Rum basınından: “Dendias: Ankara’nın Diyalog Açıklamaları Bahane”

“Dışişleri Bakanı AB Dış Konular Konseyi’nin olağanüstü toplantısı sonrasından ve Amerikalı dendi Mike Pompeo ile görüşmesinden birkaç saat önce TA NEA’ya “Türkiye’nin gambot diplomasisini izlemeyeceğiz” vurgusunu yaptı.

 

‘Türkiye, AB ülkelerinin egemenlik ve egemenlik haklarına karşı tehdit ve meydan okumaların sonucu olacağını anlaması gerek’ mesajını veren Dendias ‘Yunan diplomasisi, sıcak olay noktasına varmak zorunda kalmayalım diye çalışıyor’ dedi. Dendias ‘Türk liderliği diyalog yerine emrivakiler yaratmayı tercih ediyor’ şikayetinde de bulundu ve ‘Mısır ile deniz bölgelerini sınırlandırma anlaşması tamamen meşrudur ve ulusal çıkarlara hizmet ediyor’ vurgusunu yaptı.”

 

Ta Nea devamla, Dendias ile yaptığı röportajı aktardı. Dendias’ın, muhatap olduğu çeşitli sorulara verdiği cevapların, dikkat çekici noktaları aşağıdaki gibidir:

 

“Türkiye’nin gambot politikasını takip etmeyeceğiz. Elbette ülkemiz operasyonel hazırlık içerisindedir. Yunanistan barışsever bir ülkedir ancak ulusal egemenliğini ve egemenlik haklarını yeteri ölçüde savunmaya her zaman hazırdır. Diplomasisi de, sıcak olaya varmak zorunda kalınmaması için çalışıyor.”

 

“Ankara’nın davranışları pek çok kez, diyaloğa hazır olduğu açıklamalarının bahane olduğunu gösterdi. Meriç örneğinde ve diğerlerinde olduğu gibi, Türkiye’nin bugünkü liderliği diyalog yerine yeni emrivakiler yaratma girişimini tercih ediyor. Anlaşıldığı üzere uluslararası kurallar yerine güçlünün hukukunu tercih ediyor. Bu da uluslararası alandaki konumunu daha da kötüleştiriyor, bizim işlemekte olduğumuz diplomatik dayanakları ve argümanlarımızı daha da güçlendiriyor. Artık herkes açıkça görüyor ki bir yanda Uluslararası Hukuk’a, Uluslararası Deniz Hukuku’na ve iyi komşuluk kurallarına dayanan, iyi niyetli müzakerelerden sonra komşu ülkeler ile MEB sınırlandırması anlaşması imzalayan bir ülke var. Bu durum, diğer komşu ülkelerle de sınırlandırma anlaşması yapmamız için, diyaloğa hazır olduğumuza dair açıklamalarımıza gereken itibarı sağlar. Öte yanda Uluslararası Hukuku ihlal eden, zayıf rejimden yasadışı olarak şantajla ‘muhtıra’ koparan, çevresindeki dört ülkeye askerî istilada bulunan ve diyalog perspektifine kışkırtıcı şekilde sırtını dönen bir ülke var.”

 

Türkiye, istikşafi diyalogdan, daha başlamadan çekilmeyi seçti. Ancak istikşafi diyalog tansiyonun tırmandırılmasından kaçınma görevi de gören önemli bir iletişim kanalıdır. Bu nedenle peşinen, istikşafi diyaloğun da rutin siyasi istişarelerin de Güven Yaratıcı Önlemlerin de yeniden başlamasından yanayız. Meydan okuyan ve ihlal faaliyetlerinde bulunan devletle diyalog olamaz. Bu şartlar altında diyalog olursa, Başbakan’ın da önceki gün bundan söylediği gibi bundan sonraki adım olabilecek anlaşmaya da Lahey’e başvuruya da götürmez. Bunun olması için Türkiye’nin anlaşmazlığın müzakere çerçevesini kabul etmesi gerekir ki bu da Uluslararası Hukuk’tan ve Uluslararası Deniz Hukuku’ndan başkası değildir.”

 

Soru: “Türkiye komşu ülke hükümetinin gazetesinde de yayınlandığı üzere TPAO’nun yeni ruhsat başvuruları temelinde araştırmalar ilan ediyor. Sizde meydan okumalar sürer mi ve Yunanistan gerek BM gerek NATO çerçevesinde nasıl hareket edecek?”

 

Cevap: Sözünü ettiğiniz başvurular yeni bir şey değil. Şimdi, Türkiye bunları hayata geçirmeye çalışırsa, Yunanistan ulusal egemenliğini ve egemenlik haklarını korumak için bütün düzeylerde gereken her şeyi yapmak zorunda. Halen, her zaman yaptığımız gibi, BM dışında gerek BM düzeyinde gerekse NATO düzeyinde gerekli girişimlerde bulunduk. Türkiye’nin aşırı saldırgan tavrının ve bölgesel istikrara ve güvenliğe etkisinin uluslararası hukuk ve iyi komşuluk bilinciyle hareket eden bütün ülkelerin ana düşünme konusu olması için meseleyi, katıldığımız bütün mercilere götürmeye devam edeceğiz.

 

Soru: “Macron’un, AB Doğu Akdeniz’i Türkiye’ye bırakmamalıdır tezine katılıyor musunuz? Fırkateynler olmadan da Yunan-Fransız ittifakı mevcut mu?”

 

Cevap: yalnız gözden geçirilen ülke olarak değil, Batı’nın bile ilke ve çıkarlarını görmezden gelerek, gelişmeleri kontrol etmek için karışık ittifaklar aracılığıyla gittikçe daha belirgin olarak ortaya koyduğu bölgede kendine özgü hegemonya ileri götüren Türkiye’nin istikrarsızlaştırma rolü AB’de ve Batı’da gittikçe daha çok anlaşılıyor. Bu çerçevede Cumhurbaşkanı Macron Fransa’nın Doğu Akdeniz meselelerindeki ve Türkiye’nin Libya’daki rolüne dair pozisyonunu defalarca apaçık ortaya koydu. Fransa’nın pozisyonu uluslararası meşruiyeti ve iyi komşuluk kurallarını yansıtıyor ve doğal olarak kabul görüyor. Bunların, tarihi olarak bölgede önemli rol oynamış bir ülkeden işitiliyor olması da ayrıca önemlidir. Fransa ezelden beridir Yunanistan’ın istikrarlı bir müttefiki ve ortağıdır. İki halkın tarihi dostluğuna, ortak ilkelere dayanan ve savunma tedarikinden (silah alımından) çok daha geniş ve derin, sağlam temelli bir stratejik ilişkimiz vardır.”
 

Kaynak: www.tanea.gr/2020/08/16/interviews/dendias-prosximatikes-oi-diloseis-tis-agkyras-gia-dialogo/