SALGIN VE DOĞU AKDENİZ GELİŞMELERİ IŞIĞINDA İTALYA – TÜRKİYE İLİŞKİLERİ

 

 

İtalya, Türkiye’nin Doğu Akdeniz politikasına sert açıklamalarla karşı çıkmamış nadir ülkelerden biri olarak gözükmekte. Buna rağmen İtalya, Türkiye’nin müttefiki mi sorusunun net bir cevabı yok, bunun en önemli sebepleri arasında Türkiye’nin karşı karşıya olduğu ülkelerin Avrupa Birliği üyesi olduğu gerçeği durmaktadır. Almanya’nın yapamadığını yapan İtalya, Doğu Akdeniz’de Türkiye’ye karşı saldırgan olmayan ve çok taraflılığı desteklediğini belirten bir diplomasi yürütüyor.

 

  1. SALGIN DÖNEMİNDE İTALYA VE TÜRKİYE İLİŞKİLERİ

 

Korona virüsün sebep olduğu salgın son hızıyla devam ediyor. 13 Kasım 2020 tarihinde, İtalya, salgının başından beri gördüğü (İtalya’da ilk vaka ocak ayının sonunda tespit edildi) en yüksek vaka sayısına ulaştı, 40.902 kişiye bir günde korana virüsün bulaştığı tespit edildi.[1] Tüm dünyanın zor zamanlardan geçtiği şu günlerde Türkiye’nin yardım ettiği 156 ülke [2] arasında İtalya da bulunmaktaydı. Salgın döneminde Avrupa Birliği’nin kendilerine yeterince yardımcı olmadığından yakınan İtalya, Türkiye’nin yardımlarına müteşekkir olduklarını birçok kez belirtti. Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve İtalya Dışişleri Bakanı Luigi di Maio’nun 2 Ekim 2020’de gerçekleştiği görüşmede di Maio, Çavuşoğlu’na ‘‘Türk hükümetinin yardıma ihtiyacımız olduğu anda bize yardım etmekten tereddüt etmediği için’’ teşekkür ettiğini bir kez daha yineledi.

 

 

 

Di Maio ve Çavuşoğlu görüşmesinden yaklaşık bir hafta sonra önemli bir isim daha İtalya’da idi; Hulusi Akar. Akar, İtalyan meslektaşı Lorenzo Guerini ile görüştükten sonra Guerini yaptığı açıklamada İtalya ve Türkiye’nin ‘’harika ilişkiler’’ içerisinde olduklarını, Dağlık Karabağ ve Akdeniz gerginlikleri arasında Türkiye’nin uluslararası arenada çok olumlu bir üne sahip olmasa da İtalya için önemli bir ortak ve NATO müttefiği olduğunu belirtti. Ayrıca Libya’dan başlayarak İtalya’nın menfaatine olan daha birçok konuda da önemli bir muhatap olduğunun altını çizdi.[3]

 

 

Yunanistan tarafından Avrupa Birliği Konseyi’ne verilen ‘Türkiye’ye silah ambargosu uygulansın’’ teklifini reddeden ülkeler arasında İtalya’nın da bulunması,[4] İtalya’nın Türkiye ile olan ilişkilerine verdiği önemi bir kez daha gösterdi. Söz konusu teklifin Yunanistan tarafından AB Konseyi’ne verildiği günlerde İtalya Dışişleri Bakanı di Maio, Roma’da yaptığı açıklamada, AB’nin Türkiye’yi tecrit etmesini uygun bulmadığını söylemiş ve İtalya’ya yöneltilen ‘’siz kimin tarafındasınız?’’ minvalindeki çıkışlara da kendilerinin ‘‘bir tarafı olmadığını çünkü taraf tutmanın ancak futbol maçına yakışır bir hareket’’ olduğu cevabını vermiş, İtalya’nın çok taraflılıktan yana olduğunu belirtmiştir.[5]

  1. İTALYAN SİYASİ PARTİLERİNİN TÜRKİYE KARŞITLIĞI 

İtalyan siyasetçiler Türkiye konusunda daha ılımlı ve ortayolcu (ya da Luigi di Maio’nun değişi ile ‘‘İtalyan usulü’’) bir politika izleseler de aynı tavrın İtalyan halkı ve medyası tarafından da sürdürüldüğü söylenemez. Özellik sağ partiler arasında, yürüttükleri popülist propagandaları pekiştirmek amacıyla Türk karşıtlığı sürekli dile getirilmektedir.

 

 

 

 

 

İtalya’nın aşırı sağ partisi Lega’nın kurucusu ve eski Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Matteo Salvini’nin kendi hesabından paylaştığı tweet:

‘‘Ekstrem İslamcılıktan daha tehlikeli bir şey varsa o da Lega’nın, tehlikeli Erdoğan’ı finanse etmeyi durdurmak ve Ankara’nın AB müzakerelerini engellemek için verilen önergeyi reddetmiş Avrupa Birliği korkusudur.’’

