NATO’NUN ÖNÜNDEKİ ENGELLER VE NATO 2030

19 Aralık 2020

Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (NATO), kuruluşundan günümüze kadar çeşitli düzeyde sorunlarla mücadele etmiştir. Mücadelesinin en önemli bileşeni, müttefik devletlerin toplu olarak hareket etmesidir. İttifakın üyeleri için dayanışma ve danışma platformu olma özelliği uluslararası düzendeki prestijini sağlayan ana etkenlerden biridir. NATO, tarihi boyunca Kuzey Atlantik bölgesinde güvenliğin ve barışın sağlanmasına engel teşkil eden unsurlara karşı mücadele vermiştir. 2010-2020 döneminde NATO’nun karşılaştığı tehditlerin ve siyasi zorlukların sayısı 1949-2010 dönemiyle karşılaştırıldığında belirgin artış göstermiştir. 2010-2020 döneminde müttefikler arasındaki anlaşmazlıklar sebebiyle NATO’nun temel dayanağı olan siyasi birliğinin ve toplu hareket etme kabiliyetinin azalması, ittifakın önünde acilen aşılması gereken bir engel olarak belirmiştir. NATO’nun önündeki engellere çözümler sunmak ve siyasi birlikteliğin yeniden tesis edilmesi amacıyla NATO 2030: Yeni Bir Çağ İçin Birliktelik raporu hazırlanmıştır.

NATO’nun 2010-2020 arasında karşılaştığı tehditler ve siyasi zorluklarla mücadeleye yönelik hazırlanan NATO 2030: Yeni Bir Çağ İçin Birliktelik raporu, bu çalışmanın ana inceleme konusu olacaktır. Konular, NATO ve 1949-2010 Arası Faaliyetleri, 2010-2020 Dönemi Tehditler ve Siyasi Zorluklar, NATO 2030: Yeni Bir Çağ İçin Birliktelik üç ana başlığı altında incelenecektir. NATO’nun yapısına ve geçmişteki faaliyetlerine kısaca değinilecek, 2010-2020 döneminde ittifakın karşılaştığı iç ve dış sorunlar belirtilecektir. NATO 2030: Yeni Bir Çağ İçin Birliktelik raporu, NATO’nun geleceğine yönelik en ciddi tehditler ve ittifaka sunulan öneriler üzerinden incelenecektir. NATO’nun karşılaştığı siyasi zorluklar Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Türkiye, Fransa, Almanya ve Yunanistan gibi ittifakın en eski ve önemli müttefik devletleri üzerinden ele alınacaktır. Çalışmada ittifakın içinde bulunduğu durum ve siyasi zorluklar incelenirken bu ülkelerin konu alınma sebebi askeri ve siyasi kapasiteleri ve Avrupa Atlantik bölgesindeki güç mücadelesinde aktif rol oynamalarıdır.

NATO VE 1949-2010 ARASI FAALİYETLERİ

Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü, 4 Nisan 1949’da, Doğu Avrupa’ya yönelen Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’ne (SSCB) ve onun komünizmi yayma hedeflerine karşı bir reaksiyon olarak kurulan bölgesel bir örgüttür. Örgütün ana amaçları demokrasi, bireysel özgürlük ve hukukun üstünlüğü değerlerini kolektif güvenlik çerçevesinde muhafaza etmek, Kuzey Atlantik’te barış, istikrar ve güvenliği sağlamaktır. Kararlar müttefiklerin oy birliği ile alınmaktadır. NATO’nun temel görevleri 2010 Stratejik Kavram belgesinde de belirtildiği gibi toplu savunma, kriz yönetimi ve iş birliğine dayalı güvenliği sağlamaktır[1]. 1949 Washington Antlaşmasının 5. Maddesi bağlamında müttefikler, birine yapılan saldırının diğerlerine de yapılmış sayılacağını, olası bir saldırıya karşı BM Şartı 51. Maddesi’ne dayanarak bireysel veya toplu öz savunma hakkının toplu olarak kullanılacağını taahhüt etmişlerdir[2]. NATO, ittifaka yönelik güvenlik tehditlerini kriz öncesinde önleyici, kriz sırasında ittifakın güvenliğini koruma, kriz sonrasında ise barışı ve istikrarı sağlama hedefiyle siyasi ve askeri araçlarını kullanarak bertaraf etmeyi görev edinmiştir[3].

Örgüt, 1949 – 2020 arasında sekiz kez genişlemiş ve günümüzde Bering Boğazı’ndan Kafkasya ve Ön Asya’ya, Arktik Okyanusu’ndan Akdeniz’e kadar uzanmıştır. 30 ülke toplu savunma ve barışın korunması hedefiyle NATO çatısı altında bir araya gelmiştir. NATO, 2020 itibarıyla yaklaşık 1 milyar nüfusa sahiptir ve G20’de 7 üyesi yer almaktadır[4]. Misyonu çerçevesinde değerlerini paylaşan devletlerle iş birliğini geliştirmeyi amaçlayan küresel ortaklıklar kurmaktadır[5]. 71 yıldır müttefik ülkeler, küresel çapta güvenliğe tehdit oluşturabilecek geleneksel ve yeni (hibrit, siber saldırılar gibi) unsurlara karşı vatandaşlarının güvenliğini ve refahını korumak amacıyla NATO bünyesinde siyasi ve askeri olarak ortak hareket etmektedir. Ayrıca sınırları içinde ve dışındaki, siyasi ve güvenlikle alakalı gelişmeleri yakından takip etmekte, diğer ülkeler ve uluslararası örgütlerle sürekli koordinasyonunu sağlayarak menfaatleri doğrultusunda adımlar atmaktadır.

BARIŞIN DAİMİ VE DEĞERLERİN KORUNMASI

Soğuk Savaş boyunca NATO, SSCB ve komünizm tehdidine karşı siyasi birlikteliği, nükleer caydırıcılığı ve normları ile kolektif bir reaksiyon göstermiştir. Örgüt, ABD tarafından uygulamaya koyulan SSCB’yi çevreleme stratejisinin hayata geçirilmesinde aktif bir rol üstlenmiştir[6]. Ayrıca Kore Savaşı, Süveyş Krizi, Küba Bunalımı, Kıbrıs Sorunu, Vietnam Savaşı gibi Soğuk Savaş döneminin önemli olaylarını tecrübe etmiş ve müttefiklerin birlikteliği günümüze kadar ulaşmıştır.

NATO, Soğuk Savaş sonrası iki kutuplu sistemin kaybolduğu dönemde Rusya’yı çevreleme ve caydırıcılık rolünün yanında Avrupa Atlantik bölgesinde istikrarlı bir ortam sağlama işlevine daha fazla ağırlık vermiştir. Kurucu değerlerinin paylaşılması ve sorunların barışçıl yöntemlerle çözümü amacıyla 1994’te Barış İçin Ortaklık (Partnership for Peace) programını başlatmış; Rusya ve diğer eski SSCB devletleri ile diyalog kurma, danışma ve ilişkileri geliştirme politikası izlemiştir. Buna paralel olarak caydırıcılık ve savunma stratejisinden taviz vermemiştir. Aynı yılda Avrupa Atlantik’te güvenliği ve istikrarı sağlamak ve iş birliğini geliştirmek arzusuyla Akdeniz Diyaloğu’nu hayata geçirmiştir. Soğuk Savaş sonrası işlevi çerçevesinde ilk müdahale operasyonunu Bosna Hersek’te gerçekleştirmiş, 1992-2004 arasında bölgede barışın korunması için varlık göstermiştir[7]. 1999’da ise Kosova’da barışın ve istikrarın sağlanması misyonuyla bölgeye Kosova Gücü’nü konuşlandırmıştır[8].

11 Eylül terör saldırıları, NATO’nun görev tanımlamalarının kökünden değişmesine sebep olmuştur. ABD’nin teröre karşı savaş başlatması üzerine müttefikler toplu savunma ilkesine bağlılıklarını göstermişlerdir. NATO, terörle küresel mücadele için ilk kez 5. Madde’yi uygulamıştır. 2001’de Afgan hükümetinin talebi ve Birleşmiş Milletlerin yetkisi altında terörle mücadele ve güvenliği sağlama amacıyla Afganistan’da faaliyet göstermeye başlamıştır[9]. 2004’te ise İstanbul İşbirliği Girişimi’ni oluşturmuş ve Körfez ülkeleriyle ilişkileri geliştirmeyi amaçlamıştır. NATO, değerlerinin ve misyonunun giderek önemini artırdığı 21. yüzyılın çok taraflı uluslararası sisteminde, ortaklıkları ve harekatları ile toplu savunma ve barışın korunması temelinde bu adımları atmıştır.

