RUM POLİTİS GAZETESİNDEN İTİRAF; “FİİLİ DURUMU DEĞİŞTİRMEYE ÇALIŞANLAR KIBRISLI TÜRKLER DEĞİL KIBRISLI RUMLARDI”

19 Aralık 2020

Politis 21 Aralık 1963’ün yıldönümü vesilesiyle Yorgos Kumullis (Ekonomist, Sosyal Bilimci) tarafından kaleme alınmış “Sözde Türk İsyanı” başlıklı bir makale yayınladı.
“Fiili durumu değiştirmeye çalışanlar, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kurulmasının aldığı şekilden çok memnun olan Kıbrıslı Türkler değil Kıbrıslı Rumlardı” vurgusu yapılan makale şöyle:
“Öbür gün, 21 Aralık’ta 1963-1964 toplumlar arası silahlı çatışmaların başlamasının 57’nci yılı tamamlanacak. Devlet kanalı ve bazı maaşlı ödenekli milliyetçi gazeteler bu olaylara, her yıl alışılageldiği gibi, ‘Türk isyanı’ başlığıyla atıf yapacak. Kıbrıs tarihi hakkında bilgisi olmayan bir yabancı, Kıbrıslı Rumların resmî versiyonu olan Kıbrıslı Türkler anayasal kurallara saygıyla bütünlüğü gözeten bedbaht Kıbrıslı Rumlara karşı isyan ettiğine inanırsa, aynı sonucu çıkarır.
Kıbrıs Rum bakış açısından değil, objektif şekilde araştırırsak, ‘Türk isyanı’! nitelemesi doğru olsaydı, bağımsız Kıbrıs devletinin kurulduğu Zürih ve Londra Antlaşmalarına atıf yapmamız gerekirdi. Kıbrıslı Rumlar yas tutarken Türklerin bayram yaptığı bir anlaşmaydı. Kıbrıslı Türkler bayram yapıyordu çünkü o zamanlar hedefledikleri, toprak bölünmesinin de tamamen imkânsız olduğu bir federasyonu başarmışlardı. Kıbrıs Cumhuriyeti iki Kıbrıs toplumunun eşit kurucuları olduğu bir ortaklık devleti olarak kurulmuş olması nedeniyle azınlıktan bir toplum haline gelmişlerdi. Siyasi eşitlik sağlam temellendirilmişti. Mecliste bir yasanın ihdas edilebilmesi için Kıbrıslı Türk milletvekillerinin çoğunluğunun onay vermesi gerekirdi. Kıbrıslı Türk Cumhurbaşkanı Muavini hükümetin ana kararlarını veto edebilirdi. Anayasanın koruyucusu olan Anayasa Mahkemesi bir Kıbrıslı Rum, bir Kıbrıslı Türk ve bir yabancı yargıçtan oluşuyordu. Nüfusun yalnızca yüzde 18,2’sini oluşturan Kıbrıslı Türkler kamu hizmetine ve polise yüzde 30’luk bir oranla iştirak ediyordu. Dahası Türkiye (ve diğer iki garantör ülke) Kıbrıs Cumhuriyeti toprağında bir ordu konuşlandırma ve Anayasa’nın ihlal edildiğine hükmederse tek taraflı müdahalede bulunma hakkına sahip olmuştu. Zürih-Londra Antlaşmaları Kıbrıslı Türkler için Kıbrıs sorununa peri masalı gibi bir çözümdü.
Öte yandan Kıbrıslı Rumlar bu çözümden hiç mutlu değildi. Makarios ve ortakları attığımız imzanın hakkını vermeye hiç niyetli değildi ve neredeyse derhal (Mayıs 1959) nihai bir ENOSİS başarmak için bağımsızlığın altını oymak hedefiyle faaliyetler metotlamaya başladılar. Bu metotlamaların zirvesi, Akritas Örgütü olarak bilinen, mutlak hedefi ENOSİS olan Ulusal Kıbrıs Örgütü’ydü (EOK). Örgütün dağıttığı ilk broşürlerden birinde şunlar yazıyordu: ‘esir edilemez ulusal zihniyetimiz ve değişmez istek ve kararımız EOKA’nın başladığı işi başarıyla tamamlamaktır. Bizim tarafın tarafın başladığı ve bizim neslin tamamlayacağı işi (bakınız: İlk Taksim: Kıbrıs 1963-64, M. Drusiotis, sayfa 260).’ Örgüt elbette, her zaman hazır bulunan ve her masrafı gören Makarios’un lütfu ile kurulmuştu. EOK mensuplarına ELDİK’liler tarafından askerî eğitim veriliyordu, EOKA’nın ve 1963’e kadar EOK’un ilk bölge sorumlusu Kıbrıs’ın tamamına gruplar ve ‘bölükler’ atadı. Yine hatırlatmakta yarar var ki Makarios’un Başbakan Yeorgios Papandreu’ya gönderdiği 1 Mart 1964 tarihli mektupta Antlaşmalar hakkında ‘anlaşmaların daimi rejim olacağına bir an bile inanmadım’ ifadesini kullandı. Sonuç olarak, fiili durumu yavaş yavaş değiştirmeye çalışanların Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kuruluşunun aldığı şekilden çok mutlu olan Kıbrıslı Türkler değil Kıbrıslı Rumlardır. Böylece iki toplum siyasi açıdan yakınsak yörüngede değil ıraksak yörüngede bulunuyordu. Ancak bir toplum, sınıf, mutluyken isyan etmez. Avrupa’da meydana gelen bütün isyanların bir ortak noktası vardı: fakir çalışanların ve haksızlığa uğrayanların toplumsal isyanıydı. Bugün, örneğin Suudi Arabistan’da bir isyan olsa, milyonları ve (gayrı resmi) haremleri olan emirlerden değil, fakirlerden ve baskı altındaki kadınlardan kaynaklanacak.
Çoğu kişi, TMT için büyük miktarda silah taşıyan ‘Deniz’ isimli Türk teknesinin Ekim 1959’da Karpaz kıyılarında tutuklanması Kıbrıslı Türklerin silahlandığını ispatlıyor, gurum gerçekten de öyle (bu makalede anlatıldığı gibi) miydi diye soracak. İzahat şudur. Kıbrıs Rum medyasının ve diğer kaynakların söylemi değerlendirildiğinde, Kıbrıslı Türkler er ya da geç Kıbrıslı Rumların ya tek başlarına veya Yunanistan’la işbirliğinde, her ne pahasına olursa olsun engellemek istedikleri ENOSİS’i fiilen de olsa başarmaya girişeceklerinden korkuyordu. Algısı en güçlü olan Rauf Denktaş böyle bir gelişmeyi an meselesi görüyordu ki maalesef 15 Temmuz 1974’te haklı çıktı.
Sonuç olarak, Kıbrıslı Rumlar (Tasos Papadopulos’un 2005’te Enosis’ten daha da iyi nimet diye nitelediği) Kuruluş Antlaşmalarını savunsaydı ve ‘elde ettikleri aşırı imtiyazlara rağmen yıkmak istedikleri Kıbrıs Cumhuriyeti’ne karşı isyan ettikleri’ varsayılan Kıbrıslı Türklerin aksine meşru ve anayasal davrandıkları emaresi vermiş olsalardı, ‘Türk isyanı’ terimi doğru olurdu. Ancak akıllı bir söylem ‘herkes algı kapasitesinin elverdiği ölçüde anlar’ der. Kıbrıs’ta da bu algı etik empatik olmayan, saldırgan ve kör milliyetçilikten etkileniyor.”
Kaynak: Politis

DİĞER YAZILAR

SON 24 SAATTE MEDYADA BAU DEGS
SON 24 SAATTE MEDYADA BAU DEGS
25 Haziran 2021

24 HAZİRAN TARİHLİ YERLİ VE YABANCI BASINDA BAHÇEŞEHİR ÜNİVERSİTESİ DENİZCİLİK VE GLOBAL STRATEJİLER MERKEZİNE İLİŞKİN HABERLERİN YER ALDIĞI MEDYA...

TÜM BOYUTLARIYLA NİL NEHRİ
TÜM BOYUTLARIYLA NİL NEHRİ
23 Haziran 2021

Nil Nehri hem tarihsel hem de güncel anlamda dünyanın en stratejik ve politik akarsularından birisidir. Nil Havzası özelinde gelişen...

SON 24 SAATTE MEDYADA BAU DEGS
SON 24 SAATTE MEDYADA BAU DEGS
23 Haziran 2021

22 HAZİRAN TARİHLİ YERLİ VE YABANCI BASINDA BAHÇEŞEHİR ÜNİVERSİTESİ DENİZCİLİK VE GLOBAL STRATEJİLER MERKEZİNE İLİŞKİN HABERLERİN YER ALDIĞI MEDYA...