Yunan Profesörler Yunanistan’ın Haksız Taleplerini ve Saplantılı Politikalarını Eleştirdi

 

<BAU DEGS çalışmasıdır. BAU DEGS’e atıfta bulunulmadan kullanılamaz.>

 

Yunanistan’ın bir saplantı haline gelmiş ‘Megali İdea’ güdümündeki politikaları Adalar Denizi’nde (Ege)  jeopolitik dengesizlik oluşturmaktadır. Esasen Yunanistan bu bakımdan 1923 Lozan dengesini bozmaya yönelik maksimalist ve revizyonist talepler ileri sürmektedir.(1)

 

Lozan dengesine göre ve 1947 ‘Paris Barış Antlaşması’nın Yunanistan’a gayri askeri Statüde kalmak şartı ile devrettiği Adalar Denizi’ndeki adaların anlaşmalar gereğince askerden arındırılmış olması gerekir. Ayrıca Adalar Denizi’nde ve hava sahasında üçer millik karasuları ve hava sahası kabul edilerek Adalar Denizi’nin büyük ölçüde açık deniz olarak bırakılması kararları vardır. Lozan dengesi bu bakımdan hem Türkiye-Yunanistan ilişkilerini hem de Uluslararası hakları korumaktadır. Fakat Yunanistan bu dengeyi, 1936’da Adalar Denizi’nde karasularını 6 mile çıkartarak ve 1964 yılından itibaren de adaları silahlandırmaya başlayarak bozmuştur.(2)

 

Lozan dengesine göre Adalar Denizi’nin yaklaşık %72’si serbest geçiş rejimine tabi olup açık deniz statüsünde idi. Yunanistan 17 Eylül 1936 tarihinde ‘‘tek taraflı olarak’’ karasularını 6 mile genişletmiş ve bu karar ile Adalar Denizi’nin  açık deniz alanlarının yaklaşık %25’lik bir bölümünü egemenlik alanına dahil etmiştir(3). Yunanistan hukuksuz bir şekilde şimdi de karasularını 12 mile çıkartmak ve Adalar Denizi’ni bir Yunan Gölü haline dönüştürmek istemektedir(4). Yunanistan uygun koşullar bulup karasularını 12 mile çıkarırsa Adalar Denizi’nde Türkiye’nin karasuları kaplama oranı %8.7’ye, Yunanistan’ın ise %62’ye çıkacaktır. Böyle bir durumda Ege kıta sahanlığının ve münhasır ekonomik bölgesinin yaklaşık %90’ı Yunanistan’a ait olacaktır(5).

 

Esasen karasularının genişletilmesi halinde Türkiye’nin içine düşeceği hakkaniyetsiz durum, açık deniz koridorlarının ortadan kalkmasıyla üçüncü ülkelerin haklarını da etkileyecektir. Bu bağlamda Cihat Yaycı’ nın ‘Yunanistan Talepleri’  kitabında öne sürülen haksız Yunan iddia ve taleplerinin uluslararası hukuka aykırı olduğunun sadece Türk kamuoyunda değil, Yunan kamuoyunda da bizzat Yunan akademisyenler tarafından kaleme alınan makalelerde Türkiye lehinde dile getirilmesi dikkat çekicidir(6).

 

Türkiye ile yaşanacak bir savaşın Yunanistan’ın felaketine yol açacağını ifade eden Yunan Siyaset Bilimci Profesör Aleksis Heraclides’in 24 Ekim 2018 tarihinde Efimerida Ton Sintakton gazetesinin internet sitesinde yayınlanan bir yazısında Yunanistan’ın karasularını genişletmesi halinde Türkiye’nin açık denize çıkış imkanını kaybedeceğini ve Akdeniz’den Karadeniz’e geçiş için Yunan karasularında seyretmesi gerektiğini belirtmiş buna müteakip karasularının 12 mile çıkarılması halinde Ege’nin kapalı bir Yunan denizi haline geleceğini ifade etmiştir. Heraclides bu durumun Türkiye’yi Ege bölgesinde tamamen mahsur bırakarak çıkarlarını ciddi anlamda etkileyeceğini dile getirerek Türkiye açısından yaşanacak hakkaniyetsiz durumu ortaya koymaktadır. Mevcut 6 mille Yunan çıkarlarının rahatça karşılandığını vurgulayan Heraclides, Yunanistan’ın maksimalist politikasını eleştirmektedir.