2010-2020 DÖNEMİ TEHDİTLER VE SİYASİ ZORLUKLAR

Avrupa Atlantik bölgesinde barışın ve istikrarın daimi Aralık 2020’ye kadar çeşitli boyutta engellerle karşılaşmıştır. 2010–2020 arasında uluslararası sistemin dengesini ve dolayısıyla NATO’nun güvenlik algısını ve stratejilerini değiştiren birçok olay meydana gelmiştir.

TERÖR VE YANSIMALARI

Aralık 2010’da Tunus’ta ortaya çıkan Arap Baharı, ilerleyen yıllarda Mısır, Libya ve Suriye’ye yayılarak bu ülkelerde çok derin izler bırakmış, daha küçük çapta olmak üzere diğer bölge ülkelerinde de geniş kitlelerin demokrasi ve insan hakları istekleriyle etkisini devam ettirmiştir. Irak’ın ve 2011’den sonra Suriye’nin kuzeyindeki (NATO’nun güney kanadı) istikrarsız atmosfer, IŞİD terör örgütünün yükselişine ve bölgede otorite kurmasına zemin hazırlamıştır. 2010’un ikinci yarısında çeşitli zamanlarda IŞİD ve El-Kaide tarafından düzenlenen terör saldırıları, İstanbul ve Paris gibi yoğun nüfusun yaşadığı NATO üyesi ülkelerin şehirlerinde devasa boyutta yıkım ve acıya yol açmıştır. Bu dönemde yaşanan terör saldırıları, 11 Eylül’den sonra NATO ve üye ülkelerin vatandaşları için yine hayati bir tehdit haline gelmiştir. Bununla birlikte, Afganistan’ın 2001’den beri içinde bulunduğu istikrarsız durum, Suriye’de 9 yıldan fazla sürmekte olan çatışmalar ve IŞİD’in neden olduğu yıkım doğudan ve güneyden NATO’nun kalbine doğru ilerleyen geniş çaplı sığınmacı akınlarına sebep olmuştur.

RUSYA’NIN GERİ DÖNÜŞÜ

2014’te Rusya’nın uluslararası hukuka aykırı olarak Kırım’ı ilhakı ve Ukrayna’nın Donbass bölgesindeki varlığı, ittifakın değerlerine ve görevlerine tehdit oluşturmuştur. Moskova yayılmacı tutumuyla Barış İçin Ortaklık programına aykırı hareket etmiştir. Rusya, gelişen ve çığır açan teknolojilerin (EDT) kullanımına, araştırma ve geliştirme (Ar-Ge) çalışmalarına ağırlık vermekte; konvansiyonel, hibrit, siber saldırı ve savunma kapasitesini artırmaktadır[10]. Rusya’nın 2016 savunma harcamaları rekor kırarak gayri safi yurtiçi hasılasının (GSYİH) %4.5’ine ulaşmıştır[11]. 2020’de, NATO’nun askeri alanda en güçlü iki üyesiden ABD’nin savunma harcamalarının GSYİH’ne oranı %3.87’e, İngiltere’nin GSYİH’ne oranının %2.43’e tekabül ettiği düşünülürse Rusya’nın savunma kapasitesini artırmaya ne kadar fazla önem verdiği daha sağlıklı anlaşılacaktır[12]. Rusya’nın 2015’te Suriye iç savaşına Esad hükümetinin onayı ile müdahale etmesi ve ülkedeki askeri varlığını artırması, Libya iç savaşındaki siyasi tutumu, 2020’de Dağlık Karabağ’da Ermenistan ve Azerbaycan’nın onayı ile kontrolü ele alması NATO’nun güney ve doğu kanatlarında yaşanmış dikkate değer gelişmelerdir. Ayrıca Rusya “A2AD” stratejisiyle Barents Denizi, Baltık Denizi, Karadeniz ve Akdeniz çevresini hava, kara ve denizden balistik füzelerle kontrol altına almış, NATO’nun manevra kabiliyetini ciddi ölçüde azaltmıştır[13].

ÇİN’İN YÜKSELİŞİ

NATO’nun karşılaştığı diğer bir meydan okuma ise Çin’in yükselişidir. Çin 1990’lardan beri savunma harcamalarını artırmaktadır. 2019 askeri harcama raporları incelendiğinde Çin 261 milyar dolarlık askeri harcamalarıyla 732 milyar dolar askeri harcama yapan ABD’den sonra dünyada 2. sıradadır[14]. Çin, günümüzde giderek ivme kazanan hibrit saldırı stratejileri, uzay araştırmaları, siber güvenlik, yapay zeka gibi gelişen ve çığır açan teknolojilere yatırım yapmaktadır. Tıpkı ekonomi alanında olduğu gibi bu alanlarda da dünya liderliğine doğru ilerlemektedir. Harvard Üniversitesi bünyesinde hazırlanan Ulusal Siber Güç Endeksi 2020 raporuna göre Çin, siber gözetleme, bilgi kontrolü, ticaret, istihbarat ve saldırı alanında dünya üçüncüsü, siber savunma alanında ise dünya lideridir[15]. Çin Komünist Partisi, yürürlüğe koyduğu ulusal Askeri Sivil Füzyon stratejisi ile yapay zekayı gelecek nesil savaşlara uygulayarak akıllı savaş tekniklerine geçiş yapan ilk ülke olmayı hedeflemektedir. Bu doğrultuda ana amacı başat askeri güç olmaktır[16]. Müttefiklere gelecek yıllarda tehlike yaratma potansiyeli olan bu strateji, sivil, özel sektör ve askeri endüstrisinin karşılıklı etkileşimini artırmayı, askeri kurumları ve bireyler arasında gelişen ve çığır açan teknolojiler alanında ortak Ar-Ge faaliyetleri yürütmeyi amaçlamaktadır. Konvansiyonel, nükleer ve teknolojik alanda askeri kapasitesini artırmasının yanısıra Çin, izlediği ideolojik, anti demokratik ve insan haklarına aykırı politikalarıyla ittifakın değerlerine de aykırılık oluşturmaktadır[17].

Çin, Rusya’nın aksine 2020 itibarıyla Avrupa Atlantik bölgesine doğrudan bir askeri tehdit oluşturmamaktadır[18]. Aralık 2019’da Londra’daki NATO Liderler Zirvesi’nde devlet ve hükümet başkanları Çin’in artan etkisinin ve uluslararası politikalarının toplu olarak ele alınması gereken fırsatlar ve zorluklar doğurduğunu deklare etmişlerdir[19]. Müttefiklerle ticari ilişkileri, 2013’te ilan edilen Kuşak ve Yol Girişimi ile Çin ve Avrupa arasındaki ticaret hacminin artırılmasının hedeflenmesi NATO üyeleri için ilerleyen dönemde fırsatlar yaratabilecek olgulardır[20].

DEVLET DIŞI AKTÖRLER VE BELİRSİZLİKLER

Aralık 2020’ye kadar bazı küresel devlet dışı aktörler, müttefikler ve NATO’nun işlevleri açısından ciddi tehditler ve belirsizlikler doğurmuştur. Covid-19 salgını müttefiklerin gündemini Aralık 2019’dan beri meşgul eden ana unsurdur. 21. yüzyılın başından itibaren devlet dışı aktörlerin EDT, kitle imha silahları, konvansiyonel silahlara kolay erişimi, yeni hibrit saldırı yöntemleri ve siber alanda hızla gelişim göstermeleri müttefikler ve NATO’nun savunmasında giderek daha da tehlikeli olgular haline gelmiştir. Belirgin olarak etki gösteren iklim değişikliğine karşı devletlerin Aralık 2020’ye kadar proaktif bir tutum sergilememeleri gelecekte doğadan kaynaklanacak sorunlara karşı müttefik devletler için büyük bir sorun teşkil etmektedir.

