplar için aylara ihtiyaç olduğunu hatırlattı.

 

 

Bu şüphelere uzman vasfıyla değil de gazetecilik kriterleriyle eklemede bulunacağız. Erdoğan, Türk lirasının ve ekonominin tepetaklak olduğu bir dönemde Türk ekonomisi için önemli bir değerlendirmenin açıklanacağı bir günde rezervi duyurdu. Yataktan istifade edilecek tarih olarak da kendisi için seçimler dolayısıyla kritik bir dönem olacak 2023’e işaret etti. Rastlantı mı? Bize göre değil ve siyasi maksatları var.

 

 

Eldeki unsurlar çok sayıda şüpheye kapılmamıza neden oluyor ki bunlar ileride belli olacak. Öncelikle 2.500 metre derinlikteki bir sondaj 30 günde nasıl tamamlandı? Sondaj 20 Temmuz’da başladı ve 21 Ağustos’ta büyük bir yatak olduğu duyuruldu. Bu tür tespitler için yatak içerisinde en az yedi günlük ekstra araştırmaların da gerekli olduğu dikkate alınırsa Fatih’in sondaj yapma hızında dünya rekoru kırmış olması gerekiyor. Akdeniz’deki sondajlarda (yani Kıbrıs münhasır ekonomik bölgesindeki -MEB- yasa dışı sondajlarda) aynı sondaj gemisi aynı mürettebatla benzer büyüklükte sondajı tamamlayabilmek için 70-90 güne ihtiyaç duyarken burada nasıl oluyor da 20-25 günde tamamlanıyor?

 

 

Yavuz sondaj gemisinin de Kıbrıs MEB’inin 6 numaralı sahasında 20 Nisan’dan beri yani 5 aydır yasa dışı sondaj yaptığını ve 15 Eylül’e kadar devam edeceğini hatırlatmakta fayda var.

 

 

Ayrıca Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO) uluslararası uygulamayı neden izlemedi? Neden yatağa dair bir takım teknik verileri eş zamanlı olarak açıklamadı? Türk kaynaklardan yatağın sondaj noktasında 100 metreye sahip olduğunu öğreniyoruz. Eğer doğruysa bu da yatağın 320 milyar metreküp doğal gaz içerebilmesi için 56 kilometre genişlik ve 56 kilometre de uzunluğa veya bu oranlarda başka boyutlara sahip olması gerektiği anlamına geliyor. Bu da çok büyük bir alandır ve değerlendirilmesi için çok sayıda teyit sondajı gerektirir. Miktarın artmasından önemli ölçüde azalmasına kadar tüm olasılıklar da açık kalır. Bizim “Afrodit” ile ilk sondajda 10 trilyon fit metreküp tahmininde bulunduğumuzu daha sonra ikinci -teyit- sondajda ise bu tahminin, yatağın diğer kısımlarında derinlik 150 metre yerine sadece 30 metre olduğundan 4,5 trilyon fit metre küpe düştüğünü hatırlatmak gerekiyor.

 

 

Fakat Fatih’in ne yaptığının Kıbrıs için bir önemi yok. Yavuz’un 6 numaralı sahada 20 Nisan’dan şimdiye kadar ne yaptığı önemli. Üçüncü sondaj söz konusu ve Eratosthenis’in batısındaki bölgeye dair önemli jeolojik bilgiler elde ettiler. Sondaj işlemi belirtilerle devam ediyor ve bize göre orada bir şeyler oluyor. Umarım yanılırız.