FRANSIZLAR YUNANİSTAN’I TAHRİK EDİYOR…

Fransa’nın eski ABD Büyükelçisi Gerard Araud Kathimerini’ye verdiği röportaj:

 

Makron, olası bir kazanın önlenmesinin en iyi yolunun Yunanistan’ın yanında durduğumuzu göstermek olduğu inancında. Eğer Trump yeniden seçilirse, ABD dahil olduğu ittifakların altını oyacak; NATO bile çökme tehlikesiyle karşı karşıya kalacaktır.

 

Fransa’nın eski ABD büyükelçisi, öncesinde ise BM ve İsrail büyükelçisi olan Gerard Araud, Kathimerini’ye verdiği röportajda Yunanistan ile Türkiye arasında olası bir müzakerede Türkiye’nin silahlanmasının dengelenmesi gerektiğini vurguluyor.

 

Şu anda bir danışmanlık firması olan Albright Stonebridge Group’un bir üyesi olan Araud, Atina lehine olan güçlü bir Fransız tutumunun gerekçesini, Washington’un bölgedeki azalan varlığını ve Avrupa dayanışmasının sınırlarını anlatıyor.

 

Diplomatik dilin zincirlerinden yeni kurtulmuş bir insanın açık sözlülüğüyle ‘‘Türkler kabadayıdırlar,’’ ifadesinde bulundu. ‘‘Onlarla yıllarca müzakerelerde bulundum ve her zaman çok zor, çok katı olduklarını gördüm. Sıfır toplamlı bir oyun oynarlar ve karşı taraftakinin bakış açısını anlamak için çaba göstermezler.’’

 

Özellikle Yunanistan’a karşı ‘‘daha güçlü oldukları, ekonomilerinin üç veya dört kata daha büyük olduğu için cesaretlendirildirler’’.

 

Geçen Kasım ayında imzalanan Türkiye-Libya mutabakatını ‘‘çılgınca bir meydan okuma’’ olarak nitelendiriyor. ‘‘O kadar aşırı ki sonucu kendi kendini çürütmektedir’’ diye ekliyor.

 

Araud, Erdoğan’ın ifade ettiği Türkiye’de kurulan revizyonizm ruhundan bahsediyor.

 

Son zamanlardan İstanbul’a yaptığı bir tatil ziyareti sırasından Türklerle yaptığı görüşmelerden ‘‘şoka uğramış’’, üst düzey bir Fransız diplomatın kendisine anlattıklarını aktarıyor. ‘‘Lozan antlaşmasının bir felaket olduğunu ve adaların bu antlaşmayla Yunanistan’a teslim edildiğini söylüyorlar. Türkiye’nin zayıf olduğu bir durumda sömürüye kurban gittiği ve yasal haklarını yeniden alması gerektiği inancı var – Örneğin Çin’de olduğu gibi-. Kendilerine uluslararası hukukun büyük ölçüde Yunanistan’ın yanında olduğu söylediğinde verilen cevap: Ne olmuş yani? ’’

 

‘‘Çatışmanın peşinden gideceklerinden tereddüt etmekteyim’’ diye ifade ediyor. ‘‘Ancak Makron, olası bir kazanın önlenmesinin en iyi yolunun Yunanistan’ın yanında durduğumuzu göstermek olduğu inancında. Türkiye ile müzakerelere başlanacaksa bir güç dengesi olması gerekiyor. Müzakere sadece Yunanistan ile Türkiye arasında gerçekleşirse, oyun baştan kaybedilir. Türkiye gücünden yeteri kadar yararlanacaktır.’’

 

Mısır ve İsrail gibi ülkelerin iş birliği ile gereken güç dengesi kurulduysa bile bir çözümün bulunmasının çok zor olacağını düşünüyor. ‘‘Her iki taraf da gerçek ve sembolik düzeyde önemli tavizler vermeli ve bu tavizlerin her iki ülkenin milliyetçileri tarafından kabul görmesi gerekli. Çünkü Yunanistan’da da bir milliyetçilik meselesi var ve maalesef zamanın ruhu bir sağduyu ruhu değil.’’

 

Araud, ‘‘Fransa ve uluslararası toplum, deniz alanları sorunlarının çözülmesi konusunda bir tavır almıyor’’ dedi. ‘‘Teknik ve hukuki açıdan karmaşık konular söz konusu ve Türkiye, adaların varlığı nedeniyle Ege’den tamamen çıkarılmasının doğru olmadığı konusunda haklı. Ancak bu, Türkiye’nin Yunanistan’a yönelik sindirme politikasını haklı çıkarmaz.’’

 

Tarihten kesitler

 

Tecrübeli diplomat, Atina’nın AB’den pek bir şey beklememesi konusunda uyarıyor. ‘‘Yaptırımlardan yana ortak bir cephe olmayacağını’’ tahmin ediyor. ‘‘Avrupa gerçek siyasi bir varlık olarak mevcut değil. Belarus olaylarına gösterilen tepkinin Doğu Akdeniz’e kıyasla ne kadar farklı olduğunu gördünüz. Almanya’nın Yunanistan, Fransa ve Türkiye’ye itidal çağrısında bulunduğu açıklamaları gördünüz ki bu bizim gözümüzde utanç vericidir. Üçüncüsü, Türkiye’nin NATO güvenliği açısından hayati önem taşıdığına dair tarihi, stratejik bir görüş var. Son olarak, büyük Türk azınlığı ve Türkiye ile yakın ekonomik ilişkileri olan Almanya’nın özel bir durumu var.

 

Αncak Yunanistan’la dayanışmanın ötesinde, Paris Türkiye’nin yayılmasına karşı neden bu kadar sert bir şekilde hareket etti?

‘‘Yunanistan ve Kıbrıs’a yönelik bu politika, Türkiye’nin Libya ve Kuzey Suriye örneklerini verebileceğimiz daha geniş kapsamlı saldırgan hareketlerinin bir parçasıdır.’’

 

Araud, Trump başkanlığı sırasında ABD’nin bölgeden ayrılmasının önemini vurguladı.

 

‘‘Normal bir ABD yönetimi altında, Türkiye Libya’ya asker göndermeyi asla düşünmez. Bölgedeki Amerikan varlığından her zaman şikâyet ettik, ancak şimdi yokluğunda ne olacağını görüyoruz’’

 

Bunun Macron’un tutumunda çok önemli bir rol oynadığını açıklıyor: ‘‘Makron şunu diyor; Dünya değişiyor, Avrupa’nın etrafı yanıyor – Ukrayna, Suriye, Libya, Sahel – Amerikalılar bütün bunların karşısında tepkisiz. O zaman biz harekete geçmeliyiz.’’

 

 

Kaynak: Kathimerini