Yunan – Rum Basınından : “ SAVUNMA BAKANI AÇIKLADI…”

“KIBRIS’I LOJİSTİK DESTEK MERKEZİ HALİNE GETİRMEK İÇİN LİMANLARI VE BAF’TAKİ ÜSSÜ YÜKSELTİYORUZ”

 

“GEREK FRANSA İLE GEREK DİĞER DOST ÜLKELERLE, DENİZ KUVVETLERİNİN BÖLGEDEKİ VARLIĞININ YÜKSELTİLMESİ ORTAK KARARINA VARDIK”

 

“STRATEJİMİZ, DOĞU AKDENİZ’DE DOĞRUDAN VEYA DOLAYLI MENFAATİ BULUNAN ÜLKELERLE EYLEMLERİMİZİ AYNI ÖLÇÜDE SÜRDÜRMEKTİR”

 

Rum Savunma Bakanı Haralambos Petridis, Fransa’nın Rum limanlarını ve Baf’taki “Andreas Papandreu Hava Üssü”nü kullanmaya talip olduğu bilgilerini doğruladı. Petridis, limanların ve hava üssünün “öncelikle RMMO’nun ihtiyaçlarının karşılanması, ardından da Avrupa ülkelerinin lojistik açısından desteklenmesi için iyileştirilme yolunun açıldığını söyledi.

 

Haftalık Kathimerini, Petridis ile yaptığı söyleşiyi manşetten “Limanlar ve Baf Üssü Yükseltiliyor… Hedef, RMMO’nun İhtiyaçlarının Karşılanması ve Avrupa Ülkelerine Lojistik Destek Sağlanması” başlığıyla aktardı.

 

“Hedefimiz, bölgenin güvenlik ve istikrarının takviyesi edilmesidir. Bu hedefin, gerek Fransa gerek diğer ülkelerle bu tür iş birlikleriyle başarılabileceğine inanıyoruz. Bu konuda izlediğimiz stratejinin, doğru bir zemin oluşturduğunu ve vatandaşlarımızda güvenlik duygusu yarattığına inanıyorum” diyen Petridis, Fransa’nın Doğu Akdeniz’e büyük ilgi duyduğunun altını çizdi.

 

Petridis, Güney Kıbrıs’ı bir lojistik destek merkezi haline getirmek için Rum limanlarının ve Baf’taki hava üssünün yalnız kendilerinin değil Avrupa ülkelerinin ve diğer ülkelerin ihtiyaçlarının da karşılayacak şekilde iyileştirilmekte olduğunu anlattı.

 

Son dönemde Fransız fırkateynlerinin ada çevresindeki varlığının arttığı hatırlatılarak bunun, Güney Kıbrıs-Fransa askerî anlaşmasıyla mı alakalı olduğu sorulduğunda Petridis, “Fransız donanmasının buradaki varlığı Fransa ile aramızdaki askerî ve genel iş birliğinin yükselmesinin fiili göstergesidir” dedi, özetle şunları ekledi:

 

“Stratejimiz, Doğu Akdeniz’de doğrudan veya dolaylı menfaati bulunan ülkelerle eylemlerimizi aynı ölçüde sürdürmektir. Gerek Fransa’yla gerek diğer dost ülkelerle, Deniz Kuvvetleri’nin bölgedeki varlığının yükseltilmesi ortak kararına vardık. Bu varlık, durumun militarize edildiği mesajını içermez. Kıbrıs Cumhuriyeti olarak bunu defalarca ortaya koyduk.”

 

Fransız silah sanayiin RMMO’nun silahlanmadaki mevcut ihtiyaçlarını giderip gideremeyeceği sorusuna karşılık, 8 yıllık bir silahlanma programı belirlediklerini söyleyen Petridis, “Elbette Fransa’dan silah sistemleri ve askerî imkânlar satın almakla ilgileniyoruz. Stratejik açıdan dostane ilişkiler içinde olduğumuz ve bu nedenle iş birliğimizi daha da artırmak istediğimiz ülkelerin silah sanayiini yeterince değerlendirmemiz gerekir” dedi.

 

Petridis’e, Rum tarafında, Güney Kıbrıs’ın üçüncü bir ülkenin saldırısına uğraması halinde Fransa ve benzer anlaşmalar yaptıkları diğer ülkelerin nasıl bir rol oynayabileceğinin sorgulanmakta olduğu hatırlatıldı. İkili veya çoklu savunma ve askerî iş birliklerinin Güney Kıbrıs’ın “güvenliğini takviye ettiğini ve her türlü tehdide karşı caydırıcı olduğunu” öne süren Petridis, şöyle devam etti:

 

“Unutmayalım ki Kıbrıs Cumhuriyeti MEB’inde Avrupa Birliği’nin çıkarları da tehlikededir. Bunun paralelinde üçüncü ülkelerle iş birliği, hiçbir ülkenin, özellikle de Kıbrıs’ın tek başına başa çıkamayacağı çağdaş ‘hibrit’ tehditlerin göğüslenmesi için önemlidir.”

