TAKIMADALARI ÖRNEKLERİ (KANARYA, FALKLAND, AZORLAR VB.) YUNANİSTAN TEZLERİNE NEDEN ZEMİN OLUŞTURMAZ?

 

Yunanistan’ın Ege ve Akdeniz’deki hakimiyetini artırmak için kullandığı; adalarının kıyı uzunluklarının toplamını anakara uzunluğuna eklenmesi ve adalara da MEB tanınabileceği tezi, son günlerde Kanarya, Falkland Adaları gibi takımadaları örnekleri ile güçlendirilmeye çalışılmaktadır. [1]

 

 

Altının çizilmesi gereken en önemli husus şudur ki Türkiye, adalara deniz yetki alanı tanınmaması gerektiğini savunmamaktadır ancak bazı özel durumlarda adalara tanınan deniz yetki alanının sadece adanın karasuları ile sınırlı kalabileceğini savunmaktadır.

 

 

Bahsi geçen özel durumlara verilebilecek örneklerden biri; İtalya ve Tunus’un 20 Ağustos 1971[2] tarihinde imzaladığı, iki ülkenin kıta sahanlığı sınırlarının belirlenmesi hakkındaki anlaşmadır. Bahsedilen anlaşmada İtalya’nın; Lampedusa, Linosa ve üzerinde yerleşim olmayan Lampione adacığına sadece karasuları kadar deniz yetki alanı bırakılmıştır.[3]

 

İtalya’nın kıta sahanlığını gösteren harita, mor renk kodu Tunus ile anlaşılan sınırları gösterir.[4]

 

 

Bir başka önemli örnek ise 2012 yılında Uluslararası Adalet Divanı (UAD) tarafından karara varılmış Nikaragua- Kolombiya davasıdır.[5] Söz konusu kararda UAD, adaların ve anakaraların deniz alanı sınırlandırılmasında eşit şekilde değerlendirilemeyeceği[6], anakaranın adalara nazaran daha üstün bir statüde olduğunu ve kendi ana karasının ters tarafında konumlanmış, yani kendi adalarının karşı kıyıdaki ülkeye daha yakın olması durumunda, anakarasına uzak olan adaların daha sınırlı bir yetki alanına sahip olacağını belirtmiştir. Nikaragua- Kolombiya kararındaki önemli hususlardan biri de ‘’kapamama’’ (kesmeme) ilkesine bağlı kalınarak sonuca ulaşılmasıdır. Bu ilke kapsamında UAD, anakaranın önünün diğer ülkelerin adaları tarafından kesilmemesi, engellenmemesi gerektiğini belirtmiştir.[7]

 

 

 

Kırmızı ile gösterilen Nikaragua kıta sahanlığında kalan Kolombiya adalarına bırakılan deniz alanlarıdır

 

 

Son dönemlerde Yunanistan’ın tezlerini güçlendirmek adına ortaya atılan örnekler ise şunlardır; Kanarya Adaları, Falkland ve Azorlar ada olmalarına rağmen kendilerine geniş deniz yetki alanları veya MEB tanınmıştır o halde Yunanistan’ın adalarına da aynı şekilde geniş deniz yetki alanı ve MEB tanınmalıdır.[8] Bu tezin Yunanistan’ın Ege’de sahip olduğu adalara uygulanamayacak olmasının ilk sebebi söz konusu örneklerin takımadaları oluşudur.

 

 

  1. TAKIMADALARI VE YUNANİSTAN FARKI

 

 

Yunanistan tezlerinin desteklenmesi için ortaya atılan takımadaları örneklerine, 1982 Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’ne kadar kıta sahanlığı hakkı tanınmamaktadır ve ancak söz konusu anlaşma ile takımadaları Deniz Hukuku’nda kendine yer edinmeye başlamıştır, takımadalarının uluslararası hukuktaki öneminin yeni bir olgu olduğu aşikardır.

