ULUSLARARASI HUKUK GÜÇLÜNÜN HUKUKU OLMAKTAN ÇIKMALI

28 Aralık 2020

Yazımızda komuta merkezi İtalya’nın başkenti Roma olan ve bir Yunan komutan tarafından Alman firkateyni ile açık denizdeki Türk bandralı “Rosaline A” adlı yük gemisine yapılan hukuksuz arama ele alınacaktır. Yapılan bu hukuk dışı arama Bingazi Limanına 160-200 deniz mili kuzeyindeki açık denizde meydana gelmiştir.

Öncelikle açık deniz kavramından ne anlaşılması gerektiğini belirlemek amacıyla açık deniz kavramının tanımını yapılacaktır.[1] 1982 BM Deniz Hukuku Sözleşmesi’nin 86.maddesine göre açık deniz kavramı ‘bir devletin münhasır ekonomik bölgesine, karasularına ve iç sularına dâhil olmayan bütün deniz alanları’ olarak tanımlanmaktadır.[2] Bu tanım bize göstermektedir ki hiçbir devletin yetkisi altında olmayan, hak iddiasında bulunamadığı alanlar açık deniz kavramına girmektedir. İşte bu durum bize 1982 BM Deniz Hukuku Sözleşmesinin 87. Maddesi kapsamında açık denizlerin serbestliği hakkını tanımaktadır. Bu madde kapsamında devletlerin açık denizlerdeki hakları şu şekildedir;

  • Açık denizler, sahili bulunsun veya bulunmasın bütün devletlere açıktır. Açık denizlerin serbestliği, işbu Sözleşmede yer alan şartlar ve diğer uluslararası hukuk kuralları çerçevesinde kullanılır. Bu serbesti, sahili bulunsun veya bulunmasın bütün devletler için, interalia, aşağıdakileri kapsar:
  1. a) Seyrüsefer serbestisi;
  2. b) Açık deniz üzerinden uçma serbestisi;
  3. c) VI. Kısım saklı kalmak şartıyla, denizaltı kabloları ve petrol boruları döşeme serbestisi;
  4. d) VI. Kısım saklı kalmak şartıyla, sun’i adalar ve uluslararası hukukun izin verdiği diğer tesisleri inşa etme serbestisi;
  5. e) 2. Bolümde zikredilen şartlar saklı kalmak şartıyla, balık avlanma serbestisi;
  6. f) VI. ve XIII. Kısımlar saklı kalmak şartıyla, bilimsel araştırma serbestisi.

Açık denizlerde bulunan gemilerin hukuki statüsü konusunda ise yine 1982 BM Deniz Hukuku Sözleşmesi açıklama getirmektedir. Madde 92 kapsamında ele alacağımız bu durum şu şekildedir: ‘Gemiler tek bir devletin bayrağı altında seyredecekler ve uluslararası andlaşmalarda ve işbu Sözleşmede açıkça belirtilen istisnalar dışında, açık denizlerde o devletin münhasır yetkisine tabi olacaklardır.’  İşte bu madde kapsamında devletin açık denizlerde kendi uyruğu altındaki gemiler üzerinde münhasır yetkiye sahip olmasına ‘bayrak yasası’ denmektedir. Bu yasa çerçevesinde açık denizde bir devletin bayrağını taşıyan devlet o devletin bir toprağı olarak kabul edilir. Bu yasayı uygulayan ve geminin kayıtlı olduğu devlet ise ‘bayrak devlet’ olarak adlandırılmaktadır.  Bayrak devletin yükümlülükleri konusunda 1982 BM Deniz Hukuku Sözleşmesinin 92. Maddesi karşımıza çıkmaktadır. Buna göre 92(1). Maddeye göre ‘Her devlet, kendi bayrağını taşıyan gemiler üzerinde, idari, teknik ve sosyal konulardaki yetki ve kontrolünü fiilen kullanacaktır.’ Diğer devletler ise açık denizlerdeki bir gemi hakkında idari, teknik ve sosyal konularda tereddüt yaşadıkları takdirde yapılması gereken 92(6). Maddede karşımıza çıkmaktadır: Bir gemi üzerinde uygun yetkilerin kullanılmadığı ve uygun kontrolün yapılmadığı konusunda ciddi gerekçeleri bulunan her devlet, olayları bayrak devletine rapor edebilir. Böyle bir rapor alan bayrak devleti konuyu soruşturacak ve gerekirse durumu düzeltmek için gerekli tedbirleri alacaktır.

