SÖZDE “ERMENİ SOYKIRIMI”NA TARİHSEL CEVAPLAR

24 Nisan 2021

SÖZDE “ERMENİ SOYKIRIMI”NA TARİHSEL CEVAPLAR

GİRİŞ

Osmanlı Devleti, içerisinde farklı din, mezhep ve ırklara mensup toplulukların bulunduğu çok uluslu bir siyasal yapıya sahip olmuştur. Ülke sınırları içerisinde Türkler ile beraber Sırp, Yahudi, Bulgar ve Ermeni gibi milletler yaşamıştır. Osmanlı Devleti, tebaası olan gayrimüslimler ile olan ilişkilerine “hoşgörü” ile yaklaşmış, gayrimüslimlere din ve vicdan hürriyet tanımıştır. Ermeniler de Osmanlı İmparatorluğu zamanında hiçbir zulme ve baskıya maruz kalmadan, diğer gayrimüslimler ile birlikte din, dil ve kültür hürriyetlerini en geniş şekilde kullanmış, devlete olan bağlılık ve sadakatlerinden dolayı “millet-i sadıka” olarak adlandırılmışlardır. Nitekim Fransız İhtilali sonrasında ortaya çıkan milliyetçilik akımı, çok uluslu devletleri etkilemiş ve çok uluslu bir devlet olan Osmanlı Devleti’nde de Ermeniler tarafından ayaklanmalar çıkarılmıştır. Ermeniler, emperyalist devletlerden aldıkları destekler ile isyana hazır hale getirilerek silahlanmış, Osmanlı Devleti’nin en zor anlarında harekete geçmişlerdir. Ermeniler, Rus ordusu safında Türk ordusuna karşı harekete geçmiş ve Osmanlı ordusunun cephe gerisinde sabotaj eylemleri yaparak irtibatlarını zayıflatmışlardır. Bununla da yetinmeyip şehirlerde ayaklanmalar çıkarmış ve katliamlara başlamışlardır. Olayların artması neticesinde, Osmanlı hükümeti bazı tedbirler almaya mecbur kalmıştır. Bu çalışmada, Osmanlı Devleti tarafından Ermenilere karşı alınan tedbirlerden biri olan “Ermeni tehciri” tarihsel çerçevede irdelenecektir.

 

ANADOLU’DAKİ ERMENİ VARLIĞI VE TÜRK – ERMENİ İLİŞKİLERİNE KISA BİR BAKIŞ

Ermeniler’in Anadolu’ya gelişi M.Ö. 8. yüzyılda gerçekleşen Trak göçlerine dayanmaktadır. Bu göçler neticesinde iki asır göçebe hayatı yaşamışlar ve Urartu Devleti’nin yıkılması ile onların topraklarına yerleşmişlerdir. Ermeniler, Pers İmparatorluğu’nun yıkılması ile birlikte Büyük İskender’in, sonrasında Selevkosların, Romalıların, Bizanslıların, Selçuklu Türklerinin ve Osmanlı Türklerinin egemenliğinde yaşamışlardır. Anadolu’da bulundukları süre içerisinde vergi vermek sureti ile himaye altında yaşamışlar ve hiçbir zaman bağımsız olamamışlardır[1]. Türklerin Ermeniler ile olan ilişkilerinin 11. yüzyılda başladığı, Kilikya ve Çukurova bölgelerinin ise ilk yerleşim yerleri olduğu belirtilmektedir[2]. Türkler ve Ermenilerin ilk karşılaşmaları, Selçuklu Devleti’nin kurulmasından önceki döneme dayanmaktadır ve Sultan Alparslan’ın babası Çağrı Bey’in bölgeye yaptığı seferler sırasında gerçekleşmiştir. Anadolu Topraklarının tamamıyla bir Türk yurdu haline gelmesine kadarki süreçte

Türk – Ermeni ilişkileri gelişmiş ve Ermeniler, Büyük Selçuklu Devleti hakimiyetini tanımışlardır[3]. Osmanlı Devleti’nin kurulmasından sonra Ermeniler,  Osmanlı Devleti’nin egemenliğini tanımış ve Osmanlı Devleti’nin yükseliş döneminde, devlete olan bağlılık ve sadakatlerinden dolayı “millet-i sadıka” olarak adlandırılmışlardır. Ermeniler, Osmanlı Devleti tarafından en güvenilir Hristiyan topluluk olarak kabul edilmiş, yaklaşık 850 sene boyunca Anadolu’da Türkler ile birlikte sulh içinde yaşamışlardır.

 

OSMANLI TOPLUMSAL DÜZENİNDE ERMENİLER

Osmanlı İmparatorluğu, içerisinde farklı din, mezhep ve ırklara mensup toplulukların bulunduğu çok milletli bir siyasal yapıya sahiptir. Osmanlı İmparatorluğu’nun bu yapısı, Türk ve dünya tarihi açısından oldukça önem taşır niteliktedir. İmparatorluğun toplumsal, siyasal ve idari yapısı din ve mezhep temeline göre şekillenmiştir. Toplum inanç temeline göre, Müslüman, Yahudi, Rum, Ermeni gibi çeşitli “milletlere” ayrılmıştır. Osmanlı Devleti’nin kuruluşundan itibaren milletler, devletin sağladığı adil ve hoşgörülü bir hürriyet ortamından yararlanmıştır. Türkler, fethettikleri bölgelerdeki gayrimüslim tebaa ile zimmet anlaşması yaparak bu antlaşma uyarınca gayrimüslimlerin can ve mal güvenliğini, hak ve hukukunu güvence altına almıştır. Zimmet anlaşması yapılan gayrimüslimlere de “zımmi” adı verilmiştir. Ermeni tebaa da zımmi statüsünde kabul görmüş ve Müslümanlar tarafından hoşgörü ile karşılanmıştır[4]. Ermeniler, Osmanlı İmparatorluğu zamanında hiçbir zulme ve baskıya maruz kalmadan, diğer gayrimüslimler ile birlikte din, dil ve kültür hürriyetlerini en geniş şekilde kullanmışlardır. Ermeniler çoğunluklu olarak Anadolu’nun doğusuna yerleşmiş, Doğu Anadolu’nun köy ve kasabalarında kendi topraklarında çiftçilik, mahalli endüstri ve küçük çapta ticaret ile uğraşmışlardır. Şehirlerde ise sarraflık, bankerlik müteahhitlik ve mültezimlik işlerinde uğraşmışlar ve Türklere nazaran daha refah bir hayat sürmüşler, bu durum Türklerde ve Müslümanlarda rahatsızlık yaratmamıştır[5]. Ermeniler’in Osmanlı toplumunda yer alması özellikle zanaatkarlık, kültür ve ticaret alanında olmuş, sanat alanında da önemli katkılar yaparak ünlü sanatçılar yetiştirmişlerdir. Ermeniler musiki alanında da Türk musikisine katkıda bulunmuş ve bu dalda başarılı bestekarlar çıkarmışlardır. Tanzimat Fermanı sonrasında ise nezaretler kurulmuş ve böylelikle Ermeniler, Osmanlı Bürokrasisi’nde de görev almaya başlamışlardır. Bilhassa yabancı dillere olan yetkinleri sebebi ile Hariciye Nezareti Tercüme Odası’nda bulunmuşlardır[6]. Ermeniler, Osmanlı Devleti’nin üst kademelerine gelmiş ve bu mertebelerde de görevlerini sürdürmüştür. Osmanlı Devleti gayrimüslimleri orduya almamış, onları askerlik hizmetinden muaf tutmuş ve bunun sonucunda askere gitmeyen gayrimüslimlerden cizye vergisi almıştır. Osmanlı Devleti’nde gayrimüslim tebaa içerisinde yer alan Ermeniler de cizye vergisi ödemiş, askere gitmemeleri sebebiyle de kendi işlerine odaklanabilmiş ve ekonomik hayat içerisinde varlıklarını koruyarak önemli derecede katkı sağlamışlardır. Türkler ve Ermeniler’in yüzyıllar boyunca bir arada yaşaması ve paylaştıkları kültürel ortaklık, dil konusunda da kendisini göstermiştir. Günlük hayatlarında Türkçe konuşan Ermeniler, edebiyat dili olarak da Türkçe’yi benimseyerek eserlerini bu dilde kaleme almışlardır. Ermeniler, Osmanlı Devleti içerisinde başta Türkler olmak üzere diğer milletler ile barış, güven ve sulh içinde yaşamışlar, devlet yönetimi ile hiçbir zaman karşı karşıya gelmemişlerdir. Ancak, emperyalist devletlerin Osmanlı Devleti’nin içişlerine karışmaya başlaması neticesinde bu durum değişmiş, söz konusu devletlerin de desteğini alarak bağımsız bir Ermenistan kurulması için çeşitli girişimlerde bulunmuşlardır.

ULUSLARARASI İLİŞKİLERDE ERMENİ MESELESİNİN ÖNE ÇIKMASI

 

1789 Fransız İhtilali sonrasında dünyada yayılan milliyetçilik akımı Osmanlı İmparatorluğu içerisinde de kendisini göstermiştir. Bu milliyetçilik akımından etkilenen milletlerden biri de Ermenilerdir. Osmanlı İmparatorluğu içerisinde “millet-i sadıka” olarak bilinen Ermeniler, XIX. yüzyılın ikinci yarısına kadar hiçbir sorun olmadan yaşamışlardır. Hiçbir etnik ve dini ayrımcılık yaşamayan Ermenilerden Osmanlı İmparatorluğunda 29 paşa, 22 bakan, 33 milletvekili, 7 büyükelçi, 11 başkonsolos ve konsolos, 11 üniversite öğretim üyesi, 41 yüksek rütbeli memur görev yapmıştır[7]. Bununla birlikte Ermenilerdeki milliyetçilik akımı; büyük devletler ve kilise destekli misyonerlerden, Ermeni milliyetçisi din ve fikir adamlarından etkilenerek oldukça güçlenmiştir.

XIX. Yüzyılda Osmanlı’da reform hareketleri ortaya çıkmış, 1839 yılında Tanzimat Fermanı ve 1856 yılında Islahat Fermanı ile Osmanlı Devleti’nde gayrı müslimler için yeni bir kapı aralanmıştır[8]. Avrupalı devletler de bu durumdan oldukça memnun olmuşlardır. Ermeni cemaatine mensup din adamları bu zamanda harekete geçmiş ve “Nizamname-i Millet-i Ermeniyan”ı hazırlamışlardır. 24 Mayıs 1860 tarihinde Ermeni patriği bu nizamnameyi onaylamıştır. 29 Mart 1862 tarihinde ise Padişah hükümetin sunduğu nizamnameyi onaylamış ve 17 Mart 1863 tarihinde bu nizamnamenin yürürlüğe girdiği Babiali tarafından Ermeni Patrikhanesine bildirilmiştir[9]. Bundan sonraki dönemde Ermeniler için en önemli dönüm noktası 1877-1878 tarihinde vuku bulmuş “93 Harbi” diye bilinen savaş sonrası imzalanan antlaşmalar olmuştur. Rusya Çarlığı tarafından 3 Mart 1878 tarihinde Ayastefonos Barış Antlaşması’nın 16. Maddesinde, Ermeniler ile ilgili hüküm koyulmuştur. Şöyle ki bu hüküm uyarınca, Osmanlı Devleti Ermenilerin yaşadığı yerlerde ıslahatlar yapmalı ve Kürtler ile Çerkeslerin olası saldırısına karşı Ermenilerin güvenliğini sağlamalıdır[10]. Büyük Britanya Ayastefanos Antlaşması’nın Çarlık Rusya’ya verdiği kazançlardan rahatsız olarak yeniden bir barış görüşmelerinin yapılmasını istemiştir. Ermeni Patrikliği, Britanya’nın tutumunu görünce onlardan da yardım almak istemiş ve 17 Mart 1878 tarihinde İngiliz elçisi Layard’ı ziyaret ederek Ermenilerin özerklik kazanması için yardımı istemiştir[11]. 13 Temmuz 1878 tarihinde imzalanan Berlin Antlaşması’nın 61. maddesinde, Ermenilerin yaşadığı bölgelerde ıslahatların hayata geçirilmesi vurgulanmıştır. Berlin Antlaşması ile beraber Ermeni meselesi artık uluslararası sorun olarak resmen ortaya çıkmış ve Ermeniler de İngilizlerden yardım almadan başarıya ulaşamayacaklarını anlamışlardır.[12]  Ermenilerin faaliyetleri yalnızca İngiltere ile irtibattan ibaret değildi. 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sırasında Osmanlı’nın mağlup durumda olduğunu gören Ermeni Patriği Nerses Varjabedyan öncülüğünde toplanan Ermeni Milli Meclisi, Eçmiyazin Ermeni Katogikosluğu aracılığıyla Rus Çarı’na isteklerini sunmayı kararlaştırmışlardır. İstekler şunlar idi:

1) Ermenilerin yaşadığı ve Fırat’a kadar olan toprakların Rusya tarafından ilhakı.

2) Bunun olmaması halinde Rusya’nın Bulgaristan’a verdiği imtiyazların Ermenilere de verilmesi.

3) Bu da olmadığı takdirde Osmanlı Devleti’nin mutlaka ıslahat yapacağı konusunda garanti vermesi ve Rus askerlerinin bu ıslahatlar gerçekleşene kadar Ermeni topraklarından çekilmemesi[13].

13 Şubat 1878 tarihinde Ermeni Patriği tarafından hazırlanan dilekçeler Rus Çarı ve Rus Başbakanı Gorçakof’a gönderilmiştir. Ayrıca Rus ordusu İstanbul’a yaklaştığı zaman Varjabedyan, Rus heyeti başkanı Grandük Nikola ile görüşerek isteklerini tekrar dile getirmiştir[14]. Netice olarak bu antlaşmalar sonucunde yeni meseleler ortaya çıkmıştır. Bu antlaşmaların getirdiği şartlar Büyük Britanya ve Çarlık Rusya’ya Osmanlı İmparatorluğu’nun iç işlerine müdahele fırsatlarını vermiştir[15].

Bu dönem göze çarpan diğer önemli olay ise Batı devletleri tarafından gelen misyonlerin faaliyetlerinin XIX. yüzyılda büyük ölçüde artmasıdır. Katolik Kilisesi’nin Ermeniler üzerinde artan bu faaliyetleri, Rus gezginlerinden Vladimir Petroviç Orlov-Davydov’un seyahat notlarında da bahsedilmiştir. Ayrıca ünlü Rus bilimadamı ve diplomat Pyotr Aleksandroviç Çihacey’in 1856 yılında Brüksel’de yayınladığı Fransızca broşürde, Amerikalı Protestant misyonerlerin faaliyetlerinin altı çizilmiştir[16]. Doğu Anadolu’da faaliyet gösteren İngiliz konsolosluğu ve İngiliz, Amerikan misyonerler, Ermeni psikolojik operasyonlarını propaganda yolu ile yönetmişlerdir. Böylelikle “Vahşi Türkler mazlum Hristiyan Ermenilere baskı ve mezalim yapıyorlar.” propagandasını Avrupa ve Amerika kamuoyuna aktarmışlardır. Clair Price’ın 1923 tarihinde ele aldığı “The Rebirth of Turkey” adlı kitabında, Amerikalı misyonerlerin taraflı ve yanlış malumatlar verdiğini dile getirmiştir[17]. Misyonerlerin, Ermeni milletinin zor duruma düşmesinde büyük pay sahibi olduğunu ünlü Ermeni bilimadamları itiraf etmiştir. Ermeni kökenli Sovyet tarihçi G.M.Aruntyunyan “XIX. Yüzyılın 90’lı Yıllarının Ortalarında İngiliz Burjuvazisinin Ermeni Meselesindeki Gerici Politikaları” isimli doktora tezinde, Protestan misyonerleri İngiliz diplomasisi ile suç ortağı rolü aldıkları için suçlamıştır[18]. İlaveten diğer Ermeni bilimadamı Artaşes Balasiyeviç Karinyan, 1925 yılında Ermenice basılan “Emperyalist Savaş ve Ermenistan” adlı eserinde Ermenilerin maruz kaldığı acı durumların sorumlularının Avrupa devletleri, Hristiyan misyonerleri ve Taşnaklar olduğunu ifade etmiştir. Karinyan, misyonerleri Avrupalı emperyalistlerin talimatıyla hareket ettikleri için suçlamıştır[19].