 

Uluslararası hukuk ve uygulamalara atıf yaparak, Ege gibi özel durumların olduğu coğrafyalarda karasularının tek taraflı genişletilmesinin yerine iki ülke arasında anlaşma sağlanması veya yargı kurumuna başvurulmasını önermektedir. Komşu ülkenin veya diğer ülkelerin çıkarlarına zarar verecek tek taraflı bir genişlemenin deniz hukuku sözleşmesinin öngördüğü işbirliği ilkesine ve BM Şartı’nın barış, güvenlik ve dostluk ilişkileriyle ilgili genel ilkelerine karşı geldiğini hatırlatan İraklidis, Yunanistan tarafından 6 milin üzerinde yapılacak her genişlemenin ancak Türkiye’nin onayıyla ve Ege’yi Türk denizciliğine ve uluslararası denizciliğe kapatmayacak şekilde gerçekleştirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Kaleme aldığı yazıda Heraclides son olarak, karasularının genişletilmesinin yalnız Türkiye’ye değil, uluslararası denizciliğe de zarar vereceğini belirterek, karasularının genişletilmesi halinde kıta sahanlığı sorununun bütünüyle Türkiye aleyhine çözüleceğini ortaya koymuştur. Özetle Heraclides, hararetle, genişlemenin Ege’yi Türk ve uluslararası denizciliğe kapatmaması gerektiğini savunmuştur. (7)

 

Ayrıca son günlerde Profesör Heraclides, Yunan hükümetine silahlanma konusunda eleştirilerde bulunarak Türkiye’nin saldırgan bir ülke olduğu gerekçesiyle silahlanmanın ve bu nedenle Yunanistan ekonomisine ağır zararlar verilmesinin büyük bir hata olduğunu savunmuştur. Türkiye’nin Akdeniz sahillerinin, Mısır’ın sahillerinden daha uzun olduğuna dikkat çekerek, Yunanistan’ın savunduğu tezlerle Türkiye’yi Doğu Akdeniz’de sadece kıyı sahillerine hapsetmeye çalıştığı imajını çizdiğini ifade etmiştir. Profesör Heraclides, Ege’de bulunan Yunan adalarının ya da Meis adasının Türkiye kıyılarına bu denli yakınken hiçbir uluslararası mahkemenin bu adalara kıta sahanlığı ve MEB için tam yetki hakkı tanımasının mümkün olmayacağını bir kez daha vurgulamıştır. (8)

 

Bu fikirleri paylaşan bir başka akademisyen, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Eski Başkanı Profesör Hristos Rozakis’tir. Kendisi 11 Kasım 2018 tarihinde Kathimerini gazetesinde yayınlanan makalesinde, Türkiye’nin tezlerinin lehine, Yunanistan’ın haksız taleplerini ortaya koymuştur.  Rozakis, öncelikle Yunanistan’ın 10 millik hava sahasının uluslararası bir düzensizlik teşkil ettiğine dikkat çekmiştir. Karasuları sorunları konusunda ise; Rozakis, Deniz Hukuku Sözleşmesinin ve bu sözleşmeden kaynaklanan teamül hukukunun karasularının 12 mil olması konusunu bir şey dikte etmediğini belirtmiş, ve aslında Yunanistan’ın bu talebinin keyfi ve maksimalist politikalarının bir sonucu olduğunu ortaya çıkarmıştır. Karasularının genişletilmesi durumunda, Ege’yi kullanan devletlerin zararsız geçiş kuralını ve bunun getirdiklerini uygulamak zorunda kalacaklarını ifade etmiş ve böyle bir genişlemenin diğer devletlerin çıkarlarına da zarar vereceğini ifade etmiştir.

