Haravgi: Toleransa Son !

HARAVGİ gazetesinin 13 Ağustos 2020 tarihli sayısında Niki KULERMU imzasıyla yukarıdaki başlık altında yayınlanan yorumun çevirisi şöyledir:

 

Türkiye’nin propaganda ve sinir harbi devam ediyor. “Mavi Vatan” haklarını koruyacakları ve kimsenin kendilerini anakaraya hapsedemeyeceği şeklinde yinelenen açıklamalar, Türkiye’nin Yunan kıta sahanlığında (diğerlerine göre “tartışmalı sular”) varlığının süresini uzatmak ve Avrupa Birliği (AB) ile uluslararası toplumun anlamlı tepkisini “ölçmek” için bu metotlarla ilerlediğini gösteren yeni unsurlardır. Bir diğeri ise Erdoğan’ın -Anadolu Ajansı tarafından tercüme edilen “halka seslenişte”- bir taraftan kendi bildiklerini okuduğu diğer taraftan “Akdeniz’deki tüm ülkelere herkes tarafından kabul görecek bir formül bulmaları” çağrısında bulunduğu karmaşasıdır. Öyle görülüyor ki iki taraf da sıcak bir hadise noktasına varmak istemiyor. Ne Yunanistan ne de Türkiye. Birçok nedenden dolayı. Pandemi, iki ülkenin ekonomisi için fazlasıyla yeterli ve yıkıcıdır. İki ülkenin turizm sanayilerinde kendi elleriyle yeni bir darbe vurması doğru olmayacaktır. Türkiye uluslararası toplumun ve Yunanistan’ın tahammülünü ve toleransını sınıyor. Ne siyasi ne ekonomik ne başka türlü bir bedel ödemediği sürece ne kadar masraflı ve verimsiz olsa da bölgede tur atmaya devam edecek. Varlığını göstermesinin temelinde elbette ülkenin iç cephesindeki kitlesi de var. Bölgede olduklarını ve istediklerini yaptıklarını göstermek istiyorlar. Bununla birlikte madalyonun öteki yüzü de var. Türkiye’nin bu eylemleri uluslararası hukukla ilişki bağlamında intizamsızlıklara neden oluyor ve NATO’nun iki üye devleti arasında bir çatışmaya yol açabilir. Bu da Kuzey Atlantik İttifakının arzuladığı en son şeydir.

 

Türkiye dahil herkes bu intizamsızlığın bölge ülkelerinde, uluslararası topumda ve AB’de enerji ve güç israfına neden olduğunun farkında. Dolayısıyla AB Dış İlişkiler Konseyinin acilen toplanması doğru bir karardır. Yunanistan’ın (ve de Kıbrıs’ın) egemenlik haklarına destek ve dayanışma ifadeleri yerinde bir adımdır. Ancak bunun yetersiz olduğu da şimdiye dek görüldü. AB Dış İlişkiler Konseyi’nin bir adım ileriye gitmesi gerekiyor. Peki, nedir bu adım? AB Dış İlişkiler Konseyinin acil toplanması zaten Türkiye’ye verilen bir mesajdır. Bu mesajın Türkiye’nin, AB’nin toleransının artık tükendiğini anlaması için boyutlarının olması gerekiyor. Türkiye kıta sahanlığına ilişkin anlaşmazlıkları uluslararası hukuk temelinde çözmek için komşu ülkelerle diyaloğa oturmazsa bunun sonuçlarının olacağını anlamalıdır. Tabi tanımadığı Kıbrıs da komşusu olan bir ülkedir. AB Genel İşler Konseyinin bu müdahalesinin sonucu Türkiye’nin Kıbrıs hariç tüm müdahil taraflarla bir diyalog olacaksa da eldeki serçe damdaki güvercinden iyidir misali Yunanistan-Türkiye arasında anlaşmazlığın çözülmesi için takvimli bir diyaloğun derhal başlaması bu şartlar altında en iyisi olacaktır. Tabi Anastasiadis hükümeti büyük sıçrayışa hazırsa o zaman başka…