Türkiye ve İsrail Deniz Yetki Alanları Sınırlandırma Antlaşması İmzalarsa, Bu Antlaşma Türkiye ve İsrail’in Yararına Olduğu Gibi Filistin’in de Yararına Olur

 

<BAU DEGS çalışmasıdır. BAU DEGS’e atıfta bulunmadan kullanılamaz.>

 

 

İsrail-Türkiye ilişkileri, İsrail’in kurulduğu tarihten itibaren iki ülke arasındaki karşılıklı çıkarlar ve barış temelinde devam etmiştir. Ciddi bir biçimde ticaret hacmine sahip olan İsrailTürkiye ilişkileri (1), İsrail’in 2008 yılındaki Gazze Operasyonu ve 2010 yılındaki Mavi Marmara gemisine yaptığı saldırı sonrasında ölen Türk vatandaşları, iki ülke arasında ilişkileri hızla bozmuş ve Türkiye Tel Aviv Büyükelçisi merkeze çağırılmıştır.(2) İkili ilişkilerin düzeltilmesi ve tazmin için İsrail ile Haziran 2016’da mutabakata varılmıştır. Mutabakat neticesinde normale dönen ilişkiler İsrail’in “Büyük Dönüş Yürüyüşü” gösterilerine katılan Filistinli sivillere yönelik saldırıları ile yeniden hassas bir döneme girmiştir. Bu olaylar sonrası 15 Mayıs 2018’de Türkiye Tel Aviv Büyükelçisi yeniden merkeze çağırılmıştır. Türkiye-İsrail ilişkileri bu tarihten itibaren Maslahatgüzarlar seviyesinde yürütülmektedir. Bununla birlikte İsrail’in, 17 Aralık 2010 tarihinde GKRY ile MEB anlaşması imzalaması (3) ve diğer kıyıdaş devletlerle herhangi bir anlaşma imzalamadan 12 Temmuz 2011 tarihinde MEB bölge sınırlarını gösteren koordinat listesini BM’ye bildirerek MEB ilanında bulunması, Türkiye ile İsrail’in arasındaki ilişkilerin daha da gerginleşmesine sebep olmuştur.(4) Fakat bu olumsuzluklara rağmen Türkiye-İsrail ikili ilişkileri ekonomik olarak gelişmeye devam etmiş ve 2019 yılında Türkiye, İsrail’e ihracat rekorunu kırmıştır.(5)

 

Türkiye, günümüze dek denizlerinin ve deniz yetki alanlarının farkına varamamıştır. Eksik teknik donanım ve tecrübe ile beraber ülkenin önceliklerinin farklı olması nedeniyle Türkiye bugüne kadar sadece düşey hatlar ile sınırlandırma yapmayı öngörmüş ve dolayısıyla deniz yetki alanını dar bir yaklaşımla ortaya koymuştur. Türkiye’nin deniz hukukunun ilgili hüküm ve prensipleri ile uluslararası mahkeme ve hakem kararları ışığında Libya ve KKTC’nin yanı sıra İsrail, Mısır, Lübnan ve Suriye ile kıyıdaş olmaları nedeni ile deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına dair anlaşmalar imzalaması hem coğrafi hem de hukuki açıdan mümkündür. Türkiye’nin Libya ile yaptığı antlaşmanın aynı şartlarda benzerini İsrail ile imzalaması durumunda GKRY ve Yunanistan’ın Doğu Akdeniz’de Türkiye aleyhindeki faaliyetleri ve gayri hukuki talepleri sekteye uğrayacaktır. Olası Türkiye-İsrail deniz yetki alanlarının sınırlandırılması anlaşması ile MEB bölgemizin doğu sınırı da belirlenmiş olacağı gibi, İsrail de birçok açıdan kazançlı çıkacaktır.