MÜTTEFİKLER ARASINDAKİ ANLAŞMAZLIKLAR

2010-2020 arasında NATO, dışarıda istikrarsız güvenlik ortamının yanında kendi içinde de istikrarsız bir siyasi ortama sahiptir. Yük paylaşımında müttefiklerin ABD’nin gerisinde kalması ve ABD’nin Pasifik’e yönelişi ittifakın Avrupa kanadında endişe verici bir gelişmedir. ABD Başkanı Donald Trump’ın 2020’de Afganistan ve Irak’tan asker çekme kararı ittifak içinde, terör yapılanmalarının tekrardan artabileceği eleştirilerine neden olmuştur[21]. ABD, terörle mücadelede dünyada başı çekerken aynı zamanda müttefiki Türkiye’nin hasmı PKK ile ilişkili PYD/YPG terör örgütlerine de resmi olarak yardım etmektedir[22]. Türkiye ve Rusya ittifakın tepkilerine rağmen Eylül 2017’de S-400 hava savunma sistemi kontratı imzalamış ve Suriye iç savaşında askeri koordinasyon sağlamışlardır[23]. 2019 NATO Liderler Zirvesi öncesinde Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, NATO, PYD/YPG’yi terör örgütü olarak kabul etmezse Rusya’ya karşı hayata geçirilen Baltık savunma planını veto edeceğini duyurmuştur. Türkiye’nin veto kozu ile ulusal güvenliğini sağlamak adına ittifaktan ettiği talep müttefikler tarafından eleştirilmiş ve yanıtsız kalmıştır[24].

Doğu Akdenizdeki deniz yetki alanları ve enerji kaynaklarının paylaşım mücadelesi nedeniyle Türkiye, Yunanistan, İtalya, Fransa, Almanya ve ABD kutuplaştırıcı ve birbirine zıt politikalar izlemişlerdir. İzlenen zıt ve kutuplaştırıcı politikalar sebebiyle Türkiye ve AB üyesi bazı müttefiklerin siyasi ilişkilerinde gerginlikler meydana gelmiştir[25]. 2010–2020 arasında AB liderleri politikalarını karşı tarafa kabul ettirme doğrultusunda yaptırım kozunu, Ankara ise ülkesinde bulunan sığınmacıların Avrupa’ya geçişi için sınır kapılarını açma kozunu siyasi söylemlerinde dile getirmiştir[26]. Haziran 2020’de Türk savaş gemileri ve Fransız fırkateyni, Ağustos 2020’de ise Yunan ve Türk savaş uçakları arasında Doğu Akdeniz’de tansiyon yükselmiştir[27]. Türkiye ve Yunanistan arasında bölgedeki tansiyonun artması üzerine NATO geç bir reaksiyon göstermiş, Ekim 2020’de askeri çatışmayı önleme mekanizmasının gelişmesinde rol oynamıştır[28]. Almanya Şansölyesi Angela Merkel ise Türkiye ve Yunanistan arasındaki anlaşmazlıkların diyalogla çözümü yolunda girişimlerde bulunmuş fakat etkili bir sonuç alınamamıştır. Fransa ve Türkiye’nin Libya iç savaşı, Doğu Akdeniz ve Dağlık Karabağ’daki gelişmelerde karşıt siyasi tutum sergilemeleri ve liderlerin birbirine sert ithamlarda bulunmaları bu iki NATO müttefikinin ilişkilerini gerginleştirmiştir. Müttefiklerin ilişkilerini olumsuz etkileyen diğer bir olay da Kasım 2020’de Libya açıklarında Alman fırkateyninin, Türkiye’nin izni alınmadan, Türk yük gemisini durdurması ve Alman askerlerinin gemide izinsiz arama yapması olmuştur.

İttifak, müttefiklerin aralarındaki sorunların çözümü için arabuluculuk rolünü sağlamakta ve temel işlevlerini yerine getirmekte sendelerken Covid-19 salgını dünyayı iyice etkisi altına almıştır. Küresel ekonomik, sosyal, siyasi ve askeri yapılarda yıkıma yol açan salgına karşı müttefikler kendi mücadele yöntemlerini benimsemişlerdir. Salgın sebebiyle dünya genelinde en fazla kayıp veren 10 ülkeden 5’i NATO üyeleri olmuştur[29].

TEHDİTLER VE SİYASİ ZORLUKLARIN DEĞERLENDİRMESİ

Terör sadece kök saldığı bölgeleri ve hedef aldığı toplumları etkilememekte, diğer devletlerin de uzun vadede ulusal güvenliklerini ve toplumsal yapılarını tehdit edecek unsurları harekete geçirmektedir. Terör örgütleri yüzünden evlerinden olan insanlar güvenli ve daha iyi bir yaşam için Batı’ya göç etmektedir[30]. Gelecek yıllarda sığınmacıların bulundukları topluma entegre edilememeleri ekonomik, demografik ve etnik sorunlara yol açacağı gibi radikalizme yönelimi de artıracaktır. NATO’nun güney kanadındaki devletlerde istikrarın sağlanamaması, dolayısıyla bu devletlerin hükümetleri ile etkili ortaklık kurulamaması bölgeden kaynaklanan terör tehdidinin önlenmesinde engel teşkil edecektir.

Rusya’nın 2014’te Kırım’ı ilhakı ve Ukrayna’daki etkinliği; 2015’ten itibaren Suriye’de askeri varlığını artırması ve İran’la ortak hareket etmesi; 2020’de Dağlık Karabağ çatışmasından faydalanarak Güney Kafkasya’da askerlerini konuşlandırması Rusya’nın NATO’nun çevresinde yayılmacılığını zamanla artırdığına örnektir. Rusya, tarihteki eylemleri baz alındığında, gelecek yıllarda da yayılmacılığını NATO’nun çevresinde devam ettirecektir. A2AD stratejisini yayılma politikasını devam ettireceği bölgelerde de uygulayarak ittifakın askeri kapasitesine ciddi oranda meydan okuyacaktır. EDT’ler, hibrit ve siber saldırı yöntemleri, Rusya’nın yayılma stratejisinin etkili araçlarından olacaklardır.

Çin’in ekonomi, savunma ve teknoloji alanındaki hızlı gelişimi ittifak için Rusya’dan daha yeni ama daha ciddi bir tehdittir. EDT’lere ağırlık vermesi, siber alanda dünya liderliğine ilerlemesi ve uyguladığı Askeri Sivil Füzyon stratejisi NATO’nun güvenlik boyutu için tehlike oluşturmaktadır. Çin de tarihte hem kendisi hem de çoğu devletin yaptığı gibi gelişimi belli bir seviyeye ulaştığında genişleme yoluna gidecektir. Müttefik liderlerinin 2019’da aldıkları karar, NATO’nun önündeki Çin tehdidinin farkında olunduğuna bir işarettir.

Yasadışı ticaret, illegal malların dolaşımının giderek artması ve ileri teknolojiye erişimin kitlelere yayılması, devlet dışı aktörlerin EDT’lere ulaşımını kolaylaştırmış, hibrit ve siber saldırı yöntemlerine adaptasyonlarını hızlandırmıştır. Yeni saldırı yöntemleri gelecekte yıkıcı amaçlar için daha da yaratıcı ve sarsıcı şekilde geliştirilecektir. 11 Eylül’de yolcu uçaklarının saldırı amaçlı kullanımından günümüzdeki siber saldırılara kadar sayısız aracın saldırı yelpazesini genişletmesi ittifakın güvenlik stratejilerini sürekli güncellemesini ve kapsayıcılığını artırmasını gerektirmiştir.

Geçmişte olduğu gibi birlik ve dayanışma yoluyla tüm ittifak dışı tehditler, etkinlikleri azaltılabilecek veya dengelenebilecek unsurlardır fakat müttefik devletlerin aralarındaki anlaşmazlıklar ve ayrıkırılıklar bu tehditlere karşı birlik olmayı zorlaştıracak en büyük etkenlerdir. Müttefik devletlerin ulusal çıkarları çerçevesinde güç mücadelesine girişmesi Avrupa Atlantik bölgesine yönelik tehdit unsurlarını giderek güçlendirmektedir. Müttefiklerin eylemleri NATO’nun değerlerine aykırılıklar teşkil etmekte, işlevlerini yerine getirmesinde zorluklar yaratmaktadır. NATO üyesi devletler, aralarındaki güç mücadelesinde müttefiklik ruhuna uymayan eylemlerde bulunmaktadır. 68 yıldır birçok tehdit karşısında ortak mücadele eden müttefiklerin tarihi birlikteliğini bir kenara bırakıp birbirlerine karşıt tutumlar sergilemeleri müttefik halklar arasında da bir ayrışmaya yol açmaktadır. Müttefik devletlerin ve halkların ayrışması Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütünün varlığına yönelik en ciddi tehdittir.

NATO’nun tüm bu gelişmeler karşısında pasif kalması ve müttefiklerin arasındaki anlaşmazlıklara etkili çözüm sağlayacak bir platform olamaması ittifakın geleceğine yönelik tereddütler oluşturmaktadır. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, 2019’da ittifakın durumunu “NATO’nun beyin ölümünün gerçekleştiğini” söyleyerek nitelemiştir[31]. En eski üyelerinin sadece öz ulusal menfaatleri doğrultusunda askeri ve siyasi alanlarda bireysel hareket etmeleri ve sorunların çözümü için kendi yöntemlerini benimsemeleri 2021’e gelindiğinde NATO’nun siyasi ve askeri bütünlüğüne engel teşkil etmektedir.

