KIRIM MESELESİNE DAİR DEĞERLENDİRME

24 Mayıs 2021

 

Rus jeopolitiğinde önemli bir mevkide bulunan Kırım her zaman Rus  Devletinin politikasında ilk sıralarda olmuştur. II. Yekaterine döneminde ilhak edilen Kırım Çarlık Rusya’nın Karadeniz’de üstünlüğü için öneme sahip idi. Sovyet döneminde de Kırım konusunda hassas davranan Moskova,en büyük jeopolitik hatalarından birini Kruşçev zamanında yaptı. Kruşçev 19 Şubat 1954’te imzaladığı bir kararla Kırım’ı Ukrayna Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’ne verdi. SSCB sonrası Kırım Ukrayna toprağı olarak kalmış ve 1994 yılında imzalanan Budapeşt Memorondumu ile ABD, İngiltere ve Rusya Ukrayna’nın sınır bütünlüğünü tanımıştır. Fakat Rus devletinin bu uygulaması sadce kağıt üzerind. Rus jeopolitiöinde Kırım Karadenizde taşıdığı jeopolitik önemden ziyade, aynı zamanda bir “anavatan” değerindedir. Kırım’ı kaybettikten sonra her zaman geri döneceklerini beyinlerinde kodlayan Rusya 2014 yılında bu arzusunu gerçekleştirdi. 16 Mart 2014 tarihinde gerçekleştirilen sözde referandumdan Kırım’ın Rusya’ya bağlanması yönünde karar çıkmasından sonra Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 21 Mart’ta Kremlin Sarayı’nda düzenlenen törenle “Kırım ve Sivastopol’ün Rusya’ya bağlanmasını ve yeni federal bölgeler oluşturulmasını” öngören yasayı imzalamış ve Rus devleti yıllardır hedeflediği politikaya ulaşmıştır. Rusya’nın Kırım politikası aynı Türkiye Cumhuriyeti’nin Hatay politikasına bir devlet siyaseti olma açısından benzese de, arada temel farklar var. Kırım’da sözde bir referandum gerçekleşti ve orada Rus paramiliter güçler baskın rol oynayarak sözde referandumun Rusya lehine olmasını sağladılar. Ama Hatay meselesi ise tam farlı boyutdadır. 1936 yılında Suriye’nin Fransa mandaterliğinden kutrulması sonrası daha belirginleşmiş ve bölgede yapılan referandum sonucu 1939 yılında Türkiye Cumhuriyeti’ne katılmıştır. Suriye’nin Hatay’ı Türkiye’den geri alma planları olduğu gibi, tıpkı Ukrayna’nın Kırım’ı Rusya’dan geri alma planları vardır. Ancak burada yine temel fark Hatay Birleşmiş Milletler tarafından bir Türk toprağı ve Türkiye Cumhuriyeti toprak bütünlüğü çerçevesinde kabul edilmesi, Kırım’ın ise Rusya toprağı olarak değil de, Ukrayna sınırları çerçevesinde değerlendirilmesidir. Yukarıda belirtdiğimiz gibi Rus devlet yetkilileri Kırım konusunda taviz vermeyeceklerini defalarca belirtmişlerdir.