 

 

 

 

Türkiye ile İsrail, aralarındaki karşılıklı kıyılara istinaden, Türkiye ile Libya arasında yapılan anlaşmada esas alınan ilkeler doğrultusunda deniz yetki alanları sınırlandırma anlaşması imzalanması durumunda Türkiye 10.462km2 deniz alanı kazanırken, İsrail de 16.344 km2 bir deniz alanı kazanacaktır. İsrail’in, 125 milyar m3 doğalgaz rezervi bulunan Afrodit yatağının bulunduğu 12 numaraları parselin tümüne; 1, 7, 8, 9, 10 ve 11’in belirli kısımlarında hak sahibi olacaktır.(6)

 

Türkiye ise 1, 5, 6, 7, 8 ve 10’nun bir kısmında hak sahibi olacaktır.7 GKRY ile İsrail’in yaptığı antlaşmada İsrail lehine bir dengesizlik vardır. Zira bu dengesizliği, dönemin GKRY Ticaret, Sanayi ve Turizm Bakanı Nicos A. Rolandis tarafından, “sınır olarak ortay hattın belirlenmesinin çok önemli ve kendileri için çok büyük bir başarı olduğunu, GKRY’nin bu anlaşma ile sahip olduğunun dört katı fazlası bir alanda egemenlik haklarına sahip olduğunu, GKRY’nin hakkından fazlasını aldığını” itiraf etmiştir.(8) Suriye, Lübnan, ve İsrail’in hakça paylaşım çevresinde yapılacak bir antlaşma ile GKRY’nin 1,87 katı deniz yetki alanına sahip olması gerekmektedir.(9) Ancak GKRY yaptığı antlaşmalarla neredeyse eşit deniz yetki alanına sahip olmuş, diğer kıyıdaş devletlerin deniz yetki alanını sahiplenmiştir.

GKRY, İsrail’in 12 numaralı parseli de kapsayacak şekilde 4.600 km2 deniz yetki alanını sahiplenmiştir. İsrail’in bu kayıplarını Türkiye ile olası bir antlaşma çevresinde telafi edebilme şansı vardır.  Çünkü GKRY ile imzaladığı sınırlandırma antlaşmaları nedeni ile deniz yetki alanı kaybına uğradığının farkına varan İsrail’in bu antlaşmaları kendi anayasal kurumları vasıtası ile fesih etmesi mümkündür. Türkiye ve İsrail arasında deniz yetki alanı sınırlandırılması antlaşması imzalanması iki ülkenin çıkarları açısından büyük önem arz etmektedir.  Bu Türkiye’nin olduğu kadar bahse konu kıyıdaşların da bu konu özelinde İsrail’in de menfaatine hizmet etmektedir.

 

Sonuç olarak Türkiye ve İsrail’in, Yunanistan ve GKRY’nin her iki tarafın haklarını hukuksuz bir biçimde gasp etme çabalarını bertaraf etmek maksadıyla, deniz yetki alanlarının sınırlandırılması anlaşması imzalaması gerekmektedir. Bu girişim ile her iki ülke hukuki ve diplomatik anlamda hak ve menfaatlerini koruduğu gibi, ekonomik çıkarlarını da korumuş ve geliştirmiş olacaktır. Bu bağlamda, Türkiye, en kısa sürede İsrail ile deniz yetki alanlarının sınırlandırılması anlaşması yapmışçasına MEB ilanını gerçekleştirmeli ve en kısa sürede İsrail ile deniz yetki alanlarının sınırlandırılması anlaşması imzalayarak bu ilanını pekiştirmelidir.

 

 

 

Türkiye-İsrail Arasında Yapılan Antlaşmanın Filistin’e Sağladığı Faydalar

 

Türkiye, Filistin’in kurulduğu tarihten itibaren uluslararası kamuoyunda en büyük destekçisi olmuştur ve olmaya devam edecektir. Filistin, İsrail tarafından abluka altında bulunmasına rağmen, Gazze Şeridi dolayısıyla Doğu Akdeniz’de MEB’e sahiptir. Bu bağlamda Türkiye ve İsrail arasında imzalanacak olan olası deniz yetki alanları sınırlandırma anlaşmasından Filistin de faydalanacaktır.(10)

 

 

 

Türkiye ve İsrail arasında imzalanacak olası deniz yetki alanları sınırlandırma anlaşması sonrası Filistin ile Türkiye arasında imzalanacak olası deniz yetki alanı anlaşması ile Filistin, 7’inci parselin küçük bir bölümüne, 11 ve 12 numaralı parsellerin ise bir bölümünde hak sahibi olacak ve 10.200 km2 deniz alanı kazanacaktır.