 

 

 

 

 

 

 

İtalya’nın başka bir sağ partisi Fratelli d’Italia’nın (İtalya Kardeşleri) başkanı Giorgia Meloni’nin paylaştığı tweet:
‘‘Erdoğan şu an İtalya’da. Sol hükümet yapmayacağına göre İtalyan halkının mesajını biz iletelim; Avrupa’da Türkiye’ye HAYIR. Avrupa’nın islamizasyonuna HAYIR.’’

 

 

 

 

 

 

Verilen örneklerden sağ partilerin Türkiye karşıtı, sol partilerin ise Türkiye yandaşı olduğu algısının çıkması doğru olmayacaktır zira İtalya’nın; sağ, sol, merkez tüm partileri ‘‘Kürt davası’’ diye adlandırdıkları talepleri desteklemektedir ve Türkiye’nin sınıriçi ve sınırdışı yaptığı her operasyona da şiddetle karşı çıkmaktadır. Türkiye’nin Ekim 2019’da İdlib’e yaptığı operasyon sonrası şu an hükümet ortaklarından biri olan Demokrat Parti’nin attığı tweet aşağıda verilmiştir.

 

 

 

‘‘Türkiye’nin tek taraflı olarak yürüttüğü askeri harekat kabul edilemez. Hükümetten, AB’den ve NATO’dan işgali durdurmaları için en yüksek çabayı talep ediyoruz. Bu saçma durumun ilk kurbanları olan Kürt halkını ve sivillerini yalnız bırakmamak bizim görevimizdir.’’

 

 

 

 

  1. İTALYAN MEDYASINDA TÜRK KARŞITLIĞI 

İtalya’da varlığını sürdürmekte olan nerdeyse her görüşün Kürdistan’ın kurulmasını desteklemesi Türkiye nefretini körükleyen tek unsur değil. İtalya medyasında Türkiye hakkında birçok manipülatif haberin yapılması da bu nefreti körükleyen başka bir unsur; İran’da çekilen bir fotoğrafı Türkiye’de çekilmiş gibi paylaşmak, Türkiye hükümetinden bir yetkilinin söylediği sözleri haber başlığına farklı bir çeviri ile koymak, hatta video kayıtlarını bile halkın Türkçe bilmemesinden faydalanarak yanlış çeviri ile paylaşmak medyada yapılan hareketler içinde. Bunun son örneği 13 Kasım 2020 gününde Giudo Crosetto tarafından Twitter üzerinden paylaşılan bir video ile gerçekleşti. Giudo Crosetto, İtalya’nın sağ partilerinden olan Fratelli d’Italia’nın kurucularından biri, aynı zamanda eski milletvekili. Avusturya’nın başkenti Viyana’da terör saldırısı olduktan bir süre sonra Twitter hesabından, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 2018 yılından kalma bir videosunu paylaştı.

 

 

2018 yılı, Türkiye’de genel seçimlerin gerçekleşeceği yıldı ve yurtdışında yaşayan Türkler de konsolosluklardan oy kullanabiliyorlardı. Cumhurbaşkanı Erdoğan 2018 yılında çekilmiş bu videoda Avusturya’da bir süredir devam eden İslam karşıtlığını eleştiriyor ve Avusturya Başbakanı’na ayrımcı tavırlarının iki din arasında bir savaş çıkarabileceğini belirtip, tavırlarını değiştirmesini söylüyordu.[6] Giudo Crosetto söz konusu videoyu, insanlara videonun yeni olduğuna inandıracak şekilde tarihsiz ve yanlış bir altyazı ile paylaşıyor. Paylaştığı yanlış altyazıdan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Avusturya’yı alenen tehdit ettiği ve saldırının da hemen bu açıklamanın akabinde gerçekleştiği anlamı çıkıyor.[7] Crosetto, yaptığı bu manipülasyon ile Avusturya’da gerçekleşen saldırının Türkler yüzünden gerçekleştiği algısını yaratmaya çalışıyor. Türkiye’de yaşamış ve Türkçe bilen bazı İtalyanlar, videodaki çevirinin yanlış olduğunu Crosetto’ya söylüyorlar. Kendisi ise çevirinin yanlış olduğunu belirten İtalyanları ‘‘Ankara’nın ve MIT’in paralı ajanları’’ olmakla suçluyor[8] ve bir süre sonra attığı tweeti ‘‘kontrol ettireceğini’ söyleyip siliyor ve bir daha paylaşmıyor.

