Yunan Basınından: Kathimerini- “Kafkasya Κrizi ve Doğu Akdeniz”

Kafkasya’daki çatışmalar devam ederse ve bu durum Rusya ve Türkiye’yi sırasıyla Ermenistan ve Azerbaycan’a verdikleri destekten dolayı karşı karşıya getirirse, gelişmelerin bölgemizi de etkilemesi muhtemeldir. Vladimir Putin, şimdiye kadar Recep Tayyip Erdoğan’ın maceracılığından, Rusya’nın Suriye ve Doğu Akdeniz’deki konumunu güçlendirmesi ve aynı zamanda NATO içinde ciddi sorunlara neden olmak için yararlandı. Ancak Türkiye, Suriyeli cihatçı paralı askerler ve askeri teçhizatı Azerbaycan’a göndererek Rusya’nın “arka bahçesinde” daha fazla karışırsa, Moskova, Ankara ile alışverişini sürdürmek yerine kesebilir.

 

Türkiye ekonomisinin çalkantılı olduğu bir dönemde, Rusya’nın Erdoğan’ın Suriye ve Libya’daki politikalarına gösterdiği tahammülün sona ermesi, Türkiye Cumhurbaşkanı için ülke içinde ve dışında ciddi sorunlara neden olabilir.

 

Yunanistan, GKRY ve Avrupa Birliği’nin diğer üye ülkeleri için sorun, gelişen durumu nasıl yönetecekleridir. Sadece Türkiye ile değil, Rusya ve ABD ile de ilişkileri nasıl şekillenecek?

 

Kuzey Suriye’deki Türk askeri varlığı tamamen, ABD askerlerinin çoğunun bölgeden çekilmesinden (Donald Trump’ın Erdoğan’a “hediyesi”) Başkan Esad’la birlikte orada varlığını güçlendirmek için yararlanan Rusya’ya bağlıdır. Şimdi Suriye ordusu – Rusya’nın açık rızasıyla – Türk işgali altındaki enklavlara yönelik saldırılarını artırıyor.

 

16 Eylül’de Rus ve Türk temsilciler arasındaki görüşmeler, aralarındaki önemli ayrılıkları gideremedi ve Suriye ordusunun Ankara destekli cihatçılara yönelik saldırıları yoğunlaştırıldı. Libya’da da Ankara’nın oradaki iç savaşta desteklediği taraftaki akışkan siyasi durum nedeniyle Türkiye’nin pozisyonu istikrarsız.

 

Doğu Akdeniz’de Yunanistan’ın kararlı duruşu, Fransa’nın müdahalesi ve AB’nin yaptırım tehdidi Erdoğan’ı müzakere masasına götürdü.

 

Türkiye diğer cephelerde de çok ciddi sorunlarla karşı karşıya. Neredeyse tüm komşularıyla ilişkileri uç sınırlardayken, ona karşı pek çok güç bir araya gelmekte. Arap Ligi, Ankara’yı güçlerini Suriye, Libya ve Irak’tan çekmeye çağırıyor. Riyad, Türk ürünlerinin Suudi Arabistan’a ithalatını yasakladı.

 

ABD, Trump’ın Erdoğan’a sağladığı korumaya ve Washington ile Ankara arasındaki güvensizliğe rağmen Türkiye’yi “kaybetmek” istemeyecektir. AB’de Almanya Türkiye ile çatışma istemiyor ama Ankara’nın acımasız saldırısı öyle bir tepkiye neden oldu ki, AB’den şimdi Türkiye’nin onu bölmesine izin verilip verilmeyeceği (NATO’da yapmaya çalıştığı gibi) veya üye devletlerin ona karşı birleşik bir cephe gösterip göstermeyeceğinin seçilmesi isteniyor. Çünkü Erdoğan AB’nin onun hatırına feshedilmeyeceğini anladığı için, Yunanistan ile müzakere yolunu seçti. Perşembe ve Cuma günkü zirvenin, Birliğin üye ülkeler Yunanistan ve GKRY’e verdiği desteği yineleyerek Türkiye’yi gelecekteki yaptırımlarla tehdit etmesi bekleniyor.

 

Türkiye, Rusya’dan kopma lüksüne sahip olmasa da bu kaçınılmaz görünüyor. Erdoğan, tüm gücünü şahsında yoğunlaştırdı ve eylemlerinin sonuçlarını incelemeden istediği gibi davranıyor. Dış politikadaki krizleri, takipçilerini toparlamak ve muhaliflerini kendi “vatansever çizgisini” izlemeye zorlamak için kullanıyor ve sonuçta hiç kimse ona karşı çıkmaya cesaret edemiyor. Son zamanlarda, bir krizin ardından başka bir krizi kışkırtarak ülkesinin Kafkasya’daki mevcut müdahalesine yol açtı. Ancak Rusya ile yaşanacak bir çatışma, Erdoğan’ı durma noktasına getirecektir. Tek kriterin hayatta kalması olduğu önceki davranışına bakılırsa, bu onu tekrar ABD’ye dönmeye sevk edecektir.

 

Erdoğan artık çeşitli aşırılık yanlısı milliyetçi ve İslamcı grupların yanında olduğu için, herhangi bir cephede yenilgi, aralarında bir sürtüşmeye yol açacaktır. Onu yalnızca ABD desteği kurtarabilir.

 

 

ABD, bazı yetkililerin Erdoğan’a öfkesine rağmen, Türkiye’yi “doğru yola” götürme fırsatını kaçırmayacak. Erdoğan, bu geri çekilmeyi bir zafer olarak göstermek için Yunanistan ve GKRY üzerinden bazı kazançlar arayacak.

 

Kafkasya’daki krizin sonucu Rusya’nın gidişatını ve Rusya ve Azerbaycan’dan Avrupa’ya gaz akışını da etkileyecek. Türkiye bir “araç” olmadan Rusya, bölgedeki varlığını pekiştirmek için yeni ortaklıklar arayacaktır.

 

ABD’de birkaç hafta içinde yapılacak seçimler, hangi gücün mevcut boşluğu dolduracağı konusunda belirleyici olacak. ABD, Rusya, AB?

 

Nikos Konstandaras

 

https://www.kathimerini.gr/politics/561097030/i-krisi-ston-kaykaso-kai-i-anatoliki-mesogeios/