NATO 2030: YENİ BİR ÇAĞ İÇİN BİRLİKTELİK

  1. yüzyılda NATO’nun devlet ve devlet dışı aktörlerden kaynaklanan suni tehdit algısına küresel çapta etkisini giderek artıran iklim değişikliği, doğal afetler ve Covid-19 salgını gibi doğal tehditler de eklenmiştir. Yukarıda sıralanan tüm bu tehditlere ve sürekli değişmekte olan uluslararası sisteme NATO’nun en iyi şekilde adapte olması ve örgütün siyasi boyutunun güçlendirilmesi amacıyla ittifakın liderleri Aralık 2019’da düzenlenen NATO Liderler Zirvesi’nde Genel Sekreter Jens Stoltenberg’i ileriye dönük bir düşünme süreci başlatmakla görevlendirmişlerdir[32]. NATO 2030: Yeni Bir Çağ İçin Birliktelik raporu bu amaç doğrultusunda aralarında Türk Büyükelçi Tacan İldem’in de bulunduğu uzmanlar gurubu tarafından hazırlanmıştır[33].

NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg’in görevlendirmesi üzerine bir araya gelen uzmanlar topluluğu, NATO’nun askeri başarı ve birliğinin yanısıra örgütün siyasi boyutunun güçlendirilmesini amaçlayan tavsiye niteliğinde önemli çıkarımlarda bulunmuşlardır. Raporda en çok üzerinde durulan konu, 2030’a giden zorlu süreçte NATO’nun siyasi kanadının geliştirilmesidir. Üyeler arasındaki anlaşmazlıkların örgüt kurumları bünyesinde tartışmaya açılarak çözüme kavuşturulması ise üzerinde durulan diğer bir önemli noktadır. İçeriği göz önüne alındığında rapor, Macron’un işaret ettiği noktalarla paralellik taşımaktadır. Bu çalışma, NATO’yu hayata döndürmek için sunulan bir reçete niteliğindedir. 2030’a kadar müttefiklerin bireysellik yerine toplu hareket prensibine yeniden yönelmeleri ve eski müttefiklik ruhunun canlandırılması ittifakın her yönden artan tehditlere karşı hayatta kalması için üzerinde ısrarla durulan konulardır.

TEHDİTLERE KARŞI TOPLU SAVUNMA

Mevcut konjonktürde müttefikler yeni hibrit ve siber saldırı yöntemleri, terörün artan riski, gelişen ve çığır açan teknolojiler, yasadışı göç, salgın ve iklim değişikliği gibi güvenliklerini tehdit eden unsurlara karşı ulusal güvenlik politikalarını izlemeye ağırlık vermektedir. Raporda devlet ve devlet dışı aktörlerden kaynaklanan geleneksel ve yeni tehditlere yönelik müttefiklerin tek başlarına etkin bir mücadele veremeyecekleri belirtilmiştir. Bu minvalde müttefiklerin siyasi, askeri ve sosyal alanlarda birlikte hareket etmeleri, riskleri ittifakın toplu savunma görevi çerçevesinde algılamaları, dayanışma ve bağlılıklarını artırmaları gerektiği vurgulanmıştır[34]. NATO’nun, müttefiklerin ulusal güvenlik meselelerini Kuzey Atlantik Konseyi’nde değerlendirip fikir birliği ile ittifakın ortak güvenlik stratejileri geliştirmesi NATO 2030 vizyonun önemli bir hedefi olmuştur. Ayrıca uzmanlar NATO’nun uluslararası düzendeki rolünü siyasi bütünlük prensibiyle artırması gerektiğine ve fikir ayrılıklarının diyalog ve iş birliğine engel teşkil etmediğine dikkat çekmektedirler[35].

NATO’nun en güncel strateji belgesi olan 2010 Stratejik Kavram raporunda Çin, hibrit savaş yöntemleri, göç, salgın ve doğal afetler gibi konulara değinilmemiş; Rusya, terörizm ve EDT’lere yüzeysel olarak değinilmiştir. Uzmanlar, 2010 Stratejik Kavram raporunun yayınlanmasından 2020’ye kadar NATO’nun dış güvenlik atmosferinin ciddi oranda değiştiğini ve raporun güncellemesi gerektiğini belirtmiş; NATO’nun üç temel görevinin sürdürülmesi ve güçlendirilmesi önerilmiştir[36]. Öneriler doğrultusuda NATO’nun yeni tehditleri de içeren daha kapsayıcı ve güncel bir strateji geliştirmesi ittifakın tüm bu yeni tehditlere adaptasyonunu kolaylaştıracak, önündeki engellere karşı spesifik bir yol haritası çizecektir.

Kuzey Atlantik Konseyi veya Askeri Komite’nin periyodik savaş simülasyonları ve tehdit senaryoları çalışmaları başlatması önerilmiş; çalışmaların, NATO’nun bir kriz anında olası siyasi eylemsizliğinin sonuçlarını değerlendiren senaryoları da içermesi gerektiği vurgulanmıştır[37]. 2010-2020 döneminde NATO’nun Avrupa Atlantik bölgesindeki çoğu gelişmeye etkili bir yanıt vermediği düşünüldüğünde uzmanların zekice bir hamle yaptığı anlaşılmaktadır. Olası eylemsizliğin sonuçlarını görmek ve harekete geçmek, ittifakın önümüzdeki 10 yılda aynı hataları yapmasını engelleyecektir.

Rusya’nın son on yıldaki saldırgan tutumuna karşı, caydırıcılık ve diyalog çift yönlü yaklaşımına devam edilmesi; Kırım ve Ukrayna çatışmasının NATO-Rusya Konseyinin gündeminde kalması; Rusya ve Çin’in askeri, siyasi ve teknolojik alandaki iş birliğinin izlenmesi, Avrupa Atlantik bölgesinin güvenliğine etkilerinin analiz edilmesi için özel bir birim tayin edilmesi önerilmiştir. NATO’nun Rusya’ya karşı birliğinin tıpkı Soğuk Savaş döneminde olduğu gibi siyasi bütünlüğünün ve caydırıcılığının yapı taşı olduğu önemle vurgulanmıştır[38].

Çin’in, askeri ve teknolojik kapasitesi, küresel ekonomideki payı ile birlikte otoriter rejimini ve Asya’daki yayılmacı stratejilerini sürdürdüğü, sadece ekonomik bir güç veya Asya odaklı güvenlik aktörü olmaktan çok sistematik bir rakip olduğu işaret edilmektedir. Çin’in ittifakın güvenliğine aykırı hareket edeceği durumlarda müttefiklerin siyasi eş güdümü sağlamaları; 2030’a doğru Çin’e karşı siyasi bir strateji geliştirilmesi; silahların kontrolü gibi güvenlik alanında ve iş birliğine fırsat yaratan konularda ise Çin ile siyasi diyalog kurulması tavsiye edilmiştir. Ayrıca Çin’in Askeri Sivil Füzyon doktrinine karşı ittifakın uyum sağlaması adına daha savunmasız mütteffiklerin teknolojik alanda diğer müttefiklerce desteklenmeleri üzerinde durulmuştur[39]. NATO ve müttefikler kurucu değerlerini temel alarak otoriter Çin’e karşı yumuşak güç uygulamaya ağırlık verirse sistematik rekabette avantaj sağlayacaklardır. Müttefiklerin siyasi birliği ve ortak kararlılığı ne derece güçlenirse yumuşak gücün Çin’in katı devlet uygulamalarını delme olasılığı o kadar artacaktır. Bu strateji dahilinde müttefikler kamu diplomasisini de etkin bir şekilde kullanmalıdır.

Raporda Kuzey Atlantik Antlaşmasının 5. Maddesi’nin ilk kez bir terör saldırısından sonra uygulandığı, NATO’nun tarihinde müttefiklerin vatandaşlarını en fazla öldüren saldırının terörden kaynaklandığı hatırlatılmıştır. Küresel terör örgütlerinin kitle imha silahlarına erişimi, EDT’leri kullanma becerileri ve silahlanma kabiliyetleri NATO tarafından kolektif caydırıcılık ve savunma politikası geliştirilmesi gereken bir alan olarak belirtilmiştir. Bu doğrultuda NATO’nun terörle mücadeleyi temel görevlerine eklemesi; terörle mücadele alanında müttefiklerin daha yapıcı koordinasyon sağlaması; teröristlerin hibrit ve siber saldırı yöntemlerinin önlenmesinde EDT’lerin kullanımına ağırlık verilmesi; istihbarat paylaşımının ve tatbikatların artırılması tavsiye edilmiştir[40].