 

 

Birleşmiş Milletler ’in III. Deniz Hukuku Konferans’ında takımadalarına tanınan özel statü ile ilgili, takımadası sahibi anakarada kurulu devletler, takımadalarına tanınan özel yasal sistemin, kendilerine de uygulanması çağrısında bulunmuşlardır, ancak uluslararası topluluğun güçlü muhalefeti sayesinde bu özel statü genişletilememiştir. Takımadası statüsünün, bağımsız bir takımada devleti oluşturmayan takımadalara uygulanmaması konusunda uluslararası bir fikir birliği olduğu açıktır.[9] Söz konusu konferansta bazı anakara sahibi ülkelerin, başka devletlerin haklarını gasp edeceklerini önemsemeden kendilerine daha fazla alan yaratmak için uğraştıkları, bunu yaparken de kapalı ve yarı-kapalı denizlerin özel durumlarını da dikkate almak istemedikleri belirtilmiştir.[10]

 

 

  1. TAKIMADASI NEDİR?

 

 

BMDHS madde 46b’ye göre: “Takımada”dan, birbirleri ile olan bağları coğrafi, ekonomik ve politik yönden bir bütün oluşturacak derecede sıkı olan veya tarihi açıdan bu şekilde kabul edilen ada kısımları, bunlara bitişik sular ve diğer doğal unsurlar da dahil olmak üzere, bir adalar grubu anlaşılır[11]. Başka bir deyişle bir takımadası, anakaraya sahip olmayan bireysel adalar bütünüdür ve altının çizilmesi gereken en önemli husus da bir devletin takımadası statüsünden yararlanabilmesi için herhangi bir anakaraya sahip olmaması gerekliliğidir.

 

 

Takımadası ile sadece birçok adası bulunan anakara sahibi Yunanistan farkını açıklığa kavuşturduktan sonra verilen örneklerdeki deniz yetki alanlarının, Deniz Hukuku kurallarına uygun ve Uluslararası Adalet Divanı’nın bugüne kadar aldığı kararlar çerçevesine göre nasıl olması gerektiği incelenecektir.

 

 

  1. FALKLAND ADALARI

 

 

Falkland Adaları’nın aidiyeti tartışmalıdır. Adayı gözle ilk keşfeden Hollandalılar iken adadaki kayıtlı ilk ayak basma 1690 yılında İngilizler tarafından gerçekleşmiştir ve 1833 yılına kadar da neredeyse kesintisiz bir şekilde adada de facto hüküm sürmüşlerdir. 1829 yılında adanın İspanyollardan miras kaldığını söyleyip hak iddiasında bulunan Arjantin’e karşı 1833 yılında İngilizler bu takımadalarını tekrar işgal etmişlerdir. İngiliz işgalini kabul etmeyen Arjantin’in 1982 yılında takımadalarını işgal etmesi üzerine, Arjantin ve Birleşik Krallık arasında Falkland Savaşı patlak vermiş, birçok kaybın olduğu savaşın sonunda Arjantin teslim olmuş ve Falkland topraklarını terk etmişlerdir.[12] Söz konusu savaştan itibaren Falkland Adaları’nın egemenlik durumu iki ülke arasında gerginlik yaşanmasına sebep olmuştur. İki ülke de adadaki egemenlikleri konusunda taviz vermemekte ısrarcıdır, Arjantin Anayasası’nda söz konusu adalar üzerinde ve buna tekabül eden deniz ve ada bölgelerinde egemenlik hakları olduğu ve bu adaların Arjantin’in ayrılmaz bir parçası olduğu yazmaktadır.[13] Falkland takımadalarında 2013 yılında uluslararası gözlemcilerin gözetmenlik ettiği bir referandum düzenlenmiş ve seçmenlerin %99.8’i Birleşik Krallık’ın Denizaşırı Bölgesi olarak mevcut siyasi statüyü korumak istediklerini beyan etmişlerdir.[14]

 

 

Falkland Adaları’nın aidiyeti problemi bu makalenin konusu olmadığı için, makalenin devamında söz konusu takımadasının deniz yetki alanları, Uluslararası Adalet Divanı’nın bugüne kadarki uluslararası yargı içtihatlarıyla ve deniz hukuku kurallarıyla uyumlu bir şekilde nasıl çözümlenebileceği incelenecektir.