 

Aynı makalede MEB ve Kıta Sahanlığı sorunları hakkındaki görüşlerine de yer veren Rozakis, BMDHS gereğince Deniz yetki alanlarının kıyıdaş devletler tarafından belirlenmesi gerektiğini,  tek taraflı belirlemelerin sözleşmenin lafzına ve ruhuna aykırı olacağını savunmuştur. İki taraf arasında varılacak bir anlaşmanın uluslararası hukuka dayanması ve adil bir netice getirmesi gerektiğinin altını çizmiştir. Bu konuda uluslararası hukukun mahkemelerin içtihadı ile belirlendiğini hatırlatmıştır. Rozakis ayrıca MEB ve Kıta sahanlığı belirlenmesinin karasularından bağımsız olduğu konusuna açıklık getirmek için Yunanistan’ın 4001 sayılı yasasına dayanarak, Yunan DYA sınırlarının ortay hatta dayandırılmasının mümkün olmadığını ve bunun için öncelikli olarak iyi niyetle anlaşma çabasına girişilmesi gerektiğini söylemiştir. Bununla ilgili olarak, kanunun ‘‘ortay hat ilkesini, karşı kıyı devletiyle ortak bir payda bulma çabasına girilmeksizin uygulama hakkı verdiği’’ şeklinde bir yorumun hukuka uygun olmadığını vurgulamaktadır. BMDHS madde 74 ve 83’e uygun olarak yapılacak yorumun ‘‘Yunanistan’ın sınırlandırma anlaşmasını müzakere edeceği, neticeye ulaşılamaması halinde ortay hat ilkesini tek taraflı uygulayabileceği’’ şeklinde olması gerektiğini belirtmiştir. Rozakis MEB/Kıta sahanlığı sınırlandırmasının tek taraflı yapılamayacağını, iki taraf arasında anlaşma gerektirdiğini, ve son olarak MEB/Kıta sahanlığı sınırının belirlenmesine ilişkin kriterlerin farklı olduğunu  ifade ederek, Yunanistan’ın sürekli hukuka atıfta bulunun bir ülke olarak, uluslararası hukuku geçersiz kılan seçici yöntemlerle hukuku unutmaması gerektiğini hatırlatmaktadır. (9)

 

Doğu Akdeniz’de son günlerde gerilimin tırmanmasının ardından yeni açıklamalarda bulunan Rozakis, Türkiye ile Yunanistan arasında olası bir savaşın büyük felaketlere yol açacağını vurgularken, ‘‘iki ülkenin kıta sahanlıklarını belirlemeleri için diyalog masasına oturmaları’’ gerektiğini ve ‘‘diyalogtan bir sonuç alınmazsa, tarafların ortak bir tahkimname ile Uluslararası Lahey Adalet Divanı’na başvurmalarının’’ en mantıklı yol olacağını yinelemiştir.

 

Meis adasının, en yakınındaki Yunan adası olan Rodos’tan uzak, ancak Türkiye kıyılarına çok daha yakın olduğunu söyleyerek Yunanistan’ın tezlerini maksimalist tezler olarak tanımlamıştır. Ayrıca Türkiye’nin Akdeniz’deki sahillerinin Kıbrıs adasının sahillerinden daha uzun olduğunu belirterek, Meis adası konusunda Türkiye’ye hak veren bi görüşü savunması nedeniyle Rozakis, başta milliyetçiler tarafından olmak üzere Yunanistan’da çeşitli çevreler tarafından hedef alınmıştır.(10)

 

