KARABAĞ ANLAŞMASI KONUSUNDA GÖRÜŞ VE DEĞERLENDİRMELER

 

 

Dağlık Karabağ meselesi, Azerbaycan ve Ermenistan arasında 20. Yüzyılın başlarından bu yana süren bir sorun olmuştur. Azerbaycan ve Ermenistan 1922’de Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’ne (SSCB) katılmış, Dağlık Karabağ da 1923’te Moskova’nın kararı ile Azerbaycan Cumhuriyetine bağlı fakat özerk bir yapı olarak kabul edilmişti. Ve SSCB’nin dağılması ile tarihsel sorun gün yüzüne çıkarak bugüne kadar süregeldi. 1993’te Ermenistan’ın Dağlık Karabağ’ı işgalinin ardından 2020’de tekrar başlayan gerginlikler bu kez önce Temmuz’da Ermenistan’ın Tovuz bölgesine, sonbaharda ise başta Gence olmak üzere sivillerin de bulunduğu birçok Azerbaycan toprağına saldırıda bulunması ile devam etti. Süreç Azerbaycan’ın bu saldırılara misliyle karşılık vermesinin yanı sıra yıllardır Ermenistan işgalinde bulunan topraklarını birer birer geri aldı.

 

 

10 Kasım 2020 günü Azerbaycan Cumhurbaşkanı çatışmaların sona erdiğini ilan etti ve Azerbaycan ve Ermenistan arasında imzalanan Dağlık Karabağ Anlaşması’nı duyurdu. Bu anlaşma ile Ermenistan kamuoyunda hayal kırıklığı ve isyan hüküm sürerken Azerbaycan kamuoyu zafer kutlamalarına tanıklık etti. Peki, Azerbaycan’ın işgal altındaki toprakları teker teker başarı ile kazanırken ilerleme ivmesini durduran, kısa bir süre daha devam etse Dağlık Karabağ’ın tümünü alacak olduğu konusunda birçok gözlemcinin hemfikir olmasına rağmen ilerlemeyi yarıda bırakıp masaya, anlaşma imzalamaya oturmasının ardındaki dinamikler nelerdir ve sonuçları nasıl gelişmelere işaret etmektedir?

 

 

Süreç boyunca Azerbaycan’ı açıkça destekleyen Türkiye’nin aksine çatışmanın başından itibaren tarafsız pozisyonunu korumaya çalışan Rusya sahada değil masada etkin olmayı seçti. Tesadüf eseri, anlaşmadan bir gün önce Azerbaycan Ermenistan hava sahasında bulunan ve Rus ordusuna ait Mi 24 tipi bir askeri helikopteri düşürdüğü ortaya çıktıktan sonra Azerbaycan helikopteri düşürenin Azerbaycan ordusu olduğunu ve bunun bir kaza olduğunu, tazminat ödemeye hazır olduklarını ifade etmişti. Ermenistan’da helikopterin düşürüldüğü noktaya 150 kilometre mesafede Rusya askeri üssü olduğu bilinmektedir. Dolayısıyla, hâlihazırda bölgede üssü bulunan Rusya, ilerlemesi durumunda tüm Dağlık Karabağ’ı alacak olan Azerbaycan’ı durdurarak tek kurşun atmadan Karabağ toprağında meşru olarak varlık kazandı. Nitekim anlaşma haberi duyulduktan hemen sonra 2000 Rus askerinin Rusya barış güçlerinin bulunduğu II-76 Ulyanovsk’tan Dağlık Karabağ’a uçtuğu haberi yayıldı.

 

 

Azerbaycan’ın sahada bu derece hızla ve sabit bir ivme ile başarı kazanmasını durduran, onu anlaşma yapmaya iten sebepler düşünüldüğünde akla düşen Rus uçağı ve Amerikan seçimlerinin Biden lehine kazanılmış olmasının getirdiği belirsizlik geliyor.

 

 

Azerbaycan açısından sonuca bakıldığında, kazanan taraf görünür şekilde Azerbaycan gibi duruyor. Fakat esas durum şu ki, Azerbaycan bir hami olmaksızın sahada zaten üstün iken, üstelik de işgal altındaki topraklarının tümünü geri kazanmak üzere iken durdurulmuştur. Üstelik de anlaşma sahayı bölge gücü konumundaki Rusya ile paylaşacak olacağı şeklinde anlaşılmaktadır. Bu sonucun Azerbaycan açısından Rusya’nın gölgesinde ve kısıtlı bir zafer olduğu söylenebilir. Türk milleti tarihte hep zaferlerini sahada kazanmıştır. Masada kaybedilen en ufak bir karış toprak da kayıp olarak kabul edilir. Dolayısıyla, topraklarının %75’ini kazanmış olmak (Hankendi ve Hocalı’da Ermeni işgali devam ediyor) 3 şekilde sonuçlanmıştır: geride Ermenilerde işgali altında kalan toprakların Ermenilerde olması meşrulaştırılmış, Rusya Ermenistan-Azerbaycan Savaşı vasıtasıyla bölgede yerleşmiş ve Rusya bölgesel üstünlüğünü göstermek adına bir kez daha istediği ortamı tesis etmiştir.

 

 

Anlaşma metni gösteriyor ki, Rusya ABD’nin Türkiye-Irak arasında konuşlandırdığı çekiç gücün bir benzerini Azerbaycan- Ermenistan arasında inşa etme durumu var. Ve bölgede var olan Ermeni nüfusu üzerindeki Rus etkisi ve geçmişte Rusya etkisi altında olduğu ifade edilen Abhazya ve Güney Osetya’daki karışıklıklar düşünüldüğünde Azerbaycan, kazanımlarının yanısıra ülke bünyesine ciddi bir de risk almış bulunmaktadır.

 

 

Türkiye açısından bakıldığında, Ermenistan’ın anlaşmaya uyacağı varsayılırsa, Türkiye’nin Azerbaycan’a karadan bağlantısını sağlayacak olan Türkiye-Nahcivan-Azerbaycan koridoru anlaşmanın en güzel yanı kabul edilebilir. Fakat bu çerçevede de yine kritik olan bir detay söz konusu: Nahcivan Azerbaycan arasında karayolu bağlantısında geçiş hakkı, Ermeniler ve Rusların belirleyeceği şekilde verildi. Bu durum yine gösteriyor ki, bu geçiş yolu kazanımı dahi Rus kontrolünde kazanılmış, kazanımlar üzerindeki Rus kontrolü kabul edilerek anlaşmaya varılmıştır.

 

 

Sonuç olarak Azerbaycan yıllar sonra işgal altındaki topraklarının %75’ini geri almış ve sahada ciddi bir başarı göstermiş olsa da, bütün bir başarı kazanmak üzere iken anlaşma masasına oturarak Rusya’nın Karadağ’da bölgesel üstünlük kurmasının önü açılmış ve Azerbaycan’ın Türkiye ile karadan bağlantı kurması sekteye uğramıştır.

 

 

 

Selen Akan

 

BAU DEGS Araştırmacısı