 

 

  1. FALKLAND ADALARINA TANINABİLECEK DENİZ YETKİ ALANLARI

 

 

Falkland Adaları, Britanya Denizaşırı Toprakları içerisinde yer alan, Birleşik Krallık’ın bir parçası olmamakla beraber Birleşik Krallık’ın hakimiyeti altında bulunan on dört devletten biridir. Söz konusu on dört devlet Birleşik Krallık’a anayasal ve tarihsel bağ ile bağlıdırlar. Falkland Adaları’ı kendi iç yönetimlerine sahip olmakla beraber, savunma ve dışişleri gibi alanlarda sorumluluk Birleşik Krallık’a aittir.[15] Arjantin’in, Falkland Adaları’nda hak iddia etmesi sebebi ile adaların aidiyeti tartışma konusudur.

 

 

 

 

 

 

Arjantin tarafından ilan edilen münhasır ekonomik bölge ile İngiltere tarafından Falkland Adaları üzerinden ilan edilen münhasır ekonomik bölge çatışmaktadır. [16]

 

 

Falkland Adaları özelinde tartışılması gereken iki önemli husus bulunmaktadır, bunlardan ilki Falkland takımadasına, tam bağımsız olması durumunda tanınabilecek deniz yetki alanları, ikincisi Falkland Adaları’nın, anakarası olan bir ülkenin takımadası olması durumunda tanınabilecek deniz yetki alanları.

 

 

Falkland Adaları’nın tam bağımsız olduğu, Arjantin ve Birleşik Krallık’ın dışında ayrı bir devlet olduğu durumda söz konusu adalara tanınacak alanlar değişecektir. Arjantin ve Falkland adalarının karşılıklı kıyıları olduğuna göre bakılması gereken en önemli özellikler şunlardır; iki ülke arasındaki deniz mesafesi, anakaraların üstünlüğü yani kıyıların uzunlukları, son olarak da hakkaniyet ve orantılılık ilkesi. Falkland Adaları’nın ve Arjantin’in en yakın oldukları noktada aralarında 186 deniz mili vardır.[17] Bu da demek oluyor ki Falkland Adaları, Arjantin’in karasuları dışında kalmakta ancak münhasır ekonomik bölgesinde çakışmaktadır. Keza Birleşik Krallık tarafından ilan edilen 150-200 deniz mili aralığındaki balıkçılık bölgesi, Arjantin’in MEB’i ile çatışmaktadır. [18]

 

Falkland takımadalarının herhangi bir adadan farkı; anakarası bulunmayan bir adalar devleti oluşu ve kendisine verilmiş özel bir statünün bulunmasıdır, bu sebeple de herhangi bir ülkenin adasının alacağı deniz yetki alanından daha fazla yetki alanı alması gerekir. 1985 Libya – Malta davası buna bir örnektir. UAD verdiği kararda ‘bütün devletler kanun önünde eşit olsa ve aynı muameleye tabi olsalar da eşitlik her zaman adaletli değildir, doğanın eşit yaratmadığına eşit şekilde davranılamaz’’ demiştir[19]. Bu davanın sonucunda da Malta, takımadalarının sahip olduğu özel statüden dolayı herhangi bir adanın alacağından daha fazla alan almıştır.

 

Arjantin ve Falkland Adaları arasındaki deniz mili mesafesi 400 deniz milinden az olduğu için ilk olarak bakılması gereken sahil kıyılarının uzunluklarıdır çünkü orantılılık ve hakkaniyet ilkesi çerçevesinde kıyı uzunluğu daha fazla olan ülkeye daha fazla alan tanınmalıdır. Arjantin’in Güney Atlantik Okyanusu’na bakan kıyı şeridi 4700 km’dir.[20] Falkland Adaları’nın kıyı uzunlukları toplamı ise yaklaşık 1288 km’dir.[21] Arjantin’in kıyı uzunlukları Falkland Adaları’nın üç buçuk katından biraz daha fazlasına tekabül ettiğine göre Arjantin’e tanınacak deniz yetki alanları, Falkland takımadalarına tanınacak alanlardan daha fazla olmalıdır.