Ermeni meselesi üzerinde güç sahibi olmak için Büyük Britanya ve Fransa başta olmakla beraber, Batı devletleri ve Çarlık Rusya arasında görünmez bir mücadele vardı. Bu devletler, Ermeniler üzerinde güç sahibi olarak Osmanlı yönetimine daha çok baskı yapmaya çalışıyorlardı. Yazının ilerleyen kısımlarında bahsedileceği üzere, Ermeni milliyetçi hareketinin Çarlık Rusya’nın emperyalist emelleri ile birleşmesi gerçekleşmiştir. 1926 tarihinde yayınlanan Büyük Sovyet Ansiklopedisi’ndeki “Ermenistan” maddesinde; Ermeni burjuvazisinin, Rus ticaret-sanayi sermayesinin Karadeniz ve Boğazlar’ı ele geçirmek için kulandığı “Hıristiyanların Müslüman Türkiye’nin eğemenliğinden kurtulması” sloganına destek verdiği belirtilmiştir. Ermeni burjuvazisinin bu tutumu neticesinde, Türk Hükümeti’nin 1870 yılına kadar olan olumlu yaklaşımının tam tersine çevrilmesine sebep olduğu da ifade edilmektedir[20]. Bununla birlikte, Ermeni hareketinin İngilizlerden de büyük destek aldığı ortadadır. Özellikle Rus yetkililerinin XX. yüzyılın ilk dönemlerinde yazdığı raporlarda, İngilizlerin Ermeni hareketlenmelerinde rolü olduğu belirtilmiştir. Ayrıca İngiliz misyonerler Ermeni kiliselerini Rusya etkisinden kurtarmaya çalışmışlardır[21].

ERMENİ TERÖR ÖRGÜTLERİNİN KURULMASI VE BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI’NA KADAR OLAN FAALİYETLERİ

Batı dünyası ve Çar Rusya’sına güvenen Ermeni milliyetçileri, emellerine ulaşmak için dernekler ve terör örgütleri kurmaya başlamışlardır. Bu konulara değinmeden önce, Ermeni milliyetçiliği teorisyenlerinin incelenmesi önem arz etmektedir. Ermeni bilimadamı Artaşes Balasiyeviç Karinyan, İsrael Ori’yi Ermeni milliyetçiliğinin ve özerk Ermenistan fikirlerinin ilk ideologu diye isimlendirmektedir. Ori’ye göre, Ermenileri özgürleştirmek için diplomatik faaliyetler ile birlikte Hristiyan devletlerinin askeri gücüne de ihtiyaç bulunmaktadır. Bu doğrultuda ilk önce Batı Avrupa’dan daha sonra ise Çar I. Petro’dan askeri yardım talep edilmiştir[22]. Ermeni milliyetçiliği konusunda öne çıkan bir diğer isim de Grigoriy Yeremeyeviç Artsruni’dir. Artsruni, 1845 tarihinde Moskova’da varlıklı bir ailede dünyaya gelmiştir. Çocukluğunda Ermenice bilmeyen Artsruni, Rusça ve Fransızca ile eğitimini devam ettirmiş ve daha sonra Venedik’te Mihitarist Ermeni manastırında Ermenice’yi öğrenmiştir. Grigoriy Yeremeyeviç Artsruni, 1872 tarihinde Ermeni milliyetçiliği açısından en önemli yayın organı sayılan Mşak’ı (İşçi) yayınlamaya başlamış ve Türkiye ile Rusya Ermenilerini birbirlerine yakınlaştırmayı hedeflemiştir[23]. Sovyet dönemi Ermeni devlet ve bilimadamı olan Artaşes Karinyan, Artsruni’yi hem liberalizmin hem de Ermeni burjuvazisinin faaliyet organı olan Taşnaksutyun’un fikir babası olarak değerlendirmiştir. Yazarın altını çizdiği diğer bir nokta ise yaşlı ve genç Taşnaklar’ın Artsruni’yi kendi kuramcılarından biri olarak gördükleridir[24].

Bu dönemi incelediğimizde Ermeni dernekleri ve terör faaliyetlerine hazırlanan silahlı örgütlerin ortaya çıktığını görürüz. Bu dönemde ortaya çıkan Ermeni dernekleri her ne kadar hayırsever olarak görünse de, asıl maksatları terör faaliyetlerine hazırlıktır. 1878 yılında Van’da kurulan Kara Haç Cemiyeti’nin amacı, Ermenileri olası bir saldırıdan korumak için silahlandırmaktır. 1880’li yıllarda Çarlık Rusya içerisinde kurulmaya başlanan dernekler, Osmanlı Ermenilerine silahlar göndermeye başlamıştır. 1881 yılında Anavatan Müdafileri Derneği, Osmanlı Ermenilerini olmayan saldırılardan muhafaza etmek için silahlar göndermeyi planlamıştır[25]. Ermenilerin ihtilalci kimliğe sahip ilk siyasi parti örgütü ise 1885 yılında kurulan Armenakan Partisi olmuştur. Parti programında, partinin başlıca görevinin Ermenilerin ihtilal vasıtasıyla kendilerini idare hakkını elde etmesi olduğu vurgulanmıştır. Parti, bu amaca ulaşmak için bütün Ermeni milliyetçilerini bir araya toplamak, üyelere ihtilalci fikirleri öğretmek ve silah eğitimi vermek gibi faaliyetler sürdürmüştür. Van Ermeni Okulu’nda Rus Konsolosu Binbaşı Kamsaragan’ın silahların kullanılmasında ve strateji konularının öğretilmesinde rolü olduğu belirtilmiştir[26].  Bununla birlikte, bölgelerde partinin komiteleri kurulmuştur. Bu dönem öne çıkan terör örgütlerinin en önemlileri, Hınçak ile Ermeni İhtilalci Federasyonu (Taşnaksutyun) olmuştur.

Hınçak Ermenice’de Çan demektir. 1887 yılında İsviçre’nin Cenevre şehrinde kurulmuş ve 1890 yılında İhtilalci Hınçak Partisi ismini almıştır. Örgüt Marksist ideolojiyi benimsemiştir. Hınçak için ilk hedef Ermenilerin Anadolu’da birliğini sağlamak olmuş ve mevcut düzeni ancak ihtilal yolu ile değiştirmeyi hedeflemiştir. Devleti kışkırtmayı hedefleyen parti bunun için vergi vermemeyi ve hükümete yönelik gösterilerin yapılmasını kararlaştırmıştır. Terör faaliyetlerini de hedefleyen parti, Türklerle beraber hükümette görev yapan Ermeni isimleri de listesine almıştı. İhtilal için en uygun zamanın Türkiye’nin savaşa gireceği zaman olacağını düşünmüşler ve Süryaniler ile Kürtleri, Türklere karşı savaşta kendi taraflarına çekme çabalarına girmişlerdir. Anadolu Ermenilerinin bağımsızlığı kazanmalarından sonraki diğer hedefleri ise İran ve Rusya’da yaşayan Ermeniler ile federatif bir Ermenistan’ın kurulmasıydı[27].

Ermeni İhtilalci Federasyonu (Taşnaksutyun) ise 1890 yılında Tiflis’te kurulmuştur. Resmi adı “Devrimci Ermeni Partisi Taşnaksutyun (ARPD)”dur. 1891 yılında partinin basın organı olan Droşak (Bayrak) gazetesi kurulmuştur. Taşnak partisi 1892 yılında hazırladığı hareket planıyla çeteler kurmayı, halkı silahlandırmayı, hükümeti yıldırmayı hedeflemiştir. Taşnaksutyun diğer Ermeni terör örgütlerine nazaran, radikal milliyetçiliği ve saldırgan tavrı ile en öne çıkan partiydi. Hınçak bir dönem Taşnaksutyun’un parçası olsa da daha sonra görüş farklılıkları sebebi ile ayrılmıştır. Taşnak Partisi terör faaliyetlerini devletin resmi yetkililerine de yöneltmiştir. Ayrıca parti kendi tüzüğünde de terör vurgusu yapmıştır. Terörün siyasi ve örgütsel olmak üzere iki türlü olduğunu ifade etmişlerdir[28]. Osmanlı Devleti’nde önemli mevkilerde çalışan ve sultana sadık Maksut Simon Bey, sultana bağlı istihbaratın başkanı Artaşek, Jandarma müdiri Adisi Tigran, eski psikopos Mambre Benlyan, cerrah M.Tutunciyev ve diğer önemli mevkilerde Ermenilerin hepsi hedef alınmış ve öldürülmüştür[29].  1926 tarihinde basılan “Büyük Sovyet Ansiklopedisi”nın “Taşnaksutyun” maddesinde Taşnaksutyun terör örgütünün “Büyük Bağımsız Ermenistan” planı güderken Çarlık Rusya’nın buna karşı çıktığı ifade edilmiştir. Bunun asıl sebebi ise, Kafkas Bölgesi’nin de Taşnaksutyun’un hedefinde olmasıdır. Rusya Çarlığı, Ermeni derneklerine ve okullarına baskınlar düzenlemiş ve yüzlerce Ermeni okulunu kapatarak Ermeni kiliselerinin de malvarlıklarına el koymuştur. Taşnaksutyun bundan sonra Rusya Çarlığı’na karşı da tavır almıştır[30].  Ermenilerin terör faaliyetleri karşısında Çarlık Bakanı Lobanov-Rostovskiy Ermeni milli hareketi tehditini şöyle ifade etmiştir: “Bize Ermenisiz Ermenistan lazım![31]. Öne çıkan diğer bir mesele ise Çarlık Rusya’sında yaşayayan Ermenilerin, Osmanlı’da yaşayan Ermeni terör örgütlerine ayaklanmalar için silahlar göndermesidir. Çarlık Rusya mahkemeleri tutanakları incelendiğinde bu durumlarla sıklıkla rastlanılmış ve devlet mahkemeleri tarafından gerekli tedbirler alınmıştır[32]. Bundan sonrakı dönemde Ermeni milliyetçileri Çarlıık Rusya’sına karşı ittifaklar aramıştır. 7 Mayıs 1904 tarihinde Çarlık Rusya’sında  yaşayan Ermeni milliyetçileri, Japon imparatoruna “Kafkasya ve Rusya Ermenileri” imzası taşıyan mektup göndermişlerdir. Bu mektupta Japon imparatoru şerefine “Yaşa, Yaşa!” sloganları atılmış ve Japonya’ya Rusya’ya karşı savaşında başarı dilenmiştir. Ayrıca Ermeni milliyetçileri bu mektubun uluslararası kamuoyunda da yayılması için çalışmışlardır[33]. Ermeni terör örgütlerinin Osmanlı’da düzenlediği toplu isyanlar da başlamıştır. 1890’da Erzurum’da başlayan isyan, aynı yıl İstanbul Kumkapı gösterileri ile devam etmiştir. 1890’lı yıllarda Kayseri, Yozgat ve Merzifon’da, 1895’de ise Sasun isyanları devam etmiştir. Sasun isyanı sonrası Ermeni propagandası ile olay dünya kamuoyunda geniş yankı bulmuştur. Sonrasında kurulan Milletlerarası Tahkikat Komisyonu’nun 20 Temmuz 1895 tarihinde yayınladığı raporda Ermenilerin de masum olmadığı ifade edilmiştir. Hınçak Komitesi’nin öncülüğünde aynı yıl Anadolu’nun 27 yerinde olaylar çıkarılmıştır. Bu olayda Türklerin yanı sıra isyana destek vermeyen Ermeniler de öldürülmüştür[34]. Hınçak ve Taşnak Örgütü teröristleri yukarıda belirttiğimiz gibi Osmanlı tarafında yer alan Ermeni halkına bile terör, cinayet, insan kaçırma gibi terör faaliyetlerinde bulunmuştur. Osmanlı hükümeti bölgede Hamidiye Alayları’nı kurarak teröristlere karşı baskı kurmasını hedeflemiştir[35]. Ermeni terör örgütlerinin en ses getiren olaylarından biri de 26 Ağustos 1896 yılında Osmanlı Bankası’nı işgal etmeleridir[36]. Olayı düzenleyen Ermeni teröristleri, olaya müdahele eden yabancı diplomatlar sayesinde Fransız gemisi ile Marsilya’ya gönderilmiştir. Ayrıca Batı kamuoyu yine bu olayları “ermenilerin ezilmesi” gibi duyurmuştur. Bu olay sonrasında İstanbul’un Samatya ilçesinde Taşnaksutyun militanlarının başını çektiği Ermeni gruplar çatışmalar başlatmış ve Türk-Ermeni çatışmalarına şahit olunmuştur. Bazı Ermeni kadınları da erkeklerle beraber çatışmalarda yer almıştır[37]. Fransız yazar Pierre Loti 1913 tarihinde yayınladığı “Can Çekişen Türkiye”  isimli kitabında dönemin olaylarını anlatırken, Ermeni Devrimci Partisi’nin şiddetle saldırıyı başlattığını, Samatya Mahallesi’ni kana buladıklarını, Ermenilerin pencerelerden bombalar fırlattığını ifade etmiştir[38]. Dönemin ABD elçiliğinin çalışanlarından Roberts Chalmers çatışmaların “siyasal” düzende olduğunu belirtmiştir. Gürcü Menşevizmi’nin önemli isimlerinden olan gerçek adı P.P Goleyşvili olan Karibi, Osmanlı Bankası’nı basan Ermenilerin kendilerine verilen görevi yerine getirdiklerini ifade etmiştir. Karibi, Ermenilerin bu hareketi her zaman yaptığını vurgulayarak, onların sıklıkla kargaşa çıkardıktan sonra kaybolduklarının altını çizmiş ve onların bunu yapmaları sonucunda, Türklerin Ermenileri kestiği yaygarasını kopararak gazetelere malzeme verdiklerini kaleme almıştır[39]. Boryan ise burada “kamuoyu” denilen kesimin Avrupa’ya hakim sınıfların temsilcileri olduğunu belirterek, onları satılmış gazeteciler, bulvar yazarları, siyasal maceracılar ve çıkarlarını Yunan ve İngiliz emelleriyle birleştirilmiş olanlar diye ifade etmiştir. Ayrıca bu olayların emperyalistlerin kendi emelleri için Ermenilerin kanını dökmeleri politikasını Doğu’daki sömürgeci politikaları ile ilişkilendirmiştir[40].  21 Temmuz 1905 tarihinde ise Sultan II.Abdülhamid’e başarısız süikast girişimi düzenlemişlerdir[41].  Bu olaylar Osmanlı Devleti’ni iyice meşgul etmiştir. Batılı devletler de bu olaylardan memnun olmuş ve Osmanlı’ya müdahele etme fırsatını yakalamışlardır. Batı devletleri bu olayda Osmanlı’yı suçlu görerek baskılarına devam etmiş ve bu baskı karşısında bazen suçsuz insanlar bile Osmanı hükümeti tarafından cezalandırılmıştır. İlaveten bu baskılar karşısında bazı zamanlarda Ermeni teröristler serbest bırakılmıştır[42].

