SEVİLLA ÜNİVERSİTESİ’NİN HAZIRLADIĞI DENİZ SINIRLARI HARİTASI

 

 

PROF. JUAN LUİS SUAREZ DE VİVERO TARAFINDAN HAZIRLANAN SEVİLLA HARİTASI

 

 

SEVİLLA HARİTASININ TÜRKİYE TARAFINDAN YOK HÜKMÜNDE OLDUĞU AÇIKLANAN EGE VE DOĞU AKDENİZ BÖLÜMÜ

 

Sevilla haritası İspanya’nın Sevilla Üniversitesi beşeri coğrafya bölümünde denizcilik coğrafyası alanında uzman Prof. Juan Luis Suarez de Vivero tarafından 2007 yılında hazırlanmış ve Üniversitenin adı ile anılmaktadır.

 

 

AB, 2004 yılı genişlemesinin ardından, kıyısı olan AB ülkelerinin gelecekte nerelerde rüzgâr enerji alanları, balık çiftlikleri, turizm geliştirme alanları, merkezi limanlar, tersane alanları ve benzeri tesisler kuracağına ilişkin planlama yapmak maksadı ile üye ülkelerin deniz sınırlarının belirlenmesini istiyordu. Bu proje için Avrupa’da en ileri durumda olan Sevilla Üniversitesi ve AB Komisyonu ile Avrupa Parlamentosuna da danışmanlık yapan, alanında büyük şöhrete sahip Prof. Suarez de Vivero seçilmiştir.

 

 

Suarez bu proje üzerinde çalışırken üye ülkelerden müstakbel deniz yetki alanlarının haritalarını talep etmiş, Yunanistan ve Güney Kıbrıs bu süreçte kendilerine azami pay Türkiye’ye ise neredeyse hiç pay vermeyen haritaları göndermiştir. Gönderilen haritalarda Yunanistan’ın Ege’deki sözde yetki alanları 1976 Kıta Sahanlığı krizinden itibaren ileri sürdüğü tüm Ege’yi kapayan tezleri ile uyumluydu. Ancak bu kez Akdeniz için de inanılmaz boyutlarda maksimalist tezleri savunan harita sunmuşlardı.

 

 

Harita, Yunanistan’ın Ege ve Akdeniz’de kıta sahanlığı olarak hak iddia ettiği alan ile Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (KRY) 2004 yılında ilan ettiği “münhasır ekonomik bölge”nin sınırlarını AB’nin resmi sınırları olarak kabul eden bir varsayım üzerinden hazırlanmıştı.

 

 

Sevilla haritası; Türkiye’nin Ege’deki kıta sahanlığını 6 millik karasularıyla sınırlıyor, kalan bölgeyi Yunanistan’a bırakıyor, Akdeniz’de Meis Adası’ndan başlayan Yunan kıta sahanlığı güneye doğru Akdeniz’in ortasına kadar iniyor ve Türkiye’ye Antalya körfezi dışında Akdeniz’e bir çıkış imkânı tanımıyor.

 

 

Her ne kadar Prof. Juan Luis Suarez de Vivero tarafından haritanın altında “anlaşmalı(agreed), tek taraflı ilan edilmiş (unilateral claim) ve varsayıma dayalı ortay hat (hypothelical median line) deniz sınırları olarak gösterilmiş ise de AB’nin tüm ajansları tarafından kullanılıyor ve hatta BM internet sitesinde yer alıyordu. Haritada sınırlar görsel olarak bir kez bu şekilde çizilince ve AB Komisyonu’nun ajansları ve bazı teknik birimleri varsayım da olsa söz konusu haritayı kullanınca, bu çizgilerin AB’nin resmi tutumu olduğu algısı zaman içinde birçok çevrede yerleşmiştir.

 

 

Türk resmi makamları, çok uzun bir zamandır bu haritayı AB’nin taraflı davranışının bir delili olarak görüp eleştirirlerken, AB bu tartışmalar karşısında genellikle sessiz kalmayı tercih etmiş, herhangi bir yanıt vermemiştir. Sonuçta, Brüksel cephesindeki sessizlik AB’nin bu haritayı kabullendiği algısının iyice kuvvetlenmesine yol açmıştır.