Ancak Türk gemisine yapılan hukuksuz aramada yabancı devlet askerleri gemiye yetkileri olmadan, ciddi sebep ve deliller ortaya koymadan çıkmışlardır. Ayrıca açık denizde bulunan ve uyruğu belli olan bir gemiye müdahalede bulunmak için gerekli olan sebepler ve bu müdahalenin kapsam ve sınırları ise yine 1982 BM Deniz Hukuku Sözleşmesinin 110. Maddesinde karşımıza çıkmaktadır. 110. Madde ise bu yetkisini ‘ziyaret hakkı’ olarak tanımlamaktadır. Bu kapsamda 110. Madde şu şekildedir:

  • Müdahalenin bir andlaşma ile tanınan yetkilerden kaynaklanması durumu dışında, açık denizde 95. Maddede (Açık denizlerde savaş gemilerinin dokunulmazlığı) ve 96. Maddede (Münhasıran, ticari olmayan bir kamu hizmetinde kullanılan gemilerin dokunulmazlığı) öngörülen tam dokunulmazlıklardan yararlananlar haricindeki bir yabancı gemiyle karşılaşan bir savaş gemisi aşağıda belirtilen konularda ciddi nedenler olmadıkça, bu gemiyi durdurup denetleme hakkına sahip değildir.

a) Geminin deniz haydutluğu yaptığı;

b) Geminin köle ticaretine karıştığı;

c) Savaş gemisinin bayrağını taşıdığı devletin 109. madde uyarınca yargılama yetkisine sahip olduğu bir durumda, geminin izinsiz yayına hizmet ettiği;

d) Geminin tabiiyetsiz olduğu veya

e) Yabancı bir bayrak çekmiş olmasına veya bayrağını göstermekten kaçınmasına rağmen, geminin gerçekte savaş gemisiyle aynı tabiiyette olduğu.

  • paragrafta öngörülen durumlarda, savaş gemisi, geminin bayrağını çekmeye yetki veren belgelerinin doğruluğunu inceleyebilir. Bu amaçla şüpheli gemiye bir subayın kumandasında bir araç gönderebilir. Belgelerin incelenmesi sonucunda şüpheler devam ederse, gemide mümkün olan nezaketle daha etraflı incelemeye geçilebilir.
  • Şüpheler gerçekleşmezse, durdurulan geminin şüpheleri haklı gösterecek hiç bir eylem yapmaması şartıyla, maruz kaldığı her türlü zarar ve kayıp tazmin edilecektir.

Bu madde incelendiğinde belirtilen suçlara ilişkin ciddi şüphelerin Türk gemisinde bulunduğuna dair ellerinde deliller olmamasına rağmen hukuka aykırı bir şekilde gemiye çıkan yabancı askerlerin yaptıkları arama ve gemi çalışanlarına karşı yapılan davranışlar bu madde kapsamında açıkça hukuka aykırıdır. Çünkü madde kapsamında ilk olarak yapılması gereken yetki veren belgelerin incelenmesi ve akabinde şüphenin devam etmesi durumunda etraflıca ve nezaket çerçevesinde bir arama yapılacağını belirtmektedir. Ortaya ciddi bir delil koymadan yapılan arama ve gemi çalışanlarına yapılan nezaketsiz davranışlar sözleşme maddesinin ve uluslararası hukukun ayaklar altına alındığının en büyük kanıtlarından biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Yine madde kapsamında belirtilen suçlara ilişkin hiçbir şüphenin olmaması sebebiyle Türkiye’nin; Yunanistan, İtalya ve Almanya devletlerine karşı tazminat hakkı bulunmaktadır.