Kuzey Afrika ve Ön Asya’da devam eden istikrarsızlıktan kaynaklanan terör ve mülteci akınları, Rusya ve Çin’in bölgede varlığını artırması NATO’nun güney kanadını güçlendirmesini gerektirmektedir[41]. Akdeniz, Avrupa Atlantik bölgesinin güneyden ve doğudan gelebilecek saldırılara karşı savunulmasında jeostratejik bir öneme sahiptir. Bu doğrultuda, Akdeniz Diyaloğu ortaklarıyla iş birliğinin geliştirilmesi; sorunlara ortak forumlar vasıtasıyla çözümler üretilmesi; JFC Napoli Güney Merkezinin güçlendirilmesi; Akdeniz güvenliği ve seyrüsefer serbestliğinin Avrupa Birliği (AB) ile koordineli olarak sağlanması gerektiği ifade edilmiştir. NATO’nun Rusya politikasının bir Akdeniz başlığını içerecek şekilde güncellenmesi de tavsiyelere eklenmiştir[42]. NATO uluslararası sisteme adaptasyonunu sağlamak için ittifakı çevreleyen tehditleri olabildiğince azaltmalıdır. Bunun için atması gereken ilk adım, üyelerinin bütünlüğünü sağlamaktır. Askeri gücünün yanına siyasi birlikteliği de eklendiğinde çevresindeki her tehdide karşı etkili adımlar atması daha hızlı ve kolay olacaktır.

Gelecek yıllarda teknolojinin gelişimiyle birlikte savaşın doğasının değişmesi muhtemeldir. Hibrit ve siber saldırıların Madde 5’i harekete geçirebileceğine işaret eden uzmanlar, ittifakın uluslararası arenada hibrit tehditlere karşı siyasi rolünü yapılandırması ve caydırıcı siyasi önlemler belirlemesi gerektiğini ifade etmişlerdir[43].

İlerleyen yıllarda etkileri daha da belirginleşecek olan iklim değişikliği ve pandemiyle ilgili müttefiklerin bireysel hareket ettiği fakat bu sorunların bütün müttefikleri etkilediği önemli bir noktadır. Bu açıdan uzmanlar, müttefiklerin NATO kurumları çerçevesinde dayanışma göstermesi gerektiğini, doğal tehditlerle mücadeyi ittifakın planlama, tatbikat ve kriz yönetimine dahil etmelerini önermişlerdir[44].

  1. yüzyılda medya, uluslararası sistemin şekillendirilmesinde en etkili araçlardan biridir. Sistem içinde mücadele gösteren her aktör gibi NATO da medyayı hem etkilemekte hem de ondan etkilenmektedir. Dezenformasyon, propaganda ve yanlış bilgilendirmelerin müttefik ve diğer toplumlarındaki NATO algısını etkilediği, NATO’nun dünya genelinde medya, özel sektör, akademi ve düşünce kuruluşlarıyla iş birliğini artırması; stratejik iletişime önem verilerek NATO zirveleri ve Kuzey Atlantik Konseyinde alınan kararların kısa ve net olarak dünya kamuoyuna aktarılması gerektiği belirtilmiştir[45].

ANA HEDEF: SİYASİ BİRLİKTELİK

2019-2020 döneminde Müttefikler arasında sahada da etkisini gösteren siyasi gerilim baz alındığında NATO 2030: Yeni Bir Çağ İçin Birliktelik, ittifakın geleceği için kritik bir öneme sahiptir. NATO’nun, siyasi bütünlüğün hem sonucu hem de kaynağı; ne Birleşmiş Milletler ne de başka bir örgütün güvenliği sağlamada NATO kadar istikrarlı olduğu müttefiklere hatırlatılmıştır. Uzmanlara göre, gelecek on yılın zorluklarına karşı koymak, ulusal politikalarını kısıtlama pahasına, tüm Müttefiklerin siyasi önceliği olmalıdır. Müttefiklerin aralarındaki anlaşmazlıkları barışçıl yollarla çift taraflı ve uluslararası hukuka uygun olarak çözmeleri için iyi niyet göstermeleri; Kuzey Atlantik Antlaşmasının 1. Maddesi kapsamındaki taahütlerini toplu olarak yenilemeleri arz edilmiştir[46].

Uzmanlar, örgütün siyasi karar alma sürecinde geçmişte tıkanmalar olduğuna ve bazı müttefiklerin tek ülke blokajlarına başvurma eğilimlerinin ittifakın güvenilirliğini zayıflattığına işaret etmişlerdir. NATO’nun dışında kalan anlaşmazlıkların ittifakın işleyişini etkilemesine izin verilmemesi, oy birliği ilkesini hiçbir müttefikin ulusal politikalarını uygulama yolunda kullanmaması gerektiğini belirtmişlerdir[47]. Ayrıca NATO’nun olası bir kriz anında 24 saat içinde fikir birliğine varması için pratik yapmasının gelecekte siyasi etkinliği açısından önemli olacağı düşünülmüştür[48]. NATO’nun karar alma mekanizmasının güçlü işlemesi ve siyasi birlikteliğin korunması bu tavsiyelerin temel amacıdır.

Örgütün uluslararası sistemde etkisini güçlendirmek için kuruluşundan beri izlediği reaksiyon stratejisi yerine önleyici bir strateji geliştirmesi; daha fazla bakanlar düzeyinde toplantılar düzenlenmesi; alanlarını ilgilendiren konularda savunma ve dışişleri bakanlarının yanında diğer müttefik bakanlarının da toplantılara katılım göstermesi; diğer uluslararası örgütlerin toplantılarından önce bir müttefikler arası danışma mekanizmasının uygulanması; önemli küresel meselelerde daha hızlı bildiriler yayınlama kabiliyetinin artırılması tavsiye edilmiştir[49].

NATO ve AB’nin aynı bölgede varlığını sürdüren ve ortak değerler paylaşan iki örgüt olarak, küresel tehditler karşısında ortak bir vizyon ile hareket etmeleri; çatışmaları giderme kapasitelerini geliştirmeleri; mümkünse ilk NATO Liderler Zirvesi’nde, NATO ve AB devlet ve hükümet başkanlarının özel resmi bir oturumla toplanarak mevcut durumu ve iş birliğini geliştirecek alanları incelemeleri önerilmiştir. İki örgüt arasındaki stratejik ortaklığın gelişmesi için AB üyesi olmayan NATO müttefiklerinin de NATO-AB girişimlerine tam katılımı üzerinde durulmuştur[50].

Uzmanların örgütün yapısını sağlamlaştırma doğrultusunda önerilerini sıraladığı diğer bir konu da gelecek on yıl için NATO’nun “açık kapı politikası”na devam etmesidir[51]. İttifakın değerlerini paylaşan Avrupalı devletlerin topluluğa kabul edilmesi; Rusya’nın Avrupa’ya yönelik nüfuzunu güçlendirme hamlelerine karşı Ukrayna ve Gürcistan ile ilişkilerin geliştirilmesi ve nihayetinde ittifaka dahil edilmeleri; Asya’da, Çin ve Rusya’yı dengelemek amacıyla Hint Pasifik ortaklarıyla danışma ve iş birliğinin geliştirmesi ve Hindistan ile olası bir ortaklık hakkında müttefikler arasında müzakerelerin başlatılması bu konudaki tavsiyelerdir[52]. Asya devletlerinin Çin ve Rusya’ya karşı ittifakla birlikte hareket etmeleri NATO’nun elini hem diplomatik hem de askeri alanda güçlendirecektir. Gelecek yıllarda ortak ülkelerin halklarını kendi safına çekmeye yönelik izleyeceği kamu diplomasisi NATO için en önemli araçlardan biri olacaktır.

Genel olarak bakıldığında rapor, örgütün askeri ilerlemesine paralel, siyasi uyum sürecinin acilen başlatılması gerektiğini vurgulamaktadır. Müttefiklerin aralarındaki tüm anlaşmazlıklara karşı ittifakın dayanıklılığına olan güvenlerini korumaları, farklılıkları yönetmeleri, anlaşmazlıkların üstesinden gelmeleri ve tehditler karşısında saflarını sıklaştırmaları NATO’nun 2030’a güçlü ilerlemesi için zorunlu görülmüştür.[53] Uzmanlar, “Avrupa’nın büyük bölümünün son 70 yıldır sahip olduğu barışın kural değil, tarihsel bir istisna” olduğunun altını çizmişlerdir. NATO’nun siyasi kanadında dayanışma, uyum ve tutarlılığın gelişmesini, “tarihsel istisna”nın devamlılığı için temel şart olarak kabul etmektedirler[54]. Askeri kapasitesiyle beraber siyasi uyumunu sağlamlaştırmış bir NATO’nun istikrarsız bir dünyada istikrar kaynağı olacağını da görüşlerine eklemişlerdir.