23 Temmuz 1908 tarihinde Osmanlı’da II. Meşrutiyet’in ilanı ile birlik ve beraberlik havası ortaya çıkmış ve silahlı örgütler eylemlerini durdurmuşlardır. II. Meşrutiyet’in ilanına zemin hazırlayan en önemli oluşum İttihat ve Terakki Cemiyeti olmuştur. Osmanlı’daki birlik ortamını kurmayı hedefleyen İttihat ve Terakki Cemiyeti, Taşnaksutyun dahil diğer azınlık örgütleri ile ilişkilerini dostça kurmuştur. Cemal Paşa, İttihatçıların bu politikasında tek “Osmanlı Birliği Siyasi Komitesi”nde birleşmeyi hedeflediğinin altını çizmiştir. Rum, Bulgar ve Ermeni örgütleri, İttihat ve Terakki ile birliği hedeflemiyordu. Taşnaklar da Meşrutiyet için İttihat ve Terakki’yi desteklemekle birlikte, özerklik ve tam bağımsızlık taleplerinden vazgeçmemişlerdir. İttihat ve Terakki Cemiyeti ile Taşnaksutyun arasında işbirliği 1909 yılına kadar devam etmiştir[43]. 13 Nisan 1909 yılında İstanbul’da başlayan karşı devrim hareketlerinin başlaması ve Adana’da Türk-Ermeni çatışmalarının başlaması, Türk ve Ermeni milleti arasında ilişkileri yeniden kötüleştirmiştir[44]. Bu olaylarda Ermeni komiteleri Batı kamuoyuna 20.000-30.000 Ermeninin Müslümanlar tarafından katledildiğini ifade etse de bu durum gerçekliği yansıtmamaktadır çünkü 1906-1907 yıllarında Adana’da Ermeni nüfusu 50.300 olarak belirlenmiştir. 1914 sayımında ise Ermenilerin nüfusu 52.650 olarak kayda geçmiştir. Unutulmamalıdır ki, Hınçak ve Taşnaksutyun Cemiyetleri’nin Adana’daki klüpleri geniş çerçevede yayılmıştır. İlaveten Adana’daki İngiliz Konsolosu, şehirdeki olayları incelemiş ve ateş etmemeleri için Ermenileri uyarmıştır. Yapılan bu uyarıya uyulmamış ve İngiliz Konsolosu kolundan yaralanmıştır. İngiliz Konsolosu, raporunda Ermenilerin askerlere ateş ettiğini ve Ermenilerin askerlerin üzerlerine gaz yağı dökerek yaktıklarına şahit olmuştur[45].

Birinci Cihan Harbi arafesinde Ermeni terör örgütleri yeniden aktif bir şekilde faaliyete başlamışlardır. Rusya Çarlığı’nın belgelerinde bu konu ile ilgili malumatlar geniş şekilde ele alınmıştır[46]. Buradaki 1910-1913 yıllarını kapsayan rapor ve belgelere bakıldığında, Ermeni terör örgütlerinin silahlandığını ve özellikle Çarlık Rusyası’nın tarafında savaşmaya hazır oldukları görülür. Bu belgelerden bazılarını ayrıntılı bir şekilde aktarmak durumun  ciddiyetini gözler önüne serecektir.

Tiflis’te bulunan Kafkas Askeri Bölgesi Karargahı’nın 11 Şubat 1910 tarihinde hazırladığı istihbarat raporunda, Erzurum’da Ermenilerin silahlandığını ve bunun Taşnakların emriyle olduğu ifade edilmiştir[47]. Rus Askeri Bölgesi Karargahı’nın 10 Mart 1911 “gizli” ibareli ve “Türkiye Hakkında Siyasi Bilgiler” başlıklı istihbarat raporunda, Muş’ta Taşnak faaliyetlerinin yeraltına indiği ve Türk hükümetinin de buna karşı tedbirler aldığı ifade edilmiştir. Raporda Ermenilerin Ortadoksluğu benimseyerek Rus tebaasına geçmek istediği belirtilmiştir. Aynı raporda Erzurum ile ilgili olarak bir tuğgeneral, geniş Ermeni kitlelerinin ve Taşnakların çoğunun Rusya tarafında yer alacağını belirtmiştir. Ayrıca Karakilise Ermenileri ile ilgili de aynı bilgilere yer verilmiştir[48]. Ünlü Rus komutanı Tümgeneral Yudeniç’in 11 Temmuz 1912 tarihinde yazdığı “gizli” ibareli ve “Asya Türkiye’sinden Siyasi Bilgiler” başlıklı raporda, Erzincan Ermenilerinin Türk-Rus savaşında Ruslara yardım edeceği belirtilmiştir. Rus askerlerinin Ermenileri Türklerden ayırabilmesi için geleneklerine uymadığı halde, Ermeni eratın üniformalarının altına gizleyerek boyunlarına haç asması kararının alınması da bildirilmiştir[49]. 26 Kasım 1912 tarihinde Rusya’nın İstanbul Büyükelçisi Zinovyev’in Rusya Dışişleri Bakanı S.D.Sazanof’a gönderdiği raporda; Van, Bayezid, Bitlis, Erzurum ve Trabzon konsolusluklarının verdiği raporlara esasen, bölge Ermenilerinin hepsinin Rusya tarafında oldukları ve Rus ordularının gelişini bekledikleri ifade edilmiştir[50]. Taşnaksutyun’un “Orizon” gazetesinde 1912 tarihinde yayımlanan bir makalede ise herhangi bir Türk veya Türk devletinin Ermeni için değer taşımadığı belirtilmiş ve Türklerin varlığını koruyabilmesi için çözüm yolları bulması gerektiği vurgulanmıştır[51].

Ayrıca Batılı devletler ve Rusya Çarlığı 1 Aralık 1913’te “Asya Fransız Komitesi”nin, 20’ye yakın devletin katıldığı toplantısında Ermeni delegasyonu başkanı Boghos Nubar Paşa’nın konuşmasının ardından, büyük devletler ıslahatlar yapılıp bitene kadar Osmanlı hükümetine mali yardım yapılmaması, gümrük ve bazı vergi artışlarına razı olunmaması gibi kararlar almışlardır[52]. İttihat ve Terakki Partisi, doğrudan yönetime hakim olduğu dönem sonrası Doğu bölgelerinde reform paketi ile ilgilenerek dış müdahele ve Ermeni faaliyetlerini önlemeye başlamıştır. 26 Mart 1913 ve 24 Nisan 1913 tarihinde iki kez kanunlar çıkartılmış ve Doğu Anadolu Bölgesi’ndeki Ermeni nüfusun yoğun olarak yaşadığı bölgede, yerel yönetimlerin güçlenmesi için İngiltere’den uzman istense de İngiltere’nin tek başına yetki alması diğer devletlerin tepkisine sebep olmuştur[53]. Osmanlı hükümeti, Ermeni ıslahatı konusunda hem İngiltere’nin desteğini almayı hem de Rusya’nın olası müdahelesinden kaçınmayı hedeflemiştir. 8 Şubat 1914 tarihinde Osmanlı İmparatorluğu ve Çarlık Rusya arasında Yeniköy Antlaşması imzalanmıştır. Bu antlaşma uyarınca, Avrupa’dan gelen iki yöneticinin Doğu Anadolu’da ıslahatlar gerçekleştireceği kararlaştırılmıştır. Birinci Cihan Harbi çıktığında Osmanlı İmparatorluğu Çarlık Rusyası ile savaşa girmiş ve bu ıslahatlardan vazgeçilmiştir. Osmanlı hükümeti gerekçe olarak savaşın çıkışını göstermiştir. 31 Aralık 1914 tarihinde padişah iradesi ile müfettişlik teşkilatı lağvedilmiştir[54].

 

BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI YILLARINDA YAPILAN TEHCİRİN SEBEBİ VE UYGULANMASI

Birinci Dünya Savaşı arifesinde başlayan Ermeni milliyetçilerinin terör ve isyan hazırlıkları kendisini açıkça göstermeye başlamıştır. Mayıs 1914’te İstanbul Galata’daki Ermeni Büyük Merkez Okulu’nda patrikhane, Taşnaksutyun, Hınçak temsilcileri toplantı yaparak “Ermenilerin Osmanlı Hükümetine sadık kalmaları” hakkında karar almışlardır. Bununla Osmanlı hükümetine güven vermek istemişler ancak çok geçmeden Haziran 1914’te Erzurum’da Sekizinci Taşnaksutyun Kongresi’nde aldıkları kararla İttihat ve Terakki’ye karşı muhalefet durumunda olacaklarını ve teşkilata karşı şiddetle mücadele edeceklerini duyurmuşlardır[55]. Taşnaklar’a bu dönem en büyük desteği Çarlık Rusya’sı vermiştir ancak Fransa’nın da Ermeni milliyetçilerini desteklediği gözle görülür bir gerçektir. Şöyle ki, 3 Kasım 1914 tarihinde Fransa Dışişleri Bakanlığı tarafından hazırlanan Asya Türkiye’sinin etnik açıdan alanlarını gösteren haritada, Ermenistan bölgesi Çukurova’dan Van’a kadar uzanan bir bölge olarak belirtilmiştir[56]. 1914 yılından itibaren Fransa’nın Ermenilere Klikya bölgesinde devlet sözü verdiği ve haritaların bu doğrultuda yapıldığı arşiv belgelerinde görülmektedir[57]. Şubat 1915 tarihi itibari ile ise Fransız ordusunda 12.446 Ermeni vardır ki bunlardan 592’si Osmanlı Ermenisidir ve 1914-1918 yılları arasında Fransız ordusunda savaşan Osmanlı Ermenileri için anıt dikilmiştir[58].

Osmanlı Devleti’nin 3 Ağustos 1914 tarihinde seferberlik ilan etmesi ile Ermeni komiteleri harekete geçmiş ve Ermeni nüfusundan askere çağrılanlar kararlara uymamıştır. Ermenilerin çıkardığı ilk isyan 17 Ağustos 1914 tarihinde, Osmanlı Devleti’nin savaşa girmesinden önce olmuştur. Zeytun Ermenileri Maraş kışlasından kaçarak, Maraş jandarma komutanı ve 25 eri katletmişlerdir[59]. İlaveten 26 Ağustos 1914  tarihinde Halep Valiliği’nin Osmanlı hükümetine gönderdiği raporda, Zeytun Ermenileri’nin seferberliğe uymadığı belirtilmiştir[60]. Çarlık Rusyası’nın Kafkas Askeri Bölgesi Kurmay Başkanı Yudeniç 10 Ağustos 1914 tarihinde bir şifreli telgraf yazarak, Türklere düşman olanları örgütlemeyi hedeflediğini belirtmiştir. Yudeniç, Şeyh Barzan ve Şeyh Taha önderliğindeki bazı Kürt aşiretleri ve Ermenileri silahlandırmak için 25 bin silah ve 20 milyon mermi istemiştir[61]. 17 Eylül 1914 tarihinde ise Çar II. Nikolay Ermenilere bir bildiri yayınlamıştır. Bu bildiri ile Ermenilere birlik çağrısı yapılmıştır. Ekim 1914’te Rus Kafkas Cephesi Komutanlığı, Osmanlı Ermenilerine yönelik çağrıya hazırlık yapmış ve bu çağrıda Rusya himayesi altında olan Ermenilere “Bağımsız Ermenistan” sözü verilmiştir[62]. 30 Kasım 1914 tarihinde Tiflis’teki Ermeni bürosunun bildirisinde, Ermenilerin Ruslara destek verdiği ve Rusların sayesinde huzurlu günlere kavuşacakları belirtilmiştir[63]. Bunun karşılığında kurulan Ermeni gönüllüleri Çarlık Rusya’sı tarafına geçmiştir. Bu konulara ilişkin raporlardan biri olan Hınçak Başkanı Arşak Bakahyan’ın Aralık 1914’te hazırladığı raporda adı geçen 346 Ermeni gönüllüsünün çoğunun, Balkan Savaşı ve diğer savaşlar zamanında firari olduğu belirtilmiştir[64]. Çarlık Rusyası Arşivi’nde Türklere karşı Rusya safında savaşmak için hazırlanan Ermeni gönüllülerin (Osmanlıdan ve diğer ülkelerden gelenler olmak üzere) listesi mevcuttur[65]. Osmanlı Devleti’nin Çarlık Rusyası’na karşı savaşa girmesinden sonra, Ermeni terör örgütleri hareketlenmelerini artırmıştır. Ermeniler, Rus ordusu safında Türk ordusuna karşı harekete geçmiş ve Osmanlı ordusunun cephe gerisinde sabotaj eylemleri yaparak irtibatlarını zayıflatmışlardır. Bununla da yetinmeyip şehirlerde ayaklanmalar çıkarmış ve katliamlara başlamışlardır. 15 Nisan 1915 tarihinde Van çevresinde, 20 Nisan tarihinde ise Van merkezinde Ermeni teröristleri büyük çaplı isyanlar başlatmışlardır. Bölgedeki jandarma birlikleri hedef alındıktan sonra köy sakinleri de saldırıya uğramış ve oldukça büyük katliamlar yaşanmıştır. Dikkat edilmesi gereken nokta şudur ki; bu isyanlar tam da Büyük Britanya ve Fransa’nın Çanakkale’ye yaptığı saldırıların arttığı, Rus ordularının da Doğu Anadolu Bölgesi’nde ilerlediği döneme denk gelmiştir. Olayların artması neticesinde, Osmanlı hükümeti bazı tedbirler almaya mecbur kalmıştır. 16-17 Mayıs tarihinde Van, Ermenilerin büyük katkısı ile Rus ordusu tarafından ele geçirilmiştir. Rusya’nın Paris Büyükelçisi Sazanov’un 28 Nisan 1915 tarihinde Fransa Dışişleri Bakanlığına gönderdiği mektubuna istinaden gönderilen 14 Mayıs 1915 tarihli mektupta, Van’da 6 bin Müslüman’ın Ermeniler tarafından katledildiği belirtilmiştir. İngiltere de Ermeniler ile ittifaklarını sıkılaştırmış ve Ermeni lider ile yapılan görüşme sonrasında 3 Ağustos 1915 tarihinde İngiliz Albay Mark Sykes tarafından Kahire’deki İngiliz Kuvvetler Komutanı Sir John Maxwell’e gönderilen raporda, Kıbrıs’ta 5.000 Ermeninin hazırlandığı ve müttefikler için silahlanacağı ifade edilmiştir[66].

