Politis: Çünkü Mustafa Akıncı, Tatar ve Özersay ile Bir Değil

POLİTİS 27 Ağustos 2020

 

İşgal bölgelerinde Kıbrıslı Türklerin yeni liderinin belirleneceği seçim yaklaştıkça Kıbrıs Rum toplumunda birilerinin bunu önemsiz görme ve Mustafa Akıncı ile Erdoğan’ın seçkinleri olan Tatar ve Özersay arasında hiçbir fark olmadığını iddia ederek bizi kim seçilirse seçilsin hiçbir önemi olmadığı konusunda ikna etme çabası artıyor. Bu mantıktan ve gerçeklikten uzak tezi, sözde retçi cephedeki partiler ve siyasi liderler dahi işgal bölgelerindeki verileri ciddi ve sorumluluk sahibi bir şekilde gözlemleme neticesinde değil de sadece iç cephedeki siyasi söylemlerine ve Türklerin ve Kıbrıslı Türklerin aynı olduğu “ilkeli duruşlarına”  hizmet ediyor şeklinde paylaşıyor. Fakat Kıbrıslı Türklerle temaslarını sürdürenler ve Kıbrıs Türk toplumunda gerçekten neler yaşandığını özellikle de yeni lider olarak Tatar ve Özersay’dan biri seçilirse neler yaşanacağını bilenler için işgal bölgelerinde 11 Ekim’de yapılacak seçim kritik ve belirleyici öneme sahip.

 

 

Mesele kişi meselesi değil, özellikle felsefe ve yaklaşım meselesidir çünkü Kıbrıs Türk toplumunun, Erdoğan’ın tamamen İslamlaştırma ve boyun eğdirme çabasına direnmeye ve Mustafa Akıncı’nın beş yıldır kararlılıkla ilerlediği Kıbrıs sorununun çözümü ve yeniden birleşme arayışı yolunda yürümeye devam edip etmeyeceği bu seçimin sonucu ile belli olacaktır. Mustafa Akıncı Kıbrıslı Türklerin liderliğinde bulunduğu bu beş yılda Ankara’dan bağımsız olduğuna dair hem Kıbrıs sorununda hem de diğer konularda ciddi ve ikna edici örnekler verdi ve bedeli ne olursa olsun gerçek bir Kıbrıslı olarak hareket etti, etmeye devam ediyor.

 

 

Samimi olmak gerekirse şunu kabul etmeliyiz ki, hiçbir Kıbrıslı Rum lider bizim “ana vatanımız” olan Yunanistan ile Mustafa Akıncı’nın Türkiye ile girdiği böylesi bir çatışmaya girmeye asla cesaret etmedi ve etmeyecektir.

 

 

Mustafa Akıncı’yı Tatar ve Özersay gibilerle eşit görenlerin ‘argümanı’ ise Kıbrıs sorununda bir şey başaramamış olmasıdır. Fakat Kıbrıs sorununun çözümü sadece iki toplumun liderlerine kalan bir mesele midir? Öte yandan onu bununla suçlayanların bizzat kendileri Kıbrıs sorununun çözümünün büyük ölçüde Türkiye’ye bağlı olduğunu -ki öyle- en başta haykıranlardır. Ancak Kıbrıs sorununda dahi Mustafa Akıncı girişimler üstlenmiş ve BM Genel Sekreterinin bizim almadığımız ya da karşılık vermediğimiz tavsiyelerine karşılık vermiştir. Kendisi Crans Montana’dan sonra Guterres Çerçevesini dipnotlar ve açıklamalar olmadan kabul etmiş ve çerçevenin stratejik bir ara anlaşmaya dönüşmesini önermiştir. Gerçekten bu süre zarfında biz ne yaptık?