TÜRKİYE VE NATO 2030 DEĞERLENDİRMESİ

NATO’nun müttefiklerce danışma ve anlaşmazlıkların barışçıl çözümü için ana platform olması görüşü, Türkiye tarafından raporun hazırlanmasından önce halihazırda uygulanmış bir tavsiyedir. Bu doğrultuda Yunanistan ile Doğu Akdeniz’de tansiyonu düşürmeye yönelik NATO’ya askeri heyet göndermiştir[55]. Raporda teröre karşı daha etkili mücadele önerisi, Türkiye tarafından sürekli ve etkin bir şekilde uygulanmaktır. Hem kendi hem de NATO’nun güney sınırlarındaki istikrarın sağlanması için terörizm, göç ve hibrit saldırılarla mücadele etmektedir. Ankara’da bulunan NATO Terörizmle Mücadele Mükemmeliyet Merkezi, Türkiye’nin bu alanda ittifakla beraber hareket ettiği kurumlardan biridir. NATO 2030 raporunda güvenlikle ilgili belirtilen hususlar Türkiye’nin gelecekte de uygulayacağı ulusal güvenlik stratejisiyle iç içedir.

Öte yandan uluslararası hukuktan doğan haklarını müdafaa etmeye ve ulusal güvenliğini sağlamaya yönelik politikalar izleyen Türkiye, raporun özellikle siyasi karar alma ve siyasi birliğin güçledirilmesiyle ilgili bölümlerinde isim verilmeden konu alınmıştır. “Müttefikler, NATO dışındaki konularla ilgili siyasi amaçlı blokajlardan kaçınmalıdır” tavsiyesi Türkiye’nin 2019 NATO Liderler Zirvesi’ndeki politikası ile yakından ilgilidir[56]. İttifak içi karar alma mekanizmasını engelleyebilecek stratejilerin gelecekte uygulanmaması için üstü kapalı olarak Türkiye üzerinden tüm müttefiklere siyasi birliği sağlamak amacıyla tavsiye verilmiştir. “Mümkünse ilk NATO Liderler Zirvesi’nde, NATO ve AB devlet ve hükümet başkanlarının özel resmi bir oturumla toplanarak mevcut durumu ve iş birliğini geliştirecek alanları incelemeleri” tavsiyesinin Türkiye tarafından kabul edilmeme olasılığı vardır. Türkiye’nin bu öneriyi kabul etmesi, resmi olarak tanımadığı AB üyesi Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile aynı masaya oturması anlamına gelecektir.

Gelecek on yılda Türkiye’nin ulusal güvenliğini yakından ilgilendiren Suriye ve Dağlık Karabağ’da Rusya’yı dışlayarak tek taraflı adımlar atması mümkün olmayacaktır. Türkiye’nin, Rusya ile Suriye’de koordineli yürüttüğü askeri hamleleri ve Dağlık Karabağ’da sahada ve masada etkin yer alma isteğine karşılık NATO bünyesinde Rusya’ya karşı atılacak adımlara ne derecede katkı sağlayacağını zaman gösterecektir. Türkiye’nin, NATO’nun güney ve doğu kanadı boyunca askeri ve diplomatik hamlelere giderek ağırlık veren Rusya ile çakışan menfaatleri gelecek yıllarda da önceliğini koruyacaktır. Hangi tarafın uluslararası arenada daha fazla taviz vereceğini küresel değişkenler ve NATO’nun Rusya’ya karşı siyasi birlik ve caydırıcılığının derecesi belirleyecektir. Arkasında değerlerine bağlı ve güçlü bir ittifakın varlığı hem Türkiye’nin hem de NATO’nun Rusya’ya karşı gücünü artıracaktır.

MÜTTEFİKLER VE NATO 2030 DEĞERLENDİRMESİ

Almanya, Temmuz 2020’den itibaren AB Dönem Başkanlığı misyonuyla Doğu Akdeniz ve Libya’dan kaynaklanan anlaşmazlıkların çözümü için diplomatik arabulucu rolünü üstlenmiştir. Almanya’nın müttefikler arasındaki farklılıkları danışma yoluyla çözme eğilimi, NATO 2030 vizyonuna paralel olarak siyasi uyumun geliştirilmesi ve NATO’nun danışma forumu olarak kullanılması yolunda müttefiklere örnek teşkil etmektedir. Öte yandan Kasım 2020’de Türkiye’nin iznini almadan Türk yük gemisinde arama yapması rapordaki tavsiyelere ve ittifakın değerlerine tamamen aykırıdır.

2020 ABD başkanlık seçimi ve Covid-19 salgını, Washington’un iç politikaya ağırlık vermesine neden olmuştur. Dış politika odağının ise giderek Pasifik ve Çin üzerine yoğunlaşması, Avrupalı müttefikler tarafından Rusya’ya karşı yalnızlık endişesi doğurmaktadır. Ayrıca ABD bu süreçte Avrupalı müttefiklerin gündeminde geniş yer kaplayan Doğu Akdeniz ve Libya meselelerinde diyalog çağrısı yapmak yerine etkili bir çözüm bulma yolunda aracılık etmemiştir. Donald Trump yönetiminde ABD’nin Suriye, Irak ve Afganistan’da izlediği tek taraflı politikaları, NATO’nun siyasi mekanizmasını zayıflatan bir etmendir. “Atlantik’in iki tarafındaki müttefikler, Avrupa Atlantik bölgesinin savunmasında ana kurum olarak NATO’ya olan bağlılıklarını yeniden teyit etmelidir” tavsiyesinin ABD’nin tek taraflı olarak Afganistan ve Irak’tan asker çekme kararları ve Suriye’de kendi politikalarını uygulamasıyla bağlantısı vardır[57]. Bu tavsiyenin sunulmasında Türkiye, Yunanistan ve Fransa’nın son on yıldaki dış politikaları da etkili olmuştur.

NATO 2030 raporunun yayınlanması ile ABD’nin Türkiye’ye yaptırım kararı alması arasında iki hafta vardır[58]. Müttefikler arasındaki ilişkilerin kötüleşmesine neden olan bu karar, ittifakın siyasi bütünlüğünün hedeflendiği bir dönemde yaşanan olumsuz bir gelişmedir. Aynı iki haftaya tekabül eden fakat ittifakın siyasi uyumu için olumlu olan bir diğer gelişme de Aralık 2020 AB Liderler Zirvesi’nde Doğu Akdeniz anlaşmazlığı sebebiyle Türkiye’ye yaptırım önerisinin reddedilmesidir[59]. AB Liderler Zirvesi’nin sonuç bildirisinde, Türkiye ile farklılıkların uluslararası hukuka uygun olarak diyalog ile çözüleceğinin deklare edilmesi, NATO 2030 hedeflerine ve ittifakın değerlerine tam bir uyum göstermektedir. Sonuç bildirisi ve NATO 2030 tavsiyeleriyle uyum gösteren diğer noktalar ise terörizmle mücadelede kararlılık, 2030’a kadar iklim değişikliği ile mücadelede finansal destek ve en önemlisi yeni ABD yönetimiyle transatlantik bağın güçlendirilmesine ilişkin alınan kararlar olmuştur[60].

Yukarıda belirtildiği gibi müttefikler tarafından alınan bazı kararlar 2030 hedefleriyle çelişmekte bazıları ise uyum göstermektedir. Gelecek on yılda müttefiklerin rapordaki tavsiyeleri ulusal politikalarına ne derecede entegre edecekleri NATO’nun yaşamsal durumunu belirleyecek olan ana etkendir.