24 Nisan 1915 tarihinde Osmanlı Dahiliye Nazırı Talat Paşa tarafından bazı vilayetlere ve mutasarrıflıklara telgraf gönderilerek; Ermeni komitelerinin merkezlerine baskınlar düzenlenmesi, evraklara el konulması ve komitelerin elebaşlarının tutuklanması emri verilmiştir[67]. Ermeniler 24 Nisan’ın, Türklerin Ermenilere sözde soykırım uyguladığı tarih olduğunu iddia etmektedir fakat bu tarih zorunlu göç kararının alındığı tarih olmayıp, Ermeni Komite Merkezlerinin kapatılarak evrakına el konulması ve 77.735 Ermeni’nin yaşadığı İstanbul’da 2345 Ermeni komite liderinin tutuklanması kararının alındığı tarihtir[68]. Unutulmaması gereken diğer konu ise İttihat ve Terakki liderlerinden olan Enver Paşa daha bu tedbirleri almadan önce Ermeni Patriği ile görüşmesinde Ermeni vatandaşların Türkiye tarafında olmasını beklediklerini ve savaşta silahla kaçmış Ermenilerin halkı ve memurları öldürmesini raporlarda görüldüğünü ifade etmiştir. Enver Paşa bu hareketin genişlemesi halinde sert tedbirler alınacağını söylemiştir. Patrik ise suçun Ermeni komitelerinde olduğunu ve kendisinin Osmanlı’ya sadık kalacağının altını çizmiştir[69]. Dahiliye Nazırı Talat Paşa da Taşnaksutyun liderlerinden ve Erzurum mebusu Vartakes Efendi ile görüşmesinde Ermenilerin bu faaliyetlerinin devamı karşısında şiddetli tedbir alacaklarını ifade etmiştir. Talat Paşa Ermenilerin bu faaliyetlerini önceden tespit etmiş, Aralık 1914’te doğu bölgelerine gizli bir talimat göndererek Ermenilerin eğitim ile ilgilenen yabancı kuruluşların harp zamanı bölgeden başka yerlere gönderilmesini düşündüğünü ifade etmiştir[70]. 25 Şubat 1915 tarihinde Ermenilerin çeteler kurarak eşkiyalık yaptığı ve isyan ettikleri bilgisi geldikten sonra yeni bir talimat gelmiş ve bu talimatta Ermenilerin silahlı hizmette kullanılmaması, birlik komutanlarının olası saldırılara karşı koyması ve gerekirse örfi idare ilan edilmesi bildirilmiştir. Buna ek olarak, planlı hareket olmayan yerlerde Osmanlı Devleti’ndeki sadık tebaaya zarar verilmemesi gerektiği bildirilmiştir[71]. Osmanlı hükümeti her ne kadar olayları engellemeye çalışsa da Ermeni terör komiteleri durmak bilmemiş ve tertipledikleri bu isyanlar Osmanlı’nın doğu cephesindeki işini zorlaştırmıştır. Enver Paşa 2 Mayıs 1915 tarihinde Dahiliye Nazırı Talat Paşa’ya telgraf göndererek Ermenilerin isyana hazır olduklarını ve onları aileleri dahil ya Rus sınırına ya da Anadolu’nun çeşitli bölgelerine dağıtmaları gerektiğinden bahsetmiştir[72]. Dahiliye Nazırı Talat Paşa inisiyatifi ele alarak Ermeni tehcirine başlamıştır. Çarlık Rusyası, Fransa ve İngiltere 24 Mayıs 1915 tarihinde yayınladıkları bildiride Osmanlı hükümetinin Ermenileri öldürdüğünü, Türklerin insanlık ve medeniyete karşı cinayet işlediklerini ileri sürmüş ve bundan hükümet yetkililerini sorumlu tutacaklarını ifade etmiştir[73]. Osmanlı hükümeti bu iddialara sert tepki göstermiş ve Talat Paşa sadarate verdiği 26 Mayıs 1915 tarihli tezkerede durumun vahim derecede olduğunu belirterek Ermenilerin işlediği suçları belgelerle ispatlamıştır. İlaveten göçün Osmanlı sınırları içerisinde olmasını istemiştir.  Bunun sonrasında  “Vakti Seferde İcraati Hükümete Karşı Gelenler İçin Cihef Askeriyece İttihaz Olunacak Tedabir Hakkında Kanun-ı Muvakkat” kanunu çıkarılmış ve yürürlüğe konmuştur[74]. Bu karar ve maddeleri incelendiğinde, Ermeniler dahil hiçbir etnik grubun isminin geçmediği görülmektedir. Düşmanla işbirliği yapanlar büyük oranda Ermeniler olduğu için bu karara tabi tutulanlar da ilk onlar olmuştur. 31 Mayıs 1915 tarihinde bahsi geçen kanun Dahiliye ve Harbiye Nezaretine tebliğ edilmiş ve 1 Haziran 1915 tarihinde ise Ermeni tehciri ile ilgili işlemler resmen tamamlanmıştır[75]. Burada dikkat edilmesi gereken nokta Ermenilerin toplu şekilde tehcire tabii tutulmamasıdır. Göç ettirilecek kesim Adana, Ankara, Diyarbakır, Aydın, Birecik, Eskişehir, Dörtyol, Giresun, Görele, Halep, Haymana, İzmir ve Kütahya bölgelerinde yerleşen Ermenilerdir[76]. Göç edecekleri yer ise Musul vilayeti, Urfa’nın güneyi, Halep’in doğu ve güneydoğu kesimleri, Suriye vilayetinin doğusudur[77]. Katolik ve Protestan mezhebinden olanlar, tüccarlar, Osmanlı ordusuna görev yapan Ermeniler ve aileleri, Duyun-ı Umumiye ve bazı konsolosluklarda çalışan Ermeni memurlar, Ermeni mebus ve aileleri bu karardan muaf tutulmuştur. Yetim çocuk ve dul kadınlar da sevk edilmemiş ve onlara yerleşim yerleri sağlanmıştır[78]. Talat Paşa, Ermenilerin sevk ve iskanının düzgün çerçevede ilerlemesi için gerekli tedbirleri almış ve İskan-ı Aşair ve Muhacirin Müdüriyeti’ne 8 maddelik bildiri göndererek tedbirlerin alınmasını emretmiştir[79]. Osmanlı hükümeti sevk edilen Ermenilerin mallarını tespit etmek için tehcir bölgelerinde yerleşen maliye ve mülkiye memurlarından ibaret “Emval-i Metruke Komisyonları” kurmuştur[80]. Merkez hükümetin emirleri, yerel hükümet tarafından yanlış anlaşıldığı zaman uygulamalarda sorun olmuştur. Bu doğrultuda Talat Paşa yeniden gerekli emirleri vermiş, Ermeni komitelerinin liderlerinin tutuklanmasını ve diğer gayrimüslimlere bu uygulamanın yapılmamasını bildirmiştir[81]. 28 Ağustos 1915 tarihinde ise dikkat edilmesi gereken hususlar 24 maddeden ibaret bir yazı ile bildirilmiştir[82]. Talat Paşa tehciri dikkatle izleyerek Ermeni kafilelerinin masrafının arttığını görmüş ve 7 Ekim 1915 tarihinde talimatname yayımlayarak masraflar için İstanbul’dan para göndermiştir. En önemlisi sevk ve iskan durumu ile karşılaşan Ermenilerin borçları ya tamamen silinmiş ya da bazı yardımlarda bulunulmuştur[83]. Osmanlı hükümeti tehcir sırasında kanun dışı hareket edenleri de cezalandırmıştır. “Divan-ı Harbi Örfi Mahkemeleri” tutanaklarında 1673 kişinin bu konuda yargılandığı ve bunlardan 67 kişinin idamla cezalandırılmasına karar verilildiği belirtilmiştir[84]. Görüldüğü gibi sevk ve iskan sırasında Osmanlı hükümeti gerekli tedbirleri alarak kafilelerin güvenliğini sağlamaya çalışmıştır[85]. Bu noktada tartışılan konulardan biri de ne kadar Ermeninin sevk edildiğidir. Kaynaklarda bu konu ile ilgili farklı bilgiler verilmektedir. Osmanlı belgelerindeki sayıma bakıldığında 438.758 Ermeni tehcir edilmiş, 382.148 Ermeni sevk bölgesine ulaşmıştır[86]. Zenop Bezciyav ve Boghos Nubar Paşa da bu sayıyı doğrulamaktadır[87].  Ermeni tehciri 21 Şubat 1916 tarihine kadar devam etmiştir[88]. Birinci Cihan Harbi’nin bitiminden sonra 18 Aralık 1918 tarihli Osmanlı Hükümeti Fermanı ile tehcire tabii tutulanlar geri dönmüştür. Ermeni Patrikhanesi raporuna göre, bu dönem geri dönüş yapan veya Osmanlı toprağında yaşayan 644.900 kişi bulunmaktaydı. 20 Mart 1919 tarihli Osmanlı belgesinde ise 232.679 Ermeni ve Rumun geri dönerek evlerinin ve malllarının iadesini aldığı belirtilmektedir[89].

 

TARİHİ BİLGİLER 1915 OLAYINI NASIL İFADE EDİYOR? TEHCİR Mİ SÖZDE “SOYKIRIM” MI?

1915 olayları bir kısım tarafından sözde “soykırım”, bir kısım tarafından ise “tehcir” olarak değerlendirilmektedir. Bu noktada ele alınacak bilgiler tarihi belgeler esasında olacaktır. Yukarıda bahsedildiği üzere Osmanlı hükümeti, tehcir sırasında Ermenilerin güvenliği açısından elinden gelen tedbirleri almış ve dönemin ağır şartlarına rağmen mali yüklerden kaçmamıştır. Ayrıca tehcir listesine alınan kitle, Ermeni toplumunun tamamı değildir. Açıkça belirtilmelidir ki alınan kararın savaş sebebinden ve Ermenilerin tutumundan kaynaklı olduğu ortadadır.

Sözde “Ermeni soykırımı” meselesi Batı dünyasının Türkiye ve Türk milletine karşı elinde bulundurduğu bir kozdur. Günümüzde Türkiye Cumhuriyeti’nin uluslararası kamuoyunda sıklıkla karşılaştığı sözde “Ermeni soykırımı” yalanı yukarıda ifade edildiği gibi geçmişten bugüne gelen bir konudur. Müttefik Devletler’in, Mondros sonrası yaptıkları ilk iş İttihat ve Terakki mensuplarını bu konuda yargılamak olmuştur. 10 Nisan 1919 tarihinde  Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey’in “soykırım suçundan” idam edilmesi sonrası kitlelerin isyanı, İngilizleri bu konuda hareket etmeye ve suçlu bulduğu kişileri Malta’ya sürgün etmeye yöneltmiştir. Uzun süren çabalarla belgeler arayan İngilizler, bu konuda hayal kırıklığına uğramışlardır. Şöyle ki, 31 Mayıs 1921 tarihli Dışişleri Bakanlığından İngiliz Kraliyet Başsavcılığına gönderilen yazıda “Ermeni kıyımı” meselesinde “hukuki değerde kanıt bulunamayacağı” ifade edilmiştir[90].

Ermeni lobisi ve sözde “Ermeni soykırımı” iddialarını  destekleyen kişilerin değerlendirdikleri kaynak eserler şunlardır: Mavi Kitap diye bilinen, Arnold Toynbee ve James Bryce tarafından kaleme alınan The Treatment of Armenians in the Ottoman Empire (1915-1916), ABD’nin Birinci Dünya Savaşı’nda İstanbul’da görev yapan büyükelçisi Henry Morgentahu’nun hatıralarının anlatıldığı 1918 baskılı Ambassador Morgenthau’s Story, Aram Andonian tarafından yazılan 1920 yılı basımı The Memoirs of Naim Bey: Turkish Official Documents Realting to the Deportation and the Massacres of Armenians, Alman din adamı Johannes Lepsius tarafından yazılan kitaplar ve raporlar.

“Mavi Kitap” günümüzde bazı kişiler tarafından kanıt gibi kullanılsa da, İngiliz Kraliyet Başsavcılığı Malta’da esir tutulan Türkleri suçlamak için gösterilen bu kitabı hukuki açıdan ciddiye almamıştır[91]. Toynbee bu dönem İngiliz psikolojik savaş mekanizması diye bilinen “Wellington House” kurumunda çalışmıştır. Bu kurumun yöneticisi Masterman’ın eşi Lucy Masterman, eşinin hayatını anlattığı kitapta kocasının işi ile ilgili şu özet bilgiye yer vermiştir: “Onun itiraz ettiği husus, dairesinin yapılan iş icabı her türlü dürüstlüğü ve mantığı unutmasının talep edilmesi idi.”[92]. Toynbee de bu kurumda çalışarak propaganda işleri ile meşgul olmuş ve bundan dolayı yaşamı boyunca rahatsız olduğunu itiraf etmiştir[93]. Mavi Kitap hakkında ise Toynbee, bunun İngiltere tarafından kurgulanmış bir savaş propagandası olduğunu vurgulamıştır[94].  Başka bir kitapta da Osmanlı Devleti için hazırlanmış karşı propaganda adlandırmıştır[95]. 1925 yılında İngiliz Dışişleri Bakanı Austin Chamberlain Lordlar kamarası konuşmalarından birinde bu kitabın “temelsiz ve savaş propagandası” olduğunu belirtmiştir. Bu kitap ile ilgili yakın dönem tarihçileri de aynı fikirdedirler. Kitabın sorumlularından biri olan Lord Bryce ile Amerikan misyoner genel sekreteri James Barton arasındaki yazışmalarda kitabın propaganda olduğu belirtilmiştir. Ünlü tarihiçilerden Justin McCarthy ile Andrew Mango da bu kitabın bilimsel olmadığını ifade etmişlerdir[96].

ABD’nin Birinci Dünya Savaşı’nda İstanbul’da görev yapan büyükelçisi Henry Morgentahu’nun hatıralarının anlatıldığı 1918 baskılı Ambassador Morgenthau’s Story kitabının ise o dönem ciddiye alınmadığını belirtmek gerekir. Ne acıdır ki bu kitap ABD Kongresi’ndeki sözde “Ermeni soykırımını tanımak” amaçlı karar tasarılarında kaynak olarak gösterilmektedir[97]. İngiliz Kraliyet Savcılığı’nın yürüttüğü Malta tutukluları ile ilgili mahkemede “Ermeni kırımı” ile ilgili belgelerin aranılması çalışmaları doğrultusunda İngiltere Dışişleri Bakanlığı tarafından ABD’den kaynak istenmiştir. 13 Temmuz 1921 tarihli Ingiltere’nin Washington Büyükelçiliğinden gelen bir yanıtta, Amerika Dışişlerinde “Ermeni kırımı” hakkında belge bulunamadığı vurgulanıyordu[98]. Henry Morgenthau kitabını yazarken gazeteci Burton J. Hendrick, katibi Ermeni Hagop Andonian ve hukuk müşaviri Ermeni Arshag K. Schmayonian ile beraber çalışmıştır. Bu kitapta birinci el kaynak yoktur ve ikinci veya üçüncü dereceden tanıkların ifadeleri geniş şekilde yer almıştır. Zaten Morgenthau 26 Kasım 1917 tarihinde ABD Devlet Başkanı Woodrow Wilson’a gönderdiği mektupta kitabın amacının Türk ve Alman aleyhtarı bir propaganda olduğunu ifade etmiştir[99]. Morgenthau’yu yalanlayan en önemli isimlerden biri de Amerikalı Amiral Mark Lamber Bristol olmuştur. Bristol 28 Mart 1921 tarihinde Amerikan Yabancı Misyon Komiserleri İdari Heyeti’ne yazdığı mektupta “Türklerin Ermeni Kırımı yaptığı” haberlerinin doğru olmadığını belirtmiş ve Morgenthau’nun anıları konusunda ise Morgenthau’nun raporları okumadığını ve bunların birinci katibi Ermeni Hagop S. Andonian ve hukuk müşaviri Ermeni Arshag K. Schmavonian tarafından hazırlandığının altını çizmiştir[100]. Dönemin tarihçilerinden Sidney Bradshaw Fay ve Harry Barnes ise bu anıların gerçek olmadığını ispat etmişlerdir[101]. Ermeni tehciri zamanı Dahiliye Nazırı vazifesini yürüten Talat Paşa 25 Ocak 1921 tarihinde bir Sovyet askeri istihbaratçısıyla görüşmüştür. Bu görüşmede istihbaratçı, Talat Paşa’nın Morgenthau hakkında konuşurken onun Türkiye’de şarlatan diye görüldüğünü ve Türkiye’ye yönelik iftiralarda bulunduğunu aktarmıştır[102]. Talat Paşa anılarında da kendisi hakkında “ne Türk ne de Müslümandır” diyen Morgenthau’ya karşı çıkmış ve  iddiasını cevaplamıştır[103].