 

Falkland Adaları eğer Arjantin’e bağlı bir takımadası grubu olsaydı 1958 Cenevre Karasuları ve Bitişik Bölge Sözleşmesi madde 4 ve BMDHS madde 7’ye göre Arjantin kıyılarına yakın bir ada dizisi olduğu için (‘‘coastal archipelagos’’), kıta ülkesi ile bir bütün kabul edilmeleri ve düz esas çizginin bu adaların dışından geçirilme olanağı olabilirdi, ancak takımadalarının ya da adalar dizisinin bu imkandan yararlanmaları için kara ülkesine yeterince bağlı olmaları,[22] ayrıca düz esas çizginin kıyının genel doğrultusundan önemli ölçüde sapmamış olması gerekir. [23] [24] Söz konusu şartlar karşılanmadığı takdirde ise Falkland Adaları’na ya karasuları kadar ya da ülkelerin kendi aralarındaki anlaşmada belirlenecek ölçülerde bir deniz yetki alanı tanınmalıdır çünkü iki ülke arasındaki anlaşmalarda ülkelerin niyeti, söz konusu ilkelerden daha üstün durumdadır. Bahsi geçen anlaşmalardaki anakaraya yeterince bağlı olma durumu, deniz mili ile değil, metreler ile hesaplanabilecek kadar yakın olmalıdır. Bu durumda ne Falkland Adaları ne de Yunanistan, 1958 Cenevre Karasuları ve Bitişik Bölge Sözleşmesi madde 4 ve BMDHS madde 7’den yararlanamayacaktır. Anakaraya kurulu devletlerin böyle bir uygulamadan yararlanmamaları gerekliliğini Arjantin de III. Deniz Hukuku Konferans’ında belirtmiştir. [25]

 

Falkland’ın tam bağımsız olduğu durumda alacağı deniz yetki alanı, anakarası olan bir ülkeye bağlı olduğu durumda alacağı alandan daha fazla olacaktır[26] ancak yine de Falkland takımadasının, Güney Atlantik Okyanusu’na bakan sahilinin uzunluğu Arjantin’den 3.6 kat daha az olduğu göz önüne alındığında, orantılılık ve hakkaniyet ilkesi gereğince Arjantin’e tanınacak deniz yetki alanı her halükarda daha fazla olmalıdır.

 

 

  1. KANARYA ADALARI

 

Kanarya takımadaları, Afrika kıtasının bir parçası olarak kabul edilen ancak İspanya’ya bağlı, Atlantik Okyanusu’nda bulunan bir takımadası topluluğudur.[27] Tıpkı Falkland takımadalarında olduğu gibi Kanarya takımadasının da deniz sınırları İspanya ve Fas arasında tartışmalıdır.

 

İspanya ve Fas arasında bulunan deniz yetki alanı tartışmaları sadece Kanarya Adaları ile sınırlı değildir. İki ülke arasında, Akdeniz’de, Cebelitarık Boğazı’nın doğusunda bulunan Alboran Denizi’nde de bir anlaşmazlık söz konusudur. Alboran Denizi’nde Fas anakarasına oldukça yakın mesafede bulunan beş adada iki ülke de hak iddia etmektedir ve İspanya deniz yetki alanının çözümü için eşit uzaklık yöntemini önerirken Fas, hakkaniyet ilkesinin kullanılması gerektiğini savunmaktadır.[28]

 

 

Alboran Denizi’nden farklı olarak İspanya ve Fas’ın Kanarya Adaları ile ilgili belirlemesi gereken husus, Kanarya Adaları ile Fas’ın Atlantik kıyısı arasındaki deniz sınırlarıdır. Bu sınırlamada karşılaşılan sorun ise yine bir aidiyet sorunudur çünkü Kanarya Adalarına bakan kıyı şeridinin bir kısmı Batı Sahra’ya aittir. Fas ise Batı Sahra’da hak iddia etmekte ve topraklarının üçte ikisini de de facto yönetmektedir.

 

Aidiyet problemi dikkate alınmadan bakılacak olduğunda göze çarpan ilk husus Kanarya adalarının İspanya’ya bağlı oluşudur. Söz konusu takımadalarına, Malta takımadası devletine verilenden daha farklı ve daha az deniz yetki alanı tanınacaktır çünkü Kanarya takımadası İspanya’ya bağlı otonom bir bölgedir, tek başına bir devlet değildir (bkz. madde 4).