 

ABD-Güney Kıbrıs iş birliğini değerlendirmesi istenen Petridis’e gerek iş birliğini gerekse silahlanmayı değerlendirmek üzere kurulan ortak komitenin çalışmasını tamamlayıp tamamlamadığı soruldu.

 

Sözlerine “Kıbrıs, ezelden beridir BM Güvenlik Konseyi daimi üyesi ülkelerle iyi ilişkiler içerisindedir” diyerek başlayan Konstantinos Petridis, şöyle devam etti:

 

“ABD ile savunma ve güvenlik iş birliğimiz stratejik öneme sahiptir ve kimsenin aleyhine değildir. Ambargonun (silah satışı) kaldırılması iyi ilişkilerimizi daha da genişletiyor ve egemenlik haklarımızın bize verdiği bütün olanakları değerlendiriyoruz. Kurulan Kıbrıs-ABD ortak komitesi iş birliği yöntemlerini ve Amerikan piyasasının, silahlanma programları açısından ilave bir seçenek olarak değerlendirilmesini inceliyor ve çalışması çok önemlidir.”

 

Gazete, deniz kuvvetlerinin bölgede toplanmaya başladığı 21 Temmuz’dan beridir RMMO’nun durumu nasıl izlediğini de sordu. Türk meydan okumasının son yıllarda çok yüksek düzeye çıktığına dikkat çeken Petridis, “Durumu değerlendiriyoruz ve Yunanistan ve diğer ülkelerle tam koordinasyon içerisindeyiz” dedi, şunları ekledi:

 

“Duruma göre gerekli olan önlemleri alıyoruz. Bu noktada sağduyu ve soğukkanlılığın şart olduğunu vurgulamak isterim. Maksadımız, tansiyonun aşamalı olarak düşürülmesi ve aynı zamanda diplomatik yoldan, mantığın hakim olması mesajı verilmesini sağlamaktır.”

 

Kıbrıs sorununa da değinilen söyleşide Petridis’e, Kıbrıs müzakerelerinin hangi şartlar altında yeniden başlayabileceği de soruldu. Petridis “Müzakerelerin yeniden başlamasına eşlik etmesi gereken şartlardan biri de Türkiye’nin kanunsuz faaliyetlerine son verilmesidir. Türkiye, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin egemenlik haklarını ihlal ederken müzakerelerin olumlu sonlanması perspektifi yoktur” iddiasında bulundu. Petridis, Kıbrıs sorununda önemli bir gelişme olmasındaki ana engelin Türkiye’nin faaliyetleri olduğunu da iddia etti.

 

Konstantinos Petridis, Rum Milli Muhafız Ordusu’nun (RMMO) operasyonel hazırlık durumunun ne aşamada olduğu sorusunu da yanıtladı. Savunma Bakanlığı görevini alır almaz öncelik olarak, RMMO’nun operasyonel hazırlık durumunun yükseltilmesini belirlediğini anlatan Petridis, “Bu çerçevede, Muhafız Ordusu’nun modern ihtiyaçları temelinde 8 yıllık bir silahlanma programı izliyoruz. Bunun paralelinde, Muhafız Ordusu’nun operasyonel kabiliyetinin daha da artırılması için bir dizi reform devam ediyor” diye konuştu.

 

Küresel ölçekteki yeni tip koronavirüs salgınının RMMO’nun asli görevini etkileyip etkilemediği sorulduğunda ise Petridis, “Bildiğiniz gibi Muhafız Ordusu yüksek personel sayısı ile ülkenin en büyük kurumudur. Bütün sağlık protokollerine sıkı sıkıya uyuluyor, eğitim faaliyetleri de buna uygun hale getiriliyor” dedi, özetle şunları da ekledi:

 

“Milli Muhafız Ordusu’nun, üçüncü dost ülkeler ile ortak eğitimleri gibi bir miktar faaliyet ertelendi. Ancak, operasyonel kabiliyetini ve olanaklarını mümkün mertebe korumaya çalışıyoruz. Doğru bir planlama ve metot ile hedefimizden şaşmayacağımıza inanıyorum.”