Türk gemisine karşı sergilenen bu tutum ve davranışı Yunanistan, İtalya ve Almanya devletleri açısından tabiri caiz ise devlet eliyle yapılmış bir deniz haydutluğu olarak tanımlamak mümkündür. 1982 BM Deniz Hukuku Sözleşmesinin 101. Maddesinde deniz haydutluğu tanımlanmaktadır:

Aşağıda sayılan fiillerden herhangi biri deniz haydutluğunu teşkil eder;

  1. a) Bir özel geminin veya bir özel uçağın mürettebatı veya yolcuları tarafından:
  2. i) Açık denizde, bir gemiye veya uçağa veya bunlardaki kişi veya mallara karşı;
  3. ii) Hiç bir devletin yetkisine tabi olmayan bir yerde, bir gemiye veya uçağa, kişilere veya mallara karşı, kişisel amaçlarla işlenen her türlü yasa dışı şiddet veya alıkoyma veya yağma fiili;
  4. b) Gemiye veya uçağa deniz haydudu gemi veya uçak niteliğini veren olaylara ait bilgisi olmak kaydıyla bir geminin veya bir uçağın kullanılmasına isteyerek katılma fiili;
  5. c) a) ve b) fıkralarında tanımlanan fiillerin işlenmesini teşvik eden veya bunları kolaylaştırmak üzere işlenen her fiil.

Burada devletler açık denizlerdeki güvenlik konusunda tüm devletleri tereddütte bırakacak bir olaya imza atmışlardır. Yapılan bu davranış 101(c). Madde kapsamında diğer yasa dışı örgütler tarafından başta Türk gemilerine olmak üzere açık denizlerdeki diğer ülke gemilerine karşıda deniz haydutluğu(korsanlık) konusunda örnek teşkil etme konusunda önemli bir gösterge olarak karşımıza çıkmaktadır.

Türkiye kendisine karşı işlenen bu hukuksuzluk karşısında gerekli adımları atmalıdır. Uluslararası hukukun ayaklar altına alındığı bu durum kabul edilemez. Bu eylemi gerçekleştirenler tazminat ve uluslararası alanda Türkiye’ye bir özür borçludur. Devletimiz haklılığını ortaya koymalıdır. Uluslararası hukuk, bu konudaki yetkili makamlar aracılığı ile haklı olan Türkiye lehine tecelli ederek, güçlü devletlerin bu hukuk tanımaz keyfi tutumlarına karşı tüm dünyaya bir cevap vermelidir.

Samet GÜNDOĞDU

BAU DEGS Gönüllü Genç Destek Grubu Araştırmacısı

KAYNAKÇA

REFERANSLAR

[1] Yücel Acer ve İbrahim Kaya, Uluslararası Hukuk Temel Ders Kitabı, Ankara: Seçkin Yayıncılık,2017, s.218.

[2] Yücel Acer ve İbrahim Kaya, Uluslararası Hukuk Temel Ders Kitabı, Ankara: Seçkin Yayıncılık,2017, s.196.

DİĞER YAZILAR

Grönland seçimlerini kazanarak Geleneksel Siumut Liderliğini Deviren Inuit Ataqatigiit
Grönland seçimlerini kazanarak Geleneksel Siumut Liderliğini Deviren Inuit Ataqatigiit
13 Nisan 2021

  Inuit Ataqatigiit Grönland seçimlerini kazanarak geleneksel Siumut liderliğini devirmiş oldu. Bu seçimlerde en önemli konuların başında Grönland’de yapılması...

Rusya’dan kritik ‘Kanal İstanbul’ ve ‘Montrö’ açıklaması: “Değiştirilmesi söz konusu değil.”
Rusya’dan kritik ‘Kanal İstanbul’ ve ‘Montrö’ açıklaması: “Değiştirilmesi söz konusu değil.”
10 Nisan 2021

BAU DEGS Başkanı Doç.Dr. Cihat Yaycı; “Hep başından beri söylediğim şeyi Rus Büyükelçi de söylemiş. Kanal İstanbul Montrö’yü etkilemez!!!”...