 

  1. TÜRKİYE VE İTALYA’NIN LİBYA’DAKİ İŞBİRLİĞİ

 

Avrupa’nın Afrika’ya açılan kapısı olan İtalya, Libya krizinde somut çözüm arayışlarına yönelmiş, siyasi süreci Libya’da yeniden tesis etmek maksadıyla hem Hafter hem de Serrac tarafı ile görüşmelerde bulunmuştur. İtalya’nın Libya’da izlediği barışa dayalı siyasi süreci yine bir AB üyesi olan Fransa baltalamıştır. Fransa’nın devreye girmesiyle İtalya devre dışı bırakılmak istenmiş, fakat Roma yönetimi Birleşmiş Milletler tarafından tanınan Ulusal Mutabat Hükümeti’ni desteklemiştir. Fransa’nın İtalya ile süregelen politik hesaplaşmaları, günümüzde de Akdeniz ve Libya’da devam etmektedir. İtalya, Fransa’nın bu pişkin tavırlarına karşı Akdeniz’de yeni müttefikler edinmek durumunda kalmıştır.

 

Libya’daki siyasi istikrarsızlık ve iç savaşın ortaya çıkardığı etmenler, göç ve mülteci sorunlarını da beraberinde getirmiştir. Bunun farkında olan İtalya, durumun ciddiyetini kavrayarak bölgede etki kurmaya çalışmıştır, fakat İtalya’nın çabaları yetersiz kalmıştır.

 

Ulusal Mutabakat Hükümeti’ni tanıyan ve destekleyen ülkelerden biri olan Türkiye, İtalya’nın Libya’daki çözüm arayışlarına destek vermiştir. Bu bağlamda İtalya ve Türkiye’nin Libya’daki müttefikliği göz ardı edilmemelidir. İki ülke, Libya’daki siyasi istikrarsızlığa çözüm üretmek maksadıyla hem sahada hem de masada birtakım görüşmelerde bulunmuş, diplomatik girişimler gerçekleştirmişlerdir. Nitekim Libya’daki; askeri, siyasi, sosyal, sağlık ve insan hakları konusundaki sorunları işbirliği çerçevesinde çözmeye çalışmışlardır.

 

  1. DOĞU AKDENİZ’DE TÜRK – İTALYAN İLİŞKİLERİ

 

Son dönemde Libya’da olumlu sonuçlar doğuran Türk-İtalyan ilişkileri, Akdeniz’de de kendini göstermiştir. Türk ve İtalyan Donanmaları, Akdeniz’de deniz geçiş eğitimleri icra etmekte, çeşitli tatbikatlar gerçekleştirmektedir. Türkiye’nin, Doğu Akdeniz’deki sismik ve sondaj faaliyetleri nedeniyle Yunanistan ve Rum Yönetimi tarafından Avrupa Konseyi’ne sunulan ambargo teklifini reddeden ülkelerden biri de İtalya’dır. Daha da geriye döndüğümüzde, Suriye’den gelebilecek herhangi bir tehlikeye karşı İtalya, SAMP-T füzelerini Kahramanmaraş’a konuşlandırmıştır. Aynı zamanda, AB ile ilişkilerde Türkiye’nin AB’ye katılmasını destekleyen ülkelerden biri konumundadır.

 

İtalya Başbakanı Giuseppe Conte, Kasım 2020’de Brüksel’de gerçekleşen AB Liderler Zirvesi’nden dönüşünde İtalyan bir dergiye verdiği demeçte, “Biz AB üyelerinin, AB’nin tarafındayız. Bununla beraber, haritaya bakıldığında da anlamak zor değil, Türkiye’nin stratejik bir rolü var. Sadece Akdeniz’de değil, Orta Doğu’da, Libya’da, Suriye’de ve pek çok yerde rolü var. Enerji, düzensiz göç, güvenlik konularında rolü var. Türkiye ile konuşmaya, Türkiye ile diyalog kurmaya ihtiyaç var, olumlu bir gündem oluşturmaya ihtiyaç var. AB ile Türkiye arasında bunun olması için çalışmak gerek. Kararlı durulabilir ama olumlu gündem takip edilmeli”[9] diyerek, Türkiye ile yapıcı ilişkilerin olması gerektiğini savunmuş, Türkiye’yi AB içinde karşılıklı çıkarlar doğrultusunda desteklemiştir.

 

Yunanistan ve Rum Yönetimi ile de ilişkilerini sürdüren İtalya, söz konusu iki ülke ile de Akdeniz’de işbirliğine yönelmiş, ortak tatbikatlar icra etmiş ve aynı zamanda Doğu Akdeniz Gaz Forumu’nun içerisinde bulunmuştur. İtalyan enerji şirketleri, Rum Yönetiminin sözde ilan ettiği parsellerde arama-tarama faaliyetlerinde bulunmuştur (bu faaliyet, Türk diplomasisi sonucunda sona erdirilmiştir). Geçtiğimiz aylarda da İtalya, Yunanistan ile MEB Sınırlandırma Antlaşması imzalamıştır. EastMed Boru Hattı Projesi kapsamında da İtalya Enerji Bakanı Stefano Patuanelli’nin Yunan mevkîdaşına, Roma’nın EastMed boru hattı projesini desteklediğini ve Avrupa Birliği içinde de projeye destek verilmesi için çaba gösterdiğini ifade ettiği açıklanmıştı.[10]