 

 

Batı Sahra ve Fas’ın Kanarya adalarına en yakın olduğu noktada aralarındaki mesafe yaklaşık 62 deniz milidir. Kapatmama ve coğrafyanın üstünlüğü ilkeleri gereğince Kanarya adalarına, Fas ve Batı Sahra’nın Atlantik Okyanusu’na geçişini kesmeyecek şekilde bir alan tanınmalıdır. Bir ülkenin kıyısında başka bir ülkenin ada, adacık gibi coğrafi unsurları bulunuyorsa, kapatmama ilkesi gereğince bu coğrafi unsurlara belirli kriterlere bağlı olarak ya çok sınırlı bir alan tanınacaktır veyahut da hiçbir alan tanınmayacaktır. Uluslararası Adalet Divanı, bugüne kadar söz konusu kurallara uygun kararlar almıştır. [29]

 

 

Kanarya adaları içerisinde bazı kaya parçaları ve üzerinde yerleşim olmayan bazı adacıklar da bulunmaktadır (Alegranza, Montaña Clara, Roque del Este, Roque del Oeste, Lobos). BMDHS’nin 123. maddesinin 3. fıkrasına göre: ‘‘İnsanların oturmasına elverişli olmayan veya kendilerine göre ekonomik bir yaşamı bulunmayan kayalıkların münhasır ekonomik bölgeleri veya kıta sahanlıkları olmayacaktır.’’[30] Bahsedilen maddeye göre adaların, adacıkların ve kayalıkların üzerinde yapılacak bir araştırma sonucu söz konusu coğrafi unsurlara herhangi bir deniz alanı dahi tanınmayabilir.

 

 

  1. AZORLAR

 

Azorlar, Portekiz’e bağlı otonom bir takımadadır.. Portekiz anakarasına yaklaşık 1390 deniz mili uzaklığında, Atlantik Okyanus’unda yer alan Azorlar, toplamda 9 büyük adadan oluşur.

 

 

 

Falkland ve Kanarya takımadalarından farklı olarak Azorlar’ın aidiyeti tartışmalı değildir, takımadası 1976 yılından beri resmi olarak Portekiz’in otonom bölgesi statüsündedir. Azorlar’ın, incelenmesi yapılan diğer takımadalarından başka bir farkı da okyanusun ortasında bulunması ve takımadasına en yakın karanın Portekiz olmasıdır. Okyanus’un ortasında bulunmasından ve hiçbir anakaranın denizlere veya okyanuslara girişini kapamamasından dolayı Azorlar’a geniş bir MEB tanınmıştır. 954.496 km2 ile Azorlar, Avrupa Birliği’nin en geniş münhasır ekonomik bölgelerinden birine sahiptir. Azorlar’ın Yunanistan tezlerine zemin oluşturamayacak olmasının en önemli sebebi birinde okyanusun ortasında bulunan takımadaları söz konusu iken Adalar Denizi’nde yarı-kapalı[31] bir denizin ortasında bulunan adalar topluluğu söz konusudur.

 

 

Yunanistan bir takımadası değildir; anakaraya kurulmuş, takımada sahibi bir devlettir. Yunanistan ile aynı özelliklere sahip devletlerin, takımadalarına uygulanacak özel statüden yararlanamayacağı, III. Deniz Hukuku Konferansı’nda kabul edilmiştir. Hem coğrafi olarak hem de hukuki olarak Yunanistan’ı takımadaları ile karşılaştırmak yanlıştır, bu sebeple de Yunanistan’ın, takımadası devletlerini, kendi tezlerine emsal teşkil edecek şekilde kullanması uluslararası hukuk kuralları ve teamülleri gereğince mümkün değildir.

  

