Özü Türk, Sözü Türk Kerkük!

Nereden nasıl başlamalıyız diye düşünmek bile bölge için zaman kaybı olacaktır!

Neden mi? Neresi mi?

 

Türkmeneli bölgesi yani Irak Türkleri’nin 1000 yıldır üzerinde yaşadığı coğrafya ayaklarının altından kayıp gidiyor.Son 100 yıldır yaşadıkları coğrafyada asimile ve sindirilme politikası ile karşı karşıya kalan Irak Türkleri her zaman olduğu gibi halen haklı mücadelesine devam ederek,iç ve dış güçlere karşı göğüs germeye devam ediyor.Irak Türkleri yaşam ve varlık mücadelesi verdiği topraklarda birçok katliama ve soykırıma maaruz kalmıştır.Bu elim olaylarda binlerce Irak Türk’ü katledilirken failli meçhul olaylarda tarihteki yerini korumuştur.Mezopotamya’da soğuk ve sıcak savaşın en çok zarar verdiği Türk ırkı her zaman Irak Türkleri olmuştur.Bölgede siyasi ve stratejik faaliyetlerini açık bir şekilde ortaya koyan ABD ve İsrail gibi sinsi lobiler petrol rezervi sıralamalarında dünyada birçok ülkeyi bile geride bırakan Türk şehri Kerkük’e geleceğe dönük gelir planlamalarında özel bir yer vermiştir.Bugün global siyasi eksende bu lobilerin her zaman en büyük düşmanı ve rahatsızlık duyduğu ırk şüphesiz Türk’ler olmuştur.İşte bu yüzden Türklerin bölgede geri planda bırakılması onlar açısından çok önemli olmuştur.Tabii ki tarihsel açıdan bölgede yüzyıllarca Türkler tarafından saf dışı bırakılan bu sinsi güçler bugün Kerkük,Erbil ve Musul sokaklarında farklı etnik kimliklerle kol gezmektedir.Ve tabiri caizse alçakça tarihin intikamını almaya çalışmaktadılar.Saddam Hüseyin’in devrilmesinden sonra bir umut diye düşünülsede Irak’taki siyasi denklemlerde yine bir türlü yer edinemeyen Irak Türkleri bugün gözardı politikasına maaruz kalmaya devam ediyor.Tarih sayfalarında açık bir şekilde Türk şehri olarak görülen Kerkük,Erbil ve Musul bugün demografik açıdan büyük bir değişime uğramıştır.2003 öncesinin intikamını almaya çalışan İran,Saddam Hüseyin’in devrilmesinden sonra Irak’taki istikrarsızlıkta çok önemli bir rol oynamıştır.Elbette ilk amacı Irak’ın yer altı zenginliklerinden faydalanmak olan İran’ın son 10 yılda Bağdat merkezi hükümeti üzerinden elde ettiği gayri hasıla ortalama 250 trilyon doları aşmıştır.Dünya kamuoyuna kendilerini ne kadar düşman olarak lanse etselerde ABD ve İran’ın Irak’taki şeytani ortaklığı siyasi ve ekonomik açıdan en çok Türkmenlere zarar vermiştir.Bu şeytani ortaklıklara en büyük örnek olarak bölgede siyasi istikrarsızlığın devamlılığı açısından Irak’a konuşlandırılan IŞID terör örgütünü gösterebiliriz.Bugün Irak’ta IŞID terör örgütünden en çok zarar gören topraklar Irak Türkleri’nin yaşadığı coğrafya olmuştur.Tarihi ve medeni kimliğine fiili olarak zarar verilen Irak Türkleri bugün Türkiye Cumhuriyeti’nin de desteğiyle bu enkazın altından kalkmaya çalışmaktadır.Lakin Irak Türkleri’nin hesaplamadığı bir tehlike daha kendilerini bulmuştur.O’da İran’ın bölgede kendini daha aktif kılabilmesi bakımından yarattığı mezhepsel çatışmalardır.

 

 

 

Türkmeneli coğrafyasında fiili olarak olmasa bile bugün fikir bakımında bazı ayrılıklar meydana gelmiştir. Özellikle bölgede görev yapan İran’a bağlı milis güçler stratejik olarak ne kadar dile getirilmese de Türkmenler içerisinde bazı yol ayrımlarına ve anlaşmazlıklara sebebiyet vermiştir. Irak’ta yaşanan siyasi ve ekonomik kriz Türkmenlerin yaşadığı şehir ve kasabalarda daha derinden hissedildiği için ne yazık ki bazı Türkmen bölgeleri bu milislerin kontrolüne geçmiştir. Bugün Osmanlı toprağı olan Musul’da yönetim ne kadar Bağdat merkezi hükümetinin elinde olsa da ancak yerel yönetim İran’a bağlı silahlı güçlerin kontrolü altındadır. Geçtiğimiz aylarda Irak’ta yaşanan halk ayaklanmasından sonra başbakanlık görevini vekâleten üstlenen Kazımı ’de Türkmenlere beklenen desteği ve ilgiyi göstermemiştir. Barzani’nin başını çektiği referandum palavrasında Irak’ın toprak bütünlüğünde kilit rol oynayan Irak Türkleri ’ne siyasi kapıları kapatan Kazımı,Kuzey Irak Bölgesel Yönetimine düzenlemiş olduğu ziyarette Irak’ı bölmeye çalışanların elini samimi bir şekilde sıkmıştır.2021’in Mayıs ayında düzenlenmesi beklenen Irak seçimleri için anayasa değişikliğine giden Bağdat merkezi hükümeti bizim aleyhimize olan bütün tasarıları yürürlüğe geçirmeye devam ediyor. Zaten bu bahsi geçen hususlardan dolayı son 15 yılda bölgeden yüzbinlerce Irak Türk’ü göç etmiştir. Eğer bu denklem böyle devam edecek olursa bölgede söz hakkımız kalmayacaktır. Bugün savunmadan taarruza geçen Türkiye Cumhuriyeti’nin üzerinde resmi bir şekilde hak sahibi olduğu topraklara fiili olarak olmasa bile stratejik olarak ciddi bir biçimde el atması gerekmektedir. Irak Türkleri ”Kerkük Türk’tür, Türk Kalacak” sloganı ile 100 yıldır bir gece ansızın gelecek olan ecdadı gözlemektedir.

 

 

 

Yukarıda yazılanlar yaşananların sadece çok kısa bir özetidir. Aslında bölgede Türk kimliğini tehlikeye atan birçok önemli durum yaşanmaktadır. Ancak bunlar ile zaman kaybetmek yerine bunların bir an önce gündeme getirilerek Türki Cumhuriyetlerin tavrını ortaya koyması gerekmektedir. Dün Anadolu’ya kapıları birlikte sırt sırta açtığımız, Balkanlarda kılıç salladığımız, Rusya yelpazesi altında olsa bile ülke olabilmesinde kan döktüğümüz, Çanakkale’de omuz omuza Türklük aşkı ile düşmanı boğaza döktüğümüz soydaşlarımızdan geçmişin hatırına bu sitemi dile getirmek en doğal hakkımızdır diye düşünüyorum.

 

 

“KERKÜK TÜRK’TÜR, TÜRK KALACAK.”

 

 

BAU DEGS Araştırmacısı

 

Ali DAVUTOĞLU