Rozakis’in milliyetçiler tarafından hedef alınmasının ardından eski meclis başkanı SİRİZA milletvekili Nikos Vutsis, Skai fm’de bir radyo programına telefonla bağlanarak Rozakis’e karşı yöneltilen saldırıları ve tepkileri ‘yamyamlık’  olarak nitelendirmiş ve ‘‘Sayın Rozakis seçkin bir avukat ve yargıçtır. Uluslararası Kuruluşların ve Mahkemelerin en önemli pozisyonlarında hizmet ederek Yunanistan’ı temsil etmiştir. Uzman konumuyla adaların yetki alanlarına atıfta bulunarak açıklamalarda bulunduğu için son günlerde yamyamlıkla karşılaşması kabul edilemez. Dış politika meselelerinde tehlikeli milliyetçi popülizm, ülkemize yıllar içerisinde çok pahalıya mal olmuştur ve bütün siyasi güçler bu tutumdan uzaklaşmalıdır’’ ifadelerinde bulunmuştur. (11)

 

 

Doç. Dr. Cihat Yaycı- BAU DEGS Başkanı

Zeynep Ceyhan-BAU DEGS Uzmanı

 

 

Bahçeşehir Üniversitesi Denizcilik ve Global Stratejiler Merkezi

 

 

Kaynakça

 

1) Yayci, C. Yunanistan Talepleri (Ege Sorunları) Soru ve Cevaplarla. Ankara: Türk Tarih Kurumu, 2020, sf. 10-11.

 

2) Yayci, C. Yunanistan Talepleri (Ege Sorunları) Soru ve Cevaplarla. Ankara: Türk Tarih Kurumu, 2020, Sf. 95.

 

3) Yayci, C. Yunanistan Talepleri (Ege Sorunları) Soru ve Cevaplarla. Ankara: Türk Tarih Kurumu, 2020, sf. 93-94.

 

4) Yayci, C. Yunanistan Talepleri (Ege Sorunları) Soru ve Cevaplarla. Ankara: Türk Tarih Kurumu, 2020, sf. 99.

 

5) Yayci, C. Yunanistan Talepleri (Ege Sorunları) Soru ve Cevaplarla. Ankara: Türk Tarih Kurumu, 2020, sf. 102.

 

6) Yayci, C. Yunanistan Talepleri (Ege Sorunları) Soru ve Cevaplarla. Ankara: Türk Tarih Kurumu, 2020, sf. 114.

 

7) Ηρακλείδης*, Αλέξης. Οχι Στην Επέκταση Στα 12 Μίλια Στο Αιγαίο. 24 Oct. 2018, www.efsyn.gr/stiles/apopseis/169407_ohi-stin-epektasi-sta-12-milia-sto-aigaio.

 

8) Πουλής, Κωνσταντίνος, and Μηνάς Κωνσταντίνου. “Συνέντευξη Με Τον Καθηγητή Αλέξη Ηρακλείδη: ‘Η Τουρκία Δεν Είναι Επιθετική.’” The Press Project – Ειδήσεις, Αναλύσεις, Ραδιόφωνο, Τηλεόραση, 17 Aug. 2020, thepressproject.gr/synentefxi-me-ton-kathigiti-alexi-irakleidi-i-tourkia-den-einai-epithetiki/.

 

9) Newsroom. “Αποψη: Μία Απάντηση Στο ‘Κύματι Θαλάσσης.’” Η ΚΑΘΗΜΕΡΙΝΗ, www.kathimerini.gr/society/994610/apopsi-mia-apantisi-sto-kymati-thalassis/.

 

10) Κάκη, Μπαλή, et al. “Η Υπόθεση Ροζάκη: Ο Κανιβαλισμός, Το Καστελόριζο Και Οι… Πατριώτες.” Η ΑΥΓΗ, 6 July 2020, www.avgi.gr/article/10842/11251807/o-kanibalismos-to-kastelorizo-kai-oi-patriotes.

 

11) Sputnikcdn2.img.sputniknews.gr/i/logo.png. “Βούτσης: Κανιβαλισμός Εις Βάρος Του Ροζάκη – ‘Όχι’ Στον Εθνολαϊκισμό.” Sputnik Ελλάδα, Sputnik Ελλάδαcdn2.Img.sputniknews.gr/i/Logo.png, 3 July 2020, sputniknews.gr/politiki/202007037734002-voutsis-kanivalismos-eis-varos-tou-rozaki—ohi-ston-ethnolaikismo-/.