KAYNAKÇA

  1. Tümamiral Cihat Yaycı – Sorular ve Cevaplar ile Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) Kavramı, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı 1. Baskı, 20192.
  2. Carbone – Luzzatto – Santa Maria (a cura di), Istituzioni di diritto internazionale, 5a ed., Torino, Giappichelli, 2016.
  3. Hüseyin Pazarcı – Uluslarası Hukuk Dersleri II, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Yayınları 571.
  4. Arş. Gör. Arda ÖZKAN – Kıta Sahanlığının Sınırlandırılmasında Uluslararası Uygulamalar: Sözleşmeler, İçtihat ve Doktrin
  5. Tümamiral Cihat Yaycı – Yunanistan Talepleri (Ege Sorunları), Türk Tarih Kurumu Yayınları 2020 6 Sertaç Hami Başeren, Ege Sorunları, Türk Deniz Araştırmaları Vakıf Yayınları Yayın No: 25
  6. Maher Gamil Aboukhewat, The Legal Status of Archipelagos in the International Law of the Sea, Public International Law Department, Kafer Elsheik University, Kafer Elsheik, Egypt 2019
  7. Murat Uğur, T.C İstanbul Üniversitesi̇ Deniz Bilimleri̇ ve İşletmeciliği̇ Enstitüsü, Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de Kıt’a Sahanlığı ve Münhasır Ekonomik Bölge Sınırlarının Belirlenmesi̇ Yüksek Lisans Tezi̇
  8. Ege’de Deniz Sorunları Semineri, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi ve Basın – Yayın Yüksekokulu Basımevi, Ankara 1986
  9. Delimitation of the Argentine Continental Shelf By Peter Willetts, Emeritus Professor of Global Politics, City University, London
  10. Yunus Emre Açıkgönül – Nikaragua/ Kolombiya Kararı Işığında Doğu Akdeniz’deki̇   Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılması
  11. Case Concerning Territorial and Maritime Dispute (Nicaragua v. Colombia), Judgment, I.C.J. Reports 2012, International Court of Justice, Report of Judgements, Advisory Opinions and Orders Judgements.
  12. Case Concerning the Continental Shelf. (1985). Libyan Arab Jamahiriya/Malta, International Court of Justice, Reports of Judgements, Advisory Opinions and Orders, Judgements.
  13. Case Concerning Delimitation of the Maritime Boundary in the Gulf of Maine Area, Canada v. United States, 1984, International Court of Justice, Report of Judgements, Advisory Opinions and Orders Judgements.
  14. Third United Nations Conference on the Law of the Sea 1973-1982 Concluded at Montego Bay, Jamaica on 10 December 1982
  15. Malvinas en la Historia, 2da ed., Remedios de Escalada: De la UNLa – Universidad     Nacional de Lanús, 2013. (son erişim 08.11.2020)
  16. Maritime Safety and Security Law Journal, The Pending Maritime Delimitations between Spain and Morocco: Sovereignty, Status and Feasibility, Eduardo Jiménez Pineda, Issue 4, 2018

 

REFERANSLAR

[1] Third United Nations Conference on the Law of the Sea 1973-1982 Concluded at Montego Bay, Jamaica on 10 December 1982 Document:- A/CONF.62/ SR.32 , Paragraf 27

[2] https://www.senato.it/service/PDF/PDFServer/DF/298189.pdf

[3] https://unmig.mise.gov.it/index.php/it/dati/cartografia/piattaforma-continentale-italiana

‘’Accordo con la Tunisia del 28 agosto 1971 (ratificato con L. 3 giugno 1978, n. 357; in vigore dal 16 dicembre 1978): segue il criterio della mediana tra le coste continentali della Tunisia e quelle della Sicilia senza dare alcun valore, ai fini della delimitazione, alle «circostanze speciali» rappresentate dalle isole italiane di Pantelleria, Lampedusa e Linosa e all’isolotto disabitato di Lampione. La porzione di piattaforma di queste isole è limitata, rispettivamente, ad archi di cerchio di 13 e 12 miglia. di raggio e coincide quindi, tranne che per il caso di Pantelleria, con l’attuale estensione delle acque territoriali.’’

 

[4] https://unmig.mise.gov.it/images/cartografia/piattaforma/cartapiattaforma.pdf
İtalyan Ekonomik Kalkınma Bakanlığı resmi sayfasından alınmıştır.

[5] https://www.icj-cij.org/public/files/case-related/124/124-20121119-JUD-01-00-EN.pdf

[6] Par 215. ‘The Court considers that those islands should not be treated as though they were a continuous mainland coast stretching for over 100 nautical miles and cutting off Nicaraguan access to the sea bed and waters to their east.’’

[7] Par 236. ‘’The Court considers that it must take proper account both of the disparity in coastal length and the need to avoid cutting either State off from the maritime spaces into which its coasts project.’’

[8] Ege’de Deniz Sorunları Semineri, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi ve Basın – Yayın Yüksekokulu Basımevi, Ankara 1986, sf. 81.