Kırım konusu Türkiye için jeopolitik çerçeveden ziyade bir kültürel ve tarihi öneme sahiptir. M.S 4.yüzyılda Hun İmparatorluğunun bölgeyi fethetmesinin ardından itibaren bölgeye yerleşen ve yaşayan Türk nüfus bölgede güçlenerek faaliyetlerine devam etmiştir. 1449 yılında kurulan Kırım Hanlığı Fatih Sultan Mehmet döneminde 1475 yılında Osmanlı Devleti’ne katılmıştır. Osmanlı Sultanları tarafından her daim hurmetle anılan Kırım Hanları Osmanlı Devleti’nden her daim memnun kalmışlardır. Osmanlı İmparatorluğu 1768-1774 yıllarında Çarlık Rusya karşısında yenilgi yaşadıktan sonra imzalanan Kiçik Kaynarca Antlaşması ile Kırım’ı kaybetmiştir. 1783 yılında II.Yekaterina Çarlık Rusya adına bölgeyi ilhak etmiştir. Bu tarihten günümüze Kırım Türkleri her daim zorluklarla karşılaşmış ve bölgede asimilasyon politikalarına maruz kalmıştır. Bu dönemde 1 milyona yakın Kırım Türk’ü Osmanlı’ya göç etmiştir. SSCB döneminde de Kırım politikasında Ruslaştırma hamlelerini devam ettiren Moskova Kırım Türklerine en büyük darbeyi 1944 yılında vurmuştur. 18 Mayıs tarihind başlanan göç politikası ile büyük ölçüde Kırım Türkleri bölgeden gayri-insani şartlarla göç ettirilmiştir. SSCB kaynakları 191.014 Kırım Türkünün sürgün edildiğini ifade etse de, araştırmacıların bu rakamların ihtilaflı olduğunu belirmiştir. Bazı verilere göre ise sürgün sonrasında Kırım Türklerinin % 46’sı hayatını kaybetmiştir. Hayatta kalan diğer % 54’lük oran ise 228.474 kişi ettiği hesaplanmış ve bununla bölgede, Kırım’da yaşayan Türklerin 423.100 kişi olduğu bildirilmiştir.  Moskova bölgeye Rus nüfusu yerleştirmeye devam etmiş ve Nisan 1967 tarihindeki istatistiklere göre, 1944 tarihinden başlayarak Kırım’a 101.707 aile (406.828 kişi) getirilmiştir. Getirilenlerden, 162.096 kişinin Rusya SSC’den, 244.734 kişinin ise Ukrayna SSC’nin çeşitli bölgelerinden  olduğu anlaşılmıştır. Ukrayna Yüksek Şurası bu olayları “etnik kırım” diye değerlendirmiştir. 1980’li yıllarda Kırım Türkleri tekrardan yurtlarına dönmeye başlamışlardır. Rusya’nın Kırımı 2014 yılında haksız ilhakı ile Kırım Türkleri yeniden eski kaderlerine dönmüşlerdir. İlk dönemlerde Rusya tamamen yumşak bir politika ile Kırım Türklerinin gönlünü almaya çalışmış, Nisan 2014’te imzalanan anlaşma ile Stalin döneminde baskılara maruz kalanlar için rehabilitasyon merkezleri kurulmuştur ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Kırım’ı “Kırım Türkleri’nin Yurdu” olarak nitelendirmiştir. İlaveten, konut yapıtlarının yapılması ve anaokulların yeniden kurulması için çalışmalar yapılmış ve Kırım Türkçesini da devlet dili olarak kullanacaklarını ifade etmiştir. Aynı dönemde Kırım Türkleri Liderleri ile görüşmeler gerçekleştirerek onları kendi yanlarına almaya çalışmıştır. Mayıs 2014 görüşmelerinde de Vladimir Putin Ukrayna tarafına Kırım Türklerinin Rusya ile birlikte hareket etdiklerini ve onların burada pazarlık konusu olmayacaklarını belirtmiştir. Ancak bir zaman sonra bu politika tersine dönmeye başlamıştır. Rusya yeniden bölgede eskisi gibi ruslaştırma faaliyetine başlamıştır. Prof. Dr. Kürşad Zorlu, Ukrayna Dışişleri Yardımcısı Emine Cabbar ile konuşmasında, Emine Cabbar Kırım Türkçesi öğreten okulların Rus müfredatına geçtiğini, milli tarihin unutdurulduğu, 1944 göçünün “Tatarların ihaneti ve faşistlerle işbirliği” yüzünden olduğu belirtmiştir.Ek olarak, Putin’in Mart 2021’de imzaladığı 201 nolu kararı ile bölgede Ukraynalılar ve yabancılar toprak alamıyorlar. Toprak alımı için mutlaka Rus pasaportu gereklidir. Sözde ilhaktan bu yana Kırım’a 500 bine yakın Rus taşınmıştır ki, Kırım’ı terk edenlerin %60’ı Kırım Türkleridir.

Türkiye Cumhuriyeti de Kırım meselesinde Birleşmiş Milletlerin kararlarını vurgulamış ve bölgenin Ukrayna toprakları olduğunu belirtmiştir. Rus devlet yetkilileri ise bu konuda hiçbir geri adım atmamıştır. Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Rusya ve Türkiye’nin stratejik ortak olduğunu ve Kırım meselesinin buna engel olmayacağını bildirmişti. İlaveten, Türkiye’nin de er ya da geç Kırımın Rusya toprağı olduğunu kabul edeceğini belirtmiştir. Türkiye Kırım Türkleri için de hassasiyetlerini ifade etmiş ve Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Büyükelçi Tanju Bilgiç 18 Mayıs tarihinde Kırım Türklerinin sürgün edilmesinin 77. Yıl dönümü hakkında bir açıklama yapmıştır. Bunun üzerine Rusya Dışişlerı Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, Türk Dışişleri’nin bu politikaları bırakmasını, kendi içinde çözülmeyen sorunlara yönelmesini ifade etmiş ve bu durumların devamı takdirinde Rusya’nın da Türkiye içerisindeki sorunlara müdahele edeceğinin altınız çizmiştir.

