İsrail’in Yunanistan ve GKRY ile Türkiye Aleyhine İlişkileri ve East-Med Projesi’nin Amacı

 

 

2010’lu yılların başına kadar, Yunanistan-İsrail ve GKRY-İsrail ilişkileri, Türkiye’nin İsrail ile olan yakın ilişkileri nedeniyle soğuk bir biçimde ilerlemiştir. Türkiye’nin İsrail ile yaşadığı gerginlik sonrası üç ülkenin ilişkileri Türkiye aleyhinde gelişmeye başlamıştır. İsrail, Yunanistan ve GKRY’nin bölgesel ve stratejik çıkarları Türkiye’nin aleyhine bir durum haline gelmiştir. 2012 yılında gerçekleştirilen karşılıklı ziyaret ve temaslar; askeri, siyasi ve ekonomik boyutları içeren Yunanistan, İsrail ve GKRY üçlü zirvesi haline gelmiştir. Üçlü zirve toplantıları bugüne kadar yedi kez yapılmıştır. Bu oluşumun, Aralık 2018’deki 5’inci toplantısı İsrail’de düzenlenmiştir. 5’inci toplantıya ABD’nin İsrail Büyükelçisi de katılmıştır. Yunanistan-GKRY-İsrail üçlü zirvesinin Mart 2019’da yapılan 6’ncı toplantısına ise ABD Dışişleri Bakanı katılmış, zirvenin sonuç bildirgesinde ABD’nin East-MED Boru Hattı Projesine desteği ifade edilmiştir.[1]

 

 

 

 

 

 

East-MED projesinin temelinde, sözde Sevilla Haritasına dayanarak Türkiye’nin deniz yetki alanlarını kullanmadan bölgeden çıkarılan kaynakların Avrupa pazarına sunulması yatmaktadır. East-MED Levantine Havzası’ndaki açık deniz gaz rezervlerinden Avrupa’ya yılda 10 milyon m3 doğalgaz taşımak üzere tasarlanmıştır. East-MED projesinin mevcut tasarımı, 1.300 km’lik bir açık deniz boru hattı ve 600 km’lik bir kara boru hattı öngörmektedir.

 

 

East-MED projesinin rotası ise Doğu Akdeniz kaynaklarından Kıbrıs’a uzanan 200’lik km açık deniz boru hattı, Kıbrıs’ı Girit Adası’na bağlayan 700 km’lik açık deniz boru hattı, Girit’ten Yunanistan anakarasına 400 km’lik açık deniz boru hattı, Mora Yarımadası ve Batı Yunanistan’dan geçen 600 km’lik kara boru hattı olarak planlanmıştır.[2] Politik temelinde ise Türkiye’nin haklarını bu projeye dayanarak oldu-bittiye getirip gasp etmek ve Türkiye’yi yok saymak projenin altında yatan diğer bir sebeptir. East-MED projesinin önünde hukuki ve ekonomik birçok engel bulunmaktadır. Sözde Sevilla Haritası göz önüne alınarak çizilen bu proje, Türkiye’nin de deniz yetki alanından geçmektedir. Sonuç olarak bu proje uluslararası hukuk bağlamında Türkiye’nin onayı olmadan Türkiye’nin deniz yetki alanından geçemez durumdadır. East-MED projesinin ekonomik gerçekliği projenin eksik yapı taşlarından biridir. Türkiye yok sayılarak derin denizden geçirilen proje, yatırımcıların maliyetlerini arttırmakta ve yatırımdan kaçınılmasına sebebiyet vermektedir.[3] Bu durumlara bakılarak yapılacak olası Türkiye-İsrail anlaşması ile Ceyhan’a yapılacak boru hattı ve doğalgazın taşınması East-MED projesine göre hem daha az maliyetli hem de iki ülkenin çıkarları açısından daha yararlı olacaktır. Olası antlaşma sonrası bu seçenekler değerlendirilmeli gerekli çalışmalar ve yatırımlar yapılarak hayata geçirilmelidir.

 

 

Güvenlik odaklı dış politika izleyen İsrail’in, Doğu Akdeniz’deki hidrokarbon rezervlerini politik bir amaçla kullanmaya çalıştığı unutulmaması gereken bir durumdur. Mevcut gelişmeler ile GKRY-Yunanistan-İsrail üçlü diplomasi trafiği ile ilişkiler sıkı bir konuma ulaşmış ise de bölgenin en önemli güçlerinden biri olan Türkiye’nin içinde olmadığı senaryoların ömrü pek uzun olmayacaktır. Bu bağlamda, İsrail ile Türkiye arasında Ceyhan terminaline bağlanacak olan bir doğalgaz boru hattının inşa edilmesi konusunda birtakım haberler basında gündeme gelmiştir. Mevcut durumda bu hattın inşa edilmesi mümkün gözükmese de iki ülke arasındaki olası bir yumuşama ve akabinde yapılan antlaşmalar bu boru hattının tekrar gündeme gelmesine sebep olabilecektir. Böyle bir durum bölgedeki tüm dengelerin baştan kurulmasına da neden olabilecektir.[4]

 

 

East-MED, Türkiye’ye karşı Yunanistan-GKRY-İsrail arasında bir ittifakın temeli olarak görülmektedir. Özellikle Yunanistan ve GKRY, Türkiye’nin haklarını gasp etmeye yönelik olan bu projeyi kendi taleplerine koruma kalkanı olarak görmektedirler.[5] İsrail’e ve kamuoyuna bu projenin kendi menfaatlerine fayda sağlamadığı ve GKRY’nin İsrail’in hak sahibi olduğu deniz alanlarını gasp ettiğinin ifade edilmesi, Türkiye ile İsrail arasında yapılması olası antlaşmanın her iki ülkenin menfaatleri doğrultusunda olacağı ve kendi menfaatleri için gerekli olduğunun anlatılması gerekmektedir.

 

 

 

Ahmet Burak TURAN

 

BAU DEGS Araştırmacısı

 

 

Hurşit Furkan DİKMEN

 

BAU DEGS Araştırmacısı

 

 

Kaynakça

 

 

[1] Doç. Dr. Cihat, YAYCI, “Doğu Akdeniz’in Paylaşımı Mücadelesi ve Türkiye”, sf.117-118

 

 

[2] IGI Poseidon, “A direct link to new sources for Europe”, http://www.igi-poseidon.com/en/eastmed, Erişim Tarihi: 11.09.2020

 

 

[3] Sertaç, AKSAN, “’EastMed’ Türkiye Olmadan Zor”, TRT HABER, Haber Tarihi: 02.01.2020 www.trthaber.com/haber/gundem/eastmed-turkiye-olmadan-zor-451253.html, Erişim Tarihi: 11.09.2020

 

 

[4] Doç. Dr. Cihat, YAYCI, “Doğu Akdeniz’in Paylaşımı Mücadelesi ve Türkiye”, sf. 119

 

 

[5] Jannis, PAPADIMITRIOU, “EastMed: Belirsizliklerle Dolu Boru Hattı Projesi”, Haber Tarihi: 03.01.2020, https://www.dw.com/tr/eastmed-belirsizliklerle-dolu-boru-hattı-projesi/a-51883677, Erişim Tarihi: 11.09.2020