 

Dikkat çeken bir diğer durum ise İtalya ve Çin’in ticari yönden ilişkilerinin gelişmesidir. İtalya, Kuşak-Yol projesi kapsamında önemli bir aktör konumunda yer alıyor. Tüm bunları göz önüne aldığımızda ülkenin kendi çıkarları doğrultusunda izlediği yol haritasının ‘kazan-kazan’ olduğu anlaşılmaktadır.

 

 

 

Sonuç Olarak;

 

İtalya ve Türkiye arasında diplomatik ve askeri açıdan ilişkilerin geliştirilmesi Akdeniz üzerinde yeni işbirliği fırsatlarının oluşabileceğini temin etmektedir. Söz konusu iki ülke, NATO’da müttefik olduğu gibi Akdeniz’de de stratejik ortak olma yolunda ilerlemektedir. Bir taraftan da İtalya’nın tarihsel hırslarına dikkat edilerek, ilişkiler dengelenmelidir. Tarihinde Akdeniz’e hükmetmiş bir ülkenin, yeniden Doğu Akdeniz’e ilgisi ve alakası, tarihsel hırslarını da beraberinde getirmektedir. Tarihsel süreç içerisinde Kuzey Afrika’daki etkinliği, Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemlerinde Akdeniz’de etkisini gösterme çabaları ve 1. Dünya Savaşı’ndan sonra Ortadoğu ve Akdeniz’e yönelmesi bunun bir tezahürüdür.

 

İtalya’nın, mevcut konjonktürde, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de müttefiki olup olmayacağı sorusunun cevabı; önümüzdeki dönemde yaşanılacak gelişmelere bağlı olacaktır. Libya’da iki ülkenin mevcudiyeti jeopolitik bir rekabeti ortaya çıkaracaktır. Günümüz koşullarında Libya’da iki ülkenin mutabık kaldığı konular, Fransa’nın aleyhine sonuçlanacaktır. İtalya, bölgedeki Fransız varlığından oldukça endişelidir ve bu endişeyi gidermek adına bölgede Türkiye ile belirli koşullar altında çalışması muhtemeldir.

 

Caner ÇİFTÇİ – BAU DEGS Genç Gönüllü Araştırmacısı

 

Selin TOPKAYA- BAU DEGS Araştırmacısı

 

 

REFERANSLAR

 

[1] https://tg24.sky.it/cronaca/2020/11/13/bollettino-coronavirus-italia-13-novembre

 

[2] https://www.aa.com.tr/tr/turkiye/cumhurbaskani-erdogan-avrupa-ile-iliskilerimizi-gelistirirken-asyayi-afrikayi-ihmal-etmiyoruz/2051611

 

[3] https://formiche.net/2020/10/italia-turchia-guerini-akar/

 

[4] https://www.haber7.com/dunya/haber/3025169-yunanistanin-turkiyeye-ambargo-teklifine-5-ulkeden-ret-3-ulkeden-onay/?detay=1

 

[5] https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-54567456

 

[6] https://www.aa.com.tr/tr/gunun-basliklari/cumhurbaskani-erdogan-dan-bati-ya-ve-avusturya-ya-sert-tepki/1171194

‘‘Avusturya’nın şu anda Müslümanlara, camilere, ibadethanelere yönelik tavrı, Avrupa’daki İslam düşmanlığının ve ırkçılığın sadece görünen yüzüdür. Buradan Avrupa’ya, doğrusu Avusturya’ya, Avusturya’nın Başbakanına sesleniyorum; bak daha çok gençsin, daha senin çok tecrübe edinmen lazım. Bak şunu unutma; senin bu çıraklığın, bu tavırların senin başına çok işler getirebilir. Zira bilesin ki Avusturya’da bir caminin kapatılması, oradaki Müslümanların, din adamlarının Avusturya’dan atılması, yurt dışı edilmesi yeniden bir haçlı-hilal mücadelesini başlatır ki bunun sorumlusu da sen olursun.’’

 

[7] https://blog.zingarate.com/vivereistanbul/crosetto-guido-turchia-erdogan.html

 

[8] https://twitter.com/GuidoCrosetto/status/1327404365758558208?s=20

 

[9] https://www.aa.com.tr/tr/dunya/italya-basbakani-conteden-nato-ve-turkiye-aciklamasi-turkiye-ile-diyalog-kurmaya-ihtiyac-var/2009286

 

[10] https://www.dw.com/tr/eastmed-belirsizliklerle-dolu-boru-hatt%C4%B1-projesi/a-51883677