[9] Third United Nations Conference on the Law of the Sea 1973-1982 Concluded at Montego Bay, Jamaica on 10 December 1982 Document:- A/CONF.62/C.2/SR.37, Paragraf 67

[10] Paragraf 68

[11] https://denizmevzuat.uab.gov.tr/uploads/pages/uluslararasi-sozlesmeler/denizhukuku.pdf

Madde 46. İşbu Sözleşme amaçları uyarınca:

  1. a) “Takımada Devleti”nden, bütünüyle bir veya bir çok takımadadan oluşan ve başka adaları da ihtiva edebilen bir devlet;
  2. b) “Takımada”dan, birbirleri ile olan bağları coğrafi, ekonomik ve politik yönden bir bütün oluşturacak derecede sıkı olan veya tarihi açıdan bu şekilde kabul edilen ada kısımları, bunlara bitişik sular ve diğer doğal unsurlar da dahil olmak üzere, bir adalar grubu anlaşılır.

[12] https://www.britannica.com/place/Falkland-Islands/History

[13] http://www.biblioteca.jus.gov.ar/Argentina-Constitution.pdf

Temporary Provisions, sayfa 22

[14] https://www.falklands.gov.fk/our-people/our-history/

[15]https://www.gov.uk/government/publications/the-overseas-territories

[16] https://www.dur.ac.uk/ibru/resources/south_atlantic/ Durham University, Argentina and UK claims to maritime jurisdiction in the South Atlantic and Southern Oceans

[17] http://www.unla.edu.ar/documentos/observatorios/malvinas/manual.pdf
Malvinas en la Historia, 2da ed., Remedios de Escalada: De la UNLa – Universidad Nacional de Lanús, 2013.

[18] https://www.cia.gov/library/readingroom/docs/CIA-RDP08C01297R000800090003-4.pdf

[19] Case Concerning the Continental Shelf (1985), Libyan Arab Jamahiriya/Malta, International Court of Justice, Reports of Judgements, Advisory Opinions and Orders, Judgements.
Paragraf 46: ‘‘The principle that although all States are equal before the law and are entitled to equal treatment, “equity does not necessarily imply equality” (I. C. J. Reports 1969, p. 49, para. 9 l), nor does it seek to make equal what nature has made unequal…’’

[20] https://www.britannica.com/place/Argentina

[21] https://agupubs.onlinelibrary.wiley.com/doi/full/10.1029/2004JC002648

[22] 1958 Cenevre Karasuları ve Bitişik Bölge Sözleşmesi 4. madde 2. paragraf

‘‘2. Bu şekilde çizilen esas hatlar, kıyının genel istikametinden dikkate değer ölçüde sapmamalı ve hatların içinde kalan deniz alanlarının iç sular rejimine tabi olması için kara ile yeteri kadar bağlantılı olması gerekir.’’

[23] Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi 7. madde 3. paragraf
‘‘3- Düz esas hatların oluşturduğu çizginin sahilin genel yönünden hissedilir bir biçimde sapmaması ve bu hatların berisinde kalan deniz uzantılarının iç sular rejimine tabi tutulabilmesi için, bunların kara sahasına yeter derecede bağlı olmaları gerekir. ’’

[24] Hüseyin Pazarcı – Uluslararası Hukuk Dersleri II, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Yayınları 571, sayfa 268-269

[25] Third United Nations Conference on the Law of the Sea 1973-1982 Concluded at Montego Bay, Jamaica on 10 December 1982 Document:- A/CONF.62/C.2/SR.37, Paragraf 83

‘‘… Nevertheless, it should be made clear that the coastal State could not draw baselines connecting the coasts of its continental territory with those of its distant archipelago.’’

[26]Case Concerning the Continental Shelf. (1985). Libyan Arab Jamahiriya/Malta, International Court of Justice

[27] https://www.britannica.com/place/Canary-Islands

[28] Maritime Safety and Security Law Journal, The Pending Maritime Delimitations between Spain and Morocco: Sovereignty, Status and Feasibility, Eduardo Jiménez Pineda, Issue 4, 2018.

[29] Delimitation of the Maritime Boundary in the Gulf of Maine Area (Canada v. United States), [1984] I.C.J. Reports, Paragraf 196

[30] Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi 121. madde 3. paragraf

[31] Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi 122. madde