 

 

 

 

İsrail ile yapılacak olası deniz yetki alanları sınırlandırması anlaşması sonrası Türkiye 10.462km2 deniz alanı kazanırken, İsrail 16.344 km2, Filistin ise 10.200 km2 deniz alanı kazanacaktır. İsrail ile anlaşma hem Türkiye’nin hem de Filistin’in çıkarına olacaktır. Bu çerçeve kapsamında Filistin’in hakları da garanti altına alınmış olacaktır. İsrail, Filistin’in yanı sıra daha önce de defalarca ifade ettiğimiz gibi Mısır, Lübnan ve deniz yan sınırı olarak da Suriye ile deniz yetki alanları sınırlandırma anlaşmaları imzalanması için girişimlerde bulunmakta ülke menfaatlerimiz açısından büyük fayda vardır.

 

BAU DEGS olarak biz, Türkiye Cumhuriyeti ve Türk Milletinin menfaatlerini çalışmalarımıza merkez alarak gelişmeleri incelemekte ve değerlendirmekteyiz. Bu doğrultuda Türkiye Cumhuriyeti ve Türk Milletinin menfaatlerine hangi şartlar altında ulaşılacaksa bu şartların sağlanması için çalışmaktayız.

 

Müstafi Tümamiral Doç. Dr. Cihat YAYCI BAU DEGS Başkanı

 

Ahmet Burak TURAN BAU DEGS Araştırmacısı

 

Hurşit Furkan DİKMEN BAU DEGS Araştırmacısı

 

 

Bahçeşehir Üniversitesi Denizcilik ve Global Stratejiler Merkezi

 

 

Kaynakça

 

(1) Türkiye İhracatçılar Meclisi, “İsrail Ülke Bilgi Notu”, https://tim.org.tr/files/downloads/ihracat/Ulke_Masalari/ulke_bilgi_notu/Israil_Bilgi_Notu.pdf, Erişim Tarihi: 09.09.2020

 

(2) Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, “Türkiye-İsrail İlişkileri”, http://www.mfa.gov.tr/turkiye-israilsiyasi-iliskileri.tr.mfa, Erişim Tarihi: 08.09.2020

 

(3) Doç. Dr. Cihat, YAYCI, “Sorular ve Cevaplar ile Münhasır Ekonomik Bölge Kavramı”, sf. 40, İstanbul: Deniz Basımevi Müdürlüğü, 2019

 

(4) Doç. Dr. Cihat, YAYCI, “Doğu Akdeniz’in Paylaşımı Mücadelesi ve Türkiye”, sf. 69, İstanbul: Kırmızı Kedi Yayınevi, 2020

 

(5) TÜİK, “Ülkelere Göre İhracat-İthalat Raporu, 2013-2020”, https://iz.tuik.gov.tr, Erişim Tarihi: 09.09.2020

 

(6) Doç. Dr. Cihat, YAYCI, “Doğu Akdeniz’in Paylaşımı Mücadelesi ve Türkiye”, sf. 96

 

(7) Doç. Dr. Cihat, YAYCI, “Doğu Akdeniz’in Paylaşımı Mücadelesi ve Türkiye”, sf.168

 

(8) Doç. Dr. Cihat, YAYCI, “Doğu Akdeniz’in Paylaşımı Mücadelesi ve Türkiye”, sf.167

 

(9) Doç. Dr. Cihat, YAYCI, “Doğu Akdeniz’in Paylaşımı Mücadelesi ve Türkiye”, sf. 85

 

(10) Doç. Dr. Cihat, YAYCI, “Doğu Akdeniz’in Paylaşımı Mücadelesi ve Türkiye”, sf. 122