İsrail’in İç Siyaseti Açısından Mescid-i Aksa’dan Başlayarak Tüm İsrail Ve Filistin’e Yayılan Kaos’un Bir Değerlendirmesi: Neden şimdi?

12 Mayıs 2021

 

Birçok insan İsrail ve Filistin’de günden güne artan kaosu izlemekte ve kendine aynı soruyu sormakta: Bu olay neden şimdi başladı ve neden bu kadar ileri bir noktaya evrildi? Konu hakkında söylenecek söz çok. Her ne kadar bu mesele her anlamda üzücü, kompleks ve dahi detaylı bir analiz gerektiriyor olsa da bu yazı sadece gelişmekte olan olaylara İsrail’deki siyaset çerçevesinden kısa bir değerlendirmede bulunmayı hedeflemektedir. Amaç İsrail’in iç siyasetindeki durumun, yeni ABD hükümetinin ve küresel belli başlı değişimlerin bugün Filistin’de Gazze ve Kudüs başta olmak üzere, İsrail’de ise belirli kentlerdeki şiddetin gelişmesinde nasıl bir payı olabileceğini sorgulamaktır.

 

Geçen hafta 4 Mayıs Salı günü ŞeyhCerrah mahallesinde Filistinliler İsrail’in hukuksuz yerleşme politikalarına karşı bir protesto yapmış ve bu protestoları dünya basınına yansımıştı. Ramazan boyunca gerginliğin ve protestoların devam etmiş olmasına rağmen bugün şahit olduğumuz şiddet seviyesinin 8 Mayıs Cumartesi günü İsrail polisinin Mescid-i Aksa’yı basması ile alevlendiği söylenebilir. Peki neden birden bire gerginlikte bir tırmanma yaşandı ve süregelen kaos yeni bir boyuta taşındı?

 

İlk olarak İsrail’in iç siyasetindeki duruma bir göz atmak gerekiyor. İsrail’deki siyasi düşünce yarı yarıya ayrılmış bir durumdadır. Ülkenin bir kısmı Netenyahu taraftarıdır. Bu bazen aşırı sağa kayan, bazen sağ muhafazakarlara kayan kısım İsrail’in çıkarları ile Netenyahu’nun çıkarlarını ve fikirlerini aynı görmektedir. Bu nedenle İsrail’in refahı ve güvenliğini yalnız Netenyahu’nun temin edebileceğini düşünmektedir. Öteki taraftan gene sağ muhafazakarların da içinde bulunduğu ama daha geniş bir yelpazeye sahip bir kesim ise devlet çıkarlarının, Netenyahu nezdinde ve politikalarınca sınırlandırılamayacağını savunmaktadır. Bu kesim Netenyahu’nun yönetiminin terk edilmesi gerektiğinden taraftırlar. Neredeyse yarı yarıya olan bu fark ülkede yıllardır stresli ve bir o kadar hırslı bir siyasi yarış alanı yaratmıştır.

 

Fakat şuda bir gerçektir ki yıllardır siyasi iktidarda olan Netenyahu, son yıllardan beri toplum nezdinde eski yetkinliğini kaybetmeye başlamış durumdadır. Belkide bu nedenledir ki son yıllarda Netenyahu’nun iktidarında polis şiddetinin arttığına dair birçok eleştiri yazılıp çizilmiştir. Netenyahu’nun siyasi popülaritesindeki azalmanın bir çok emmaresi mevcuttur. Doğu Akdeniz meseleleri hususunda İsrail Enerji Bakanı, Yuval Steinitz’in Netenyahu’nun sıcak bakmamasına rağmen son dönemlerde tabiri caizse Türkiye’ye olan yakınlaşması veyahut yönelimi, önemli bir figür olan ve ABD Başkanı’na yakınlığı bilinen Gideon Sahar’ın Netenyahu’nun Partisi Likud’dan ayrılması ve kendi partisini kurması, Sağ Yamina Partisi lideri Neftali Bennett’in Netenyahu’nun her türlü koalisyon salvosundan kaçması, bir nevi Netenyahu’yu bırakan ve gene Biden’a yakınlığı bilinen Yesh Atid Partisi lideri Yair Lapid’in Bennett ile yakınlaşması… İşte bunların hepsi gelecekte Netenyahu’nun hükümet kurmasının zorlaştığını gösteren emmarelerdendir.