 

 

Türkiye’nin 21 Temmuz ve 10 Ağustos 2020 Navtex krizleri sırasında AB Komisyonu adına;

 

 

“Kurumlar tarafından hazırlatılan harici raporlar AB’nin resmi belgeleri değildir ve AB için hukuki ve siyasi değeri yoktur” açıklaması yapılmıştır.

 

 

AB komisyonu bu yanıtla “dışarıya” hazırlatılmış bir çalışmanın varlığını kabullenmiş oluyor, ancak bunun resmi nitelik taşımadığını, bu haritanın AB için hukuki ve siyasi bir değer taşımadığının çok açık bir dille vurguluyor.

 

 

Aynı açıklamada “Deniz alanlarının sınırlandırılması ve buralardaki kaynakların kullanımıyla ilgili konular ancak iyi niyetle, uluslararası hukuka uygun olarak ve iyi komşuluk ilişkileri doğrultusunda diyalog ve müzakere yoluyla ele alınabilir” denilerek AB, aradan çekilmekte, Türkiye ile Yunanistan’ın sorunlarını müzakere yoluyla kendi aralarında çözüme kavuşturmaları beklentisini kayda geçirmektedir.

 

 

Bunun açıklamanın bir anlamı olmadığı açıktır. Zira AB devlet değildir ve egemen devletler gibi kıta sahanlığı veya MEB ilan edemez. Ancak vekil devlet olarak kullandığı GKRY ile Yunanistan’a kendi çıkarlarını sağlayacak geniş alanları ilan etmelerini teşvik ve siyasi kulislerde yardım etmiş olduğu anlaşılmaktadır.

 

 

AB komisyonunun bu açıklamaları inandırıcı da değildir. AB geçmiş raporlarında Türkiye’yi GKRY’nin MEB’inde faaliyet yürüttüğünü belirterek ciddi eleştiriler yapmış ve Ekim ayında yapılan liderler zirvesi sonunda da Avrupa Birliği (AB) Konseyi Başkanı Charles Michel, “Türkiye’ye yönelik çift yönlü bir strateji izlediklerini, yapıcı bir siyasi diyaloğa şans vermek istediklerini, bunun olmaması halinde tüm seçenekleri masada bulundurduklarını” açıklayarak yaptırım uygulayacağı tehdidinde bulunmuştur.

 

 

 

Doğu Akdeniz’de Sevilla haritasındaki sınırlar ile Türkiye’nin BM’ye bildirdiği kıta sahanlığı haritası üst üste konulmuştur. Beyaz sınırlar Sevilla haritasına göre Yunanistan ve GKRY’nin, yani AB’nin sözde deniz yetki sınırlarını, kırmızı çizgi ise Türkiye’nin BM’ye bildirdiği kendi kıta sahanlığı sınırlarını göstermektedir. Sınırların birbirine geçtiği taralı olan alanlar Türkiye’nin kıta sahanlığı teziyle Yunanistan-GKRY ikilisinin tezlerinin ne kadar geniş bir alanda çakıştığını çarpıcı bir şekilde göstermektedir.

 

 

Dışişleri Bakanlığınca, Doğu Akdeniz’de hiçbir adası mevcut olmayan Yunanistan’ın, kıta sahanlığının olamayacağı gerçeğinden hareketle, AB Komisyon Başkanlığına ve AB’nin haritayı kullanan ajanslarına hukuken, ahlaken, maddeten hiçbir geçerliliği olmayan, diğer bir tabirle YOK HÜKMÜNDE olan Sevilla haritasının AB resmi sitelerinden ve dokümanlarından çıkarılması resmi olarak talep edilmelidir.

 

 

Ayrıca, BM sitesinde yer alan haritanın siteden kaldırılması için BM nezdinde girişimde bulunulmalıdır.

 

 

NOT: Cem Gürdeniz ve Sedat Ergin’in yazılarından faydalanılarak hazırlanmıştır.

 

(E) Koramiral Feyyaz Öğütçü
BAU DEGS Danışma Kurulu Üyesi