Türkiye Kırım Türklerine zamanında Kıbrıstaki Türklere sahip çıktığı gibi sahip çıkmalıdır. Yeni bir “yavru vatan” anlayışı ortaya çıkmalı ve bunun için ilk önce Türkiye’de yaşayan 5 milyon 5 milyon Kırım Türkü kökenli vatandaşdan yardım alarak Kırımdaki Türkler arasında bir iletişim kurmalıdır. İlaveten, Kırım için Türkiye ve Ukrayna arasında bir antlaşma yapılabilir ve Türkiye Kırım için garantör olabilir. Aynı Kıbrıs’ta olduğu gibi bu politikanın gerçekleşmesi çok önemli olur. Bugünün dünyasında Rusya Federasyonu tavizsiz olarak devam etse de, siyasetler yalnız bugün için değil aynı zamanda yarın için yapılır. Hem Birleşmiş Milletler kararının uygulanması, hem Karadeniz’dekı jeopolitik mücadelede güçlü olmak, hem de tarihsel ve kültürel mirasa sahip çıkmak için Kırım ve Kırım Türkleri mümkün olduğu kadar korunmalıdır.

 

Vusal Hasanzadeh 

Semih Parlatır

Soner Atakan Ertürk

Umutcan Karataş

Enes Alkan

BAU DEGS Genç Destek Araştırmacıları

 

Kaynaklar

Giray Saynur Derman, “II. Dünya Savaşı’nda Kırım Türklerinin Siyasî Faaliyetleri”, haz. Nesrin Sarıahmetoğlu&İlyas Kemaloğlu, İkinci Dünya Savaşı ve Türk Dünyası içinde, İstanbul: Türk Dünyası Belediyeler Birliği (TDBB) Yayınları, 2016, s.27-59. https://tr.sputniknews.com/rusya/202103101043996625-peskov-turkiyenin-rusyanin-kirim-tutumunun-hakliligini-er-ya-da-gec-anlayacagindan-eminiz/

https://www.trthaber.com/haber/dunya/26-subat-olaylari-kirimin-yasa-disi-ilhakinin-7nci-yili-559863.html

https://www.haberturk.com/yazarlar/prof-dr-kursad-zorlu/3081609-kirim-halki-dilini-ve-kulturunu-ozgurce-yasatabiliyor-mu

https://www.haberturk.com/yazarlar/prof-dr-kursad-zorlu/3080827-rusyanin-bu-acik-tehdidi-yeni-bir-stratejinin-parcasi

https://www.haberturk.com/yazarlar/prof-dr-kursad-zorlu/3081609-kirim-halki-dilini-ve-kulturunu-ozgurce-yasatabiliyor-mu

https://www.researchgate.net/profile/Ceren-Guerseler/publication/307662876_Rusya_Federasyonunda_Azinlik_Politikalari_ve_Kirim_Tatarlari/links/5e42cee1a6fdccd9659a5bc8/Rusya-Federasyonunda-Azinlik-Politikalari-ve-Kirim-Tatarlari.pdf?origin=publication_detail

DİĞER YAZILAR

SON 24 SAATTE MEDYADA BAU DEGS
SON 24 SAATTE MEDYADA BAU DEGS
12 Haziran 2021

11 HAZİRAN TARİHLİ YERLİ VE YABANCI BASINDA BAHÇEŞEHİR ÜNİVERSİTESİ DENİZCİLİK VE GLOBAL STRATEJİLER MERKEZİNE İLİŞKİN HABERLERİN YER ALDIĞI MEDYA...

Akdeniz’de Ulusal ve Küresel Stratejiler Sempozyumu
Akdeniz’de Ulusal ve Küresel Stratejiler Sempozyumu
11 Haziran 2021

İstanbul Üniversitesi ile birlikte 12-13 Haziran 2021’de düzenlediğimiz “Akdeniz’de Ulusal ve Küresel Stratejiler” Sempozyumuna aşağıdaki seçkin akademisyenlerimiz tebliğlerde bulunacaktır....

SON 24 SAATTE MEDYADA BAU DEGS
SON 24 SAATTE MEDYADA BAU DEGS
11 Haziran 2021

10 HAZİRAN TARİHLİ YERLİ VE YABANCI BASINDA BAHÇEŞEHİR ÜNİVERSİTESİ DENİZCİLİK VE GLOBAL STRATEJİLER MERKEZİNE İLİŞKİN HABERLERİN YER ALDIĞI MEDYA...