STEPHEN LILLIE: “SİYASİ EŞİTLİK KIBRIS SORUNUNUN ÇÖZÜMÜ İÇİN ÖNEMLİ ANA NOKTA”

“5’Lİ GÖRÜŞME RUM TARAFININ KIBRIS TÜRK TARAFINI SİYASİ EŞİTLİĞE BAĞLILIĞINI İKNA EDECEK ŞEKİLDE YENİDEN TEYİT ETMESİ İÇİN BİRİNCİ SINIF FIRSAT”
“İKİ TARAF FEDERASYONDA ANLAŞAMADIĞINA KARAR VERİRSE ALTERNATİF BİR ÇÖZÜMÜN TAMAMEN GÖZ ARDI EDİLMESİ MÜMKÜN DEĞİLDİR”
İngiliz Yüksek Komiseri Stephen Lillie “siyasi eşitliğin Kıbrıs sorununun çözümü için çok önemli ana nokta olduğuna” işaret ederek “gayrı resmî konferans Kıbrıs Rum tarafının, Kıbrıs Türk tarafını ikna edecek şekilde siyasi eşitliğe bağlılığını yeniden teyit etmesi için birinci sınıf bir fırsattır” dedi.
Stephen Lillie bir federasyon çerçevesinde karşılıklı kabul edilebilir çözüm bulunması için halen uygun zemin ve yöntem bulunduğu görüşünü ortaya koyarak, gayrı resmî 5+1 görüşme ışığında, her iki tarafa da başarmak için mevcut çerçeveyi değerlendirme çağrısı yaptı. Gelecekte, her iki tarafın da bir federasyon çerçevesinde anlaşma yolu olmadığına karar vermesi halinde başka çözüm şekillerinin ortaya çıkmayacağını kimsenin kesin şekilde göz ardı edemeyeceğini vurgulayan Lillie siyasi eşitliğin çözüm açısından çok önemli bir ana nokta olduğuna dikkat çekti.
Politis Lillie ile yaptığı söyleşiyi “İngiliz Üslerinin İnkişafına Engel… Binlerce Kıbrıslı Rum Mal Sahibi Hiçbir Şey Yapamaz… İngilizler Kıbrıs Sorunundaki Siyasi Gelişmeler Nedeniyle de, Çevreyle ilgili Endişelerini Bahane Ederek Anlaşmanın Uygulanmasını Geciktirmek İçin Çeşitli Engeller Çıkarıyor… Türkiye İki Devlet Çözümünde Israr Eder Veya İşgal Bölgelerini İlhak Ederse Kıbrıs Cumhuriyeti Tarafından İngiliz Üsleri Konusu Gündeme Getirilebilir” başlık ve spotlarıyla manşete çekti.
“SİYASİ EŞİTLİK ÇÖZÜM İÇİN ÇOK ÖNEMLİ ANA UNSURDUR”
Lillie “siyasi eşitlik Kıbrıs sorununun çözümü için ana unsurdur ve çok önemidir” vurgusu ile şunları söyledi: “BM Güvenlik Konseyi kararlarında (716/1991) çözümün bileşeni olarak yer alır.  Doğru ya da yanlış, yargılamıyorum, bu noktayla ilgili algıda taraflar arasında fark var. Her hal ve karda gerek Sayın Tatar’dan gerek Ankara’dan gelen mesaj Kıbrıs Rum tarafının siyasi eşitliği kabul edeceğine bağlılığına halen ikna olmadığıdır. Bundan dolayı,  olguların ilerlemesi için en önemli ve belirleyici adımlardan biri –ki bunun 5+1 gayrı resmî görüşme çerçevesinde yapılabileceğini düşünüyorum- Kıbrıs Rum tarafının, halen ikna olmayan Türk tarafını ikna edecek şekilde siyasi eşitliğe bağlılığını yeniden teyit etmesidir.”