Aram Andonian tarafından yazılan 1920 yılı basımı The Memoirs of Naim Bey: Turkish Official Documents Realting to the Deportation and the Massacres of Armenians eseri ise İngiltere’de basılmıştır. Bu eser de sözde “soykırım olduğunu iddia edenlerin” başlıca yararlandığı çalışmalardandır.  Bu konu hakkında Şinasi Orel ve Süreyya Yuca  tarafından 1983 yılında çok kapsamlı bir çalışma yapılarak bu kitabın sahte olduğu belgelelerle ispat edilmiş ve sonuç kısmında 12 madde ile özete yer verilmiştir[104]. Bu kitap ile ilgili Türkiye’nin Washington Büyükelçisi Şükrü Elekdağ 1985 yılında 69 tarihçi ve bilim adamını sözde soykırım iddialarını tartışmak için toplamıştır. Bu bilim adamlarından tek Türk isim Prof Dr. Halil İnalcık’tır. 69 tarihçi ve bilim adamı,  Ermenilerce tehditlere uğramışlardır. Nisan 2005 tarihinde bir televizyon programına katılan Şükrü Elekdağ bu kitabın, bilim adamları tarafından alınan karara göre uydurma ve sahte olduğunu belirtmiştir[105]. Diğer önemli meselelerden biri ise bu kitapta kullanılan belgeler İngiliz Kraliyet Başavcılığı tarafından da Malta yargılanmalarının yapıldığı zamanda ciddiye alınmamıştır[106].  Talat Paşa cinayeti sonrası Sogomon Teyleryan’ın davasında dinlenen ve Osmanlı ordusunda görev alan Mareşal Liman Von Sanders, mahkemedeki konuşmasında 5 yıllık görev döneminde Talat Paşa’dan Ermeniler aleyhine hiçbir imzalı emir görmediğini  ve böyle bir duruma tanıklık etmediğini belirtmiştir[107].

Alman din adamı Johannes Lepsius tarafından yazılan Deutschland and Armenien 1914-1918 ve diğer raporlarda, Lepsius’un bu kitaptan başka eserler de ele aldığı belirtilmiştir[108]. Johannes Lepsius’un kitapları incelendiğinde belgelere yer verilmediği ve yorumlara dayalı çalışmalar yaptığı görülmektedir[109]. Johannes’e tanık olarak bakıldığında objektif olmadığı görülmektedir. 1919 tarihinde ele aldığı “Ermeni Halkının Ölüm Yürüyüşü” raporunda Enver Paşa hakkında “yarı Arnavut, bir çingene baronu” gibi ifadeler kullanmıştır. Bu ırkçı söylemler dışında Ermenilerin köylerini Osmanlı askerlerine karşı kahramanca savunduğunu anlatmış fakat raporunda bu konuya dair hiçbir belge kullanmamıştır[110]. Birinci Dünya Savaşı zamanı Osmanlı 3. Ordusu Kurmay Başkanı Felix Guse, Papaz Lepsius’un verdiği rakamların abartılı olduğunu ve Ermenilerin kendilerini acındırdığını ifade etmiştir[111]. Mareşal Otto Liman Von Sanders de Talat Paşa’nın cinayet davasında; Ermenilerin Rusların safında Türklere karşı savaştığını, silahlarını Türk hükümetine temsil etmediğini ve direndiğini ifade etmiştir[112]. Dönemin Alman gazetecisi Paul Weitz, 1918 Nisan’ında Anadolu bölgesini ziyaret ederken Ermenilerin Türklere mezalim yaptığını bildirtmiş ve Lepsius bu raporu kendi kitabında kullanmamıştır. İngiliz tarihçi Ulrich Trumpener, belgelerdeki bazı pasajların “birisi” tarafından değiştirildiğini veya silindiğini ifade etmiştir[113]. Andrea Bacınoğlu, Lepsius’un faaliyetlerini politik olarak değerlendirmiş ve savaş sonrası galip güçlerin Ermeni meselesinde Almanya’yı değil de Türkiye’yi suçlaması için olayların Türkler tarafından yapıldığını ve Alman subayların bunu engellemeye çalıştığını ifade etmiştir[114].

Görüldüğü üzere sözde “Ermeni soykırımı var” diyenlerin kaynak gösterdiği eserler yazıldığı dönemde bile ciddiye alınmamıştır. Ermenilerin bir isyana hazır olduğu ve emperyalist devletlerin Ermeni terör komitelerini hangi vaatler ile nasıl ayaklandırdığına dair belgelerin bir kısmı bu yazıda yer verilmiştir. Konu detaylı şekilde incelendiğinde Ermeni devlet ve bilim adamları da Ermenilerin yaşadığı acıları Osmanlı Hükümetine değil, Ermeni Taşnak terör örgütüne ve onları kışkırtan Batı devletleri ile Çarlık Rusyası’na bağlamıştır. Ayrıca Taşnakların Türk ve müslümanlara ağır katliam yaptıklarını da saptamışlardır. Burada dikkat edilmesi gereken husus şudur ki, Ermeniler yalnızca Anadolu’da değil Kafkasya bölgesindeki Türk ve Müslüman ahaliye yönelik de katliamlar yapmışlardır. Bu çerçevede en önemli belge, Ermenistan’ın ilk Başabakanı ve Taşnak Partisi’nin en yetkililerinden olan Ovanes Kaçaznuni’nin Nisan 1923 tarihinde Bükreş’te gerçekleşen Taşnaksutyun Partisi’nin yurtdışı konferansında sunduğu rapordur. Kaçaznuni bu raporunda partinin baştan sona faaliyetlerini incelemiş ve suçun parti yöneticilerinde olduğunu belirtmiştir. Taşnaksutyun’un müslüman nüfusu katlettiğinin altını çizmiş ve Türkiye’nin tehcir kararının doğru olduğunu ifade etmiştir. Rusya’ya bağlandıklarını ve Batı kamuoyundan destek aldıklarını da itiraf etmiş ve partinin feshedilmesini talep etmiştir[115]. Ermeni tarihçi Lalayan, Taşnak hükümetinin burjuva-milliyetçi politikalar sürdürdüğünü ve bu politikaların Ermenistan’daki nüfusun neredeyse yarısının mahvolmasına sebep olduğunu ifade etmiştir. Lalayan çalışmasında 1918-1920 yılları arasında Ermenistan’da hükümet olan Taşnaksutyun diktatörlüğünde nüfusun azalması ile ilgili verdiği bilgilendirmede, Türk nüfusunun yüzde 77, Kürt nüfusunun da yüzde 98 oranında azaldığının altını çizmiştir[116]. Kızıl Ordu Komutanları Todorskiy ve Sviridov da 1921 yılında Orconokizde’ye mektup göndererek, 1919 ve 1920 yıllarında Şerur Bölgesi’nde Taşnakların büyük katliamlar gerçekleştirdiğini ifade etmiştir[117]. 19 Haziran 1920 tarihli Azerbaycan Türkü, Gürcü ve Ermeni Bolşeviklerin imzası olduğu bir telgrafta Müslüman köylerinde kitlesel katliamlar yapıldığı belirtilmiştir[118]. Lalayan Taşnakların, Ermeni olmayanları 1918-1920 yıllarında devlet aygıtından uzak tuttuğunu, Azeri ve Kürt nüfusa karşı etnik bir temizlemeye gittiğini belirtmiştir[119]. Ermeni T.Haçikoglyan da Taşnakların binlerce Türk’ü yok ettiğini ifade etmiştir[120]. Sovyet Ermenistan’ı üst düzey yöneticilerinden A.F.Myasnikyan, Taşnakları “Kafkaslar’ı ‘Türklerden temizleyen’ insanlar” diye ifade etmiştir[121]. Sovyet Ermenistan’ın önemli isimlerinden olan S.G.Pirumyan da Taşnakları suçlamış ve Gümrü Antlaşması neticesinde, milliyetçi romantizminin son kaftanını Taşnakların üzerinden aldığını ve saldırgan Ermeni burjvuazisinin alımsız, kokuşmuş bedenini meydana çıkardığını ifade etmiştir[122].

Görüldüğü üzere Taşnaklar, Anadolu ve Güney Kafkasya’da çok geniş bir şekilde katliamlar yapmıştır. Bu konuda Doğu Halkları Propaganda ve Harekat Konseyi Prezidyum üyesi Pavloviç Yoldaş ve Konsey’in Kalem Müdürü Ryumin de resmi belgelerden oluşan “Kızıl Kitap” isimli bir kitap yayınlamıştır[123]. Doğu Halkları Kurultayı ve Sovyet öncesi Azerbaycan’da iktidar olan Azerbaycan Musavat Hükümeti de burada Ermeni zülmü ile ilgili belgeleri göstermiştir. Bu kitap ayrıca İngilizlerin Mavi Kitap’ı ve Taşnakların yayıncısı Grigor Çalhuşyan’ın 1919 tarihinde yayınladığı Kırmızı Kitap’a yanıt verir niteliktedir. Bundan bir süre önce ise Gürcü Menşevikleri’nden Karibi’nin Kırmızı Kitap’ı da Taşnakların suçlarını ortaya çıkarmıştır[124]. Burada dikkat çekilmesi gereken konulardan biri ise 1916 yılında İttihat ve Terakki hükümeti tarafından “Ermeni Komitelerinin Emelleri ve İhtilal Hareketleri Meşrutiyet’in İlanından Önce ve Sonra” isimli kitabın çıkarılmasıdır. Bu kitap ile sözde “Ermeni soykırımı” propagandalarına cevap verilmiştir. İki bölümden ibaret olan bu kitap, Ermenilerin faaliyetlerini ve emperyalistler ile yaptıkları işbirliğini geniş çerçevede ele alır niteliktedir[125].

Dönemin en önemli kaynak belgesi sayılan Çarlık Rusyası belgelerinde, Birinci Dünya Savaşı zamanı Ermeni terör teşkilatlarının yaptığı katliamlar ele alınmıştır. Bu raporlardan en önemlilerinden biri, Tuğgeneral Leonid Mitrofanoviç Bolhovitinov’un raporudur. Raporunda Ermeni meselesinin tarihi üzerinde de duran Bolhovitinov; Birinci Dünya Savaşı sırasında Ermenilerin isyan için yaptığı hazırlıkları, savaş sırasında Ermenilerin Türk ve diğer müslümanlara yaptığı vahşi katliamları, Ermeni gönüllüleri arasındaki parti taraftarlarının mücadelesi gibi konuları ele almıştır[126]. Ermeni devlet ve bilim adamı Artaşes Karinyan, Ermenilerin nüfusunun diğer gruplara nazaran kıyaslanmayacak derecede az olduğunu belirtmiştir. Karinyan, Rus askeri makamlarının raporlarında Ermeni Taşnakların Türk ve Kürt halkına sistematik saldırı yaptığını ve buralarda etnik temizlenme yaptığının altını çizmiştir. Bu katliamlar öyle bir duruma gelmiştir ki artık Rus komutanlar da bu durumdan rahatsız olmuştur[127]. Hristiyan nüfusun müslümanlara karşı yaptığı yağmanın büyüklüğü sonrası, önlemler alınması için Rus Askeri Valisi’nin karargaha yaptığı başvurulara dair belgeler de Çarlık Rusyası arşivinde mevcuttur[128]. Hatta yağma zamanı Ermenilerin, Rus askerlerine dahi ateş ettiği ve askeri birlikten silahlar çalarak firar ettikten sonra soygun yaptıkları için tutuklamalar yapıldığı raporlarda mevcuttur[129]. Bu tarz faaliyetlerde bulunan gönüllü Ermeni milisler için davalar açılmış ve haklarında farklı cezalara hükmedilmiştir. Bir dava dosyasında 8 gönüllü Ermeni milis hakkında, Kürt kadın ve kızlara tecavüz etmekten ve 26 kadın ile çocuğu kasıtlı işkence ve öldürmeden haklarında dava açılmıştır[130]. Diğer dava dosyaları incelendiğinde, Ermenilerin Türk ve diğer müslüman halklara ağır vahşet uyguladığı görülmektedir[131]. Kafkas Cephesi’nde görev almış Albay Fedor İvanoviç Yeliseyev de kaleme aldığı anılarında, Ermeni gönüllü birliklerinin Türkiye karşıtı rol aldığını kapsamlı bir şekilde anlatmıştır[132]. Rus Albay Ostryanskiy imzalı 4 Eylül 1917 tarihli raporda, Ermeni çetelerin yağma faaliyetlerini artırdığını ve adaletin gerektirdiği şekilde, milli kırımdan kurtulmak için Türklere de silah verilmesi gerektiğini ifade etmiştir[133]. Rus Kafkas Orduları Komutanı Odişelidze 15  Şubat 1918 tarihli telgrafında, Ermeni birliklerinin kadınlar, çocuklar dahil silahsız Türk halkına karşı kitlesel vahşilik yaptığını ifade etmiştir[134]. Sovyet isimler de Ermeni meselesinde Taşnakların faaliyetlerine karşı Türkiye’yi haklı bulmuştur. Sovyetlerin Ankara Büyükelçisi Mdivani, 5 Aralık 1920 tarihinde Stalin’e gönderdiği telegrafta, Taşnak Ermenilerinin Türklere zülüm ettiğini belirtmiştir[135]. 1926 basılı Büyük Sovyet Ansiklopedisi’ndeki “Ermeni Sorunu” maddesinde ise Birinci Dünya Savaşı öncesi Rus Çarı’nın Ermenilere yardım eli uzattığı belirtilmiştir. İlaveten Ermeni çetelerinin savaş sırasında Türk hükümetine karşı eyleme geçtiği de vurgulanmıştır[136]. Ünlü Sovyet doğubilimci V.A. Gurko-Kryajin, “Yakındoğu ve Devletler” eserinde Ermenilerin, Kars ve Erivan bölgesindeki Müslüman nüfusunu ya yok ettiklerini ya da Türk veya İran topraklarına gönderdiklerinin altını çizmiştir[137].

Türk nüfusa yönelik katliamı Kürt nüfus içinde yapan Ermenilerin vahşeti, dönemin Çarlık komutanlarının belgelerine yansımıştır. Kafkas Cephesi Karargahı, Kürtlerle İlişkiler Dairesi’nin başında bulunan Boris Şahovskiy’nin 3 Ocak 1917 tarihinde yazdığı 30 sayfalık raporda, Ermeni gönüllü birliklerinin Kürtlere yönelik katliamları sebebiyle Kürt aşiretlerinin Ruslardan uzaklaştığını belirtmiş ve Ermenilerin ayrım yapmaksızın sivil nüfusu katlettiğini yazmıştır. Ayrıca bu mezalimi durdurmak için önlemler talep etmiştir[138].

19 Mayıs 1985 tarihinde Türkiye’nin Washington Büyükelçisi Şükrü Elekdağ öncülüğünde 69 bilim adamı ABD Kongresi’ne açık mektup yazarak, sözde soykırım iddialarının yalan olduğunu ifade etmiştir. İmza atanlardan Prof. Dr. Stanfard Shaw, Kaliforniya Üniversitesi’nde ders verdiği zaman Ermeni öğrencilerin derslerini bastıklarına şahit olmuş ve Ermeni akademisyen Richard Hovannisian tarafından “cani” diye isimlendirilmiştir. Evi bombalanan Shaw Türkiye’ye taşınmıştır. Bu konuda büyük çalışmalar yapan tarihçilerden biri olan Prof. Dr. Justin McCarthy, Prof. Dr. H. Lowry, Fransız tarihçi Gilles Weinstein gibi isimler Ermeni diasporası tarafından hedef alınmıştır. Önde gelen tarihçilerinden Bernard Lewis de diaspora ile mahkemelik olmuştur. Lewis davayı dört kere kazansa da, son yargılamada mahkeme haksız yere Lewis’i para cezasına çarptırmıştır. Ermeni diasporasının Oxford Üniversitesini basması üzerine üniversite Ermeni tarihçi Dadrian’ın ileri sürdüğü tezleri çürüten Gunther Levy’nin kitabını yayınlamamış ve Gunther Levy kitabını Utah Üniversitesi’nde yayınlatmıştır[139].