SONUÇ

Aralık 2020’de salgının yıkıcı etkileri artmaya devam ederken Avrupa Atlantik bölgesinde güven, istikrar ve barışın sağlanmasına ihtiyaç vardır. NATO 2030: Yeni Bir Çağ İçin Birliktelik, Aralık 2020’de küresel sistematik rekabetin canlandığı, güç dengesinin Pasifik’e kaydığı bir konjonktürde yayınlanmıştır. Müttefiklerin aralarındaki anlaşmazlıklara çözüm bulamaması ve sadece ulusal politikaları çerçevesinde hareket etme eğilimleri Kuzey Atlantik Antlaşmasına aykırı davranmalarına kadar ileri gitmiştir. Müttefikler arasındaki anlaşmazlıkların tarihte hiç olmadığı kadar artması NATO’nun işlevini sağlamak için reaksiyon göstermesinde ana etkendir. Yeni Bir Çağ İçin Birliktelik, müttefiklerin aralarındaki farklılıkların ve anlaşmazlıkların üstünden daha büyük fotoğrafa bakmaları gerektiğini ifade etmektedir. Küresel boyutta devlet ve devlet dışı aktörlerden kaynaklanan tehditler, ittifak siyasi boyutunu güçlendirmezse karşı konulması güç sorunlara neden olacaktır. Aralık 2020’de Avrupa Atlantik konjonktürüne bakıldığında siyasi birliğin sağlanması için müttefiklerin ulusal menfaatleri ve politikalarından ne kadar ödün vereceği tartışmalıdır. Müttefiklerin rapordaki tavsiyelere ne kadar uyacağı ve sözlerini hangi ölçüde eyleme geçirecekleri önümüzdeki dönemde belli olacaktır. Devletlerin ulusal çıkarlarını korumak için güce başvurmak yerine etkin diplomasiye ağırlık verdikleri bir uluslararası düzende NATO 2030 raporundaki noktalara bağlılık göstermeleri ve ortak paydada birleşmeleri önemlidir. Müttefikler toplu olarak farklılıklarını ve anlaşmazlıklarını minimum düzeye indirip Kuzey Atlantik Antlaşması ve ittifakın değerlerine bağlılıklarını yeniden taahhüt ederlerse, belirsizliğini koruyan 2030 sürecinde tüm zorluklara karşı birlikte ve caydırıcı olarak göğüs gereceklerdir.

Eren Çetin

BAU DEGS Araştırmacısı

[1]“Strategic Concepts,” North Atlantic Treaty Organization, Son Güncelleme: Eylül 24, 2020, https://www.nato.int/cps/en/natohq/topics_56626.htm#:~:text=After%20having%20described%20NATO%20as,crisis%20management%20and%20cooperative%20security..

[2]“Kuzey Atlantik Antlaşması, Washington DC, 4 Nisan 1949,” North Atlantic Treaty Organization, Son Güncelleme: Aralık 9, 2008, https://www.nato.int/cps/en/natohq/official_texts_17120.htm?selectedLocale=tr.

[3]“Strategic Concepts.”

[4]“Countries in the world by population (2020),” Worldometer, Erişim Tarihi: Aralık 14, 2020, https://www.worldometers.info/world-population/population-by-country/.

G20 platformuna üye NATO ülkeleri ABD, İngiltere, Fransa, Kanada, Almanya, Türkiye ve İtalya’dır.

“The G20,” Australian Government Department of Foreign Affairs and Trade, Erişim Tarihi: Aralık 11, 2020, https://www.dfat.gov.au/trade/organisations/g20/Pages/g20#:~:text=The%20members%20of%20the%20G20,States%2C%20and%20the%20European%20Union.

[5]NATO’nun üyeleri, Avrupa Atlantik Ortaklık Konseyi üyeleri, Akdeniz Diyaloğu üyeleri, İstanbul İşbirliği Girişimi üyeleri, küresel ortakları ve iş birliği içinde olduğu uluslararası örgütlerin listesi için:

“NATO Nedir?,” North Atlantic Treaty Organization, Erişim Tarihi: Aralık 11, 2020, https://www.nato.int/nato-welcome/index_tr.html.

“Partners,” North Atlantic Treaty Organization, Son Güncelleme: Mart 27, 2020, https://www.nato.int/cps/en/natohq/51288.htm.

[6]Esma Torun, II. Dünya Savaşı Sonrası Türkiye’de Kültürel Değişimler İç Ve Dış Etkenler (1945-1960), (Antalya: Yeniden Anadolu Ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Yayınları, 2006), 313.

[7]“Peace support operations in Bosnia and Herzegovina,” North Atlantic Treaty Organization, Son Güncelleme: Nisan 26, 2019, https://www.nato.int/cps/en/natohq/topics_52122.htm.

[8]“NATO’s role in Kosovo,” North Atlantic Treaty Organization, Son Güncelleme: Kasım 16, 2020, https://www.nato.int/cps/en/natolive/topics_48818.htm.

[9]“NATO and Afghanistan,” North Atlantic Treaty Organization, Son Güncelleme: Ekim 13, 2020, https://www.nato.int/cps/en/natohq/topics_8189.htm.

[10]EDT: Emerging and disruptive technologies (gelişen ve çığır açan teknolojiler). Yapay zeka, büyük veri, artırılmış gerçeklik ve nano cihazlar gelişen ve çığır açan teknolojilere örnektir.

[11]Defense Intelligence Agency, “Russia Military Power Building a Military to Support Great Power Aspirations,” (2017): 20, Erişim Tarihi: Aralık 10, 2020, DIA-11-1704-161.

[12]“Defence Expenditure of NATO Countries (2013-2020),” North Atlantic Treaty Organization, Ekim 21, 2020, Erişim Tarihi: Aralık 10, 2020, https://www.nato.int/cps/en/natohq/news_178975.htm.

[13]   Ian Williams, “The Russia – NATO A2AD Environment,” Missile Threat, Center for Strategic and International Studies, Ocak 3, 2017, Son Güncelleme: Kasım 29, 2018, https://missilethreat.csis.org/russia-nato-a2ad-environment/.

[14] “The 15 countries with the highest military spending worldwide in 2019,” Statista, Nisan, 2020, Erişim Tarihi: Aralık 11, 2020, https://www.statista.com/statistics/262742/countries-with-the-highest-military-spending/.

[15] Voo, Julia, Irfan Hemani, Simon Jones, Winnona DeSombre, Dan Cassidy ve Anina Schwarzenbach, “National Cyber Power Index 2020,” Eylül 2020, Erişim Tarihi: Aralık 11, 2020, https://www.belfercenter.org/publication/national-cyber-power-index-2020.

[16]“The Chinese Communist Party’s Military-Civil Fusion Policy,” US Department of State, Erişim Tarihi: Aralık 11, 2020, https://www.state.gov/military-civil-fusion/.

[17]Çin Halk Cumhuriyeti’nin Sincan Uygur Özerk Bölgesi ve Hong Kong Özel İdari Bölgesi’nde izlediği politikalar, anti demokratik ve insan haklarına aykırı uygulamalarına örnektir.

[18]“NATO 2030: United for a New Era,” North Atlantic Treaty Organization, Kasım 25, 2020, Son Güncelleme: Aralık 1, 2020, https://www.nato.int/cps/en/natohq/176155.htm.

[19]Ian Brzezinski, “NATO’s role in a transatlantic strategy on China,” Atlantic Council, Haziran 1, 2020, Erişim Tarihi: Aralık 11, 2020, https://www.atlanticcouncil.org/blogs/new-atlanticist/natos-role-in-a-transatlantic-strategy-on-china/.

[20]“Belt and Road Initiative (BRI),” European Bank, Erişim Tarihi: Aralık 11, 2020, https://www.ebrd.com/what-we-do/belt-and-road/overview.html.

[21]“ABD Afganistan ve Irak’tan Asker Çekiyor,” VOA, Erişim Tarihi: Aralık 11, 2020, https://www.amerikaninsesi.com/a/abd-afganistan-ve-iraktan-asker-cekiyor/5666138.html.

[22] “ABD Savunma Bakanı PKK ile YPG ve PYD ilişkisini kabul etti,” Anadolu Ajansı, Nisan 28, 2016, Erişim Tarihi: Aralık 15, 2020, https://www.aa.com.tr/tr/dunya/abd-savunma-bakani-pkk-ile-ypg-ve-pyd-iliskisini-kabul-etti/563312.

“ABD’den YPG’ye silah yardımı konusunda açıklama,” DW, Kasım 27, 2017, Erişim Tarihi: Aralık 15, 2020, https://www.dw.com/tr/abdden-ypgye-silah-yard%C4%B1m%C4%B1-konusunda-a%C3%A7%C4%B1klama/a-41555733.

“ABD, PKK/YPG’ye TIR’larla sağlık malzemesi ve maske yardımı yaptı,” Cumhuriyet, Mayıs 1, 2020, Erişim Tarihi: Aralık 15, 2020, https://www.cumhuriyet.com.tr/haber/abd-pkkypgye-tirlarla-saglik-malzemesi-ve-maske-yardimi-yapti-1736325.