A PLANINDA ANLAŞILAMAZSA B PLANI…
BM’nin ve Güvenlik Konseyi daimi üyesi olan İngiltere’nin gelecekte çözüm şekli konusunda başka seçeneği B planı olarak kabul etmesinin mümkün olup olmadığı sorulduğunda Lillie “bakın, iki taraf A planında (iki bölgeli iki toplumlu federasyon) anlaşmadıklarına karar verirse gelecek aşamada alternatif bir çözümün tamamen göz ardı edilmesi mümkün değildir” dedi. Henüz böyle bir noktaya gelinmediği görüşünü de ortaya koyarak her iki tarafın da şu anda mevcut çerçeve üzerine odaklanması gerektiğini, bütün olanaklar tüketilene kadar herhangi başka bir çözüm şeklinden söz edilemeyeceğini söyledi.
GARANTİLER….
Lillie’ye “İngiltere geçmişte, iki taraf arasında bugüne kadar bildiğimiz şekliyle garantilerin kaldırılmayacağı şekilde bir anlaşma bulunursa, destekleyeceğini açıklamıştı. Garantiler konusunda hale aynı teze mi sahip?” sorusu yöneltildi.  Garanti Antlaşmaları meselesine yaklaşım genel hatlarıyla öyledir. İki toplum Antlaşmayla ilgili farklı bir şey yapmakta anlaşırsa, destekleyeceğiz” diyen Lillie şunları söyledi: “Tabii, Sayın Tatar garantilerin kalması konusunda çok güçlü ve istikrarlı bir tez ifade etti, bu nedenle, görüldüğü kadarıyla, bu konuda iki tarafın tezleri arasında artık devasa bir uçurum var. Görüşülmesi gereken konulardan biri olduğu açıktır, bu nedenle sürekli olarak müzakere masasına dönülmesinin çok önemli olduğunu söylüyoruz.”
“MÜZAKERE İSTEMEYENLER KIBRIS SORUNUNDAKİ VİZYONUNU DA SÖYLESE İYİ OLUR”
Rum tarafında, bu dönemde gayrı resmî görüşmeye ve hatta müzakerelerin son aşamasına gidilmemesi gerektiği çünkü bir dizi sebepten dolayı şartların uygun olmadığı sesleri yükselmekte olduğu hatırlatılarak tutuma cevabının ne olduğu sorulan Lillie, bu tutum sahiplerinin korku ve hassasiyetlerini anladığını ancak onların da şu sorunun cevabını vermesi gerektiğini söyledi:
“Bir müzakere prosedürüne girmezsek şartlar düzelecek mi?  Halen Crans Montana’dan bu güne 3 yıl kaybedildi. Beş yıl daha geçmesine izin verirsek Sayın Tatar’ın Kıbrıs Türk tarafını Ada’nın yeniden birleşmesini kolaylaştıracak bir sürece mi yönlendireceğini düşünüyorlar? Bir müzakere prosedürüne katılmak istemeyenler, bunun paralelinde, müzakereler olmadan Kıbrıs sorununa dair vizyonlarının ne olduğunu da söylese iyi olur.”
“DOĞU AKDENİZ’İN JEOSTRATEJİK GÖRÜNTÜSÜNÜN PARÇASIYIZ”
Lillie Fransa, ABD, Rusya, AB ve NATO’nun Doğu Akdeniz vizyonları bulunduğu ve bölgede varlık gösterdikleri hatırlatılarak bugün İngiltere’nin bölgedeki rolünün ve hedeflerinin ne olduğu sorusuna şu cevabı verdi:
“Doğu Akdeniz bölgesi jeostratejik olarak çok önemli bir bölge ve bu jeostratejik bölgede varlık göstermek bizim için önemli. Keza Kıbrıs’ta İngiliz üslerimiz var, bu jeostratejik görüntünün parçasıyız. Doğu Akdeniz bölgesinde istikrar, barış ve güvenlik şartlarının şekillenmesi bizim açımızdan çok önemli. Bölgedeki bütün ülkelerle diplomatik yoldan iyi ilişkilerimiz olsun istiyoruz. Bu hedefimizi de bu diplomasi aracılığıyla başarmak istiyoruz.”