Sözde “Ermeni soykırımı” destekleyicilerinin diğer bir çarpıtması ise “Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün Ermeni soykırımını kabul ettiği” iddiasıdır. Bu iddiaları Prof. Dr. Şenol Kantarcı bir makalesinde ele alarak çürütmüştür[140]. Tehcirin baş mimarı olan Talat Paşa, 15 Mart 1921 tarihinde Ermeni terörist Sogomon Teyleryan tarafından arkasından vurularak şehit edilmiştir[141]. Hadise sonrası Ankara’da “Hakimiyet-i Milliye” gazetesi  bu haberi 20 Mart 1921 tarihinde yayınlamıştır. TBMM Hükümetinin Resmi Yayın Organı olan bu gazete, Talat Paşa cinayetinde İngiliz parmağı olduğunu ifade etmiştir[142]. Talat Paşa sonrası diğer İttihatçı önderlerden olan Cemal Paşa, Bahaettin Şakir, Cemal Azmi, Said Halim Paşa gibi isimler de Ermeni terörünün kurbanı olmuşlardır. TBMM, İttihat ve Terakki üyelerinin Ermeni meselesindeki hizmetlerine her zaman sahip çıkmıştır. Cumhuriyet kurulduktan sonra da Mustafa Kemal Atatürk ve İsmet İnönü’nün Cumhurbaşkanlığı döneminde şehit edilen İttihatçı liderlerin ailelerine sahip çıkılmış ve maaşlar bağlanmıştır[143].

 

SONUÇ

Sonuç olarak, dünya kamuoyunda Türkiye ve Türk milletine dayatılmak istenen sözde “Ermeni soykırımı” yalanı tarihsel açıdan hiçbir gerçeklik taşımamaktadır. Yazıda bahsedilen belgeler ve bunun gibi birçok eser Osmanlı Devleti’nin soykırım yapmadığını ispat eder niteliktedir. Dünyada tarafsız tarihçiler tarafından yazılmış eserler ve bilim kongrelerinde yapılmış konuşmalara bakıldığında, soykırımın olmadığı görülmektedir. Ermeni halkı tehcir yüzünden acı olaylar yaşasa da bu acı tarihin hesabını Türk devletine veya Türk milletine sormak yerine, emperyalist Çarlık Rusyası ve emperyalist Batı devletlerine güvenerek “Büyük Ermenistan” hayalleri peşinde koşan ve büyük kıyımlar yapan Taşnaksutyun ve Hınçak gibi terör komiteleri başta olmakla birlikte Ermeni milliyetçisi insanlardan sormalıdır. Bundan sonra Ermenistan’ın yapması gereken yegane şey, tarihi çarpıtma vasıtalarını bir tarafa bırakarak Türk devletleri olan Türkiye Cumhuriyeti ve Azerbaycan Cumhuriyeti ile ilişkilerini düzeltmesidir.

Vusal Hasanzadeh 

BAUDEGS Gönüllü Araştırmacısı

Semahat Gökalp

BAUDEGS Araştırmacısı

 

 

KAYNAKÇA

Ahmad, Feroz.  İttihatçılıktan Kemalizme. 9. Basım, İstanbul: Kaynak Yayınları, 2019.

Altun, Dilek. Ermeni Tehciri, Denge, Sayı: 5 (2018), 205-218.

Armaoğlu, Fahir. 19. Yüzyıl Siyasi Tarihi (1789-1914), 18. Baskı, İstanbul: Kronik Kitap Yayınları, 2019.

Akın, Fehmi. “1863 Tarihli ‘Nizamname-i Millet-i Ermeniyan’ Bağlamında Osmanlı Devletinin Ermenilere Yönelik Tutumu”, https://turksandarmenians.marmara.edu.tr/tr/1863-tarihli-nizamname-i-millet-i-ermeniyan-baglaminda-osmanli-devletinin-ermenilere-yonelik-tutumu/#:~:text=Orijinal%20ad%C4%B1yla%20Nizamname%2Di%20Millet,1987%2C%20s.%20159)  , erişim tarihi: 19 mart 2021.

Anzerlioğlu, Yonca “Avrupa Ajandasındaki Ermeni Meselesi”, Denge, no 2 (2017), 115-129.

Babacan, Hasan. Mehmed Talat Paşa 1874-1921. 3.Baskı, Ankara: Türk Tarih Kurum Yayınları, 2020.

Babacan,  Hasan .“Tehcirden Muaf Tutulan Ermeniler”, https://turksandarmenians.marmara.edu.tr/tr/tehcirden-muaf-tutulan-ermeniler/,  erişim tarihi: 25 Mart 2021.

Babacan, Hasan. “Sevk ve İskan Uygulaması”, https://turksandarmenians.marmara.edu.tr/tr/sevk-ve-iskan-uygulamasi/, erişim tarihi: 25 mart 2021

Bardakçı, Murat. Talat Paşa’nın Evrak-ı Metrukesi, 6. Basım, İstanbul: Everest Yayınları, 2013.

Bardakçı, Murat. İttihatçı Sandığı, 2. Basım, İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2017.

Bayhan, Ersen. “Ermeni Sorunu ve Bugünkü Alman Politikası”, Tarihten Güncelliğe Ermeni Sorunu Tahliller-Belgeleler-Kararlar içinde. 2. Basım. İstanbul: Kaynak Yayınları, 2001, 183-194.

Çarlık Polis Raporlarında Taşnaklar. çeviri: Kayhan Yükseler, 1.Baskı, İstanbul: Kaynak Yayınları, 2007.

Çelik, Recep. “ Osmanlı Bürokrasisi’nde Ermeniler.” 187-282. http://dunyasavasi.ttk.gov.tr/upload/files/Ermeni_Kulliyat/6-Cilt/10-RecepCELIK.pdf.  Erişim Tarihi: Nisan 6,2021,

Çolak, Mustafa. Komitenin Ruhu Talat Paşa. 1. Baskı, İstanbul: Yeditepe Yayınevi, 2018.

Doster, Barış. “Sözde Soykırım İddiaları, Emperyalizm ve Türkiye’nin Yanlış Stratejisi”, Türk Dünyası Araştırmaları Karabağ Özel Sayısı 115, no 226 (2017): 61-82.

Eminoğlu, Ayça. “ Ermeni Tehciri ve Gerçekler Prof Dr. Yusuf Halaçoğlu Türk Tarih Kurumu Yayınları, 2001, 107 sayfa.” Karadeniz Teknik Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 2, (Temmuz 2011): 117-121.

Ermeni Komitelerinin Emelleri ve İhtilal Hareketleri Meşrutiyet’in İlanından Önce ve Sonra. çevrimyazı: Musa Sarıkaya,1. Basım, İstanbul: Kaynak Yayınları, 2006.

Gürkan, Uluç. Ermeni Katliamı Suçlaması Yargılama ve Karar. 2. Basım, İstanbul: Kaynak Yayınları, 2015.

Halaçoğlu, Yusuf. Sürgünden Soykırıma Ermeni İddiaları. 7. Baskı. İstanbul: Babıali Kültür Yayıncılığı, 2008.

Hasanlı, Cemil. “Kafkas Cephesinde Ermeni Gönüllü Birlikleri (1914- 1916)”, Ermeni Araştırmaları Dergisi, Sayı: 50, 151-187.

İngilizlerin Mavi Kitap’ına Sovyetler’in Yanıtı Kızıl Kitap Güneybatı Kafkas’ta Taşnak Mezalimi. çeviri: Kayhan Yükseler; 3. Basım, İstanbul: Kaynak Yayınları, 2006.

Kaçaznuni, Ovanes. Taşnak Partisinin Yapacağı Bir Şey Yok (1923 Parti Konferansı’na Rapor), 31. Basım, İstanbul: Kaynak Yayınları, 2020.

Kantarcı, Şenol. “Ermenilerce Atatürk’e Atfedilen Sözler ve Divan-ı Harb-i Örfi ile Ermeni Teröristleri Tarafından Şehit Edilenlere Atatürk’ün Gösterdiği İlgi”, Ermeni Araştırmaları Dergisi, Sayı:4, (Aralık 2001-Ocak-Şubat 2002), ss. 92-121.

Kantarcı, Şenol. “ Tarih Boyunca Türk-Ermeni İlişkileri ve Ermeni Sorunu’nun Ortaya Çıkışı.”  189-238.

Karacakaya, Recep. “1909 Adana Ermeni Olayları”, https://turksandarmenians.marmara.edu.tr/tr/1909-adana-ermeni-olaylari/ ,erişim tarihi: 22.03.2021

Karacakaya, Recep. “İttihat ve Terakki Cemiyeti ve Ermeniler (1908-1914)”, https://turksandarmenians.marmara.edu.tr/tr/ittihat-ve-terakki-cemiyeti-ve-ermeniler/, erişim tarihi: 22.03.2021

Karibi. Ermeni İddialarına Yanıt Gürcü Devleti’nin Kırmızı Kitap’ı, 1.Baskı, İstanbul: Kaynak Yayınları, 2007.

Karinyan, A.B.  Ermeni Milliyetçi Akımları. çeviren. Arif Acaloğlu, 3. Baskı. İstanbul: Kaynak Yayınları, 2007.

Kılıç, Selami. Ermeni Sorunu ve Almanya Türk-Alman Arşiv Belgeleriyle. 2. Basım, İstanbul: Kaynak Yayınları, 2007.

Memiş, Ekrem. “ Ermenilerin Kökeni ve Geçmişten Günümüze Türk-Ermeni İlişkileri.” Sosyal Bilimler Dergisi,  1-11.

Talat Paşa’nın Anıları. haz. Alpay Kabacalı, 12. Basım, İstanbul: Türkiye İş Bankası ve Kültür Yayınları, 2019.

Talat Paşa Cinayeti Davası Tutanaklar, çeviri: Işık Soner, 1. Basım, İstanbul: Kaynak Yayınları, 2008.

Gurko-Krjavin, V., “Büyük Sovyet Ansiklopedisi’nde Ermeni Sorunu”, Tarihten Güncelliğe Ermeni Sorunu Tahliller-Belgeleler-Kararlar içinde. 2. Basım. İstanbul: Kaynak Yayınları, 2001, 140-147.

Türkmen, Zekeriya. “Doğu Anadolu Islahatı ve Yeniköy Antlaşması”, https://turksandarmenians.marmara.edu.tr/tr/dogu-anadolu-islahati-ve-yenikoy-anlasmasi/ ,  erişim tarihi: 22.03.2021

Lalayan, A.A. Taşnak Partisi’nin Karşıdevrimci Rolü (1914-1923) ), çeviri: Kayhan Yükseler,  4. Basım, İstanbul: Kaynak Yayınları, 2012.

Loti, Pierre. Ermenistan’daki Katliamlar ve Türkler. 1.Baskı, İstanbul: Kaynak Yayınları, 2015.

  1. M. Bolhovitinov – Resmi Ermeni Raporu 11 Aralık 1915. haz. Mehmet Perinçek, 5. Basım, İstanbul: Kaynak Yayınları, 2014.

Orel Şinasi &Sureyya Yuca, Ermenilerce Talat Paşa’ya Atfedilen Telefrafların Gerçek Yüzü, Ankara: T.C. Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Türk Tatih Kurumu Yayınları VII. Dizi- sa.83, 1983.

Özdağ, Ümit. Algı Yönetimi. 7. Baskı. Ankara: Kripto Yayınları, 2017.

Perinçek, Doğu. “Sovyet Belgeleriyle Emperyalizm ve Ermeni Sorunu”, Tarihten Güncelliğe Ermeni Sorunu Tahliller-Belgeleler-Kararlar içinde. 2. Basım. İstanbul: Kaynak Yayınları, 2001, 13-70.

Perinçek, Mehmet. “Talat Paşa Sovyet istihbaratçısıyla ne konuştu? -(TAMAMI)”, Aydınlık, 23.11.2012, https://www.aydinlik.com.tr/arsiv/talat-pasa-sovyet-istihbaratcisiyla-ne-konustu,  erişim tarihi: 26.03.2021

Perinçek, Mehmet. Ermeni Devlet Adamı B.A Boryan’ın Gözüyle Türk-Ermeni Çatışması. 5.Basım, İstanbul: Kaynak Yayınları, 2014.

Perinçek, Mehmet. Sovyet Devlet Kaynaklarında Kürt İsyanları. 5. Basım, İstanbul: Kaynak Yayınları, 2014.

Perinçek, Mehmet. Ermeni Milliyetçiliğinin Serüveni (Taşnaklardan ASALA’ya Yeni Belgelerle). 4. Basım. İstanbul: Kaynak Yayınları, 2015.

Perinçek, Mehmet. Rus Devlet Arşivlerinden 150 Belgede Ermeni Meselesi. Genişletilmiş 5. Basım, İstanbul: Kırmızı Kedi Yayınları, 2016.

Perinçek, Mehmet. Kafkasyada Türk-Sovyet Askerri İşbirliği (1919-1922). 1. Baskı, İstanbul: Kaynak Yayınları, 2021.

Sarınay,  Yusuf .“Ermeni Tehciri Sırasında Yaşanan Suistimaller ve Alınan Tedbirler”, https://www.turkyurdu.com.tr/yazar-yazi.php?id=4092, erişim tarihi: 25 mart 2021

Selvi, Haluk. “ABD Büyükelçisi Henry Morgenthau Öyküsü ve Gerçekler”, https://turksandarmenians.marmara.edu.tr/tr/abd-buyukelcisi-henry-morgenthau-oykusu-ve-gercekler/, erişim tarihi: 26.03.2021

Sonyel,  Salahi .“Tehcir ve ‘Kırımlar’ Konusunda Ermeni Propagandası Hıristiyanlık Dünyasını Nasıl Aldattı?”, Belleten, CİLT: XVI, Sayı: 161, 1977

Sonyel, Salahi Ramadan. İngiliz Gizli Belgelerine Göre Adana’da Vuku Bulan Türk-Ermeni Olayları (Temmuz 1908-Aralık 1909). 2. Baskı. Ankara: Türk Tarih Kurum Yayınları, 2014.

Şahin, Enis .“Bir Ermeni Propaganda Klasiği: “Mavi Kitap (Blue Book)”, https://turksandarmenians.marmara.edu.tr/tr/bir-ermeni-propaganda-klasigi-mavi-kitap-blue-book, erişim tarihi: 26.03.2021

T.C Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı. Osmanlı Belgelerinde Ermeniler 1915-1920.

Yavan, Mehmet Kürşad. “Devlet Adamı Talat Paşa ve Ermeni Tehciri”, Türk Dünyası Tarih Kültür Dergisi, Cilt: 65, Sayı: 387, 38-43.

Yurtçiçek, Bayram. “Ermeni Sorununa Genel Bir Bakış”, Tarihten Güncelliğe Ermeni Sorunu Tahliller-Belgeleler-Kararlar içinde. 2. Basım. İstanbul: Kaynak Yayınları, 2001, 71-96.

 

[1] Prof. Dr. Ekrem Memiş, “ Ermenilerin Kökeni ve Geçmişten Günümüze Türk-Ermeni İlişkileri,” Sosyal Bilimler Dergisi, 1-2, Erişim Tarihi: Mart 24,2021, https://sbd.aku.edu.tr/VII1/ememis.pdf.

[2] Ayça Eminoğlu, “ Ermeni Tehciri ve Gerçekler Prof Dr. Yusuf Halaçoğlu Türk Tarih Kurumu Yayınları, 2001, 107 sayfa,” Karadeniz Teknik Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 2, (Temmuz 2011): 117, Erişim Tarihi: Mart 24,2021, https://www.ktu.edu.tr/dosyalar/sbedergisi_70381.pdf.

[3] T.C Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı, “Osmanlı Belgelerinde Ermeniler 1915-1920,”  Yayın Nu: 14, 1995, Erişim Tarihi: Mart 24,2021, https://www.devletarsivleri.gov.tr/yayinlar/6dd426e1-fbf0-4aec-bc72-9976d027dcc6.pdf.

 

[4] Doç.Dr.Şenol Kantarcı, “Tarih Boyunca Türk-Ermeni İlişkileri ve Ermeni Sorunu’nun Ortaya Çıkışı,” 197, Erişim Tarihi: Nisan 6, 2021, http://dunyasavasi.ttk.gov.tr/upload/files/Ermeni_Kulliyat/9-Cilt/11-SenolKANTARCI.pdf.

[5] T.C Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı, “Osmanlı Belgelerinde Ermeniler 1915-1920,” 8-9.