[23]“Türkiye ile Rusya arasında yeni bir S-400 anlaşması iddiası,” Euronews, Son Güncelleme: Ağustos 23, 2020, https://tr.euronews.com/2020/08/23/turkiye-ile-rusya-aras-nda-yeni-bir-s-400-anlasmas-iddias.

[24]“Türkiye’den NATO’ya veto… Hangi şartı koştu,” Oda TV, Haziran 15, 2020, Erişim Tarihi: Aralık 15, 2020, https://odatv4.com/turkiyeden-natoya-veto-15062050.html.

“Türkiye’nin NATO’dan talebi masada kaldı, veto kartı ortadan kalktı,” T24, Aralık 5, 2019, Aralık 15, 2020, https://t24.com.tr/haber/turkiye-nin-nato-dan-talebi-masada-kaldi-veto-karti-ortadan-kalkti,850935.

[25]AB üyesi müttefiklerin hepsi Türkiye ile belirtilen konular nedeniyle siyasi fikir ayrılıklarında değildir. Yunanistan, Fransa ve Almanya’nın 2010-2020 arasında Türkiye ile ilişkileri gerginleşmiştir.

[26]“Erdoğan’dan AB’ye: Kapıları açarız, mültecileri size göndeririz,” Gazete Duvar, Ekim 10, 2019, Erişim Tarihi: Aralık 15, 2020, https://www.gazeteduvar.com.tr/politika/2019/10/10/erdogan-eyyy-avrupa-birligi-kapilari-acariz.

“AB’den Türkiye’ye yaptırım tehdidi,” DW, Aralık 4, 2020, Erişim Tarihi: Aralık 15, 2020, https://www.dw.com/tr/abden-t%C3%BCrkiyeye-yapt%C4%B1r%C4%B1m-tehdidi/a-55820851.

[27]“Türk F-16’ları Yunan F-16’larını kovaladı: NAVTEX dalaşı,” Hürriyet, Son Güncelleme: Ağustos 29, 2020, https://www.hurriyet.com.tr/dunya/turk-f-16lari-yunan-f-16larini-kovaladi-navtex-dalasi-41598339.

“Fransa: Türk ordusu gemimizi taciz etti; üç kez radar kilidi attı,” Euronews, Son Güncelleme: Haziran 18, 2020, https://tr.euronews.com/2020/06/18/fransa-turkiye-yi-nato-ya-sikayet-etti-akdeniz-de-gemimizi-radar-kilidiyle-uyard.

[28]“NATO ve MSB’den Doğu Akdeniz açıklaması!,” Sözcü, Son Güncelleme: Ekim 1, 2020, https://www.sozcu.com.tr/2020/dunya/natodan-dogu-akdeniz-aciklamasi-turkiye-ile-yunanistan-arasinda-mekanizma-kuruldu-6063185/.

[29]“WHO Coronavirus Disease (Covid-19) Dashboard”, World Health Organization, Son Güncelleme: Aralık 14, 2020, https://covid19.who.int/table.

[30]Suriye, Afganistan, Irak ve Yemen gibi ülkelerdeki iç karışıklıklar ve terör örgütlerinin yarattığı yıkım sığınmacıların NATO ülkelerine göç etmelerine yol açmıştır. Türkiye, Macaristan, Almanya, Yunanistan ve İtalya gibi müttefik ülkeler sığınmacılara ev sahipliği yapmaktadır.

[31]“Fransa Cumhurbaşkanı Macron: NATO’nun beyin ölümü gerçekleşti,” BBC, Kasım 8, 2019, Erişim Tarihi: Aralık 15, 2020, https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-50342428.

[32]“NATO 2030: United for a New Era.”

[33]“Group of experts presents report to Secretary General,” North Atlantic Treaty Organization, Son Güncelleme: Aralık 1, 2020, https://www.nato.int/cps/en/natohq/news_179730.htm.

[34]“NATO 2030: United for a New Era,” 19.

[35]“NATO 2030: United for a New Era,” 11.

[36]“NATO 2030: United for a New Era,” 12.

[37]“NATO 2030: United for a New Era,” 24.

[38]“NATO 2030: United for a New Era,” 26.

[39]“NATO 2030: United for a New Era,” 28.

[40]“NATO 2030: United for a New Era,” 32-33.

[41]Çin Cibuti’de, Rusya da Suriye’de askeri üslere sahiptir.

[42]“NATO 2030: United for a New Era,” 34-35.

[43]“NATO 2030: United for a New Era,” 45.

[44]“NATO 2030: United for a New Era,” 42.

[45]“NATO 2030: United for a New Era,” 48-49.

[46]“Kuzey Atlantik Antlaşması, Washington DC, 4 Nisan 1949,”

“NATO 2030: United for a New Era,” 51-52.

[47]“NATO 2030: United for a New Era,” 51.

[48]“NATO 2030: United for a New Era,” 61.

[49]“NATO 2030: United for a New Era,” 53-54.

[50]“NATO 2030: United for a New Era,” 55-56.

[51]“Enlargement,” North Atlantic Treaty Organization, Son Güncelleme: Mayıs 5, 2020, https://www.nato.int/cps/en/natolive/topics_49212.htm#:~:text=NATO’s%20%E2%80%9Copen%20door%20policy%E2%80%9D%20is%20based%20upon%20Article%2010%20of,of%20the%20North%20Atlantic%20area%E2%80%9D..

[52]“NATO 2030: United for a New Era,” 57-60.

[53]“NATO 2030: United for a New Era,” 64-65.

[54]“NATO 2030: United for a New Era,” 65.

[55]“NATO’da 6’ncı Türkiye-Yunanistan toplantısı gerçekleştirildi,” TRT Haber, Son Güncelleme: Eylül 29, 2020, https://www.trthaber.com/haber/gundem/natoda-6nci-turkiye-yunanistan-toplantisi-gerceklestirildi-519456.html.

[56]“NATO 2030: United for a New Era,” 51.

[57]“NATO 2030: United for a New Era,” 51.

[58]Rusya’dan satın aldığı S-400 sistemleri nedeniyle ABD Senatosu, 2021’den itibaren Türkiye’ye yaptırım uygulama kararı almıştır.

[59] Aralık 2020’deki AB Liderler Zirvesi’nde Yunanistan, Türkiye’ye yaptırım olarak silah ambargosu uygulanması ve AB fonlarının askıya alınmasını talep etmiştir. Yunanistan’a, NATO müttefikleri Fransa ve Lüksemburg destek vermiştir.

“AB Zirvesi’nde Türkiye’ye yaptırım çıkmadı,” NTV, Son Güncelleme: Aralık 11, 2020, https://www.ntv.com.tr/dunya/son-dakika-haberi-ab-liderler-zirvesinde-turkiyeye-yaptirim-karari-cikmadi,jvEdavyQrUCiwuN7sDN2xA.

[60] AB ve ABD arasında iş birliğinin geliştirilmesi planlanan ve NATO 2030 raporunda tavsiyede bulunulan ortak alanlar: Kovid-19 salgınıyla mücadele, iklim değişikliği, dijital ve teknolojik konularda iş birliği, barış ve güvenlik ile çok taraflılığın desteklenmesi.

Ömer Tuğrul Çam, “AB Liderler Zirvesi sonuç bildirisi yayımlandı,” Anadolu Ajansı, Aralık 11, 2020, Erişim Tarihi: Aralık 15, 2020, https://www.aa.com.tr/tr/dunya/ab-liderler-zirvesi-sonuc-bildirisi-yayimlandi/2073866.

DİĞER YAZILAR

Grönland seçimlerini kazanarak Geleneksel Siumut Liderliğini Deviren Inuit Ataqatigiit
Grönland seçimlerini kazanarak Geleneksel Siumut Liderliğini Deviren Inuit Ataqatigiit
13 Nisan 2021

  Inuit Ataqatigiit Grönland seçimlerini kazanarak geleneksel Siumut liderliğini devirmiş oldu. Bu seçimlerde en önemli konuların başında Grönland’de yapılması...

Rusya’dan kritik ‘Kanal İstanbul’ ve ‘Montrö’ açıklaması: “Değiştirilmesi söz konusu değil.”
Rusya’dan kritik ‘Kanal İstanbul’ ve ‘Montrö’ açıklaması: “Değiştirilmesi söz konusu değil.”
10 Nisan 2021

BAU DEGS Başkanı Doç.Dr. Cihat Yaycı; “Hep başından beri söylediğim şeyi Rus Büyükelçi de söylemiş. Kanal İstanbul Montrö’yü etkilemez!!!”...