 

Netenyahu neredeyse bir senede dört seçimin gerçekleştiği İsrail’de 23 Mart’taki seçimi de kaybederek tek başına iktidara gelme hakkından mahrum kalmıştır. Kendisine verilen 28 günlük sürede bir koalisyon hükümeti kurmayı başaramayarak görevini iade etmiştir. 23 Mart’ta yaşanan bir başka gelişme ise İsrail’in yeni iktidarı için ilginç bir koalisyon tablosu ihtimalinin ortaya çıkmasıdır. Mansur Abbas liderliğindeki sağ muhafazakar Ra’am partisi potansiyel bir koalisyon partneri olarak sahaya çıkmıştır ve ilk defa Arap bir partinin İsrail hükümetinde yer alma niyeti olduğu seslendirilmiştir.  Böylece Abbas ile Ra’am Partisi, Netenyahu’nun muhalefet tarafından yenilmesi için çok kilit bir rol kazanmıştır. 

 

Geçen Çarşamba İsrail Cumhurbaşkanı yeni hükümeti oluşturmayı denemesi için bu sefer Biden’a yakın olduğu düşünülen, merkezci Yesh Atid Partisi lideri Yair Lapid’e 28 günlük bir süre tanımıştır. Lapid ertesi gün, kendisinden bir süre ‘geleceğin İsrail Başbakan’ı diye anılan sağ Yamina Partisi lideri Neftali Bennett ile görüşmüş ve koalisyon sürecinde Başbakanlığın aralarında dönüşümlü götürülmesi ihtimali üzerinde durmuştur. 7 mayıs Cuma günü ise Lapid, içlerinde gene Biden’a yakın olan Gideon Saar’ın lideri olduğu Yeni Umut Parti’si de olmak üzere dört farklı parti lideri ile görüşmüştür. Fakat Prof. Dr. Taşansu Türker gibi isimlerin asıl dikkat çektiği nokta, Yair Lapid ve Neftali Bennett’in 9 Mayıs Pazar günü Ra’am Partisi lideri Mansur Abbas ile görüşeceklerinin açıklanmasıdır.

 

Ra’am Partisi lideri, Mansur Abbas, her ne kadar daha önce Netenyahu ve partisi Likud ile bir koalisyon ihtimali üzerinde görüşmeler yapmış olsa da bu denemelerden bir sonuç çıkmamıştır. Bu nedenle Abbas’ın Bennett ve Lapid ile  Pazar günü yapacağı görüşmenin Netenyahu nezdinde pek hayırlı gözükmediği bu açıdan düşünülebilir. Kaldı ki Bennett-Lapid’in başı çektiği ve Gideon Saar’ın da içinde bulunduğu bir koalisyonun Biden liderliğindeki ABD için de daha iyi bir seçenek olarak görüneceği neredeyse kesindir. Bu sebeple Prof. Dr. Fahri Erenel gibi isimler Netenyahu’nun Trump döneminde, belkide fazla ‘‘Trump’çı’’ olmasının onu bugün daha zor bir durumda bırakmış olabileceğinden bahsetmektedir.

 

Tüm bu gelişmelerin hemen akabinde planlanan Bennet-Lapid ikilisi ve Abbas görüşmesinden  bir gün önce, Cumartesi günü Mescid-i Aksa İsrail Polislerince basılmış ve Kudüs’teki şiddet günler içerisinde tüm Filistin ve İsrail’e yayılmıştır. Esasen Cumartesi gününe kadar Lapid kendisine verilen 28 günlük sürede bu koalisyonu kurmaya azimli olduğunu ve başaracağını göstermekte olsa da Cumartesi sonrasında artan kaos ile birdenbire tekrar gündem değişmiş ve Netenyahu konuşulmaya başlanmıştır. Netenyahu’nun şu anki kaostan faydalanarak hem aşırı sağ ve sağ muhafazakar seçmenlerden puan toplamaya çalıştığı hem de yeniden seçime gitme veya geçici bir hükümet kurma niyetinde olduğundan da bahsedilmektedir. 

 

Bennett de Lapid de Şeyh Cerrah Mahallesi protestolarının nedeni olan, İsrail’in Filistin bölgelerindeki hukuksuz yerleşimlerinden yana bir duruşa sahiptirler, fakat görülen o ki Abbas ve Bennett Pazar günü koalisyon ihtimali üzerine yinede görüşmüştürler. Mansur Abbas’ın isteklerinin tamamını daha Bennett’a açmadığı bildirilse de kaynaklara göre Abbas’ın Bennett ve Lapid’in hükümetinde yer almak istediği belirtilmiştir.