[6] Yrd.Doç.Dr.Recep Çelik, “Osmanlı Bürokrasisi’nde Ermeniler,” 188, Erişim Tarihi: Nisan 6,2021, http://dunyasavasi.ttk.gov.tr/upload/files/Ermeni_Kulliyat/6-Cilt/10-RecepCELIK.pdf.

 

[7] Barış Doster, “Sözde Soykırım İddiaları, Emperyalizm ve Türkiye’nin Yanlış Stratejisi”, Türk Dünyası Araştırmaları Karabağ Özel Sayısı 115, no 226 (2017): 65.

[8] Yonca Anzerlioğlu, “Avrupa Ajandasındaki Ermeni Meselesi”, Denge, Sayı: 2 (2017): 120

[9] Fehmi Akın, “1863 Tarihli ‘Nizamname-i Millet-i Ermeniyan’ Bağlamında Osmanlı Devletinin Ermenilere Yönelik Tutumu”, https://turksandarmenians.marmara.edu.tr/tr/1863-tarihli-nizamname-i-millet-i-ermeniyan-baglaminda-osmanli-devletinin-ermenilere-yonelik-tutumu/#:~:text=Orijinal%20ad%C4%B1yla%20Nizamname%2Di%20Millet,1987%2C%20s.%20159) , erişim tarihi: 19 mart 2021.

[10] Fahir Armaoğlu, 19. Yüzyıl Siyasi Tarihi (1789-1914), 18. Baskı, (İstanbul: Kronik Kitap Yayınları 2019), 557-558; Yonca Anzerlioğlu, “Avrupa Ajandasındaki Ermeni Meselesi”, 123.

[11] Fahir Armaoğlu, 19. Yüzyıl Siyasi Tarihi (1789-1914), 558.

[12] Hasan Babacan, Mehmed Talat Paşa 1874-1921, 3.Baskı, (Ankara: Türk Tarih Kurum Yayınları, 2020), 108-109.

[13] Fahir Armaoğlu, 19. Yüzyıl Siyasi Tarihi (1789-1914), 557

[14] Fahir Armaoğlu, 19. Yüzyıl Siyasi Tarihi (1789-1914), 556-557; Hasan Babacan, Mehmed Talat Paşa 1874-1921, 108; Yonca Anzerlioğlu, “Avrupa Ajandasındaki Ermeni Meselesi”, 123.

[15] Salahi Ramadan Sonyel, İngiliz Gizli Belgelerine Göre Adana’da Vuku Bulan Türk-Ermeni Olayları (Temmuz 1908-Aralık 1909), 2. Baskı, (Ankara: Türk Tarih Kurum Yayınları, 2014), 3.

[16] Mehmet Perinçek, Ermeni Milliyetçiliğinin Serüveni (Taşnaklardan ASALA’ya Yeni Belgelerle), 4. Basım, (İstanbul: Kaynak Yayınları 2015), 23-25.

[17] Ümit Özdağ, Algı Yönetimi, 7. Baskı, (Ankara: Kripto Yayınları 2017), 119-120.

[18] Mehmet Perinçek, Rus Devlet Arşivlerinden 150 Belgede Ermeni Meselesi,  Genişletilmiş 5. Basım, (İstanbul: Kırmızı Kedi Yayınları 2016), 65.

[19] Sunuş, A.B. Karinyan, Ermeni Milliyetçi Akımları, çeviren. Arif Acaloğlu, 3. Baskı, Mehmet Perinçek tarafından, (İstanbul: Kaynak Yayınları, 2007), 9.

[20] Bayram Yurtçiçek, “Ermeni Sorununa Genel Bir Bakış”, Tarihten Güncelliğe Ermeni Sorunu Tahliller-Belgeleler-Kararlar içinde, 2. Basım, (İstanbul: Kaynak Yayınları, 2001), 75;  Büyük Sovyet Ansiklopedisi’ndeki “Ermenistan” maddesinin tam hali için bkz: V.Gurko-Krvajin, “Büyük Sovyet Ansiklopedisi’nde Ermeni Sorunu”, Tarihten Güncelliğe Ermeni Sorunu Tahliller-Belgeleler-Kararlar içinde, 140-147.

[21] Sunuş, “Çarlık Polis Raporlarında Taşnaklar”, çeviri: Kayhan Yükseler, 1.Baskı, Mehmet Perinçek tarafından (İstanbul: Kaynak Yayınları, 2007), 8-9.

[22] Mehmet Perinçek, Ermeni Devlet Adamı B.A Boryan’ın Gözüyle Türk-Ermeni Çatışması. 5.Basım, (İstanbul: Kaynak Yayınları, 2014), 31.

[23] Mehmet Perinçek, Ermeni Milliyetçiliğinin Serüveni (Taşnaklardan ASALA’ya Yeni Belgelerle), 31-32

[24] A.B. Karinyan, Ermeni Milliyetçi Akımları, 25-26.

[25] Yusuf Halaçoğlu, Sürgünden Soykırıma Ermeni İddiaları. 7. Baskı. (İstanbul: Babıali Kültür Yayıncılığı, 2008), 10-11.

[26] Fahir Armaoğlu, 19. Yüzyıl Siyasi Tarihi (1789-1914), 560-561.

[27] Konu ile ilgili bkz: Fahir Armaoğlu, 19. Yüzyıl Siyasi Tarihi (1789-1914), 561; Yusuf Halaçoğlu, Sürgünden Soykırıma Ermeni İddiaları, 11-12.

[28] “Çarlık Polis Raporlarında Taşnaklar”, 67; Tüzüğün Türkçe çevirisinin tamamı için bkz: “Çarlık Polis Raporlarında Taşnaklar”, 54-69.

[29] Mehmet Perinçek, Ermeni Milliyetçiliğinin Serüveni (Taşnaklardan ASALA’ya Yeni Belgelerle), 57

[30] Mehmet Perinçek, Rus Devlet Arşivlerinden 150 Belgede Ermeni Meselesi,  39; Madde’nin tamamı için bkz: Mehmet Perinçek, Rus Devlet Arşivlerinden 150 Belgede Ermeni Meselesi,  38-44.

[31] Sunuş,“Çarlık Polis Raporlarında Taşnaklar”, Mehmet Perinçek tarafından, 11.

[32] Çarlık Mahkemelerinin bu konular hakkında tutanakları için bkz: Mehmet Perinçek, Rus Devlet Arşivlerinden 150 Belgede Ermeni Meselesi, 51-64.

[33]Konu ile ilgili bkz: Mehmet Perinçek, Ermeni Milliyetçiliğinin Serüveni (Taşnaklardan ASALA’ya Yeni Belgelerle), 45-51.

[34] Yusuf Halaçoğlu, Sürgünden Soykırıma Ermeni İddiaları, 11-12.

[35] Salahi Ramadan Sonyel, İngiliz Gizli Belgelerine Göre Adana’da Vuku Bulan Türk-Ermeni Olayları (Temmuz 1908-Aralık 1909), 4.

[36] Dilek Altun, “Ermeni Tehciri”, Denge, Sayı: 5 (2018): 207.

[37] Mehmet Perinçek, Ermeni Milliyetçiliğinin Serüveni (Taşnaklardan ASALA’ya Yeni Belgelerle), 58.

[38] Pierre Loti, Ermenistan’daki Katliamlar ve Türkler, 1.Baskı, (İstanbul: Kaynak Yayınları, 2015), 29-30.

[39] Karibi, Ermeni İddialarına Yanıt Gürcü Devleti’nin Kırmızı Kitap’ı, 1.Baskı, (İstanbul: Kaynak Yayınları, 2007), 41.

[40] Mehmet Perinçek, Ermeni Devlet Adamı B.A Boryan’ın Gözüyle Türk-Ermeni Çatışması, 48.

[41] Ermenilerin XIX. Yüzyılın ikinci yarısında olan isyanları ve terör faaliyetleri hakkında geniş bilgi için bkz: Fahir Armaoğlu, 19. Yüzyıl Siyasi Tarihi (1789-1914), 560-569.

[42] Yusuf Halaçoğlu, Sürgünden Soykırıma Ermeni İddiaları, 12.

[43] Feroz Ahmad, İttihatçılıktan Kemalizme, 9. Basım, (İstanbul: Kaynak Yayınları, 2019), 137;139.

[44] Adana olayları geniş bilgi için bkz: Recep Karacakaya, “1909 Adana Ermeni Olayları”, https://turksandarmenians.marmara.edu.tr/tr/1909-adana-ermeni-olaylari/, erişim tarihi: 22.03.2021;  Salahi Ramadan Sonyel, İngiliz Gizli Belgelerine Göre Adana’da Vuku Bulan Türk-Ermeni Olayları (Temmuz 1908-Aralık 1909), 2. Baskı, (Ankara: Türk Tarih Kurum Yayınları, 2014)

[45] Recep Karacakaya, “1909 Adana Ermeni Olayları”, https://turksandarmenians.marmara.edu.tr/tr/1909-adana-ermeni-olaylari/, erişim tarihi: 22.03.2021

[46] Konu hakkında bkz: Mehmet Perinçek. Ermeni Milliyetçiliğinin Serüveni (Taşnaklardan ASALA’ya Yeni Belgelerle). 4. Basım. İstanbul: Kaynak Yayınları, 2015; Mehmet Perinçek. Rus Devlet Arşivlerinden 150 Belgede Ermeni Meselesi. Genişletilmiş 5. Basım, İstanbul: Kırmızı Kedi Yayınları, 2016.

[47] Belgeleri yayınlayan Dr. Mehmet Perinçek belgelerdeki tarihin Rusların kullandığı eski Jülyen takvime göre olduğunu ve günümüz takvimi 13 gün arkadan takip etdiğini belirtir. Raporun tamamı için bkz: RGVİA, fond 2000, liste 1, dosya 7716, yaprak 13, 13 arkası, 14’den aktaran: Mehmet Perinçek. Ermeni Milliyetçiliğinin Serüveni (Taşnaklardan ASALA’ya Yeni Belgelerle), 96.

[48] Raporun tamamı için bkz: RGVİA, fond 2000, liste 1, dosya 7716, yaprak 189, 189 arkası, 190, 190 arkası’ndan aktaran: Mehmet Perinçek. Ermeni Milliyetçiliğinin Serüveni (Taşnaklardan ASALA’ya Yeni Belgelerle), 97-98.

[49] Raporun ilgili kısmı için bkz: RGVİA, fond 2000, liste 1, dosya 7716, yaprak 331, 331 arkası. Aktaran: Mehmet Perinçek. Ermeni Milliyetçiliğinin Serüveni (Taşnaklardan ASALA’ya Yeni Belgelerle), 98.

[50] Yusuf Halaçoğlu, Sürgünden Soykırıma Ermeni İddiaları, 13.

[51] Mehmet Perinçek, Rus Devlet Arşivlerinden 150 Belgede Ermeni Meselesi,  69.

[52] Yusuf Halaçoğlu, Sürgünden Soykırıma Ermeni İddiaları, 12-13.

[53] Yonca Anzerlioğlu, “Avrupa Ajandasındaki Ermeni Meselesi”, 127.

[54]Konu ile ilgili geniş bilgi için bkz: Zekeriya Türkmen, “Doğu Anadolu Islahatı ve Yeniköy Antlaşması”, https://turksandarmenians.marmara.edu.tr/tr/dogu-anadolu-islahati-ve-yenikoy-anlasmasi/,  erişim tarihi: 22.03.2021

[55] Hasan Babacan, Mehmed Talat Paşa 1874-1921, 114-115; Recep Karacakaya, “İttihat ve Terakki Cemiyeti ve Ermeniler (1908-1914)”, https://turksandarmenians.marmara.edu.tr/tr/ittihat-ve-terakki-cemiyeti-ve-ermeniler/, erişim tarihi: 22.03.2021; Erzurum’da Sekizinci Taşnaksutyun Kongresi için ayrıca bkz: Ermeni Komitelerinin Emelleri ve İhtilal Hareketleri Meşrutiyet’in İlanından Önce ve Sonra, çevrimyazı: Musa Sarıkaya,1. Basım, (İstanbul: Kaynak Yayınları, 2006), 174-178.

[56] Yusuf Halaçoğlu, Sürgünden Soykırıma Ermeni İddiaları, 14.

[57] Yusuf Halaçoğlu, Sürgünden Soykırıma Ermeni İddiaları, 30.

[58] Yusuf Halaçoğlu, Sürgünden Soykırıma Ermeni İddiaları, 28.

[59] Yusuf Halaçoğlu, Sürgünden Soykırıma Ermeni İddiaları, 32.

[60] Mehmet Kürşad Yavan, “Devlet Adamı Talat Paşa ve Ermeni Tehciri”, Türk Dünyası Tarih Kültür Dergisi, Cilt: 65, Sayı: 387, 40.

[61] RGVİA fond 2000, liste 1, dosya 3851, yaprak 36, 36 arkası’ndan aktaran: Mehmet Perinçek, Sovyet Devlet Kaynaklarında Kürt İsyanları. 5. Basım, (İstanbul: Kaynak Yayınları, 2014), 26-27

[62] Cemil Hasanlı, “Kafkas Cephesinde Ermeni Gönüllü Birlikleri (1914- 1916)”, Ermeni Araştırmaları Dergisi, Sayı: 50, 152-153.

[63] Yusuf Halaçoğlu, Sürgünden Soykırıma Ermeni İddiaları, 27-28.

[64] RGVİA fond 2100, liste 1, dosya 558, yaprak 373-377, 373 arkası, 377 arkası’ndan aktaran: Mehmet Perinçek, Rus Devlet Arşivlerinden 150 Belgede Ermeni Meselesi, 104-113

[65] Konu hakkında belgeleri görmek için bkz: Mehmet Perinçek, Rus Devlet Arşivlerinden 150 Belgede Ermeni Meselesi.

[66] Yusuf Halaçoğlu, Sürgünden Soykırıma Ermeni İddiaları, 33-34.

[67] Telegrafın tam metni için bkz: Murat Bardakçı, Talat Paşa’nın Evrak-ı Metrukesi, 6. Basım, (İstanbul: Everest Yayınları, 2013), 22-24.

[68] Yusuf Halaçoğlu, Sürgünden Soykırıma Ermeni İddiaları, 35.

[69] Talat Paşa’nın Anıları. haz. Alpay Kabacalı, 12. Basım, (İstanbul: Türkiye İş Bankası ve Kültür Yayınları, 2019), 61

[70] Hasan Babacan, Mehmed Talat Paşa 1874-1921, 117.

[71] Hasan Babacan, Mehmed Talat Paşa 1874-1921, 118.

[72] Mehmet Kürşad Yavan, “Devlet Adamı Talat Paşa ve Ermeni Tehciri”, 41. Telegrafın tamamı için bkz: Hasan Babacan, Mehmed Talat Paşa 1874-1921, 119.

[73] Dilek Altun, “Ermeni Tehciri”, Denge, 214.

[74] Hasan Babacan, Mehmed Talat Paşa 1874-1921, 120-121; Tehcir kanununun tamamı için bkz: Murat Bardakçı, Talat Paşa’nın Evrak-ı Metrukesi, 25-26.

[75] Hasan Babacan, Mehmed Talat Paşa 1874-1921, 121-122.

[76] Mehmet Kürşad Yavan, “Devlet Adamı Talat Paşa ve Ermeni Tehciri”, 42

[77] Hasan Babacan, Mehmed Talat Paşa 1874-1921, 120-121

[78] Konu hakkında geniş bilgi için bkz: Hasan Babacan, “Tehcirden Muaf Tutulan Ermeniler”, https://turksandarmenians.marmara.edu.tr/tr/tehcirden-muaf-tutulan-ermeniler/ erişim tarihi: 25 Mart 2021; Yusuf Halaçoğlu, Sürgünden Soykırıma Ermeni İddiaları, 40-43.