KIBRIS SORUNU ÇÖZÜLÜRSE…
Türkiye’nin Yunanistan, Güney Kıbrıs, Suriye Irak, Libya ve kısa süre önce de Dağlık Karabağ’daki faaliyetleri hatırlatılarak “sizce Türkiye’nin, bu hareketleri ile başarmak istediği nedir? Sorusu üzerine Lillie “bölgeye dair stratejik vizyonunun ne olduğunu Türkiye’ye sormanız gerek” dedi, şunları ekledi:
“Ancak, bütün o saydıklarınız, bölgedeki karmaşıklığın ve istikrara yönelik tehditlerin en iyi göstergesi. Dolayısıyla bu tehditleri mümkün olduğunca azaltmamız önemli. Örneğin, Kıbrıs sorunu çözülebilse, dengedeki en zor unsur otomatikman ortadan kalkar. Kıbrıs sorununun çözümüyle sadece Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumlar arasındaki itilafı çözmezsiniz. Kıbrıs sorunu çözülürse Kıbrıs ve Türkiye arasındaki deniz bölgeleri ve hidrokarbonlar meselesindeki talepler ve ihtilaflar da çözülebilir.
İNGİLİZ ÜSLERİNİN ASKERÎ OLMAYAN İNKİŞAFI ANTLAŞMASINDAKİ GECİKMENİN SİYASİ BAĞLANTISI ARAŞTIRILIYOR…
Gazete Lillie’ye İngiltere ile Güney Kıbrıs arasında 2014’te varılan İngiliz üsleri içerisinde Gayrı Askerî İnkişaf Antlaşmasının hayata geçirilmesinde gözlemlenen gecikme de soruldu. Anlaşma Limasol, Larnaka ve Mağusa’daki üç belediye (İpsona, Aşağı Polemidya (Binatlı) ve Derinya) ile 16 köyü (“Asomatos” (Gözügüzel), “Trahon”  (Kayakale), “Kolossi” (Yunus/Burçlu), “Erimi”, “Paramali” (Çayönü), “Evdimu” (Evdim), Ağrotur, Frenaros, Avgoru, “Aheritu” (Güvercinlik), Pile, Ormidya, Ksilotimbu, Ksilofagu, “Ahna” (Düzce) etkiliyor.
Stephen Lillie “Anlaşma İngiliz Üsleri sakini Kıbrıslıların arazilerini, mülklerini Kıbrıs Cumhuriyeti’nin diğer bütün bölgelerinde müsaade edilenle neredeyse aynı şekilde inkişaf ettirmelerine olanak tanıyor” dedi, şunları ekledi:
“Ancak, Kıbrıs Cumhuriyeti’nde de yürürlükte olması gerektiği gibi bizim de uymak zorunda olduğumuz doğru ve uygun planlama ve denetim kurallarına uymak zorundayız.  Üslerin bir bölümünün gayrı askerî inkişafı kontrolsüz ve çevreye zarar verecek şekilde olamaz.”
Politis bu konuda Rum hükümet kaynaklarından edindiği bilgiye dayanarak Rum tarafında, anlaşmanın uygulamasındaki gecikme konusunda endişe ve kaygı bulunduğunu, bu gecikmenin siyasi sebeplerden mi kaynaklandığının araştırıldığını yazdı, şöyle devam etti:
“Yani, İngilizler, çevre ile ilgili endişelerini bahane ederek, Gayrı Askerî İnkişaf Antlaşması’nın hayata geçmesini geciktirmek için çeşitli engeller çıkarmasının sebeplerinden birinin de Kıbrıs sorunundaki siyasi gelişmeler mi olduğu araştırılıyor. İncelenmekte olan senaryolardan biri de İngilizlerin, Türkiye’nin Kıbrıs sorununun çözümüyle ilgili tam olarak nereye gittiği netleşene kadar Antlaşmayı tutmayı mı düşündüğü senaryosudur. Türkiye iki devlet çözümünde ısrar eder veya işgal bölgelerini Türkiye Cumhuriyeti’ne ilhak ederse Kıbrıs Cumhuriyeti’nin İngiliz Üsleri konusunu gündeme getirmesi muhtemeldir.”
Kaynak: Politis