 

Önümüzdeki Pazar İsrail’de Shavuot Bayram’ı olacağından Louis Fishman gibi bazı uzmanlar muhalefetin bir hükümet kuramayacağını ve Netenyahu’nun bu bağlamda hedeflerine ulaşabileceğini düşünsede zamanın nasıl ilerleyeceği muallaklığını korumaktadır. Hem İbrahim Anlaşmaları sonrasında İsrail’in geldiği pozisyon ile, hem de Türkiye’nin Arap ülkeleri ile arasının açık olduğu ve ABD’nin CAATSA yaptırımlarına hedef olduğu bu dönemde Netenyahu Türkiye’den fazla bir tepkinin gelmeyeceğini düşünerek Filistin’de kaos’u yükseltmekten taraf olmuş olabilir. Aynı şekilde Haziran’da seçimlere hazırlanan İran’ın, hem iç siyaset açısından, hem de dışta nükleer anlaşmalar bağlamındaki hassas ilerleyişi nedeni ile yeterli tepkiyi vermeyeceği öngörülmüş olabilir. Biden yönetiminin kendisine olan uzaklığı da eklenince Netenyahu için en verimli yol tüm ülkede ne sağ ne solun kalacağı bir kaos ile kendi oylarını pekiştirmesi, veyahut yeni bir seçime gidilmesidir.

 

Sorulması gerekilen bir başka soru ise ‘Amerika Geri Geldi’ solganı ile ilerleyen Biden’ın, kendi Partisi Demoktrat Parti’den bir çok önemli ismin ilk defa bu kadar Filistin yanlısı açıklamalar yapmasına karşın bu durumu nasıl ele alacağıdır. Keza Trump zamanında İsrail’de alınan kararları tasvip etmeyenlerin sayısı artmaktadır. Trump döneminde Netenyahu iktidarının İsrail’deki Arap’ları ikinci sınıf vatandaş olarak ele alan kararları hukuki bir zemine oturtması da, Biden yönetiminin onaylayamadığı bir nokta gibi görülmektedir.

 

Hal böyleyken artan kaosun ve dahi İsrail-Filistin meselesi için Türkiye’nin alabileceği adımlar hususunda Doç. Dr. Cihat Yaycı Türkiye’nin izleyebileceği farklı önerilerini maddeler halinde sıralamıştır. Cihat Yaycı önerdiği maddelerden birinde ‘‘BM nezdinde girişimlerde bulunularak bölgeye BM Barış Gücü’nün gelmesi istenebilir. Kıbrıs’a BM Gücü gönderen BM’nin, İsrail ve Filistin arasına göndermemesini anlamak mümkün değildir. Üstelik Filistin, BM’de gözlemci üye iken…’’  diye belirtmiştir.

 

Kaynakça:

https://www.aa.com.tr/tr/dunya/israil-polisi-kudusteki-seyh-cerrah-mahallesinde-10-filistinliyi-yaraladi/2228624

https://www.al-monitor.com/originals/2021/05/naftali-bennett-could-be-israels-next-prime-minister

https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-57082419

https://www.dw.com/tr/do%C4%9Fu-kud%C3%BCste-gerginlik-200den-fazla-yaral%C4%B1/a-57469068

https://www.haber7.com/guncel/haber/3099428-uzmanlar-haber7ye-degerlendirdi-tsk-filistine-gidebilir-mi

https://www.middleeasteye.net/news/israel-palestine-aqsa-mansour-abbas-united-arab-list-end-protests

https://www.timesofisrael.com/lapid-bennett-know-they-must-form-a-government-quickly-or-not-at-all/

DİĞER YAZILAR

SON 24 SAATTE MEDYADA BAU DEGS
SON 24 SAATTE MEDYADA BAU DEGS
12 Haziran 2021

11 HAZİRAN TARİHLİ YERLİ VE YABANCI BASINDA BAHÇEŞEHİR ÜNİVERSİTESİ DENİZCİLİK VE GLOBAL STRATEJİLER MERKEZİNE İLİŞKİN HABERLERİN YER ALDIĞI MEDYA...

Akdeniz’de Ulusal ve Küresel Stratejiler Sempozyumu
Akdeniz’de Ulusal ve Küresel Stratejiler Sempozyumu
11 Haziran 2021

İstanbul Üniversitesi ile birlikte 12-13 Haziran 2021’de düzenlediğimiz “Akdeniz’de Ulusal ve Küresel Stratejiler” Sempozyumuna aşağıdaki seçkin akademisyenlerimiz tebliğlerde bulunacaktır....

SON 24 SAATTE MEDYADA BAU DEGS
SON 24 SAATTE MEDYADA BAU DEGS
11 Haziran 2021

10 HAZİRAN TARİHLİ YERLİ VE YABANCI BASINDA BAHÇEŞEHİR ÜNİVERSİTESİ DENİZCİLİK VE GLOBAL STRATEJİLER MERKEZİNE İLİŞKİN HABERLERİN YER ALDIĞI MEDYA...