MEB VE BORU HATTI; İSRAİL VE TÜRKİYE ARASINDAKİ ANLAŞMA NE ÖNGÖRÜYOR?

12 Aralık 2020

Türk tarafının Akdeniz’de İsrail ile işbirliği anlaşması önerisi, münhasır ekonomik bölgeler (MEB’ler) ve enerji alanında önemli karşılıklı faydalar içeriyor. Giuseppe Mancini’nin Policy Maker için analizi.

 

Türkiye ve İsrail arasında Doğu Akdeniz’de deniz egemenliklerini sınırlayıcı anlaşma.
Bunu öneren Cihat Yaycı; Bugün BAUDEGS başkanı ancak birkaç ay öncesine kadar Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay Başkanı idi.

 

Tümamiral Yaycı, Türkiye’nin kendisini çevreleyen denizlerde öncü rolünü teşvik eden “Mavi Vatan” doktrinini detaylandırmasıyla ve Türkiye-Libya MEB anlaşmasın imzalatması ile tanınıyor.

 

Önerisi, aslında mantıksız gibi gözüken ama yine de politik olarak anlamlı bir yoldan geldi: Tel Aviv Üniversitesi’ndeki saygın bir İsrail araştırma merkezi olan Moshe Dayan Merkezi’nin elektronik dergisi Turkeyscope’ta (İngilizce olarak) yazılmış bir akademik makale.  Başlık zaten birçok şey söylüyor: “İsrail Türkiye’nin Denizden Komşusudur”, yani İsrail ve Türkiye “komşu ülkelerdir” (en azından denizden).

 

Ancak bu yayının siyasi bağlamı da önemli, çünkü birkaç aydır – örneğin İsrail gazetesi Israel Hayom’un haberine göre – iki ülkenin gizli servisleri arasında büyükelçileri tekrar göreve çağırmak ve Akdeniz’deki işbirliklerini tam olarak araştırmak amacıyla temaslar olmuştu.

 

Yaycı Policy Maker’a, yazısının 2019’da yayınlanan (Türkçe) bir kitaptan alındığını ve “bu çalışmanın doğal bir devamı olarak” makalenin İngilizce versiyonunun -Zeynep Ceyhan ile beraber hazırlanmış- “akademik bağlamda daha çok yayılabileceğini” belirtti. Akademik olarak sunulan bir çalışma çünkü İsrail’e somut olarak yönlendirilen teklif (resmi değil ancak kapsamlı bir çalışma) uluslararası hukukun titiz uygulanmasına dayanmakta.

 

Bu öneri nelerden oluşuyor? Birincisi, ilgili münhasır ekonomik bölgelerin ikili sınırlamasında; ikincisi, İsrail gazını mevcut Türk hattı üzerinden Batı pazarlarına taşımak için bir boru hattının inşasında. İsrail’in bu anlaşma sayesinde iki misli avantajlı olacak: 2010 yılında Kıbrıs Cumhuriyeti ile yapılan anlaşmada öngörülenden daha geniş bir deniz alanına sahip olacak ve dolayısıyla daha fazla enerji kaynağı elde edecek ayrıca Yunanlar ve Kıbrıslılar ile birlikte tasarlanan EastMed’den çok daha düşük bir maliyete gazını taşıyabilecek.

 

Yaycı, inşa edilecek doğalgaz boru hattı ve Türkiye güzergahının kolaylığı konusunda kısa ve öz: “Türkiye’nin değiştirilemeyecek bir coğrafi gerçekliği var; beğenin ya da beğenmeyin, Türkiye toprakları bu proje için tek olası yoldur ve ben devletlerin pragmatik olduğuna inanıyorum ”.

 

Türkiye de böyle bir anlaşmadan avantajlar elde edecektir: Doğu Akdeniz’de ağırlıklı olarak Yunanistan, Mısır ve Fransa’yı kapsayan abluka ile düşmanlık döneminde İsrail ile yeni kurulan ortaklık, aynı zamanda kendisi için de daha çok deniz egemenlik alanı (yaklaşık 10.000 km² ve Kıbrıs arama parsellerinin bölümleri) ve gazın kendi topraklarından geçişi için telif hakkı. Kıbrıs Cumhuriyeti ise önümüzdeki on yıllar için enerji bağımsızlığını sağlamayı garantilediği alanları kaybedecektir.

 

Yaycı, uluslararası hukuk ilkelerini çok hassas haritalarda uygulayarak, İsrail’e 16.000 km²lik daha fazla alanı ve her şeyden önce Kıbrıslıların egemen oldukları hidrokarbon parsellerini tahsis ediyor, bunlardan 12 nolu parsel oldukça zengin Afrodit sahasını içeriyor. “Gerçekçi ve akademik olarak konuşursak İsrail için en pragmatik ve hukuki davranış Türkiye ile anlaşma yapmaktır.”

 

Türk amirale göre hukuki ilkelerin yanlış yorumlanmasından doğan mevcut antlaşma ile İsrail, 4.600 km²lik egemenlik hakkından ve dolayısıyla her halükarda önemli kaynaklardan vazgeçtiğini savunuyor. Bize şu açıklamayı yaptı: “Her halülarda Kıbrıs Rum yönetimiyle mevcut anlaşmaya son vermek İsrail’in çıkarına ve yararınadır.”

 

Teklifin, Tel Aviv için çekici olduğu anlaşılıyor ancak aşılması gereken politik engeller az değil: Ankara’nın Hamas’a verdiği desteğin yanı sıra Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sık sık İsrail karşıtı söylemleri; Kıbrıs Cumhuriyeti’nin çıkar ve haklarının fedası ki bu da büyük olasılıkla anlaşmanın tek taraflı olarak bırakılmasına karşı yasal ve siyasi bir saldırı başlatacaktır.

 

 

Kaynak: Policy Maker
https://www.policymakermag.it/dal-mondo/zee-pipeline-cosa-prevede-accordo-turchia-israele/

 

Yazan: Giuseppe Mancini

 

Çeviren: Selin Topkaya

DİĞER YAZILAR

Grönland seçimlerini kazanarak Geleneksel Siumut Liderliğini Deviren Inuit Ataqatigiit
Grönland seçimlerini kazanarak Geleneksel Siumut Liderliğini Deviren Inuit Ataqatigiit
13 Nisan 2021

  Inuit Ataqatigiit Grönland seçimlerini kazanarak geleneksel Siumut liderliğini devirmiş oldu. Bu seçimlerde en önemli konuların başında Grönland’de yapılması...

Rusya’dan kritik ‘Kanal İstanbul’ ve ‘Montrö’ açıklaması: “Değiştirilmesi söz konusu değil.”
Rusya’dan kritik ‘Kanal İstanbul’ ve ‘Montrö’ açıklaması: “Değiştirilmesi söz konusu değil.”
10 Nisan 2021

BAU DEGS Başkanı Doç.Dr. Cihat Yaycı; “Hep başından beri söylediğim şeyi Rus Büyükelçi de söylemiş. Kanal İstanbul Montrö’yü etkilemez!!!”...