[79] Maddeler için bkz: Mustafa Çolak, Komitenin Ruhu Talat Paşa, 1. Baskı, (İstanbul: Yeditepe Yayınevi, 2018), 167-168; Hasan Babacan, Mehmed Talat Paşa 1874-1921, 123-124.

[80] BOA, DH. ŞFR, 54/226’den aktaran: Mustafa Çolak, Komitenin Ruhu Talat Paşa, 169

[81] Mustafa Çolak, Komitenin Ruhu Talat Paşa, 170.

[82] Geniş bilgi için bkz: Salahi Sonyel, “Tehcir ve ‘Kırımlar’ Konusunda Ermeni Propagandası Hıristiyanlık Dünyasını Nasıl Aldattı?”, Belleten, CİLT: XVI, Sayı: 161, (1977), 140-142

[83] Mustafa Çolak, Komitenin Ruhu Talat Paşa, 174-175; Tehcirin mali masrafları için bkz: Yusuf Halaçoğlu, Sürgünden Soykırıma Ermeni İddiaları, 58-66.

[84] Yargılama hakkında geniş bilgi için bkz: Yusuf Sarınay, “Ermeni Tehciri Sırasında Yaşanan Suistimaller ve Alınan Tedbirler”, https://www.turkyurdu.com.tr/yazar-yazi.php?id=4092, erişim tarihi: 25 mart 2021; Yusuf Halaçoğlu, Sürgünden Soykırıma Ermeni İddiaları, 66-70.

[85] Sevk ve İskan zamanı uygulamalar hakkında geniş bilgi için bkz: Hasan Babacan, “Sevk ve İskan Uygulaması”, https://turksandarmenians.marmara.edu.tr/tr/sevk-ve-iskan-uygulamasi/ , erişim tarihi: 25 mart 2021

[86] Yusuf Halaçoğlu, Sürgünden Soykırıma Ermeni İddiaları, 47.

[87] Konu hakkında geniş bilgi için bkz: Yusuf Halaçoğlu, Sürgünden Soykırıma Ermeni İddiaları, 43-49

[88] Mehmet Kürşad Yavan, “Devlet Adamı Talat Paşa ve Ermeni Tehciri”, 42.

[89] Yusuf Halaçoğlu, Sürgünden Soykırıma Ermeni İddiaları, 51.

[90] FO371/6502/E.5845: Dışişleri Bakanlığı’ndan Başsavcılığa yazı, 31 Mayıs 1921’den aktaran: Uluç Gürkan,  Ermeni Katliamı Suçlaması Yargılama ve Karar, 97. Belgenin tam metni için bkz: Uluç Gürkan,  Ermeni Katliamı Suçlaması Yargılama ve Karar, 223-227.

[91] Uluç Gürkan,  Ermeni Katliamı Suçlaması Yargılama ve Karar. 2. Basım, (İstanbul: Kaynak Yayınları, 2015), 88

[92] Ümit Özdağ, Algı Yönetimi, 122.

[93] William McNeill, Arnold J. Toynbee: A Life, Oxford Universty Press, London, 1989, 74’den aktaran: Uluç Gürkan,  Ermeni Katliamı Suçlaması Yargılama ve Karar, 89.

[94] Arnold Toynbee, The Western Question in Greece and Turkey: A Study in the Contact of Civilizations, Constable, 1922, s.50’den aktaran: Uluç Gürkan,  Ermeni Katliamı Suçlaması Yargılama ve Karar, 88.

[95] Arnold Toynbee, Acquaintances, Oxford Universty Press, London, 1967, s.149-152’den aktaran: Uluç Gürkan,  Ermeni Katliamı Suçlaması Yargılama ve Karar, 88.

[96] Konu ile ilgili geniş bilgi için bkz: Enis Şahin, “Bir Ermeni Propaganda Klasiği: “Mavi Kitap (Blue Book)”, https://turksandarmenians.marmara.edu.tr/tr/bir-ermeni-propaganda-klasigi-mavi-kitap-blue-book, erişim tarihi: 26.03.2021

[97] Uluç Gürkan,  Ermeni Katliamı Suçlaması Yargılama ve Karar, 89.

[98] FO 371/6504/E.8519:- Craigie’den Curzon’a yazı, no.722, Washington, 13 Temmuz 1921’den aktaran: Uluç Gürkan,  Ermeni Katliamı Suçlaması Yargılama ve Karar, 98-99. Belgenin tam metni için bkz: Uluç Gürkan, Ermeni Katliamı Suçlaması Yargılama ve Karar, 233-237.

[99] Konu ile ilgili geniş bilgi için bkz: Haluk Selvi, “ABD Büyükelçisi Henry Morgenthau Öyküsü ve Gerçekler”, https://turksandarmenians.marmara.edu.tr/tr/abd-buyukelcisi-henry-morgenthau-oykusu-ve-gercekler/, erişim tarihi: 26.03.2021

[100] Belge: XLVII, ABD Kongre Kütüphanesi, Bristol Papers, dosya no.34’den aktaran: Uluç Gürkan,  Ermeni Katliamı Suçlaması Yargılama ve Karar, 96

[101] Uluç Gürkan,  Ermeni Katliamı Suçlaması Yargılama ve Karar, 96-97

[102] Mehmet Perinçek, “Talat Paşa Sovyet istihbaratçısıyla ne konuştu? -(TAMAMI)”, Aydınlık, 23.11.2012, https://www.aydinlik.com.tr/arsiv/talat-pasa-sovyet-istihbaratcisiyla-ne-konustu, erişim tarihi: 26.03.2021

[103] Talat Paşa’nın Anıları, 27-28.

[104] Şinasi Orel&Sureyya Yuca, Ermenilerce Talat Paşa’ya Atfedilen Telefrafların Gerçek Yüzü, (Ankara: T.C. Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Türk Tatih Kurumu Yayınları VII. Dizi- sa.83, 1983), 129-130.

[105] Barış Doster, “Sözde Soykırım İddiaları, Emperyalizm ve Türkiye’nin Yanlış Stratejisi”, 64-65.

[106] Uluç Gürkan,  Ermeni Katliamı Suçlaması Yargılama ve Karar, 90

[107] Talat Paşa Cinayeti Davası Tutanaklar, çeviri: Işık Soner, 1. Basım, (İstanbul: Kaynak Yayınları, 2008), 118.

[108] Eserler için bkz: Selami Kılıç, Ermeni Sorunu ve Almanya Türk-Alman Arşiv Belgeleriyle. 2. Basım, (İstanbul: Kaynak Yayınları, 2007), 93-96.

[109] Selami Kılıç, Ermeni Sorunu ve Almanya Türk-Alman Arşiv Belgeleriyle, 93.

[110] Ersen Bayhan, “Ermeni Sorunu ve Bugünkü Alman Politikası”, Tarihten Güncelliğe Ermeni Sorunu Tahliller-Belgeleler-Kararlar içinde, 189.

[111] Selami Kılıç, Ermeni Sorunu ve Almanya Türk-Alman Arşiv Belgeleriyle, 97-98.

[112] Talat Paşa Cinayeti Davası Tutanaklar, 115; Sanders’in ifadesinin tamamı için bkz: Talat Paşa Cinayeti Davası Tutanaklar, 115-118.

[113] Selami Kılıç, Ermeni Sorunu ve Almanya Türk-Alman Arşiv Belgeleriyle, 100-101.

[114].Değerlendirmenin tamamı için bkz: Selami Kılıç, Ermeni Sorunu ve Almanya Türk-Alman Arşiv Belgeleriyle, 100-104.

[115] Ovanes Kaçaznuni, Taşnak Partisinin Yapacağı Bir Şey Yok (1923 Parti Konferansı’na Rapor), 31. Basım, (İstanbul: Kaynak Yayınları, 2020)

[116] A.A.Lalayan, Taşnak Partisi’nin Karşıdevrimci Rolü (1914-1923), çeviri: Kayhan Yükseler, 4. Basım, (İstanbul: Kaynak Yayınları, 2012), s.91-92. Diğer nüfuslar için bkz: A.A.Lalayan, Taşnak Partisi’nin Karşıdevrimci Rolü (1914-1923), 92.

[117] Mehmet Perinçek, Kafkasya’da Türk-Sovyet Askeri İşbirliği (1919-1922). 1. Baskı, (İstanbul: Kaynak Yayınları, 2021), s.111

[118] RGASPİ fond 17 liste 84 dosya 72 yaprak 8’den aktaran: Mehmet Perinçek, Kafkasya’da Türk-Sovyet Askeri İşbirliği (1919-1922), 111..

[119] A.A.Lalayan, Taşnak Partisi’nin Karşıdevrimci Rolü (1914-1923), 85-86.

[120] Mehmet Perinçek, Rus Devlet Arşivlerinden 150 Belgede Ermeni Meselesi, 225.

[121] Mehmet Perinçek, Kafkasya’da Türk-Sovyet Askeri İşbirliği (1919-1922), 114.

[122] S.G. Pirumyan, Diasporadaki Taşnaklar, çeviri: Kayhan Yükseler, 1. Basım, (İstanbul: Kaynak Yayınları, 2007), 37.

[123] İngilizlerin Mavi Kitap’ına Sovyetler’in Yanıtı Kızıl Kitap Güneybatı Kafkas’ta Taşnak Mezalimi, çeviri: Kayhan Yükseler; 3. Basım, (İstanbul: Kaynak Yayınları, 2006).

[124] Sunuş, İngilizlerin Mavi Kitap’ına Sovyetler’in Yanıtı Kızıl Kitap Güneybatı Kafkas’ta Taşnak Mezalimi, çeviri: Kayhan Yükseler; 3. Basım, Mehmet Perinçek tarafından, (İstanbul: Kaynak Yayınları, 2006), 12-13; Karibi, Ermeni İddialarına Yanıt Gürcü Devleti’nin Kırmızı Kitap’ı, 1.Baskı, İstanbul: Kaynak Yayınları, 2007.

[125] Ermeni Komitelerinin Emelleri ve İhtilal Hareketleri Meşrutiyet’in İlanından Önce ve Sonra, çevrimyazı: Musa Sarıkaya,1. Basım, (İstanbul: Kaynak Yayınları, 2006).

[126] L. M. Bolhovitinov – Resmi Ermeni Raporu 11 Aralık 1915. haz. Mehmet Perinçek, 5. Basım, (İstanbul: Kaynak Yayınları, 2014).

[127] A.B.Karinyan, Ermeni Milliyetçi Akımları, 87-88.

[128] RGVİA fond 2100, liste 2, dosya 460, yaprak 75’den aktaran: Mehmet Perinçek, Rus Devlet Arşivlerinden 150 Belgede Ermeni Meselesi, 127.

[129] RGVİA fond 2100, liste 1, dosya 982, yaprak 3-5’den aktaran: Mehmet Perinçek, Rus Devlet Arşivlerinden 150 Belgede Ermeni Meselesi, 133-135; RGVİA fond 2100, liste 1, dosya 982, yaprak 34-35’den aktaran: Mehmet Perinçek, Rus Devlet Arşivlerinden 150 Belgede Ermeni Meselesi, 167-169

[130] RGVİA fond 2100, liste 2, dosya 1094, yaprak I, 4, 4, arkası, 7-9, 7 arkası, 9 arkası’ndan aktaran: Mehmet Perinçek, Rus Devlet Arşivlerinden 150 Belgede Ermeni Meselesi, 181-185.

[131] Konu hakkında tutunaklar ve belgeler için bkz: Mehmet Perinçek, Ermeni Milliyetçiliğinin Serüveni (Taşnaklardan ASALA’ya Yeni Belgelerle), 133-156.

[132] Konu hakkında bkz: Mehmet Perinçek, Ermeni Milliyetçiliğinin Serüveni (Taşnaklardan ASALA’ya Yeni Belgelerle), 157-170.

[133] RGVİA fond 13227, liste 2, dosya 22, yaprak 130, 130 arkası’dan aktaran: Mehmet Perinçek, Rus Devlet Arşivlerinden 150 Belgede Ermeni Meselesi, 202-203.

[134] RGVİA fond 2100, liste 1, dosya 698, yaprak 4-5’den aktaran: Mehmet Perinçek, Rus Devlet Arşivlerinden 150 Belgede Ermeni Meselesi, 216-217.

[135] Mdivani’nin Orconokidze ve Stalin’e gönderdiği 5; Aralık 1920 tarihli telegraf, Rusya Sosyo-Politik Tarih Devlet Arşivi, fond 85, liste 14, dosya 50, yaprak 6 ve arkası’ndan aktaran: Doğu Perinçek, “Sovyet Belgeleriyle Emperyalizm ve Ermeni Sorunu”, Tarihten Güncelliğe Ermeni Sorunu Tahliller-Belgeleler-Kararlar içinde, 22-23.

[136] V.Gurko-Krvajin, “Büyük Sovyet Ansiklopedisi’nde Ermeni Sorunu”, Tarihten Güncelliğe Ermeni Sorunu Tahliller-Belgeleler-Kararlar içinde, 144.

[137] Mehmet Perinçek, Rus Devlet Arşivlerinden 150 Belgede Ermeni Meselesi, 226.

[138] RGVİA fond 2168, liste 1, dosya 264, yaprak 1, 1 arkası, 3, 5, 7, 7 arkası, 8’den aktaran: Mehmet Perinçek, Sovyet Devlet Kaynaklarında Kürt İsyanları, 41-42.

[139] Konu hakkında bkz: Ümit Özdağ, Algı Yönetimi, 153-155.

[140] Makale için bkz: Şenol Kantarcı, “Ermenilerce Atatürk’e Atfedilen Sözler ve Divan-ı Harb-i Örfi ile Ermeni Teröristleri Tarafından Şehit Edilenlere Atatürk’ün Gösterdiği İlgi”, Ermeni Araştırmaları Dergisi, Sayı:4, (Aralık 2001-Ocak-Şubat 2002), ss. 92-121.

[141] Teyleryan Talat Paşa’yı arkadan vurduğunu mahkemede ifade etmiştir. Konu hakkında bkz: Talat Paşa Cinayeti Davası Tutanaklar, 52.

[142] Hasan Babacan, Mehmed Talat Paşa (1874-1921), 250-251.

[143] Konu hakkında bilgi ve belgeler için bkz: Murat Bardakçı, İttihatçı Sandığı, 2. Basım, (İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2017), 27-56.

DİĞER YAZILAR

MEDYADA BAU DEGS
MEDYADA BAU DEGS
13 Mayıs 2021

12 MAYIS MEDYA BÜLTENİ YAZILI BASIN YANSIMALARI YENİÇAĞ GAZETESİ KÖŞE YAZARI HÜSEYİN MACİR YUSUF; “KKTC TANINMALIDIR” İSİMLİ YAZISINDA BAU...

UZMANLAR HABER7’YE DEĞERLENDİRDİ: TSK FİLİSTİN’E GİDEBİLİR Mİ?
UZMANLAR HABER7’YE DEĞERLENDİRDİ: TSK FİLİSTİN’E GİDEBİLİR Mİ?
12 Mayıs 2021

İŞGALCİ İSRAİL YÖNETİMİ GÜNLERDİR GAZZE’Yİ BOMBALIYOR. YAŞANAN ZULME KARŞI MÜSLÜMAN ÜLKELERİN ADIM ATMASI BEKLENİYOR. UZMANLAR TSK SEÇENEĞİNİ HABER7’YE ANLATTI....

İsrail’in İç Siyaseti Açısından Mescid-i Aksa’dan Başlayarak Tüm İsrail ve Filistin’e Yayılan Kaos’un Bir Değerlendirmesi: Neden şimdi?
İsrail’in İç Siyaseti Açısından Mescid-i Aksa’dan Başlayarak Tüm İsrail ve Filistin’e Yayılan Kaos’un Bir Değerlendirmesi: Neden şimdi?
12 Mayıs 2021

  Birçok insan İsrail ve Filistin’de günden güne artan kaosu izlemekte ve kendine aynı soruyu sormakta: Bu olay neden...